10 Mayıs 1942 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 2

10 Mayıs 1942 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

6 Bir kaza müddelumumisinin ı | bir jandarma marifetiyle muaye- neye gönderdiği köylü kadma ait i — adli dosyayı okuyor ve şu kısa neticeyi çıkarıyorum: “,,, köyün. den, . kadın ,, tarafından irzma tecavüz edildisini ve bu adamın — halen üç aylık olan çocuğunun babası olduğunu — söylemektedir, Akli muvazenesinin tam olmadı. — ğı hakkında sşüphe hâsıl olduğun- 4 * /— ğun babasımı tayin etmek değil, y » i — nak olduğu için çocuğunun ba. * — günahkâr baba akılir olsaydı ne dan asabiye mütehassısı tarafın. dan muayene edilmek üzere gön. derilmiştir.” ' Karşımda — hâdiseden haberi yokmuş gibi alâkasız duran pej. mürde kıyafetli ve ciçekb'zuğu çehreli kadını gözden geçiriyo. rum, İki ucu göğsünün üst tara. fında düğümlenen torba nevinden bohçasında mavi gözlü gürbüz bir nevzat mütebessimane et. rafına bakımnmakta ve ellerini oy. natmaktadır; hakkında cereyan eden fâciadan bunak anası kadar bihaberdir, Kadın erken bünama denilen ve birçok gençleri ilkba. harında yakalıyan berbat hasta- İlğım sarih arazmı göstermekte. dir, Bu hastalıkta basşkalarımı it. ham etmek ve uydurmak gibi he- zeyanlar mevzubahs olmadığı ci. hetle saf bir eda ile çocuğun ba. bası diye gösterdiği adam hak - | kmda şüphe etmemek lâzımdır, Ancak bir ruh hekimi sıfatile Cümhuriyet Müddeiumumisinin bana sorduğu sey ortada piç dam gasile ve bir kangurunun torba. sındaymış gbi dolaştırılan çö€üs yani deli bulunduğu hakkmda -— bir rapor verdim ve g’m düşünü — ve belki de azgın ve sofu bir ev. linin yapmaş olduğu zina günahi cezasız olarak kapanacak ve ma.. vi gözlü Türk çocuğu deli kadı « nin sırtmdaki torbada yürüyün. ceye kadar- babasız kalacak ve yürüyüp dünyasını aramıya baş- ladıktan sonra artık kafası büs, bütün işlemiyecek olan deli ana. — gmdan bunun hakkmda bir şey Ü. u.b eği içi ü Kalik dırımlarında sürünerek hayalin « de dâaima babasını arıya » caktır. Bu ise garip olduğu — kadar fecidir; ve onun içindir ki - , biraz daha düşünmek hissediyorum. ihtiyaemı Acaba deli ve bu. — basmr isbat edemiyen bu çıplak ayaklı köy zaniyesi münkir ve yapacaktı? Bu piçi doğurmadan 'ıevvelkammdaboğnmve?&hut da doğar doînaz' öldürmeğe kal. kğacakmıy ? — lay ilduğu cihetle bedbaht mec. " 1O SENE EWVEL BUĞÜN; 10 mayıs 19582 Fransız üyan ve mebusan meclisleri kongre halinde müştereken toplana . rak 688 reyle âyan relsi ve cumhurre- isi vekili Alber Löübrönü cumhurreisi “ geşmişlerdir. Reye 826 mebus ve âyan | iştirak etmiştir. * — mösyö Löbrön 1871 — de doğmuştur. Bir çiftçi allesinin çocuğudur, İlk şah. silini köyünün okulunda yaptıktan son — ea Nanaj lisesini ve mühendisi bitir. teğmeni olarak bitirdikten sonra siya | — Bi hayata atılmış ve vilâyetine idare — moclisi azası olmuştur. 1901 de mebus seçilmiş, 1911 de evvelâ müstemlekât, - sonra da harbiye nazırı olmuştur. 1917 de Klemanso kabinesinde ablu- _ ka olarak bulunmuştur, 1981 de Yeni — cümhurretsinin — istifasından saapa başvekll mösyö Tardiyö istifası. Havyattan Drçal ar | “Çocuklarını inkâr eden babalar,, Yazan: De.R.Adasal. zup kadımmı, şu anda yavrusunu deliliğine rağmen sinesine basa. rak südiyle besliyen müşfik ana« yı itham etmeğe hakkımız yok . tur, Kadın köy ağalarınm ve de. 'Tikanlılarının belki de —müstehzi Ve fazilet arıyan nazarları önün. de bir zaniye sıfatile dolaşmakta ve cemiyete hediya ettiği çocu. Bunu inkâr etmeden taşrmakta . dır, Çünkü Ulu Tanrmm veya yüce tabiatın mukadder kanunla.. rına göre doğuran bir anadır ve mütekallis rahim adalesinin bes. Hiyerek ve bir parçası olarak mu. htine verdiği bu varlığı kolay kolay feda edememekte, nesli ko. ruma sevkitabiisile ona yapış - maktadır. Yazdıkca düşünmek istiyorum. Klâsik mesleki vazifesini yapan müddeitumumiye tababetin varlık İarinı aşıp da ister istemez S0S« yoloji ve ahlâk sinirlerine giren bir tabib sıfatile gunu — soruyo- rum: “Muayeneye gönderdiğiniz ka, dm delidir. Bu itibarla belki sözü mesmu değildir ve bir hezeyan sayılır, Fakat sırtında taşıdığı güzel çocuğun kendi yavrusu ol. duğunu deliliğine — bakmıyarak. derhal kabul ediyorsunuz; çünkü buna mahut köyde tesahüp eden başka bir kadım yoktur, Ancak bu ücra ova köyünde de bugün bu gayrimesru bir baba, ya sahip olduğu muhakkaktır, Yavrusunu inkâr eden bu vicdan sız insan kimdir?,, Matuh ve bi. günah bir kadının gafletinden ve hiffetinden istifade ederek bu çifte günahı irtikâp ettikten son« fil ve pejmürde bir delinin sırtın. da brrakan bu adamı bulmak da rum, belki de elinizde başka ip uçları vardır. Bu adif delillerden : modern tababetin bugün ordumuzda da tıbbi tatbi. katına girişilen kan grupları ta. yini ianesile bu yavrunun hakiki babasımı bulabilirsiniz. Bundan başka babadan rocuğuna intikal leden bazı yüz nişaneleri, kafa şekli, burun ve kulak şekilleri gi bi birtakım irsi yardımcı vasr talar da vardır. Adli emmarelere bu tıbbi ve karakterolojik vasıf- ların katılmasile darbir köyde günahkâr ve vicdansız bir babü»- | yı bulmamak imkânsızdır, Ancak böyle mücrim bir baba adaletin | pençesinden kurtulamıyacağı için zavallı yavru biri deli ve biri de suçlu iki ferdin sulbünden gelme ıztırabmı ölümüne kadar çeke - rülmemiş bir kalabalıkla karşılar» tılar, İşe polisler karışmıştı, Top- Jananları sıraya koyuyorlardı. Si« raya girenlerin ellerinde paraları hazır duruyordu, Ne oluyordu? Piyanko bileti mi alıyorlardı? Yoksa, burada kumaş mı dağıtılıyor, ekmek mi Verili. yordu... " Basit bir sorma ile öğrendik ki burada ne ekmek dağıtılıyor, ne kumaş veriliyordu, ne de milli pi« yango bileti alıyorlardı. Bu kala« Falık birer deste oyun kâğıdı pe- şindeydi. WHaz'n bir haklkkat,.. Panun mânâsımı bu . satırları oe 100 milyon Hiraya SERMAYESİ çıkarılıyor Sümerbank sermayesine de 50 milyon lira eklenecek Ankaradan haber verildiğine göre, | sanayi progğramına devam ve taahhüt ettiği tevzi işinin şümullendirllmesi İ- çin Sümerbank sermayesine SÖ milyon lira ilâvesine ve Etibank sermayesinin âe 100 milyon liraya çıkarılmasına Ka- rar verilmiştir,. Sığır vemandaların ! kesim tahdidatı Yeni bir kararname ile değiştiriliyor Dün akşamki radyo güzetesi, — bazı koördinasyon kararlarınım bugün, yü- rmm resmi gazeteyle — neşredileceğini bildirmiştir. “1 — Statüsü martm sonunda neş - redilen 10 milyon lira sermayeli dağıt ma oöfisinin kadrosu vekiller heyeti - nin tasdikine iktiran etmiştir. — Ofis pek yakında faaliyete geçecektir. 2 — Neşredilen bir kararname ile lü yaşma kadar sığır ve — mandalarla 8 yaşma kadar dişi mandaların kesilme. leri menedilmişti, Yeni bir —karar bü kararname hükümlerini değiştirerek yalnız 5 yaşma kadar sığır ve manda. ların alım, — satım ve kesilmelerini menetmiştir, Bu suretle — kasaplarda kesimlik hayvanların çoğalması te - min olunacaktır. 3 — Subaşı teşkilâtma dair karar - name vekiller heyetinin — tasdikinden çıkmıştır, Yeni kararnameye göre her muhtarlıktan bir subaşı ve çiftliklerle, dımcıları bulunacaktır. Amelt olarak en iyi yetişmiş çiftçi. ler arasmdan seçilecek olan subaşt « lart mahsulü tarlada iken tahmin a - decekler ve böylece memleketin istih. sal sahalarımdaki mahsul miktarı aşa. ğı yukarı tam olarak — anlaşılataktır. Bubaşılarına ayda 5 ilâ 10 lira, yardım edarma 3 ilâ 4 lira maktu üÜücret ve. rilecektir. n w Çocuk esirgeme kurumunun toplantısı İstanbul çocuk esirgeme kurumu - nun ümumi heyet toplantısı — dün 38 şube mümeesilinin iştirakile — yapıl . Bir senelik faaliyeti hulâsa — eden rapora göre kurum İstanbul merkezi, nin bütçesi 939 yılımdan itibaren ted - ricen artmak suretile 131 bin — lirayı bulmuştur. Geçen 941 senesi zarfında şehrimizin beş yerinde çocuk dispanse, ri, Üç yerinde süt damlası, İki yerinde gündüz bakrm evleri, iki yerinde çocuk ——— ipekli Küçücük mahkeme salonunu do. kuz suçlu dolduruverdi. Aralarım. da bir de çarşaflı bayan var, Bay hükim: .— Bu hanrm da ne arıyor? De Şince: Mübaşir; “o da onlardan!” diye tevap verdi. Kaâğm — Dur bakalım hele, de. di, daha belli değil, İpekli kumaş hırsızlığmı birkaç gün evvelij gazetelerde havadis $eklinde okudunuz, Dokuz kişller: skender, Fehmi, Hüseyin Nar, Hü seyin Eminoğlu çalmaktan; Asım, Sabri, Kâmil, Maksut, Ziynet al- maktan ve malı saklamaktan suç- lular, Çalmaktan - suclu olanlar muhakeme sonunda tevkif edildi, Diğerleri ise Şİmdilik serbest kal. dıdar, Bunu biliyorsunuz. Simdi size çalmaktan suçlu olanlar — işi süylere r: Dördü de Rizeli, Fransızcanın Marsilya şivesi gibi Türkçenin d6 Karadeniz şivesi Şaktak ve ahönk. tar. Fakat ne yazık ki taklit e- demi İskender — Galatada rıhtımlarda hamallık yapıyor, An. httı: — Eşya parzar günü geldi, Ka. sım babanm ardiyesine kondu. Ma- ' hx biz tüccarlara Fehs miyi buldum, Şunları dedim para yapalım zengin oluruz, Fehmi, “be nim bir arkadaşım var., hele bir miş Hüseyin Narı bulmuş, geldi: “yer hazır, dedi, sabahleyin taşı- rız” Tophaneden bir araba tuttuk, ıı_mlla.rı arabaya yükledik, Ver eli. ni Sultanhamamı, Sultanhamamın da bir dükkânm önüne malları ba- rek savdık, Fehmi gitti bir kam- Harar malhr bu sefer de kamyona yükledik, Doğru Feriköyüne, Ora- da yeni yapılmakta olan bir evden yirmi metre mesafede etrafı tuğ- ladan, üstüntün kiremitleri daha konmamış, drvarlarımm sıvası Sü- kapısını açtık, - Ben bu dükkânm timin olduğunu bilmiyordum. Mak sııduıımıış._ Maksudun — kendisini görmedim. Malları buraya ver: leştirdik. Üç saat kadar oradi kaldık. Üç saat sonra Hüseyin Nar yanımıza geldi, Ona: “Bu malları satmak için bize vas sıta ol Sana yüzde yirmi beş ve- g;ü, dedik, Biraz düsündü, “Bu Durun bir arkadaş daha buhşımîn. bakalım nasıl olur” dedi, gitti. Hüseyin Eminoğlunu getirdi, Mu- tabık kaldık, Ona da yüzde yirmi beş verecektik, İki Hüseyin çekip gittiler. Akşam oldu, Hüseyin Ng:.lg:ldi. Ydîmeğimizi getirdi, Biz yakalanırız diye dışarıya çıkmıyor duk, Hüseyin bize: “merak etme- yin, öteki Hüseyin müsşteri — bul. muş, safacağız” dedi, O gece orada hararların üstün: de yattık. Hüseyin sabahleyin er- kenden çıktı, gitti, O sırada yeni evin işçileri Ve sıvacıları geldi « ler, Biz o gün kadar aç çocuk bahçesi açılmıştır. kaldık. Hüseyini bekledik. Hüse- 10 MAYIS — 1942 Bir Peri masalı mı, kumaş hırsızlığımı ? Yazan: SAİT FAİK yin akşam üstü bir sandıkla geldi. Şimdilik satılacak olan malı bu san dığa doldürduük, Bu (16) top siyah araba İle göldi, Malı yükledi. Bi. Ze de yiyecek bıraktı, Gitti, Biz yine o gün oradan çıkamadık, Ka. pı aralarından sıyacıları seyrettik, Sigara siğara üstüne içtik, Ak. şam tistü İki Hüseyin de geldiler, Eminoğlu “burası benim akrabam Mafısudundur, Haber alırsa olmaz, şu malr bir başka yere taşıyalım, Ben size dört beş sandık, kilim milim getireyim, eşya dengi gibi yapar, — göç taşıyormuş gibi gön- deririz.” dedi, Gitmişler Topkapı- da-bir ev bulmuslar, Sandık — ve kilimlerle geldiler, Malları güzel balya yaptık. Ev eşyasmdan fark sızdı, v Sonra efendim sabahleyin “er- ken oldu!" bir araba getirdi, Biz tabii kapının aralığından bakıyo - rüz. Hamallar kapı önündeki malı yüklediler, Evvelâ arabayı gön. derdiler. Sonra Hüseyin Narla beraber ikisi yollandılar, Biz o gün orada kaldık, Yalnız araba bü tün malr almamıstı. Geriye Üüç balya daha kalmıstı. Aksşamr bu minval üzere ettik. Aksam üstü Hüseyin Nar bir taksi İle geldi, İkimiz bindik. Fehmi orada üç *dengin yanmda kaldı, Topkapıda bir eve vardık, Sahahisi Fehmi de onunla konuşayım,, dedi, gitti, git? geldi. Sonra Eminağlu bir çuval mal yaptı. Gitti, Ertesi sabah da polisler bizi bastılar efendim, Ben yalnız Fehmi İle anlaştım, Fehmi de öteki Hüseyin Nar'la Hüseyin Nar da Eminoğluyle anlaşmış, Ö- tekilerin hiçbirini. ben tanmmam, İskender tatlı tatli, teferruatımı dahi unutmadan böylece anlattı. — Böyle mi oldu İskender? Dedi, — — Böyle,, — Oldu mu ya İskender? Yap- tığımı beğendin mi? Karakolda bu ifadeyi mi verdin? — Karakolda ne söylediğimi bil. miyorum ki efendim çok sıkıştardı. lar, — Canm ne diye böyle söylü- yorsun? Bülbül gibi söyliyeni ne diye sıkıştırsınlar ? Fehminin Karadeniz şivesi ise da ha canlı, daha öynak: — İskander malları teslim etti. l)_oğı'u söylüyor; anlaştık, Ben yer hulmak için gittim, Maksudu tanı- mam, Tezgâhtarile anlastım, Yeri buldum, Fakat bu İşin içinden .yalnız © ğımı aklım kesti, Hemşehrim Hüseyin Narı buldum, Ona isi anlattım, Evvelâ kabul “etmedi, Fakat ertesi sabah tarif ettifim yere geldi. Hitseyin de bu isin hakkmdan gelemiyeceğini keşfetti. Ötesi İs. kenderin anlattığı ,gibi. oldu, Hüseyin Nar: — Fehmi bana pazar günü gel. di, “yarın sabahleyin saat onda Feriköyüne gel, Maksudun yeni yapılanr dükkânınm önüec” dedi. Başka bir şeyden hıhsthedi. (Devamı 4 üncüde) HÂDİSELER Eski Avrupra mektepleri... ERTEPLİLERİN hasat za manı geliyor, Hattâ imti- hana tâbi olmiyan sınıflar için hasat ayı mayıs ayıdır, Küçük ve genç kalbler heyecanla doludur; yedi sekiz aydanberi muntazam sürette çalışmış ve İyi not almış olanlar memnundur, ders sentesi neticelerin! itimatla — bekliyorlar, Çalışmıyanlar ise dertlidir; yahut bir hbamle yapmağa hazırlanıyor- lar, Sonra büyük tatil başlıya - cak; 3 veya d ay tabiatın koyünun- da, kumsalda, ormanda, dağda, köyde yaşanacak, Buralara gide. miyenler hiç olmazsa dinlenccek - ler! Pek çok noktalardan, şimdiki mektepliler esliilerden bahtiyar « dırlar, Acaba bunu kendileri an - lıyorlar mı? Uzun tetkiklere lü- zum yok, babalarına veya dedele- rine sorsunlar; otuz sene geriye doğru ufak bir seyâahat yapsınlar, yeter, Mektençiliğin ilmı ve terbiyevi bir şekil alması on dokuzuncu ©- sırda, bilhassa bu asrın sonlarile yirminci asırdadır, Yalnız şarkın deği) Avrapanın en büyük şehir - lerindeki en meşhur mektepler bile gayet kötü vaziyette bulunüyor- du, Eski Avrupa mekteplerinden bahseden bir mecmuada — moraklı bilgilere tesadüf ettim, “Talebeye mahsas birkaç san- dalye ve birkaç siıra vardı, kitap yoktu, Yazı yazacak talebe diz. lerine ya bir taş tahta yahut da balmumundan yapılmış bir plâka koyuyordu. Talebeler ot iminder - lerini, tenvir ve teshin için İâzım olan maddeleri kendileri getirir - lerdi, On beş birinci teşrinden bir mayısa kadar çocuk, okul mal. zemesinden başka bir yığın odun getirmek mecburiyetinde idi, Oku- lun zeminine hasır ve ya saman seriliyordu. Orta çağın başlangı- cmda talebe yazı vazilelerini a- aç tabuklarına ve balmumu sü- rülmüş küçük tahtalara yazarlar- bir bağ değerindeydi, Muallimler o kadar fakir idiler ki öldükleri za- mülürlerdi. Parasız mektep yok gibiydi, 1429 da Kortre'de bir mu- allim Notrdam kilisesinin bahçe- sindeki mektepte ders okutabil « ğe Mmecburdu,” ğu hakkmdaki kanaat orada da buldarın bir araya getirilmesin- den meydana gelen demetle çocu- yahuat bacağımı kırdığı takdirde bu tnlebe Ssenelik aidatımım yarısını ödemekten muaf tutulacağı gibi na da malikti.” Dünkerk'de en çalışkan talebe Sen Nikola yortusu arifesinde ço- cuklarm baş rahibi ilân olunurdu. Meselâ güzel bir mayıs günü tale- besini alarak kıra çıkan munallim onları ormana götürür; —yaramaz ve tenbelleri ihlah için findık * ve söyliyerek mektebe getirilirdi, 1557 de yapılmış bir tabloya gö- eşek bulundurulardu ve bu eşek camsız bir pencereden dershaneye başmı üzatırdı. Fakat topu topu 16 yahut da en çok 20 kiştler, Yelpaze şeklinde yayılarak, ağır ağır, müşkülâtln atlarını sürüyorlar, Bu da - hiçbir müna ifale etmiyor, Yani başmıda birisinin en hararetlierinden biri: nin: ' ) “-— Kimse ne yapacağmnı bimiyor! Emir yok ki!” dediğimi duyuyo- rum, Daha sonra, geceleyin, git gide büyüyen karışıklıklağ — oluyor;, da ha çok tabanca sesleri duyuluyor; Ve o taraftan, köprü başmdan, sal- Voya benzer bir. sey yükseliyor, * Her halde polislerin, yahut da as. kerlerin açtığı ateş olmalı, m_hu mahut 6 şubat 1934 — isyanı h. Gece yarısı, ben yine Corcorde meydanındaydım, Manzara hâlâ an- laşılmaz, mânasız şeklini müuhafa za ediyordu, Ölenler var diyorlar" dı, fakat hiç kimse isyanım kimin tarafmdan teşvik ve idare edildiği. Ni, Ne maksatla yapıllığmı, ne ne :Ii('e verdiğini anlamıya muktedir eğildi, kuyanlar kolaylıkla ç4arabilirler, - Bürhan BURÇAK | Benim İcin ap açık görünen şey feci bir intibadan İbaretti: Âmme HF v ŞA Olpal 'e AVRUPANI - Yazan: JÜL ROMEN kuvveti, yırlık bir gazete — gibi yere serilmişti. Hiç bir otoritenin, hiç bir teşkilât kuvvetinin mevcu, diyeti bile hissedilmiyordu, Her Şey, Sanki gecenin 6o muazzam Pa risj kendi haline, kendi keşmete. $ine, kendi iztırabma terkedilmiş gib cereyan edyordu, O akşam iktidar mevklindeki 2 dam Daladye di, Sekiz sene evvel tanmmış — olduğum aynı Datadye, Anlamıyordum, TFiç bir Şşey ânla . madığımı kendi kendime - hiddetle tekrar ediyordum, Daha on böş gün evvel efkârı ümümiyenin İs* teğile, onun alkışlarile, bu 8 sene zarfmda efsanesi ağızdan ağıza, ya” vasş yavas yayıerlak tekrar #klidar ; maykline gelmişti: Kuvvetli, sos. siz, inalçı, azimkâr yüzlü ve kısa. boyunlu adam; “Vaucluse (1) bo. vi aimihir'ce J TALAĞTARANI KKY muuınnmııuı_ıılnnıımmıııııııım_ M UA DWM ASI LUTFİ AY ğası” acelesi olmıyan, bütün istik, bali önlerine serimiş gören ve bür yük fırsatları kollayan insanlar gibi kendisinden beklenen şeyleri bir lâhzada gerçekleştirmek iste. memiş. olan adam, Birkaç hafta içinde sui iİstimallerin cezasmı ver vecek, fesat yuvalarını dağıtacak, dahili asayisi yeniden temin ede cekli, Halbu ki 6 gubat gece yarı. sı, Corcorde meydanmdaki adam”- İpr yanı başımda şöyle söyleniyor- lardı: “— Daladye mutlzka çekilme, lidir! Arlık yeter!” Anlamıyordum, Saat birde Marcean avönüsünde bi tütüncü GÂükkânma girdim; bir pnümatik (2) kart satın aldım ve üzerine şu adresi yazdım: a l M, Edouard Daladye, Başvekil. Arkasma da şunları: *“Sakm zaaf göstermeyiniz. Bu — İsyan bir şey değildir. Biraz azim” kâr davranırsanız cümhuriyeti ve onun hürriyetlerini kurtaracaksı- m'l’ Ertesi gün hükümetinin “Fransız kanı akıt- mat istemediği için,, İstifa ettiği şayinsı dolaşryordu, 7 şubat akşa” mı sokaklarda ötobüsler yanıyor, teskilâtlandırı!mış bir sürü kopük kamyonlarla mağazaları soyuyor- lardı, Kaldırım kenarlarımnda durati polisler de, yerlerinden kımılda- madan bütün bu olup bitenlere 59. yirci kalıyorlar ve yüzleri takallüs | etmiş iİnsanlar haykırıyor, haylırr yorlardı: “— Kahrolsun Daladye! Katil Daladye!,, (Devamı var) (1) Daladyenin memleketi. (2) Hava tazyikile borülar iç t de giden ve gönderilene meklur tan daha çabuk varan bir müuha. bere vasıtası, Ö vestnire koymağa yarıyan gözler ' dı, Bir dua kitabı bir çayır yahut — man hasrra sarlarak tabuteuz gü- — mek için senede sekiz lira ödeme- — vardı. Muallim birçok ince çu- Bun çıplak kıçma vururdu; arka- — daşları cezalıyı sımsıkı tutarlardı, — *“Bir muallim bir talebenin kolunu: hemen mektebi terketmek hakkı- | ayva dalları keserdi; bunlar şarkı — re dershaneye bitişik bir yörde bir ' KADIRCAN KAFLİ — | ortalıkta Daladye TAREARI z Dayağın Cennetten çıkımış oldu- Ü

Bu sayıdan diğer sayfalar: