25 Mart 1939 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 7

25 Mart 1939 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

) Tüzan wk?'hı: arkadaşı Verper yeni | te çıkacaklar. Tarzan, Sina gideceğini söylü- M *da ğ Hlıbuh İye *ra hevesi için değil, in- t izmet için gideceğini " (Hikâyenin buraya ka- İJ tafaş kismını geçen hafta bü- 4 ğ (tr ile anlatmıştık. Şimdi B Tl?z dmleyin) : 3n çekmeden çıkardığı kâ- daşına göstererek; dedi, bunlar Defineada- Plânları.. Şimdiye kadar bîıhıan bu plânları, geçen ; Antikacıdan aldığım şu v!rpîmn içinde buldum. b ? hakikaten büyük bir , *lan bu vesikalara bakar- N. ı!te, bi İA ! d““_lır elimizde — olduktan 'i Hineyi muhakkak buluruz, *:.Ş'?. dedi, Va GiT t. Nnediyorum. Hem bana , t#fineadasına bizden ev: #nlerin felâkete uğraması, B * VO b , 4 . Y ' . ÜN Z, M VU 4 A&x L A Vi 4 v gi Ü' 'Gal size 4 M rx_ı"?eı"[ ellerinde bu plân y İN qulilndandır. l xçîden?. ü ee Vç Öiküevvelâ, elimizde böy v Ça _ıâ_*îoııfru, derhal nereye Di N nşızi_bı;_ğ_i:. Fazla * dolaş- y 'hîg!.,“_poktıyı"gidöriz. — İişpraml Mühkim'olan bir nok- z eZ a | îqbuığefine;'.ldınm yerli- 5'& i _hrîtı'um'ııyıhyor. Oradaki D Ü batıl'inanışlarını - bilir- w ı._îu türlü cin, peri hikâye- 75' X "e . # el j he &İ Ça aA p « MLMEC ” İk MECE . | &ç kilometre * , Sidiyorlar ? dd KT h , Sihda oturan bir kayıkçı Ün *Vvetiyle küreklere asıldığı ; ıqı't:*mu aşağı inerse kayığını 14" OW ** 12 kilometre götürüyor, İ & ) âfeyi akmtı yuükarı çıktığı Hti d’ı Dv ;e fam altı saatte katede - 'Çg. ©* Şimdi, bu kayıkçınm sa- VAS | ttbiy kayığı ne kadar süratle ( ğ Ve Ceğini hesaplıyabilir misi- çör Akmtının sürati ne kadar. 617 hç € h M bize bildiriniz, Birinciye d Büa ye* K ti ikinciye bir pergel ta. , vîunüifı'e büyük bir şişe ko - '“it Ayrrea 200 — okuyucumuza L hediyeler vereceğiz, . ( B Ru; , y Define peşinde n DD ae örall . HFÇ kimsenin sağ kurtul- Madığı bu topraklarda nasıl bir sır gizli ? letine kapılmışlardır, her ş:ye mü- na yerirler. — Peki, definenin meş'üm sa- yıldığımı'nereden bil:yörsun? ı — Bak, plânın bir işaret var., — Evet?, — İşte bu, örasının yerlilerce meş'um Ssayıldığını gösteren bit sayj kö:esinde Şen sözler : - Yayru mikiler - . sanne İslik; çocuklannan! — Haydi gidis, elinizi, yüzünü- zü yıkayın, Temizpak olun.. Mis | salfir gelecek bugün, dedi. Yavru edikilerin ikisi birdean: — Ya misafir gelmezse! dediler. o 0 kadar yüksek ki | Küçük Demir anlatıyordu: — Babam o kadar yüksek bir Üş kişi ba'kıyor, gene en ucunu göremi- apartıman yaptırdı ki... yor, — Nasıl şey o öyle?. — Evet. ,Apcıtımanımn en üst katınt görmek için evvelâ cadde- de biri durup bakıyor. O ancak Cördüncü kata kadar görüyor .. İlkinci âdam onun bıraktığı yerden başiryer, sonra gnün dürduğü yer- dzın de başkası katı kadar görüyor.. -0 başlayıp en üst işarettir ve bütu, Definsadasının " plânmir çıkaran möşhür bir âlim koymuştur. — Demek oluyor iki, , — Evet, demek oluyor ki, biz defineye plân üzerinde hareket e- derek gidecek ollrsak yerlilerle! ,pek-karşılaşmale tehlikasine maruz ' * tehlike olduğunu hatırda bulun- dürmak lâzım.. B İş II Bir hafta sonra bütün hazırlık- larını tamamlamışlar, yola çık- mışlardı. 'Tarzan - bu seyahatine karısı Grenayı da almıştı. Buna Verper itiraz etmek istemiş ve: — Kadıncağızı bile bile bir teh- liye gürükleme, demişti. Fakat Tarzan: — Merak etme, diye cevap ver- mişti.. O benden cesurdur ve bu maceraya iştirak etmek için, ben- den gdaha büyük bir heves duy- maktadır. “Sonra, o da. bizimle beraber gelecek olursa her halde ikimizin de cesareti daha fazla olacaktır. Hakikaten, Grena bu seyahate çok heves etmişti. Bunda - belki, (define) kelimesinin büyük bir ro- lü vardı. Sıcak memleketlerdeki denizle- l rin ortasında olan, bu - esrarengizr adaya gitmek için evvelâ büyük bir vapurla yola çıktılar. Vapur onları büyük bir şehre bıraktı.. Oradan daha küçük bir gemiye bindiler. Daha küçük bir şehre gittiler, Buradan da yelken- li bir kayıkla adalara geçtiler. Fakat gene define adasına gel- memişlerdi. Adadan kendileri için bir kayık aldılar ve buna binerek define adasına - yollandılar. Y Miki değiliMi Bnawab&aünyuğenj%! ğilli : | küş kafesi satah bir dükkâ- — Bir kafes istiyorum, dedi. Yal nız, biraz çabuk olun. Treni kaçı- rıyorum... O zaman kafesçi!: — Maalesef, dedi, bizde treni ko- yabilecek kadar büyük kales yok. ———u-—-—-—ıı - Ç M eee V GĞ — e. el Tt " Yü ? ç .ı*ş. Ç Fare Niki köpek arkadaşına so- ruyordu? : — Tazılar arasında koşu yapı- yorlarmış. Sen de girecek misin?. Öteki cevap verdi: — Girmek istiyorum ama, bi- rinciliği kazanırsam diye korku- yorum. , — Neden?. — Birinciliği kazanırsam — ala- cağım mükaâfatı elimden kardeşim kapar diye korkuyorum, Deveokuşu memura sorüyor! — Üzerinde devekuşu tüyü ©- lan şu hayvanın adı ne7. Hayvanat bahçesinde bir kadın HABEFP ÇOCUK SAYFASI Bilmece kupanu 25 MART — 1939 (Arkası var) Resimleri ilk sıradan başlıyarak soldan sağa takip ederek — şunları okuyun, dünyada &e garip şeyler olduğunu öğreneceksiniz: Çocuğun başı Cenderede — Bu zavallı yavruya acımaz Çocukcağızın başında büyük ve kalm bir tahta parçası var. Tah- tayı oraya koymuşlar, Üzerine de bezleri sarmışlar, sıkısıkı bağla- mışlar. Çocuk bunu hiç başıtıdan sıkarmaz ve doğduğu günden, ye—1 di, sekiz yaşıma —gelinciye kadar başı bu cendere içinde kalır. Bunu yapan Afrikalı bir millet- tir, Onların aralarında âdet böy- le imiş. “naydası ne?., diye mi sorü- yorsünüuz?. Önlara göre çocuğun | başı ne kadar basık ve yassı olur- sa zekâsı o kadar etrafa saçılırmış, | Yani, bizim tabirimizle, “Sivri a- kıllı,, olmazlarmış!. mısınız?, Şark, garp neresi? — gündüz, güneşe, gece aya veya yıldızlara bakarak tayin edebilir- siniz, Fakat karanlık bir odada, hiç bir yerini görmediğiniz halde şark, garp nerede söyleyebilir mi- siniz?. “Söyleyemem,, demeyin. Çün- kü tecrübe ederseniz siz de göre- ceksiniz ki, insan karanlıkta bile olsa, içinden gelen bir sevkle, ci- hetleri tayin edebilir. Bu, şüphesiz her insan için böyle değildir. Fa- kat yapılan tecrübeler göstermiş- tir ki, bir çokları, karanl.k bir oda- ya kapatıldıkları halde ne tarafın şark, ne tarafin garp olduğunu parmaklariyle işaret ederek tayine muvâflak olmuşlardir. Odanın pencereleri, kapıları ka palıdır, İçeriye hiç bir yerden ışık girmiyor. O odada bundan evvel hiç bulunmamışlar, O halde nasıl oluyör ida bu tayinlerinde yanıl- mryorlar?. Buna tesadüf —de deyemeyiz.. Çünkü tecrübeler tekrar edilmiş ve bir kere muyvaffak ulanın, diğer lerinde de ciheti tayin ettiği gö- rülmüştür. Alimler bunu şöyle izah ediyor- lar: 4 : Insan kendisine cihet tayin ede- rek yürümiye o kadar alışmıştır ki, nereye gitse arkasında, sağın- da, solunda hangi cihetleri bırak- tığını, içinden duyar, karanlık 0- daya gelinciye kadar ne taraftan döndüğü kendisinde bir seykitabii olarak kalmıştır. Mısır Saray ! — Bu saray Mı- sırda değil, Çindedir ve ona “Mı- sır sarayı) denilmesinin sebebi mı- sırdan yapılm:ş olmasıdır! . Sarayın duvarları mısır kamışı ile kaplarımış, üzerlerindeki süs- ler de mısır taneleri ile yapılmış- | tır. Saraya kaç milyon veya milyar mtsır tanesini gittiğini hesap et- mek tabil güçtür... Bunu |* RKTASI Ne garip şeyler ! - Bir nevi Çalıkuşu olan bu kuşun gagası, kuyruğu da dahil olduğu halde, bütün vücudundan uzun- dur, Fakat hayvan bu uzun gaga- sı sayesinde böcekleri daha kolây avlyor, hattâ su kenarında balık tütüyor!, Denizin Dibinde Pencere — Bu dalgiç belki dünyanın en güç işin yapıyor: Vazifesi, her gün de- nize 200-metre inmek ve oradaki pencereleri silmektir. :Fakat, de- Yıldız. oyunu | e | ; | * bir yıldız oyunu ver T Bit Her, halde )eT |» | Yapmışssmızdır. Ya . &z e ,pamadinizda burada nasıl — yapılacağını gösteriyoruz. Fakat bu oyunun başka hal şekilleri de yardır. Bu onlartdarı yalnız biridir. Ehram oyunu KDD Burada on yuvarlak üstüste ko - nularak bir ehram yapılmış, Şimdi biz istiyoruz ki, bu yuvarlaklardan | yalnız üçünün yerini değiştirelim, fakat ehram basşasağı gelsin. Yapabilir misiniz? Uğraşın. Ya - namazsanız gelecek hafta hal şek - lini göstereceğiz, öğrenirsiniz, Geçen hafta - Bgize | nizin dibinde pencerenin ne işi var! demeyin.. Burası Floridadaki bir “Deniz rasathanesi, ,dir. Denizin dibine yapılmış olan bu “rasathanenin,, penceresinden su- ların içinde dolaşan balıkları tet - kik ederler. Pencerelerin camları yosunlu gularla kirlendiği için her gün temizlemek - lâzımdır. Kasımpatı Çorbası — Hiç ye- diniz mi? Her halde yememişsi- nizdir, Çünkü bunu bizim memle- timizde yapmazlar, Fakat Japon - ların çok sevdiği bu çorba pek te yenilmiyecek bir şey değildir. Ba- kiın bünu nasil yapıyorlar; Tereyağını eritiyorlar. — İçine süt te koyup kaynatıyorlar. On » ; A dan sonra biraz un atıyorlar.-Kaz (V sımpatını da yaprak yaprak duğ- ruyorlar. Oluyor size güzel bir çorba!l. " Pirzola Meyvası — Bu da ye- mek yerine geçen bir nebat. Fakat yenilmiyor. Yalnız kokusu belki karın'doyurmıya yarar. Çünkü, Afrikanın bazı yerlerinde tesadüf edilen bu nebatın meyvası tıpkı sığır pirzolası gibi kokuyormüuş « Hattâ oralarda dolaşan seyyahlar, etrafta pirzola pişiren adamlar ol- duğunu zannetmişler. Bu Da Bir Selâm Şekli ! — Karşı karşıya çömelmiş olan bu iki Afrikalr biribirlerini selâmla- maktadır. Çünkü onların selâmı böyledir; Biribirlerini görünce, ellerinde ne varsa hemen yere bı- rakırlar ve diz çöküp çöimelerek biribirlerine gülümserler. Bu on- lar için şapka çıkarmak, ti sikmak gibi tabit bir selâm şeki..ir. saklr, Bunu görmek ijisterseniz bo - yalı kalemlerinizi veya sulu boya - Gagası Kendinden Uzun! — Bakalım ne çıkacak ? Bu karmakarışık çizgiler ve ra- | deki numaralara göre, gu gekilde kamlar arasında çok güzel bir resim | boyayın. 0 — Beyaz, 1 — Siynh,-z — Kır- nızı alım ve resmin başma geçerek | mızı, 3 — Penbe, ( — Sarr 5 — Ma çizgilerin arasındaki yerleri, için . ! vi, 6 — Yeşil,

Bu sayıdan diğer sayfalar: