Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
' 33 AĞUSTOS — 1930 — hü“ei gizlememişti. Onun taşıı, 1 halleden teklifini minnet- a ka (Kkabul etti, İ tea“'—ün atla dört günlük mesa- p D,;:"k_ Pontusu kabul - ettiler. Tüm - “beyleri Gregoriusun W akrabasıydı. Gregorius, biro,ı uyuduktan sonra "»blhleyin yola — çıkaracak P Sanına Yaverile 30 atlı verecek, —Pt ç n beylerine bir de mek- Tecekti, w av:f'“diti bunu derhal kabul etti,. b ÜŞ dlkl-- “Borilusa acı bir sesle de. ü İ 'ap%î_“l' Üç taraftan düşmanla V Baona, “Masaydık, sizi defineler Pu *sinde yalnız bırakmayı ka - : tıı,u""'üdım' Fakat bizim için K, “ıh h'htlarımu meselesi var!.. e 'eıı—îın bu hal şeklini bana ceb- D ttha, — ttirmiş olduğunuz halde y M entrikaya teşebbüs y h:%uze kendi hesabıma e - —:eğ"im pek memnundu. | “%% üı*’-'uiğ’iniz kadar da zeki ol. ha KU gördüm. Zaten sizin ma- '%He" hemen kabul edeceğinizi | bi © tahmin etmiştim! ! ı'“eq Yklmz, müsaade ederseniz, Dü &"Wi İraya mektub yazalım.. £ FE * .Dedîh Söyleyin, ben yazayım!... | 'üîul hemen tüy kalem ve 4 uıı'“l'l ve kâğıt getirtti. ! US mektubu yavaş yavaş p Mhtfroditi yazdı. Bu mektuh Meydi: ak * Miraya Gregoriusun ya- y "M:—. b._da etehlikelere — binaen B | | Sâdar gitmek mecburiye - : ı, mektubu alır al . Mrîylâ beraber — kendini AW gelmesini bildiriyordu, , G mektubü yazıpsimzala - biş '“hra Gregörius muzaffera- Kh üşle mektubu aldı: —k"'hterem Miray, bu imdad vi u almca ne yapıp ya - ku, * İtab ederse firar ederek . B ağa gelecektir. Binae - g “-h."!' Mesele halledilmiştir. Şim- Ml'!tb ; odanızda kemali em. r Ülbi ; kadar istirahat ede- İpn ? Yarın hareket edeceği - t?ç,'l'?“mnuz, değil mi?.. i%ı»_ Biren uşaklar yol göster- r.::ıl-mı"*miiti kendisine tahsis edi- 4 ;%t&ıem bir odaya girdi. Gi- ıiı'.h 2 kapıyı kapadı ve hemen ÜRtüne kapanıp hıçkırarak l:“hülü:;ltte Bursada Kara Hali. Ibe_,q tatı #rine mahsus bir çadırda $ Miray ve Achilos baş - aktaydı. $0n derece kederli bir hal- iki elleri arasına almış, *Tdu, Achilos da akıbetle - ettiği için uyuyamıyor, Yanıbaşımda arasıra konu. durmayı tercih edi- / Ka l6 y Akiş ü '..:“e olduğu için Kara Ha. %tte hünkâr Osmanı rahat- Va Yetceklerini söylemiş, on- z chüüun askerlerini çadır- İsafir etmişti. k:ftesi sSatah hünkâr Os - Ta Halil görüşebilecekler, 'ht.toîı sonradır ki Miray j k hlıkı lı.bllecekti. " h delikanlınm İçi — içine *0 hemen Afroditiyi en bü iç?:"“n pençesinden kur . B“.nu İzniğe gitmek istiyor- ynpmdıkça, melül ve Üğünce ve keder — içinde ig bir halde çadırın- h. dürüyordu, İt dınh“ sırada — birdenbire Tsmdaki nöbetçinin yük seyler konuştuğunu !l,d — Dostum, işittin mi?,, Dışarda sesler var!... Dedi. Miray omuzlarmı silkerek ne o- lursa olsun kendisi için bir ehem. miyeti haiz olmıyacağını göstermek istedi. Fakat birdenbire çadırın kapısı açılmış, içeri siyah sakallı, fakat genç bir adam girmişti, Miray bu adamı görünce birden- bire müthiş bir sevinçle yerinden fırladı: — Sen mi?.. Sen mi?.. kalrm, Mustafa!,, Diye bağırdı. Okuyucularımız Bu Mustafanın Mirayın en sadık dostu ve Aadamı Kızılca Mustafa olduğunu elbette anlamışlardır. Kızılca Mustafa hemen Mirayın ellerini öptü. Miray da onu a'nmdan öptü. Achilos saraydan Kızılca Musta- fayı tanıyordu, O da: , : — Gel bakalım, koş geldin!.. Diye elini uzattı. Mustafa Achi. losun hararetle elini sıktı, Mustafayı hemen yanlarına o- turtular, Miray ona mahzun bir güülşle: — Hayrola, Kızılca, böyle gece vakti ne diye rahatsız oldun?. Sen de üyümadın mi?,. Diye serzeniş etti, . Mustafa:! — Bizde uyumak ne gezer be - yim!.. Burada fevkalâde ahval öl- duğu için birkaç gecedir, uyumuyo. vüzl. Miray merakla sordu!: — Hayrola?... Bu ehemmiyetli ahval de dediğin nedir?.. —e Bir stano değil birkaç —tane hâdise var beyim .. — — L — Bize taallük eden var mı, sen onu söyle!.. Kızılca Mustafa çekinerek: — Bilhassa sizi alâkadar eden, hayatınıza ait şeyler dönüyor!... Mirayın meraki gittikçe artıyor- düu, Oturduğu peyke üzerinde doğ- rularak: — Neymiş onlar?.. Dedi, Gel ba - sarılıp HABER — Akşam Postası Wöbetçinin yüksek sesle bir |$eyler konuştuğunu işittiler a.y'e“'lu Afroditinin zekâsına — Bereket ki telâş edecek bir şey yok beyim!.. Bizans impara - toru hünkâr Osmana bir mektub göndererek sizin tesliminizi istedi! Miray birden ayağa fırladı; — Kimin?,. Achilosun mu? — Hayır!., Sizin beyim!.. —İtal! — Evet! Hem sizin, hem Afro. ditinin;.. — Ne diyorsun?,, — Peki... Desene ki bizi şi_mdi onun için Mmahpus tutuyorlar”.. Kızılca Mustafa gülerek başını salladı: — Merak etmeyiniz, beyim!,, de- di, Hünkâr Osman mektubu getiren adamı koğdu!., Bizim adamlarımızı kim — olursa olsun hiç kimseye teslim ettiğimiz vaki değildir cevabmı verdi!.. Achilos bu haberi duyar duymaz tekrar kudurmuştu. Ayağa Tırladı, küfürler savurarak çadirm içinde dolaşmağa başladı. — Bunak!.. deyip duruyordu. Bu hükümdar değil bunak!,, Hakanın kim ve nasıl bir adam olduğunun bile farkında — değil!. Kendisinin gafletinden istifade etmiş bir ada- mı sırf hakana hizmet ettiği için teslim edilmesini istemeye kalki - yor!.. Mecnun köpekelr!.. — Bizan. sı bu suretle mahvettirecekler!,, Diye söyleniyordu. Miray, hakanın mukabelesini öğ- renince geniş bir nefes almıştı. Düşünceli bir tavırla: — Şu halde Bizanz bir budalalık edip hakan üzerine harb açacak! Diye mırıldandı. Kızılca Mustafa Mirayın bu dü- şüncesine gülümsemekle mukabe - le etti, Miray:? — Neye gündün?,.. Diye sordu. Kızılca Mustafa ciddi bir tavır - la: — A beyim!,. Bizanslılar evvelâ kendi müttefiklerini kurtarsınlar!.. Dedi. — Kendi müttefiklerini mi?.. — Evet!.. (Devamı var) Caz şimdi güzel bir valse baş- lamıştı. Tozpembe, havai mavi tuvaletler içinde, rüya perilerini kıskandıracak kadar güzel genç kızlar, kavalyelerinin kollarında dönüyoriar, durmadan — dönüyor- lardı. Ferid, başını göğsüne daya- mış, kendir.len geçercesine dans- eden Nerminin kulağına - fısılda- dı: — Ne kadar güzelsin bu gece Nermin! Seni değil — başkaların: dan nerdeyse kendimden kıskana- cağım. . Genç kız minnettar bir bakışla delikanlıya biraz daha sokuldu: — Bu kadar tatlı geçen bir yıl- dönümünü hatırlamıyorum, Fe- Kit Biran ayakları yerden kesilir gibi oldu. Sanki uşuyorlardı.. — Misafirlerinin çoğunu tanı- mıyorum, cicim, ne kadar dalgın- sın| Hiç biriyle tanıştırmadın da- ha beni;, , — Haksızsın. — Dânsetmekten vakit mi bulan var,, Dur sana sı- nıf arkadaşım..... Sonunu getiremedi.. Caz sus. müuştu. Masalarına- dönen çiftle- rin arasından sıyrıldılar, Feridi, kapıya döğrü çekti. Orada tam kapının yanındaki masada şişman bir bayanla genç bir kız oturuyor. du. — Akrabalardan Feridi size ta- nıtayım, Bayan Saime ve kerime. leri İncilâ... Ferid, zengin gösterişli bayanın elini öperken, gözlerini yana k- dırdı; filizi tuvaleti içinde, bir endam arzeden kumral kız halifçe kızardı Şuradan buradan, mektepteki vaziyetinden konuştular, EFerit te çalıştığı dairenin tuhaf tiplerini anlattı. Caz tango çalıyorldu. İnci- lânm annesinden izin istedi. Ba- yan Saime, bir an tereddütte kal- dı$ — Vallahi bilmem ki.. n(is genç Kendi. sine evde iken, dansetmezse bu- tiklerinden dolayı o kadar minnet- raya geleceğimizi Maamafih.... Tektaş pırlanta yüzüklü par- mağını, çenesize götürerek — de- vam etti: söylemiştim... ' — Nerminin bir kere olmak hatırı için.. O da şartiyle peki, Komparsita çalıyordu. — Deli- kanlı, genç kızı elinden tutarâk kaldırdı. Uzun müddet, bir keli. me konuşradılar, Önce başlıyan Ferit oldu: — Danzetmenize müsaade et- tarım ki annenize.. Sevincimin de- recesini, tahmin edemezsiniz ba- yan İncilâ.. Çayın gonuna kadar bu vaziyette kalmayı * ber şeye tercih ederim.. Genç kiız, şimdiye kadar emsa- line tesadüf etmediği büyük he. ye-an içindeydi. Kavalyesi, bu ana kadar kimseden duymadığı şeyler- den bahsediyordu. Yüreğinin yerinden kopacağını zannetti. Dudaklarından ara sıra kısık bir Ünersi) çıkabiliyordu. İncilânın annesine pek fazla is- | rarı üzerine, çayın sonuna doğru bir daha kalktılar. Ferid genç kı. zıin kimin nesi olduğunu öğren - mek istiyordu. Müteahhit bay Rızanım kızı ile dansettiğini, bu ikinçi sefer de öğrenmekte pek zorluk çekmedi. İlk danstakinden daha fazla, coş- kun, görünmeye çalıştı. Çapkın delikanlı, zengin kızın avuçları içine düştüğüne, iyice kanaat getirmişti. Öyle şeyler söy. lüyordu ki, kendisi bile bu derece güzel konuşmasına hayret' ediyor- Ai himt Genç kız kendisini büsbütün br rakmış. Mesud hayallere dalmıştı. Delikanlı, köşedeki palmiyenin arkasından kenililerine tuhaf tu. haf bakan Nermini farketmedi. İncilâdan bir yerde buluşabil- mek için ,söz istedi. Genç kız bu- nun imkânsız olduğundan bahset. ti. Şimdilik ancak mektuplasa - caklar, sonra... devam edemedi.... M Sıkılıyordu. Werminle aralarınlda- ki samimiyeti derecesin. öğren. mek istedi. Delikaniı omuz silkti; — Nermin mi? Hiç canim, u- zaktan akraba oluruz, daha başka ne olabilir ki?, & * * Ferid yalan söylemişti. Ner- a ıle aralarındaki uzak akrabalık beğinlan daha başka bir şey var. d, Tam beş senedenberi geç kızı syeliyordu. — Evde bile onlara imüstakbel bir çift gözü ile bakr" lıyordu.Nerminin son sınıfa mu, vatiakıyetle geçmesi üzerine, ba- bası onün yıldönümünü Adada gü- zel bir salonda kutlulamaya ka. rar vermiş, aile daha bit hafta avvelden Adadaki akrabalara mi- safir gelmişti. Ferit te âmirinden bir haftalık mezuniyet almış, günlerini Ner- minin yanında geçirmiye başla. miştı. Tam bir hafta onunla adada ne çocukluklar, neler, neler yapmış- lardı!. Hele gece büyük Tur dönüş* lerinde, başbaşa kurulan büyük projeleri... . Pansiyondaki odasında, şezlon. ga uzanmış, cığarasından derin nefesler çekerek düşünüyordu . Bay Rızanın kızı, kaçırılacak fırsat değildi. Bu sefil hayattan bıkmıştı artık... Ancak, kaç yıl - danberi ümit verdiği Nermin.. Ya o, ne olaeaktı? Fakat kabil değil, onu'mesut edemezdi. Aldığı para zaten kendi ihtiyaçlarını karşıla . layamıyordu. Sonra, İncilâ yalnız servetçe değil, güzellik bakımın- dan da zengin sayılırdı. İ Düşüncelerinin kat'i kararını verdi. Hemen o ak. şam Bay Rızanın kizina, uzun bir mektup yazdı. Mektup Şişli post- restanında bekliyecek, İncilânın arkadaşrı tarafından alınacaktı. Kendisine çok uzun gelen bir hafta, tam yedi gün bekledi. Mer- divenden her iniş çıkışta madama (Lütfen sayfayı çeviriniz) B. ğ, teilles) 10. 352 8. SÜT GÜĞÜMÜ (teneke) | 8. F: le bidon â lait İ: the milk can A- die Milehkanne O, İÇİNDE STERİLİZE F: le porte - bouteilles tontenant des boutcilles — de lait (du lait pasteuri. 86 oU störilise en boü- 9. İ: the case with the bot. tled milk (special milk, cooled milk) 9. N: der Kasten mit der Mlaschenmilch Vorzuğs-, STERİLİZATÖR 1. PEYNİR CENDERESİ | (tazyik makinesi) PLÂNŞ 55 mekinesi) Uim d 10., F: le störilisateur (İa cuva â pasteurisation) the pasteurizing, or sterilizing, apparatus n * (pastörize, takim) EDİL- | vanne) MİŞ SÜT ŞİŞELERİ BU. ıf LUNAN KASA | l1. KONTROL | 12 (die H the bottled Kükimileh) — | a aa. (takim || cüthane alatleri /leova-ımatı ) F: OCutillayo de la'terie İ: Dairy Utensils A: Molkereigerâte a manivelâsı 1. F: la'presse â fromage &* Gie Daucrerilitzunaz. 11, .F: le yörificatecur D 11. İ: tbe milk - tester 11, A: der Milechprüfer SÜT ŞİŞESİ ü 12. F: la bouteille â lait (le Jait en bouteille) |12. İ the milk bottle (with milk in it) A: di Milehflasche (mit der Flaschenmilech) b la manette (le volant a tabla a le platean b kol € cenderenin — (baskınım) | â poignetes) Plâns 5$ SAFRİL 3 a Hag y B 5 * »i İ-(C,* ç 4%4 & d A - İ A, U ğ L L eZ | gg 6 12 b d gi 10 Dü ı-:——;. b 1 -4 Ü neticesinde,