16 Ocak 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 13

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

M 'SON POSTA ——— ——— İARBİ , İttihad ve Terakkide on sene —— Önüncu kısım N İKTISADİ VAZİYETİ azan: Eski Tanin Başmuharriri Muhittin Birgen — No. 10— : o iktatörlüğü Enver Paşa yaptı, les'uliyeti İttihat ve Terakki taşıdı ove Terakki, kendi içinde mevcut olan perişanlığı böyle saklayıp duraca- Nu meydana koysaydı toptan muhalefete geçer, diktatörlüğü yapan da a h sülistimal| Btihat ve Terak tiktan sonra B ilk safhaâda b K— l 2 P. # a ha iıı tlurlu müşkülât karşısın- Aha koıarafmn levazim beledi- | lzbu;ârhkla cı_:-fa edebildiği 'e teşkilay verdi;-öte faraftan âtıi Ka ! tının' köntrolü daha 'Ş vlet , idaresizlik- €r ve anafor- ki teşkilâtınin olmuştu. Onü elediye bu işle nunları çerçevesi olların Oldu İ deşıud Muhakkaktı. Bütün Wıj olayı, yalnız tevzit ve A 'e m ltıntneşîrljl olup tedarikinden B b adiği ekmek işinden A buza akta gecikmedi ve İlevan: aıfa' yolda vagona hâ- | Min bu işi * Almasını istedi, iÇinden K çekildi, A ân Zatfırıda e ra yerde n kalitesi :r;]“îk_ _fena.laşmıştı. Le - ! ik isin kendi elinde da- : göstermek üze- mîzâlttıaf de bunda da çok - ka%î _buğdaysızlıktan. Rün bozuîî:fı tağşişten dolayı . S0k berbat oldu o kadar MYeti gl teko kadar arttı ki nihayet Tar İstanbul W doi 'he;y'cti mer taptğı a im gelldı. Onun BU eai Yapa'bıleceği sabit Bt kima ie hîrbın son sene - # den eyetf_ muddetl için iş ev- ehi 1 merkeziyeye, son- t Üzeni ; W Recti Üzerine kurulan iaşe Pllan kontr - İr ea doğrudan O da bu BbbiL. c Ü .. Cteğini fenalaştı ve g __Hn"Ei taraftan | Slisadı Rt_)ze Çarpar, O za- #SU gih; İanâ ş İ_i_lmamen mef- BK unsur m_lltehasaıs sayı- M bir g, 1 yoktu. Bu lâve . d harbin fevkalâde Skeri bi *T ve kontrol kabul h |) dur*l arenin bütün ha- n 8ünu düşünürseniz ' ' iktisade ; :f! İ. m'i'ad* idaresinin ne tarz- WMarbe, :öoı Uğunu anlarsınız. Üt sahil) © böyle, iyi bir as- Berilik 43 H hih;i ş K ha adıy 1o : rtak girdi; bünu Bim a. * bile askeri teşki - DD | Otedenberi B | '___ biı— iş | ..' Yaptığımız ve #t yan aodus':l için harp es-| Ç &rıfmzn b F)" dcreceye ka- * yllsadı işı;,dda ll_î_maı edebildik. j M ) * Türkiye tam ma-| Uğu is; Iç ıal'ın Yapmaları # çe Tolen iş j rlmce harbi iktısaden ' © Zamanlar İttih Yapıla at alrna_ı_k ve Almanya - Mvvete hâkim T taraftan Ker laraftan A n Pe kurulm olmak istihlâki ir iktısat siyar | Fakat, İttihat korkarak M Yösterdi Mete geçmek- l ! "diyse harb esnasın- ! | : _şında patlıyaca—l | getirip | a istihsali tak-| ve ikbal | mes'uliyeti üzerine almıya mecbur olurdu Enver Paşa da da sulistimal vererek iaşe nezaretini yaptı. Fakat, artık iş işden geçmişti. Hâlis İttihat ve Terakki muhitinde hâkim olan kl_lV.' vetli bir püritanizm, yani te"_“zı'k kaygusu ona uzun ve kıymetli bir za- man kaybettirmişti. Bu noktada İttihat ve Terakki lehi- ne kaydedilecek yegâne bir mâzeret vârsa o da, ilk zamanlardan itibaren askeri idareye söz geçirememiş olma- HASAN Acı Badem Kremi Laş Acı badem kremi cilde yarar, Cilde hayat, düzgünlük / ve tara- vet verir, Cildin kırleı'ın'i, zehirle- rini, fena yağlarını teışıı_ıler. Bu- ruşukluklarını, ıeke_ılı_:rmı, çilleri- v ergenlikleri“i’ sıvılc_elerini iza z öder Çirkin çehreyi güzelleş- tirir ve ihtiyarlığı gençleştirir. Fakat acı badem krIEmini herkes yapamaz ve bu kremi mutlaka acı badem yağile yapmak lâzımdır. Bu hem müşkül ve külfetli, hem pahalı bir i$ olduğun(_lan biraz acı adati esansile vazelin yağını ka- rıştırarak yapılan kr.emleri kulla- | nan bayanlar cildlerini bozuyor- | lar.. Halis acı bademden pek büyük fedakârlıklarla istihsal edilen ha- kikâ acı badem yağını krem haline | getirmiş olan kolonyasile ve müs- tahzaratile meşh!n' eczacı Hasan- dır : İtriyatı nefis ve caziptir. Hasan acı badem yağı kremile, Hasan yağsız kar kremini ve Ha- san yarım yağlı gece kremini ba- seve seve kullanmakta ve anlar ; y Hasanı tebrik etmektedir- eczaci | ler. A Sabun, kolonya, losyon, lâvanta, briyantin, Saç sıı!arı, sürme, pud- ra, tıraş bıçağı, diş fırçaî:ını diş su | ları, diş macu'r_ılan_ ve her türlü ıt- riyat Ve müs.ahz_araı('a. anütlaka | H'asan markasını isteyiniz ve ara- yınız. Basan dep.Gu: Ankara,_ a tanbul, Beyoğlu, Beşiktaş, Eskişe- | hir. d |müsaid olmadığını söylerlerdi. beşinci Mehmetle istihkâm bahçesını ziyaret esnasında ile itham edilmektefı korkarak bu kadar zaruri olan 'PIT_ höğ' kimiyete atılmaktan ©o suretle ictina etti. Neden sonra, tam bıçak_ kemiğe dayandığı bir sırada idi ki bu işe karar sıdır. Hattâ söz geçirememiş olması, yalnız Enver paşanın şahst mukaveme- tinden ve İsmail Hakkı paşayı da sım- sıkı tutmasından ileri gelmez. Bunda o zamanki «askeri efkârı umumiye - nin)» de tesiri vardır. O zamanlar as - kerler arasında mevcud olan fikir cere- yanı sulh zamanlarında sivillerde olan bütün selâhiyet ve kuvvetlerin harb ile beraber askerlere geçmesi lehinde olduğu için İttihat ve Terakki inkılâ- bının asıl idealist, enerjik ve halkcı kuvvetini teşkil eden sivil unsur bu mukavemet karşısında kendisini âciz hissetmiştir. | Ben İttihat ve Terakki içindeki bu |sıkıntıyı, bütün mes'uliyetin kendisi- ine râci olduğunu ve olacağını hisse - dip, hattâ yakinen bilip de kendisini D | . U .. “. işler karşısında âciz görmekten müte- vellid ıztırabı çok yakından görürdüm. !O zaman arada sırada yaptığımız has- 'bihallerde şu fikri müdafaa eder - “dim: L — İttihat ve Terakki, kendi içinde (mevcud olan perişanlığı böyle sakla - yıp duracağına onu meydana koy - .malı ve hastalığı millete gösterip onu İkendi kendisini müdafaa — edebilecek |bir mevkie getirmelidir. Derdi sakla - mak, devasını bulmıya mânidir. İttihat ve Terakki bu suretle her türlü nüfuz ve haysiyetini kaybetmeğe mahküm bulunuyor. Günün birinde hâdiseler onu yıkacak ve maalesef onun yerine başka bir kuvvet de hazırlanmış de - gildir. Eğer onun içindeki - perişanlık ve ıztırab meydana atılır. ve millete mal edilirse o zaman millet, tabit olan bir nefis muhafazası hissile hem bir taraftan fenalıklara mâni olabilir, hem de günün birinde İttihat ve Terakkiyi istihlâf edebilecek — bir kuvvet yeti - şir. Siyasi namuslarına güvendiğiniz bir kısım insanı serbest bırakınız ve sizlere verdikleri sözlerden dolayı on- ları bağlı tutmayınız. İttihat ve Terak- ki içinde güvenebileceğiniz bir kısım vardır ki bunlar hem tenkid, hem de inşa kabiliyetini hâiz insanlar- dan mürekkebtir. Bunları serbest bı - rakırsanız mecliste, matbuatta, kon - grelerde yapacakları tenkidlerle bir ta- unsur kım işlerin doğru yola girmesine hiz- met ederler. Ben ve benim gibi daha bir çokları 'her vesile ile bu fikri müdafaa ederdik. Fakat, onlar daima bunun için zaman Belki de haklı idiler. Fakat, ben hâlâ onlara hak veremiyorum. Böyle bir yoldan gidilmiş olsaydı nihayet asıl idealist İttihat ve Terakki toptan muhalefete geçer, Enver paşa ve etrafının harb esnasında gizli surette tatbik etmiş ol- duğu diktatörlük usulü resmt bir şekle girmiş bülunurdu. (Arkası var) Sayfa 13 Hikâye ! - BOMBA e Yazan: Pierre Dominigue * Ona demişlerdi ki: — 137 numaralı evin önüne saat tam dörde sekiz kala varacaksın, ona göre hareket et. İçeri girer girmez hemen dört ayak ol ki kapıcı kadın seni gör- mesin, O saatte o, daima örgü ile uğra- şir, kedisi de kocağında uyur, senin kat'iyen farkına Varmaz. İkinci kata kadar çıkarsın. Karşına gelen kapı. Paketini paspasın üzerine bırakır, ra- hat rahat inersin. Kapıcının odası ö- nünden geçerken gene dört ayak yü - rümeği unutma, Sonra hiç telâş etme- den yürürsün., Bomba tam dörtte patlı yacak, Bol obl vaktin var. Bombayı götürecek olan Jean La - serpe otuz yaşında bir delikanlı idi ama ruhu, on iki yaşında bir çocuk ruhu idi; gayetlede coşkun tabiatli bir adamdı. Bomba, anarşistlerin mahke- mesinde fevkalâde şiddet göstermiş,. onlara ağır cezalar vermiş olan rei Foucard'ın evine konacaktı. Jean Laserpe aldığı emri harfi har- fine icra etti. Şimdi sokakta idi, kalbi çarpıyordu, başını kaldırıp karşıdaki saate baktı; dörde altı var. Demek ki uzaklaşmak için daha altı dakikası var- dı: altı dakikada herhalde dört yüz metre yol yürür ve polis memurların- dan da, merak edip koşacak ha'llftap da korunmak için bir yere girebilirdi. İşini mükemmelen yaptığı için koltuk- larını kabartsa yeri vardı... İlk üç ağı- mı, zafer kazanmış bir adam tavrTı ılî attı. Sonra birdenbire durup adetâ yüksek sesle: — İkinci kat! dedi. Sapsarı kesildi. Asma kat, İnci kat. 2 nci kat. Deminden yaptığı bütün hare- ketleri sanki tekrar birer birer yaşadı. Budala! Asma katı da nereden çıkar- mıştı. 137 numaralı evde asma kat yok- tu ki!... Düşmemek için bir duvara da- yandı. Kalbi paralanacak gibi çarpı- yordu. Âdetâ bağırırcasına: — Üçüncü kattaki paspasa koydum, dedi. Gerisin geri döndü. 137 »numaralı evin eşiğinden içeri yıldırım gibi girdi. Koşacak, sıçrıya- Çeviren: Nurullah Ataç bahatsizin ölümüne sebeb olmamyal!... « Bu heyecanla adetâ kanatlandı, sıç - radı, merdiveni hızla çıktı. Kapıcı ka dın da peşinden: « Seni haydut seni!» diye bağırarak koşuyordu. Fakat Laserpe bir geyik çevikliği ile koşmuş, ikinci kata varmıştı, şim- di, kendisine haftalardan beri tek- rar edilen sözü tekrar edip duruyordu: «İkinci kat, Foucart ikinci katta otu - rur!» Başka bir şey düşünemiyordu . Bir tazı avın önünde nasıl duruverirse o da ikinci katta öyle duruvermişti. Paspasın üzerine baktı, bir şey göre- medi. Tereddüt edilecek sıra değildi. O xat- ta oturan adam, Laserpe'in tanımadığı o adam bombayı almış olacak... Laser- pe zili çaldı, kapıya yumrukları ile vur- du, tekrar çaldı. Çıldıracak gibi olu « yordu. Bir an kapıyı kırmağı düşündü, Dörde iki var,.. Arkadan da kapıcı ka- dının soluk soluğa geldiği duyuluyordu. Birdenbire kapı açıldı, eşikte ihti - yarca bir adam gözüktü. Beyaz bir sa- kalı vardı. Laserpe, heyecandan. ve tıkanıklık « tan sesi titreyerek: — Demincek kapının önünde paket bulup aldınız, değil mi? O bir bomba idi, Verin. Ellerini uzatmıştı. İhtiyar gülümse- di : — İçeri buyurun, dedi. Kapıyı kapadıktan sonra da: — Ya! dedi; demek ki beni öldürmek istiyorlardı. Hayret etmem. Ben veis Foucart'ım. Laserpe: — AÂman yarabbi! dedi, öyle ya! gene yanlış geldim, yukarı katta idi. Kapıyı açmağa çabalıyordu. Foucart onu omuzundan yakaladı: — Geç kaldınız, dostum, dedi. Yandaki salonda saat dördü vuruyor- du. Reis: — Benim saatin ayarı da doğrudur, bir dedi, Reiş caktı, fakat bir - denbire durmağa mecbur oldu, göz- leri faltaşı gibi a- çılmıştı. — Kapıcı kadın önüne di - kilmişti. Jean La Yarınki nushamızdı : Feleğe küskün Yazan: Muazzez Tahsin dedi, Bir kaç saniye süküt içinde geçti. Laserpe'in gözleri yaşarmıştı. — Müthiş şey dedi. Bir masum ölecek! — Hiç merak etmeyin. Yaekafı katta oturan kira cı demin sol'ağa çıkmıştı. Hem öy serpe — şapkasını çıkat'dı ve biraz çekingen bir delikanlı edasiyle: — Monsieur Foucart'ı görmek isti - yorum, dedi. — Evde değil. Kapıcı kadın hiddetli hiddetli konu- şuyordu. — Madame Foucart da yok mu? Kadın omuzlarını silkti: — M. Foucart evli değildir ki... Ne söyliyecekiiniz? İçinden de: «Kimbilir? dolandırma- ğa mı gelir, nedir? » diyordu. Laserpe: — Kendisini bir mektup için göre- cektim, dedi; yani bir takım kâğıtlar var... Herhalde evinde birini bulurum. — Kâğıtları bana bırakın, Ben kendi- sine veririm. — Bizzat elimle teslim etmem lüzım.. — Ne kadar da itimatsızmışsınız. Laserpe, © kocakarının karşısında büsbütün sinirleniyordu. İçinden de : «Dört dakika kaldı, üç dakika kaldı, diye söyleniyordu. Bir masumun haya- tını kurtarmak istiyorsan kaybedilecek vakit kalmadı. Yakalanırım, başımı ke- serler ama bir suçlunun yerine bir ka- le pek acınacak bir adam, değildir, her gün bana hakı- Tet eder, gazetecidir. Reis; «Gazetecidir» derken bomba da Patladı. Sanki kapıya yumruk indiril- miş gibi bir şey oldu. Duvarlar titredi, Pencerelerin camları şangır şangır kı- rıldı, tablolar yere düştü., Tavandan da alçı parçaları yağıyordu. Reis ceketinin yakasını silkip: » — Doğrusu iyi bomba imiş! dedi, Odanın içini bir toz bulutu kapla - mıştı. Dışarıdan bağrışmalar işitili - yordu. Sonta hızlı hızlı âyak sesleri duyuldu. Kapıcı kadın: — Ev başımıza yıkılacak! kaçan kaç- sın! diye bağırıyordu: Reis Foucart hiç sükünunu bozma - mıştı, elleri bile titremiyordu; büfeyi açıp bir şişe ile iki kadeh çıkardı. İki - sine de güzel bir erik likörü doldurdu' — Arka merdivenden inersiniz! dedi, sizi tevkif etmek benim vazifem değil. Kadehlerden birini Laserpe'in eline tutuşturdu: — Yakında terfi onun şerefine içelim! göreceğim, dedi GRİIiP eee REk “NEDKALMINA ea NEOKALMINA KAŞE « e?7

Bu sayıdan diğer sayfalar: