20 Mart 1939 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 2

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

T vi - SA S D, hami ı Hai l L I T F TÇ Vt - FPAAAANA Sosyete nedir ? Yazan : İSMAİL HAKKI BALTACIOĞLU OÖSYETE'nin nasıl bir varlık olduğunu anlıyabilmek için önce sosyeteyi sösyete olmıyanlardan ayırmak gerektir. Bunu ayırmak için aşağıdaki halleri birer birer gözden geçirelim: 1) “Sosyete,, deyince ilk hatıra gelen insandır, şüphesiz, An- ctâk tek insan, yalnız başma insan, sosyete olmaz. Tek insan, başka bir insanla birleştiği zaman sosyete olabilir. Öyleyse sosyete fikri “tek insan fikri,, değil, “çok insan fikri,, dir. Issız bir adada yalnız başına yaşıyan Robinson bir sosyete değildi. Bu tek insan, Robin: sor, günün birinde bir yabani adamı düşmanlarının elinden, ölüm- den kürtardıktan ve onunla birleştikten sonradır ki sosyete hayatı- nn tadını yeni baştan tadabildi. Öyleyse sosyete fikri “çok insan,, fikridir. 2) Herhangi insan çokluğu, herhangi insan kalabalığı da sos- yete olamaz. Yolda, plâjda gerçi bir insan çokluğu, kalabalığı var- dır; fakat bu, aralarında ne bir kaynaşma, ne de bir anlaşma bulun- mıyan bir insan yığıntısından başka bir şey değildir. Bir kompar- timanda yanyana oturan, fakat biribirini tanımıyan insaların duru- mu da böyledir. Bu Adamlar bir sosyetenin fertlerine değil, eşya tanelerine benzerler. 3) Şimdi plâjda tek ve yalnız idolaşan insanlardan birinin, me- selâ boğulmak tehlikesine uğradığını ve insanların felâket karşı- sında aynı tarzda duyduklarını ve aynı tarzda düşündüklerini dü- şününüz bir kere, Hemen aralarında bir kaynaşma ve birleşme olur. ÖO zaman - gelip geçici 'de olsa - gerçek bir sosyete hayatı, doğar. Öyleyse sosyeteyi varedey insanların yanyana gelmeleri, biribirine karışması değil; biribiriyle kaynaşması, ruhça birleşmesidir. İşte aile, devlet, millet birer sosyete; çünkü bunların fertleri arasında kaynaşma, ruh birliği vardır. Bir sosyete, manevi bir birliktir. Ara- larında “kültür,, dediğimiz din, ahlâk, hukuk bağları olmıyan insan yığınları soösyete olamazlar, Ruh hbirliği ve kaynaşma, soösyetelerin ilk özüdür. 4) Aile, devlet, millet gibi müşterek duygularla kaynaşan in- san topluluklarında din, ahlâk ve hukuk gibi sosyetenin kutsal ve orijinal hayatiyle ilgili olmıyan ve ilim, ekonomi, teknik gibi kutsal olmıyan, lâik bağlar da vardır. Sosyetenin bu lâik bağlarına ida “Medeniyet,, deyebiliriz. Öyleyse bir sosyete olabilmek için yalnız kültür birliği yetmez, medeni bir hayat birliği de olmak gerektir. 5) Sosyal varlığın son şartı “İş Bölümü,, dür. Bir sosyete, ne derece ilkel bir bünyede olursa olsun, onun içinde - hiç olmazsa cinsft ve medeni - asgari bir işbölümü vardır. İlkel sosyeteler bile azık bulmak, kız alıp vermek için başka bir sosyete ile anlaşmıya, işbölümü yapmıya mecburdur. Bütün ihtiyaçlarını kendi kendine gideren sösyete ne görülmüştür, ne de düşünülebilir. Öyleyse sos- yal hayatın temelli zaruretlerinden biri ikle bu sotyal işbölümüdür. Soösyetelerin en temelli karakterlerini bulduk. Artık sosyetenin bu ümümi karakterini taşıryan bir tarifini yapabiliriz. “Sosyete, ara- “larımnda hem kültür, hem de medeniyet birliği olan insan toplulı?