Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Ç Ka 24 İkîniites_rin—-'—— Iîâö Kimsesi yoktu.. Bazan taksilerde şoför muavinliği Yapar, bazan da otobüslerde bilet ke- Serdi. Gençti, yakışıklıydı, geniş omuz- ları, beyaz dişleri vardı. Bütün zevki fırsat buldukça motosiklete binmek ve Şoförü kandırabilirse asfaltta direksi- Yon kullanmaktı. Bir şeyi beğendiği ya hut işi iyi gittiği zaman: “— Yaşasın fiyaka 1500,, derdi. Üstü başı iyi değildi ama, temizdi. Ötobüslerin sahibi olan (patron)un Oğlu ile araları çok iyi idi. Patronzade zengin ve şıktı. Bazan ona bir panta- lonunu, bir süveterini verirdi. Bunları Biydiği zaman neşelenir ve otobüsün &ynasma göz attıkça: — Ulan Rüknü gene fiyaka 1500! Diye kendi kendisiyle şakalaşırdı. İsmi Rükneddindi. Fakat herkes önu Rüknü diye çağırdığı için o da kendi- Sine bu ismi verirdi. O akşam patronun oğlu baloya gi- decekti. Rüknü kolacıdan onun gömle- ğini, yakalıklarmı aldı, evine götürdü. * Kücük bey hazırlanıyordu. Kenart şe- ritli siyah bir pantalön giymişti. Aya- ğmdı. ayna gibi rugan iskarpinleri var- ü — Ziya bey, bu akşam gene fiyaka 1500, — Ne demezsin Rüknü, haydi gel Seni de götüreyim. Rükneddin güldü. — Delirdin mi kücük bey, ban bu kı- İlğımla oralara girebilir miyim? — Ben sana bir frak veririm. Sana Uyar, Beraber gideriz. * hin gibi kişizadeler gidar. r - — BSenin benden ne farkın var Rük- L hÜ? — — Çocuksün be Ziya bey. Senin ba- w“)banm yirmi tane otobüsü var, Dük- ı:â.nlar. apartımanlar caba... Benim ba e aa geet e “YOKULA Ziya bey dedik ya, iyi kalpli çocuk- tu. Bü gözler öna büsbiütün tesir etti: — Baloda senden para istiyecek de- Biller ya? Orada kimse kimsenin s0- Yünu, sopunu araştırmaz. Yer, içer eğ- İeniriz. Bak ne güzel kızlar göreceksin. — Ben o kızlardan anlamam Ziya bey. Hem o kızlar kibardır, benden ka Çarlar, — Ben senin kim öldüğünü söyle - Mem, Bir gey uydururum, Haydi sözlü- Mü kirma. Ben seni stislerim, _A_cahı balo nasıl bir yerdi, Bir defa Bidip görse fena mı olurdu. Nihayet ılal“a.ı' verdi: İ b Ömürsün vallahi Ziya bey, dedi, ? âydi dediğin gibi olsun, # &* & Belıâ-m'h balonun en şık kiztydı. Elbi- hü_ermm, elmaslarmın eşsizliğini o da > İyor, ve güruürla, neşeyle dansedi - ı);:_!'du. _Bıhuı çok zengindi. Onu hiç ımudıaclığindı:ıvıı mahrum etmiyordu. Bu Olluk ve serbestlik icinde büyüyen ıî:ıî kizın işi gücti balolarda dolaş - e tuvaletleriyle akranlarıı kıs - nmnîrrqıık ve beğendiği gençlerle gö- lik yalamaktı. Etrafında birçok de “;!d;nı ederken ötekinin tenise dave- a abul ediyor, bir başkasiyle konu- w.kiüh, diğer bir başkasınım uzattığı Yİ İciyordu. — Hello Ziya! — Hello Lâmia! gö: Kardeşlerin —nerede, masanızı » ablana bir müjdem var. iya, Lâmiayı kendi oturduğu masa- dgötürdü. Rükneddin de oradaydı. n *fa giydiği smökinin İçinde biraz Or, fakat bir şey belli etmemeğe z?&r&k etrafı seyrediyordu. __'_Ya. Rükneddini Lâmiaya tanıttı. a :;îm_:a hanım. Bizim Riki, benim di. Bi &flaşmı. Amerikadan yeni gel- ı üz biraz yadırgıyor. İ tü da:neddln yeni isminden ve Ameri- A yalgeımîş ol_maktan hoşlanmadı a- endiaiğğdm şöyle bir güldü. Lâmia n Veı-d'în bek hoşlanmmıetı. Viskile - İSİ serbestlikle Ziyanın Rüla- . 8ma f İ Ya Isıldadı: <— Bu Ser, bu ne hoğ cocük! Tim fiğ he cabukluk Lâmla. Korka- Tte başlıyacakam, h bin beş yüz — Olmaz beyim, olmaz. Öralara se-| nlılar dolaşıyotlardı. Lâmla biris | — Başladım gitti. Rica ederim, şu gözlere bak, bu hakiki bir Klark Gabl azizim. Jestlere bak sen. Dünyaya me telik vermiyor. Ay, ne tuhaf çocuk bu Yüzüme bile bakmıyor. — Kadınlardan hoşlanmaz.. — Olur şey değil. Bana biraz iza- hat ver Ziya. Ne biçim adam bu? Çok orijinal bir adamdır. Fevkalâd ingilizce, fransızca bilir. Fakat bir tek kelime konuşturamazsın. Dans etmez, *gidip bir kadının önünde iğilmemek için dansetmiyorum !,, der. — Oh! Ne erkek! - — Konuşmasını görsen, tam argo |- le konuşur. — Tam erkek tipi işte! İdeal erkek tipi! Lâmia “Riki,, den pek hoşlanmıştı. Ziyaya rica etti. Yalnız kalmaları için bir behane buldüular. Ziya: — Riki ben kardeşlerimi büfeye gö- türüyorum, dedi, sen Lâmiaya kaval- yelik et. Rüknü kavalyelik etmekten bir şey anlamadı, bön bön baktı. Yalniız kaldı- lar. Lâmia konuşacak lâkiırdı arıyor- du: — Amerikada çok mu bulundunuz? — Ben Amerikada filân bulunma- dım. Ziya atıyor! — Öh, ne örijinal adamsınız, Korka- rim ingilizcenizi de saklıyacaksınız. — Hangi ingilizcemi? — Evet, evet.. Ziya bana söyledi.. Dans etmiyor musunuz? — Ben dans bilmem! Lâmla kahkahalarla gülüyordu: — Ne tühaf adamamız. Sizin dane bilmediğinize kim inanır, Rüknü hakikaten müşkül mevkide kalmıştı. Fazla konuşmaktan korku - yordu. Fakat bu kız hep sual sörüyoör onu cevap vermeye mMmecbür- ediyordu. — Bİz tıkamaz mrsmız? Lâmlia, sporcu kızlardandı. Kadın - ları hırpalıyan, onlara aksilik eden er- keklere bayılırdı. Rüknünün haşin mu amelesi onun pek hoşuna gidiyordu Kalktı. Onu, elinden tutup zorla blfe- ye sürükledi, — Sizinle içeceğiz. Haydi bakalım. Birer viski içtiler. — Birer tane daha içelim. İkinciyi, üçüncüyü, ve dördüncüyü içtiler. Rükneddinin gözleri bulanmış, ya - nakları ateşlenmişti. Genç kız vücu- dunun bütün temasiyle ve ağırlığıyla onun koluna yaslanıyor, başını onun omuzuna köyüyor, elleriyle ellerine do- kunuyordu. — Beni beğeniyor musunuz? Kızın yüzüne baktı, İlk defa kadıma alrer gözüyle bakıyordu: — Beğeniyorum, iyisin! — Haydi salona geçelim. Salona geçtiler. Danstan yorulan ve yalnız kalmak istiyen birçok çiftler bu- rada koltuklara kanapelere yerleşmiş- ler, gizli gizli konuşuyorlardı. Lâmi: Rüknüyü bir kanapenin üstüne itti. Ya kınma, pek yakınma kendisi. oturdu. Delikanlınm başı dönüyordu. — Demek beni beğendin Riki?.. — Beğendim dedim ya, Rükneddin kendisine adeta yalvaran bu süslü kizın yüzüne bakıyordu. Dü- şündü; — Küçük beyin elbiselerini çıkartp benim eskileri giysem bu kız gene be- ni beğenir mi? Lâmiadan hoşlanmıştı. İlk defa onun koluna giren, bu renkli ve süslü dekor içinde ona mültefit sözler Böyliyen genç kızı çok güzel buluyordu. Bu ilti- fat kendisine miydi? Şu çiçek gibi süs- lü kız karşısındaki adamın kim oldu- ğunu bilse, ondan kaçmaz mıydı? Ziya, onları arıyordu: — Maşallah size diye yaklaştı. Ben gelip yakalamasam neradeyse bir ölup kaçacaksmız buradan, Seni seni. Ne çabuk kandırdın kızı. Bir aralık yalnız kalınca Ziya Rük- hüye: — Nasılsın ? dedi. Rüknünün hali tavrı değişmişti! — Kuzum Ziya bey, gidelim büra- HABER — Akşam postası Ton ton amca saatinin bozukluğundan nasıl kurtuldu ? Donjuan| . da 1, dedi, iğ çatallaâşıyor. Fiyaka bil beş yüzken ben kırayım buradan, Uy Kkum da geldi. Ziya onun halite acidı! — Haydi sen benim artbaya atla git istersen.. Rüknü cevabı beklemeden kapıya koöştu. Ötomobile atladı. O sırada Lâ- mia kapmiın üstündeki balkonda bulu- nüyordu. Önun hususi bir. öotomobile atlayıp makineyi işlettiğini görünce seslendi: * — Riki gidiyor müsun? Riki.. Riki., Rüknü duymamazlıktan geldi. Gazc bastı. Uzaklaştı. B. Salih HABER&'in Güzellik Do'toru Kubpomnu : Yazan : Niyazı Anmet | “dildi 42 sene evval Cumhuriyet çarpışmağa başladılar Müddei umuminin beş aza ile Lerater başı kesildi. * Gadre uğrayarlar bülo- SUU ,i ğ gidenler parisi alt üst ettiler Fransada kralcı ve cumhuriyetçi- lerin biribirleri aleyhindeki hareketle: ri müthiş surette artmıştı. Biribirleri- ne: — Hainler.. Vatansızlar... Diyorlar, ellerinden — gelen her fenalığı yapmaktan çekinmiyorlar- 1794 yılı idi. Günlerdenberi gizliden gizliye bir balo hazırlanıyordu, kendisine: — Balomuz var.. denen adam. ilk önce anlamamış gibi tekrar soru- yordu: — Balo mu? Ölümle kucak ku- cağa yaşadığım şu günlerde bu nası! balo?.. diyordu. Fakat kendisine izalı edildiği vakit, yüzü gülüyor, sonrüa gene sevincin verdiği bir gururla, her şeye rağmen baloya geleceğine söz veriyordu. : ş Balonun adına “Magdurin Balc su,, denmişti. Dayvet edilenlerin ço ğu “siyaset meydanında idam edil - miş olanların akrabaları,, idi. Orada, nutuklar verildi: — Bizi öldürüyorlar, — asmadan öldürüyorlar.. İntikam günü gelmiş- tir.. diye nutuklar verildi ve sonra kalın bastonlarla Paris sokaklarına dağıldılar. Tiyatrolara, kahvehanele- re, kulüplere hücum ettiler ve Yast- ladıklarmı kırıp döktüler. — Jakobenler yere batsm.. — Anartşistler kahrolsün... Arada bir de: — Yaşasım kral... Bağırışları duyuluyordu. Millt meclis, efkârr umumiy...m gün geçtikçe tekrar aleyhinde şidd2t Tendiğini görüyor, önüne geçmek için , çalışıyordu. Kralcılar da buna mu- kabeleden geri durmuyorlardı. 1794 yılı 24 ikinciteşrin — günü, 142 sene evvel bugün Karriye tevkif edilerek ihtilâl mahkemesine sevke . Bu adam, Nant şehrinde cum- huriyet aleyhtarlarını idam ettirmiş- ti. Mahkemede inkâr etti. Fakat tev kif ile taraftarlarının taşkınlığı art- mıştı. Bir gün: . buyün ve kralcılar — Evet, dedi. Cumhüriyet taraf. —| tarlarını öldürttüm. Beni, müdafaa |— — eden dostlarım: —.f M — Uyuyan aslan ölmüş demek (0 | değildir; birgün —uyandığı zamâan — | düşmanlarmına aman vermiyecek.. de- |— di. Ben de ayni kanaatteyim. Uyu —| yan aslan uyanacak ve... l Karriye sözünü tamamlıyamadı, ığ ' idama mahküm olması için küçük bir — © sebep kâfi idi. Şimdi ise sebep değil, — cürmünü itiraf ediyordu. ' — Uyuyan aslan ölmüştür. Sen |— ise idam edileceksin... dediler. İ Karriye'nin tevkif ve idamr ile | hareket başlamıştı. Arkasmdan sabık ' müddeiumum? tevkif edilerek muha — keme edildi. Müddelumuminin itiraf — ları, Danton'un büyük bir haksızlıkla —— idam edildiğini meydana koyuyor, ! ihtilal mahkemesinin tarihçesini ay- dınlatıyordu. Müddeiumumit Fokye, her sorulan suale cevap — verdikten sonra: — Aldığım emre itaat Cümlesini ilâve ediyordu. ! Fokye, kendisi ile beraber ihtilâl | mahkemesinden beş azayı dasürükle di. Altısı birden yaptıklarınım ceza.- sını başları ile ödediler: &£ ** $ » Bu idamlar yapılırken Parisin ne vaziyette bulunduğunu ihtilâl — tari- — hinin birkaç satırı ile anlatalrm: “Te | rör aleyhine irtica strasında Mara mu — hiblerinin de meydan kaldırması ta. bit idi. Maranın sokaklarda, evlerde: ki heykelleri kırıldı. Selâmeti umu- |— miye komitesi tiyatrolarda ,bulunan —— Bir günadi krallık — taraftarlarımın öldürdükleri Mara, ve onun kurtarı- | cısı addedildiği halde bundan sonra !' ; kıtallerin mürettibi ve beyhude kan ıi:; dökmekten mütelezziz olan bir gad — dar gibi telâkki edildi.,, K IŞ İşte bu yüzdendir, ki — uğrunda —— can verenlerin hata ve muvaffakıyet leri, ancak ihtilâl muvaffak olduktan sonra tarihlere geçti. ettim. “ | | (l 'ııl | | tt | rı değildir. Eseri hazırlıyan HASMIN ÜZERİNE ÇIKIŞ: Hafbek, çok zaman kehdi kalesi hesabına tehlikeli mıntakada oyun oynamadığı için geri çekilmeksizin . derhal hasmının üzerine - gitmeli ve onu her vesile ile iz'aç etmelidir. Her nerede olursa olsun serbest birakılan hasım gerek pas vermekte, gerekse şüt çekmekte daha isabetli vuruşlar yapmak imkânmt elde etmiş demek- tir. Bunun için hasmı mütemadiyen rahatsız etmek lâzımdır. Maamafih sırasına göre hasmın size doğrü iler- lemesini beklemek faydalı olacağını kestirdiğiniz vakit bu gekilde hareke- ti tatbik etmek lâzımdır. Hasmın üzerina hücumda he - def toptan başka hiç bir şey olmama- ltdiır. Oyunculara sakatlık vere- cek şekilde sert girişlerden öyün he- sabına hiç bir fayda hasıl olamaz. Girişlerde mühim olan kararı ve . tir vermez, tereddütsüz ve fikir de- ğiştirmeden hareket meselesidir. Gi- rişilen oyuncuya tamamiyle yüziü- nü tevcih ederek hücum etmek yan dan hücumlardan daha müessir olur. İyi bir — futbolecu hiç bit zamarı fazla bir kuvvet sarfederek sadeca sertlik ile hasnir yıldırmak - üsulün'ü tatbika yeltenmemelidir. Fakat ha- sım korkaklık gösterdiği — takdirde bundan da istifade etmemek akıl kâ- Bilhassa hasım muha- : Nüzhet Abbas AT Ter BN cimleri arasında asabi — ve kolayca | —— kendini kaybedenler bulunursa İ.'.ııııııı-"W lar üzerinde müessir olabilmek için — girişlerin nizami fakat sert — olması faydasız değildir. | İyi bir haf birinci girişle topu ala- — madığı takdirde ikinci ve hatta bir üs çüncü tecrübe yapmaktan çekinme- — melidir. Hasma sakız gibi yapışmak | — en doğru harekettir. ! İ Evvelâ hasım oyuncuyu kendi — haline terketmemekle ve mütemadi- yen arkasından koşmakla acele ede- tek top kontrolünden mahrum eder- —— siniz. Sonra da karsılarma çıkacak be- |— kin vazifesini muhacimin — şaşırmış —| bir halde olduğundan kolaylaştırmış —— olutsunuz. k Bunün için hasım tmuhacimin || pesini brrakmamak her zaman için çok faydalı bir tabiyedir. <M Girislerden maksat tonu almak ol duğüna göre giriş anımr iyice kestir- mek çok mühimdir. Beyhude enerji sarfını icap ettiren velişi güzel giriş ler yerine tam atımda — tasarlanmış girişler daha faydalıdır. 4 Futbolda en son tabiyenin bekle. rin açıkları yan haflarınım iç muha- cimleri; santrhafın da hasım merkez (|| muhacimini tütmak olduğunu düşü « "| | necek olursak topu ayağında bulüne (| - duran hasmın bütün arkadaşları iyi (Devamı var) —