Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
VP ÇAM N abah olacak, cimri yatağından S tağına yatacak. Bu iki azman arasında geçen bir günlük hayatı yok mu? İşte ben — o hayatın ufacık bir kısmını yazacağım. * Sabahtır, cimri uyanmıştır.. Yata - gından çıkar, terliği vardır ama giy - mez., çünkü o terliği altı sene evvel al- mıştır, ve yepyenidir. Giyse eskiyecek- tir. Çıplak ayaklarile pencerenin önü- ne ğider Dışarda yağmur. yağıyordur,. Düşünür: — İsraf, der ,bu kadar fazla yağma- sına ne lüzum var, Pencereyi açar, oluktan akan su ile yüzünü yıkar., Aynayı fazla kullanıp eskitmekten korktuğu için giyinirken ayna karşısın- da değildir. Yalnız boyunbağını bağ - larken aynanın kar$şısına geçer;, Karısı da uyanmıştır: — Bugün ne yemek pişirsek.. Cimrinin — birdenbire rengi &- tar: — Gene mi yemek? — Aç duracak değiliz yal — Aç duracak değiliz ama biz de lüzumsuz yere fazlâ yiyoruz. — Ne yediğimiz var ki.. pilâv.. — Âz mı? Fasulye olduktan sonra pilâva ne lüzum var. Kalori ise fasul - yede de o kadar. Düşün: İki tencere birden kaynıyor, — sarfettiğimiz ateşi, yağı, suyu düşün.. hem bugünlerde fazla yağ kullanıyorsun. — Bir kaşık yağ bir tencereye çok mu? : — Çok tabi, bir kaşık yağa ne ka- dar para gittiğini hesab ediyor mu - sun? Bir kaşık yağ.. Çocuğu da uyanmıştır. — Baba bana para ver, S — Ne parasıl, . — Kendime defter alacağım.. — Bir ay evvel defter almıştım yal — O bitti. : — Nasıl bitermiş. Defter bu biter mi? Ben senin kadarken bir tek def - teri iki sene kullanırdım. Hem nedir o koca koca yazılar.. küçük yaz, çok kü- çük yaz, defter bitmesin, Karısı söze karışır: — — Evde bir dirhem kahve yok! — Olmasın ne çikar, fasulye, kalkacak, ve akşam tekrar ya- | ARAMIZDAKİLER [ı D - CIMRI Yazan: İsmet Hulusi — Misafir, misafir, bu misafirler - den de bıktım. Bizi mahvedecekler. Ce- lir kahve içerler.. haydi diyelim içsin- ler; hem fincanın altında kahvenin ya- rısını bırakmaları yok mu? İşte asıl o sinirime dokunuyor. — Canım telve bu, içilir mi? — Niye içilmesin? Kahveyi satan telve için kahve parasından tenzilât yapmıyor ki.. misafirler eve gelirler.. kapının zilini kullanır, cereyan sarfe - derler. Halıda yürür, halıyı eskitirler; kanapeye oturur kanapenin kumaşını aşındırırlar, yayını bozarlar.. istemem, istemem, ben misafir istemem. Kapıdan çıkarken oğlunun lâstikle- rini görür: : — Bu lâstiklerin hali ne? Burunları delinmiş.. — Delindi ya baba, yenisini almalı. — Alamam, niye alayım. Ökçeleri sağlam ya., şimdiye kadar burunlarına bastığın için burunları, delinmiş.. bir zaman da ökçelerine basa basa yürür- sün.. Sokağa çıkar. İkinci mevki tramvayı bekler. Basamakta durur. Kondüktör gelir: — Var mı biletsiz? Ses çıkarmaz. — Bay sizin biletiniz? Ayağına biri basar; kızar: — Nasırınızı mı acıttım?. — Keşki öyle olsa.. acısı ciğerime — Misafir gelirse? —— çöktü. 'CÖNÜL İŞLERİ! Okuyucularıma Cevaplarım İzmirden «A.Y» imzasile mektup yollıyan genç kıza: İkiye ayrılarak yıkılan bir yuvada çocuk daha ziyade annesinin yanın- da şefkat görür. Hattâ bu anne bir başka kocaya varmış, ve ondan baş- ka çocuklar edinmiş olsa bile. Çocuk babasının yanında, hele bu baba tekrar evlenip başka çocuklar edin- miş olursa eski ihtimamı, itinayı, şefkati bulması hemen hemen müm- kün değildir. Bu her memlekette ve her zaman böyle olmuştuür. Buündan sonra da böyle olacaktır. Bunun se- bebini tahlil etmek güç olur, uzun sürer. Sadece bir dünya kaidesi ola- rak kabul edip geçelim. Burada dik- kat edilecek bir nokta var: Bu anhne çocuğunun muhabbetinde çok kıs- kançtır. çocuğun babasına temayül gösterdiğini, gidip onda kaldığını” görürse muhabbetinin esasında ol- masa bile görünüşünde sarsılır. Ha- kiki hisleri bir toz yığını altında saklı kalır. Annenin değişmesinin sebebinin yeni ve genç kocasını kıs- kanmasından ziyade bu noktada a- ramalı. Hususi vaziyetinize gelince: Aile- ce tanışmadığınız bir gençle, tama- men masumane olsa dahi, konuşma- nız, muhabereye girişmeniz hata ol- muştüur. Bereketversin- bu genci şimdi muhitinizden ayrılmış, müna- sebeti kesilmiş vaziyette görüyoruz. Kızım senin için yapilacak şey gö- nü) vadisinde sergüzeşt aramadan, müstacelen evlenmeye çalışmak, bu olamadığı takdirde hayatını kismen olsun kazanabilmek içip iş aramaya başlamaktır. TEYZE SON POSTA Hakikaten acısı ciğerine çökmüş - tür. Çünkü ayakkabısı çamurlanmış - tır. Bir ay evvel boyattığı ayakkabıyı yeniden mi boyatsın. Cimri memurdur.. işine gider; — Seni müdür çağırıyor. Kendi kendine söylenir: — Ne münasebetsiz adam, günde dört kere çağırır. Düşünmez ki gidip gelmekten ayakkabılarım aşınıyor. Yo- ruluyorum; vakitsiz karnım acıkıyor. Arkadaşlarından birinden bir siga- ra ister, sigarayı ortadan kesip ikiye böler. Yarısını içer, yarısını cebine kö- yar, Sabahleyin altmış paraya aldığı kibrit kutusunu çıkarır. Kibritleri ma- sanın üzerine döker, sayar: — Bir daha bu dükkândan almıya - cağım, gene dört kibrit eksik. Kibritleri teker teker jiletle ikiye bö- ler. — Bilmezler ki.. bunu böyle kullan- malı. Bir kibrit iki kibrit yerine kulla- nılabilir, Deftere yazı yazarken kalemi aşın- masın diye bastırmaz. Öğle olur. Yüz paralık ekmek, elli paralık helva ile karnını doyurur, Akşam olur, jurnale imzasını atar: — Günde iki imza atıyoruz. Bu fazlal Lüzumsuz yere hem defter zi- yan oluyor, hem kalem aşırıyor; hem de memurlar için yorgunluk. Jİşinden çıkar, evine , dönüyordur. Yolda bir tanıdığına rastlar. Görme -| mezlikten gelir.. çünkü görmüş olsa şap kasını çıkarıp selâm vermesi icap ede- cektir. Evet bu şapka çıkarıp selâm vermek âdeti de ne fenadır. Bu yüz. den şapkanın ömrü yarı yarıya azalır. Balıkpazarına uğrar. Bir kilo kuru | fasulye alacaktır. Dükkân dükkân do- laşır. Pazarlık pazarlık nihayet bir yer« de on iki on paraya uyuşur. Alır.. alır- ken sorar: — Bu torba kâğıt kaç paraya size mal olur? — Ön para.. — Yarın kâğıidı getirir, on parayı ge- ri alırım. Evine gider. Zili hafifce çalar, Ka- pıyı açan karısının yüzüne bakar; şaç- larını görür.. saçları kıvrılmıştır, — Bu ne hal ? — Fena mı herkes yaptırıyor, bir ke-' re de ben berberde yaptırayım, dedim. — Hem berberde yaptırdın ha; hal- buki ben maşayı mangalda ısıttın da saçlarını kıvırdın, fazla' ateş sarfoldu | * diye korkmuştum, Bari kaç para git « tid. — Elli kuruş! —Eİli kuruş, elli kuruş:. çıldıraca- Yer altınd 751 Grizu patlaması ço., : müthiş bir şeydır * * »X İnfilâktan sonra çıkarılan cesetler, hep simsiyah kesilmişti: demir raylar makara tiresi gibi direklere sarılmıştı. Kalın lar yırtılmış mukavva o yuncaklara benziyordu a45$e | Maden kuyularındaki çalışmamın /karşılığını ilk defa «para» olarak nasıl ki Kurci kumpanyasından aldı isem, «ateş nefes» kütlemesile ilk yanışım da gene bu kumpanyanın kuyusunda ol- du. : Saç dibinde arabacı olarak çalışıyor- dum., Bir iş paydosunda ocak dışında uşaklarla görüşürken bir kazmacı yede ğinin sırtını yere getirmiştim. Bu, ça- vuşun gözünden kaçmamış. Yaşımın küçüklüğüne rağmen araba sürücülü- ğü gibi ağır bir işe terfi (!) ettirilmiş- tüm. «Grizu» patladığı zaman saç dibinde araba manevrasında çalışıyordum. Hav za tarihinde sayılı kazelardan biri o- lan bu âfetten sağ kurtuluşum işte bu sayede mümkün olmuştur. İşin ilerlemiş bir saatinde müthiş bir patlama oldu., Ocak titredi; sarsıldı. Belimin ortasına yediğim müthiş bir tekme ile, kendimi duvar dibindeki su arkının içinde buldum. Arkamdan biri daha suya düşmüştü. Suya yüzü koyun | gömülmekle beraber sırtımda hafif bir _ yanık duydum. Gürültü kesildikten sonra arkamda yatan bana: — Korkma Etem! dedi. Ateş nefes kütledi. Allaha şükür bizim canımızı bağışladı. Bu, ayni kuyuda çalışan amcamın korku ve -dehşetten kısılmış sesi idi. Korkudan hâlâ kımıldayamıyordum. Amcam beni arkın içinden çıkardı. “Tam grizu patladığı sırada amcam bhe- nim arkamdan geçiyormuş. Lâmbasi sönmüş, onu yaktırmağa gidiyormuş; Kütleme ile beraber bütün ocağı gri- .zu alevinin yalayıp geçeceğini bildiği için beni bir tekmede su arkına yuvar Jlamış, kendi de benim peşimden suya yatmış. Sırtımda duyduğum sızı, ale - vin okşayıp geçtiği gömleğin sırt kıs- mını kül haline getirmiş. Ocak «istop» etti. Günlerce grizunun yaptığı tahribatı gidermek, büyük top rak çöküntülerini açmak için uğraşıldı. Küçük'ayıklama işinde ben de çalışı- grizu-nun yarattığı faciaların ürpertici ğgım, elli kuruş bir saç kıvırması için; bir gün sonra bozulacak, mahvoldum, Öldüm. Bayıldım.. aman bayılacağım.. Beni tut yere düşmiyeyim.. Karısı tutar, cimriyi yere yatırır. Cimri bayılmıştır. Fakat derhal gözle- ri açılır: — Bana bak, der, bayıldım ama ge- ne kendi kendime ayılırım. Sakın dok- tor çağırayım deme.. Tekrar gözlerini kapar. * Cimri ayıldığı zaman bu yazıyı gö - recek ve yeniden bayılacaktır. Çünkü mürekkebe, kaleme, kâğıda acımadan kendisi hakkında üç sütun yazdım. lmet Hulüsi I i Madenlerden bir manzara babayiğit delikanlılardı. yordum. Büyük çöküntüler aşıldıkça | "TaRfair » Yas tak 1 fen tu!* yal dı, W cür manzaralarile burun burut £ laç, (duk, D sef Çıkarılan cesetlem hep*' , | Zil kesilmişti; yüz, göz, saç, T8 Yap dümdüz silinmiş gibiydi. ÜR ©y nımağa imkân yoktu. Yer0üE Şar yolları makara tiresi gibi & rılmıştı. Kalın saç arabalâaf — | oyuncaklar gibi yırtıl.tmış’ü- Yıkılan moloz yığınları ©€4 ci çe çıkan ölülerin sayısı & ' :' N zadan birkaç gün sonra çıkâ ” alk ler davul gibi şişmişlerdi. A r patladığı anda araba çeken * &ğî bazıları kâğit gibi yıı'tıhn bi beraber parçalanmışlar, di d ç : na takılmışlârdı. — * "ij He Yeraltında kuduran atöş * ilk hücumuna ugrayunlâ yoktu. Tarif edilemiyecek V? patlayan gazın tazyikı ilk. b f meleleri paramparça etmış. kafa,büt, gövde halinde baği tavanlara yapıştırmiş, duvâ â mıştı. Bu, gözle görülmeyi#” mağsı müşkül bir sahnedir. — |— Günler geçiyor, çöken toP'') ları açıldıkça toprak al“t.ıııadl?il getlerin arkası alınmıyordu. » , VAteş nefesin yaptığı tahribf ti. Ocak, taraf taraf bırçolt çökmüştü. Asıl hazin sı.hnel_ çükler ayıklandıkça meydafi” du. Amelenin birçoğu grizü tan sonra ocağı kaplayan bü ', zehirlenmişlerdi. Zeliırl!en zıları, bir eli kazmasında, K 5 mür duvarda ayak Üüstü , Ç Bir tamirci amelesi, baltasıllı direğe vurmuş ve baltanın $ sanki canli bir'insan gibi ıy yordu. Ayni yerde çalışan * kucak kucağa yerde yatıyof ”y mal son dakikalarında helâllağ biribirine sarılmışlar ve ölüm vaziyette yakalamış, yere YU p ti. Sanki bir makastan çıkm'5 — ::erğğgşğggîâzygâî-. ” KY LEEP Bu kaza beni çok korkutm'ir tık ocakta, her ne bahasına “| sun çalışmamak kararile ay .ye döndüm. k- Bu ateş nefes kazasında taft” san ölmruş ve 13 katır yavtüğ g* AM KRBDO Hale eklenecek pa Hal binasına eklenecek © &i viyondan kavun, karpuz pB î inşasına şubatta başlana | karpuz mevsimine kadar yar li tirilecektir. Bu paviyon 20 e çıkacaktır. © Yumurta, patates pawyf”ı w ş pılması için 937 butçesıne .— t tahsisat konduktan sonra if? — © lanacaktır. : Hal binasına 370 bin lit — * mişti, İki paviyon da 100 bin * kacağından hepsi 470 bin liray maktadır, h