ı-» larmın vücüde getirdiği nevi kendine göre ttanlı bir varlıktır.,, Soösyete var olmak için önce fertlerin varlığı ,şarttır, , , Ancak — dağın'k fertlerin varlığı, yahut fertlerin toplanıp biribirine karşıver- mesi sosyeteyi yapamaz. Toplanma; sırf maddi, hayati ve ruht ne- vizlen, vicdansızca, yahut manevi bir kaynaşma vücüde getirecek bir şekilde olabilir. Sösyeteyi yapan; toplarımanın bir ikinci tarzı. dır., Bir sosyete, manevi bir birlik ve bütünlüktür. Öyleyse yalnız fiziki, hayati ve ruht manasında üniteler olarak anlaşılan fertler, sosyal üniteler değil; asosyal olmıyan, sosyal ünitelerdir. Fertlerin manevi bir birlik ve bütün teşkil etmek üzere kay- naşmasından doğan yeni, sosyal hassalar; din, ehlâk, hukuk, dil, sana't, ekonomik, teknik, terbiye gibi kurumlardır. Bunlar, fertlerin fert olarak yalnız başlarına, kendi yaradılışlarında taşıdıkları has- salar değildir. Bunlar, asosyâl olan, fertlerde bulunmıyan, sosyâl kaynaşmadan doğan ve sösyeteye mahsus olan yepyeni hassalardır. Nasıl ki şimdi mürekkep isimlerin hassaları, terkiplerine giren ba- sit cisimlerin hususi ve ferdi hassalarının ne yekünu, ne de biribi- rini tadil ettikten onra kazandıkları müutavassıt hassalar değildir. Ferdin, yabani insanm adamlaşması, ancak sosyete sayesinde ve terbiye vasıtasiyle olur, Sösyete, asırlardanberi süren müşterek ve manevi bir hayatın kültür değerlerini vererek ferdi ehlileştirir; onu sosyal ailenin bir uzvu Hhaline getirir. Yeni sosyete, uzun bir tarihin çok değerli kazancı olan medeniyetini, - ilmi, tekniği, eko- nomiyi « öğreterek madde, hayat ve ruh, hattâ sosyetenin üzerinde bile hâkimiyetini mümkün kılacak '|gücü kazandırır. Böylece in- sanımm yalnız gönlünü büyülemekle kalmaz, aklını da kurar ve ira- desini yaratır. Realite içinde yalnız insan görmüyoruz. Çocuk halinde bulu- nan insan için yalnızlık ölümle biter. Robinson Cruso& yalnız. adam değil, tek -başma.yaşıyan medeni « adamdır. Aslan Adam filmiyse uydurma bir sinema masalıdır, ekran fantezisidir. Denilecek ki sosyal realite yokluktan çıkmaz. Eğer insan fertlerinde sosyal hayat yaşamak istidadı, kabiliyeti , olmasaydı, sosyal hayat varolmazdı. Antak, bunları, demekten demiye fark var. İnsan; sosyal bir hayvandır, şüphesiz. Yalnız bu tabii istidat insanın sosyalleşmesini mümkün krılar, okadar. Yoksa insanların şu veya bu kültür ve medeniyeti kürmalarını zarüri kılmaz. Çünkü istidatlar pek umumi ve müphem kabiliyetlerdir. Bu kabiliyetleri, belli tarihi kurumlar haline getiren tabii sebepler değil, sosyal zaruretlerdir. Psikolog G. Tarde gibi şöyle düşünmek te hatıra gelir: Ger- çekte fertlerden başka bir şey bulamıyoruüz. Öyleyse fert realite- sinden ayrı olarak bir de sosyete realitesi yoktur... Sosyetenin fert- ler tarafından varedilmesi, sosyal hayatın ayrı varlığımı inkâr için sebep olmaz. Çünkü sosyete fertlerden mürekep olmakla birlikte, fertlerin psikolojik hayatından başka bir şey değildir. Bu, böyle olduğu içindir ki fert her yerde, hemen aynı psişik realiteyi taşıdığı halde, kurduğu soösyetenin tabiatine göre ayrı kültür ve medeniyet vücüde getirmektedir. : Tarihi yaratarı büyük adamlardır, davası da tenkide muhtaç- Büyük adamlar, yalnız büyük sosyeteclerde yetisebiliyor, Bun lar da yaratıcı olmadan önce, tarihlerinin zaruri eseri, tabit yara- tıkları olmuşlardır. Aşiretin kahramanı, sitenin peygamberi, PRö- nesans'ın âlimi, zamanımızın liderleri hep büyük adamlardır. An- eak bunlar setişi güzel, yahut ferdi bir kuvvetin eseri olarak değil, sotyetelerinin mümessilleri olarak çıkmışlardır. Tarihin anlattığı gibi bir fea buglün tekrar çıksaydı, hiç şüphe yok ki zaman ona “hasta,, deyip geçecekti. tir. -11'1 /HABER — ÂAkşam Postası İzmir lisesinden yetişenler tarafından evvelki gece Parkotelde bir Bal b MAĞ çe balo verilmişlir. “Ege gecesi,, denilen bu balo sabaha kadar çok eğlen- ,mektedir . Ka celi devam elmişlir. Resimlerde balo ya iştirak edenlerden bir grup İW Haber Ortaköy deresi temizleniyor Fakat parasızlıktan derenin üstü kapatılamıyor Belediyenin Ortaköy deresini temizlemeğ ve ıslah etmeğe karar verdiğini evevlce yazmıştık. Bele. diye fen heyetince hazırlanan pro- je dairesinde derenin yan duvarla- rının yeniden inşasıa, kaldırımla. rıf da yeniden yapılmasına ve de- renin temizlenmesine başlanmıştır? Bir hayli uzun olan iderenin Orta- köyün son evlerinin bulunduğu mintakaya kadar olan kısmı kâmi. len bu şekilde inşa olunacaktır, Derenin üzerinde bulunan iki de- mirköprüden maada bulunan iki küçük ahşap köprü de demir ola- Trak yapılacaktır. Çünkü bu köp- rülerin itfaiyenin geçmesine im- kân vermediği görülmüştür. Derenin bilhassa son kısımları çok dolmuş ve toprak seviyesi €v- İerin kapı hizasına geldiğinden bu. taları da kazılacak ve derenin ya- tağı eski seviyesine getirilecektir. Yalrırz bunun için yaz aylarında kurumasını beklemek lâzimgel - mektedir. Yalnız derenin üstünün kapatılması. tahsisat azlığı dolayı- siyle - mümkün olmamıştır. Belediye Kasimpaşa deresi ya- tağını da temizleyecektir. Liselerde ikinci hususi imtihanlar Lise ikinti devre ikinci hususi imtihanları bu sabahtan itibaren bütün liselerde başlamıştır. İmti. hanlar nisanın sekizinci cumartesi gününe kadar devam edecektir. Mektep idareleri bu yoklamâla- ra ait programları hazirlamışlar- dıt. Yapılan imtihanlardan sonra talebe müteakip imtihana hazırla. nabilmek için serbest kalacaktır. İkinci yoklamalardan senra lise lerde imtihanlar hazırlık olmak üzere tedrisata daha sür'atle de- vam, edilecektir. Her halde imti- hanlardan evvel tedrisat tamam. lanmış olacaktır. Yapılacak ikinci yoklamalar, li- se talebesinin vaziyetlerini daha sarih olarak gösterecektir. Maa - mafih öğretmenler bu sene tale. benin çalışmasını ve olgunluk de- recesini geçen seneler nazaran da- &a ziyade şayanı memnuniyet bul. makta müttefiktirler. Ikinci yoklâ malar şimdiye kadar ki bu vazi- yeti daha vazıh olarak göstere - cektir. Orta mekteplerde, kanaat notla. rına istinaden sımıf terfi edilmekte olduğundan bittabi bu kısımlarda ikinci devrelerin imtihanları müd- ) detince de derslere devam edile- cektir. rerkirden v Uşakta dört köylü dondu Uşak - Gediz yolunda üç otomobil karlara saplanıp kaldı Uşak, 19 (A.A.) — Dört günden- beri kısa fasılalarla yağan kar kesil- di. Kütahyadan, Sımavdan gelmek- te olan üç otomobil Uşak'a 16 kilo- metre mesafede kara — saplanmışlar ve bütün yolcular karakola iltica et- mişlerdir. Bu yolcuların bir kısmı yaya olarak Uşağa gelmişler, bir kıs mı da karakolda kalmışlardır. Sel- vioğlu karakolu civarda kara sapla- nan bu otomobillere yardım — için Uşaktan hareket eden bir otomobil de Uşaktan ancak 14 kilometre ka- dar gidebilmiş, ileri geçemiyerek dön müştür. Gene iki gün evvel Gedize hare- Üniversitenin büyük kayıbı Ordinaryüs profesör Lipman öldü Tıb fakültesi ordinaryüs profe- sörlerinden Lipman — evvelki gece vefat etmiştir. Almanyanım en meşhur jineko- loglarından biriyken Nazi rejiminin teessüsünden sonra Üniversitemize kazandırılan bu profesör, İstanbula geldikten sonra Haseki hastanesini ıslah etmiş ve çok iyi bir şekle sok. muştur. Kıymetli doktor bir müddetten. beri hasta bulunuyordu. Kendisi siyatikten ve lumbagodan şikâyet | ediyordu, Fakat bütün bunlara rağ men vazifesine fasılasız ve büyük bir aşkla devam ediyordu. Bundan birkaç hafta evvel ar- tan ıstırabı üzerine sıkı bir muaye- neden geçirilen profesörün kanser. den rahatsız olduğu anlaşılmıştır. Lipman'ın ölümü bütün trb dün. yasmı, Mmesali arkadaşlarını ve ta- lebelerini büyük teessüre düşürmüş tür. ; L Askeri rîütekaîtlerin kongresi Umum mütekaidini askeriye cemi- yeti başkanlığından: Cemiyetimizin senelik köngresinin 2 nisan 939 pazar günü saat 13 de Veznecilerdeki umumt merkezimiz binasında toplanması kararlaştırıl- mıştır. Cemiyette mukayyet ve ay“ lık aidatını ödemiş olan arkadaşla- rın ellerindeki hüviyet — kâğıtlarile beraber koöngreye teşrilleri rica olu- nur. Tonton amca mın şapkası ket eden bir otomobil de yarı yolda kara saplanmış kalmış ve yolcula- rını gönderilen bir yardım kamyonu ile geri göndermiştir. Gediz yolundan Uşağa odun getir- mekte olan üç — arabacından ikisi donarak ölmüş ve diğeri de fena bir vaziyette bulunmuştur. Bundan başka gene Gediz yolun- da çallı yolculardan ikisi de dona- rak ölmüştür. Kazanın bütün muhi- tinden henüz tam malümat alına- mamıştır. Jandarma karakolundaki yolcuların ihtiyacı ve istirâhatleri jandarma tarafından temin edilmek tedir, * & & Uşak - Gediz şosesinde kara sapr lanarak kalan üç otomobilin şose ciyarımda bulunan- yolcularına yarı dim için yanlarında erzak vesair ler| vazım bulunan bir kızılay — heyeti gitmiştir. . Hasan ecza deposu yangını Bugün yangin yerinde keşif yapılacak Hasan ecza deposu yangını hak- kındaki tahkikata devam edilmek- tedir. Müddelumumi — muavinlerin. den Rifat yeniden bazı kimselerin sorguya çekilmelerine karar ver . miştir. Bugün öğleden sonra Sultanah - met birinci sulh ceza hâkimi Reşid ile müddelumumi muavini yangın yerine giderek bir keşif yapacak- lardır, Alinin dediği gibi hakikaten kâğıt- larm tutuşması suretile mi yapıldığı araştırılacaktır. Eğer fazla yıkıntı. lar yüzünden keşif — yapılamazsa molozlar temizletilecek ve daha sonra bir kesif daha yapılacaktır. Tahkikatın cereyanı eskisi gibi. dir, şimdilik hiçbir yeni tarafı yok- tur. ŞERL K, SARMER e Karaya oturan Yunan şilebi İmroz adasında karaya oturan Yunan şilebi dün kurtulmuştur. Şilebin eskiden İmrozda batmış olan Ankara vapurunun enkazı ü- zerine düştüğü anlaşılmıştır. Balıktan mı zehirlendi? 'Tarlabaşı Halepli sokak 26 nu- marada oturan Yani, o civarda bir lokantada yediği balıkla zehirlen- miş ve derhal hastahaney nakle- dilmiştir. Keşifte yangımın kundakçı | Türkçe konuşmıyan vatandaşlar Şişli Halkevinde bir konferans verildi Türk Dili ve Duygusu Yyayıf Kurumu tarafından dün Şişli Hak evi salonunda bir konferans tertif edilmiştir. Bir çok zevatın hazif bulunduğu toplantıda söz alan li Haydar Erişk, bundan bir tn“; det evvel “ÜUlus,, gaz:teli“dl. Türk Dili ve Duygusu Yayım BH, rumunun ermeniler tarafından ”: sis edildiği hakkında çıkan bir V? zıyı kastederek demiştir ki; -. “—. Biz Ermeni, Rum veyâ YA | hudi vatandaş diye bir şey “ıırı mıyoruz. Türkiye Cumhurîyâw nüfus tezkeresini tanşıyan heft biribirinden ayrılmıyan bir dür. ve Tramvaylarda, vapurlarda . şurada burada türkçe bildiği bi ft hareket hiç Ye doğrü M Bu gibiler buhareketleriyle lüğü benimsemediklerini miş olmaktadırlar. Fakat klBr” birinide bunlar da susturulacâ thl'.,, n Mangal — kömürüyle zehirlenen kadıni Maçkada Kızıl sokağı 8 n“”“. da oturan 40 yaşlarında kızı Münevver, babasının da yaktığı mangal kömürüyı;hg hirlenmiş ve derhal imdadi otomobiliyle hastahaneye kaldıf miştir. AÇ — Beylerbeyinde feci bir kazâ Bir çocuk enkaz altı! kalarak öldü çocağit Dün Beylebeyinde bir ölümiyle biten bir facia o% Beylerbeyinde Burhaniye M lesinde Gürgen sokağında yw yıkıcı Numan tarafından p. evi seyretmekte olan Num'b*;â# beş yaşındaki'oğlu Tahir " vap bire yıkılan bir kirişin altındâ " . mış ve kafası ezilerek derh müştür. Bu vaziyeti gören çet lerden Mahmud da bayılmı$ NU* yılamadığından Hay*difp'â:uqaı mune hastahanesine kaldır Otuz bin İira teberru o Tarsusta bir. hayirst” mektep yaP“"d: eli 'Tarsus — Çukurova gık lik fabrikası sahiplerin'dent gS” Eliyeşilin 30 bin lira sarfe giği retiyle yaptırmağa karar c]atm. ilk mektep binasınm f“” önlk $ merasimi yapılmıştır. Bina yetiş” müzdeki ders yılına kadar e esi tirilecektir. Bina istasyondir Ha üzerinde inşa edilmektec” * tandâ$ iyetli ve yurdsever VE i miyetli ve y nafa üyül zın bu hareketi her İtakdirle karşılanmıştır-

Bu sayıdan diğer sayfalar: