4 Kasım 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8

4 Kasım 1936 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

| Hatıralarını anlatan: Alman korsan gemisi “Deniz kartalı” niın süvarisi Kont Feliks fon Lukner Hatıralarını anlatan : EFDAtı TALAT —248 — Yazan: İHSAN ARİ | İ%“' — 25 — - Geminin ne İşte kul /| çalışan işçilerden ve w Kling, muavin kruvazör olarak yel. — kenli teknelerin kullanılmasmı öte. — denberi müdafaa etmiş, böyle gemile- — yin kömüre veya petrola ihtiyaçları — olmiyacağı cihetle hareket üslerinden - goök uzaklarda serbestçe iş görebile- — eceklerini müteaddit raporlarla ileri |sürmüştü. Erkânıharbiye nihayet bu “çin Hamburgda muattal bir halde du. |— Tran sabık Amerikan üç direklisi secil- Tamir esnasında amelelerden gemi- l"ı:lîıı ne işlerde kullanılacağımı - gizle. — mek lâzımdı. Bu sebepel Pass of Bal. nlıhanm mektep gemisi olacağı şayia- — Bi çıkarıldı. Bu şayia gayet makul gö- /— Tülerek herkesçe kabul edildi. Mektöp — gemisinin yelkenli olması tabif idi; i. V çeı'si.ne bin beygirlik kuweth bir mo. / telâkki edildi, w — Ben de inşaat tezgâhlarma zabit | srifatiyle değil, mühendis Fon Ekman -— ismi altmda gidip geliyor, hakikt hü- — viyetimi gizliyordum. ! Inşaat faaliyeti süratle ilerliyordu. Bi 1852 safi ton hacminde olan teknemi- — ze bin beygirlik bir motör, 480 tonluk — petrol ve 360 tonluk tatlı su sahrınc, | lari yerleştirmeye muvaffak olduk. — Ayrıca iki senelik kumanya almamı. - Za müsait yerler hazırlandı. Bütün ambarlar miistak'bel esırîen— j E_—ıu zabitler için hazırlanan yerler için bilhassa itina gösterdik, Kaptan ar“için.ayrı bir mutfak ve yemek Ba- nu yapıldı. İngilizce ve fransızca ki. [üpîı.rdan bir küçük kütüphane bile *vılcuda getirdik. Velhasıl esirlerimi . bir almdı. -— Gemi tamamiyle hazırlandıktan son — Ta İngilizlerin abluka hattını yarabil. -— Memiz için lüzumlu olan hileler icin çalışılmıya başlandı. Yapılacak ilk iş, — yaşı, hacmi ve harici görünüşü itiba. "“ Ş le bizimkine benzer bitaraf bir ge- d bulmaktı. Uzun- araştırmalardan 30nra buna da müvaffak olduk: Üç di -reklı Maletta isili Norveç yelkenlisi j o sıralarda Kopenhagdan Melburna hâ ,— “Teket edecekti. Bu vaziyette bizim o Norveç gemisi süsünü takmmamız i- <cap ediyordu. - Barometre ve termometrelerimizi — Norveçten getirttik. Malettanm Ko . t Jpenha.gda demir almak üzere motörliüi ' "hir bocurgat satın aldığını öğrenmiş. tik. Biz de Danimarkadan bir bocur: - gad getirttik. —— Mürettebatı seçmek işiyle bizzat ben meşgul oluyordum Erkânıharbıye AT AD . Nakleden- - noktai nazarı kabul etmiş ve bu iş i.| ;'in canları sıkılmaması için her ted-| lanılacağını inşaafta hattâ mürettebattan bilte sakladık. Casusluktan korkuyorduk gemimize mürettebat olarak altmiş dört kişi alabileceğimizi bildirmişti. Bu miktardan yirmi üçünü Norveç li- sanını iyi bilenler arasından seçtim. Böylece İngilizlerin abluka hattmı ge- çinceye kadar Norveç gemisi Malettu rolünü oynıyabileretttik. Motörümü - zün makinistleri tahtelbahir şubesi ta- rafından temin edildi. Diğerlerini ber seçtim. Ve bilhassa, hepsinin yelkenli gemilerde calışmış, usta ve gözü pek gemiciler olmasına itina gösterdim. Gemicilere soruyor, o zamana ka - dar hangi gemilerde çalıştıklarını, ne müddetter.beri gemici olduklarını öğ - reniyor, intihabım netices'ni bildirmi- yordum, Hattâ yelkenli gemilerde ça- lışmış olduğunu söyliyenlere alâka göstermiyor gibi favranıyor, buharlı vapurlarda çalışmış olanlara daha fazla sual sorarak şüphe uyandırma - maya çalışryordum, Bu suretle kimse kendisine erkânı- ğginden haberdar olamıyordu, zabit'ler hakkmda da ayni ihtiyatı gösterdim. Ayni şekilde Norveç lisanmı bilen ge- micileri tercih ettiğim de gizli kalmıs oldu. İntihap ettiğim gemiciler hepsi me- zuniyetle evlerine gönderildiler. Böyle- ce hepsi dağılmış bulunacakları cihet- le dedikodu önlenmiş olacaktı, Norveç lisanımı bilen yirmi üç gemi- ci için bütün lüzumlu eşya Norveçten ler, ayakkabılar, hulâsa düşmanın gö- züne çarpacak ne — varsa - cümlesinin Noryeç malı olmasına . dikkat edildi. Salona Norveç kralımnın büyük kıt'ada bir resmi asıldı. Norveç milli renkleriyle süslü Nor- veç malr yastıklar öteye beriye ser- piştirildi. Hattâ tayfalar için Norveç lisaniyle yazılıp Norvecten postaya ve rilmiş aşk mektupları bile unutulmadı Düşman zabiti gemimizi teftiş etti- 'ği zaman şüphe üzerine herhangi bir tayfanın evrakını tetkik ettikten son- ra kendisine nereli olduğu hakkında şaşırtrcı sualler sorabilirdi. Bu ihtima | l de düşünerek her tayfa için birer talimat mahiyetinde gayet sarih bi- Ter mektup hazırladık ve bilâhare yir- mi üç tayfayı bu mektuüplar üzerinden ayrı ayrı imtihana tâbi tuttuk. Bu hilelerden en müşkülü mektup- lar oldu. Çünkü gemiciler aldıkları itiyadımndadırlar, hazırladığımız mek - heyi davet edeceği şüphesizdi. Sonra herbirisinin zarfı Üüzerinde ayrı bir şehrin damgası bulunmak lâzımdı, ma lüm ya, gemıcı mütemadiyen aeyahat I(ADIIİI-AR BENİi Hissi Roman Hatice Süreyya — ÖĞ — laşmak için sarfedilen bu cehdler, bü- '_tün bunlar, şimdi benim için birtakım ufaktefek, musiki parçalarıdır. Sen ve — ben, aşkı, kâfi derecede aradık. Onu, — ihtirasta arıyorduk. Ve o mevcs.ttur, — Murad. Lâkin onu bana — verebilecek — gen değilsin. Aradığım kadınla erke- j .çğın arasın?aki aşkr değilmiş meğer be- V nim... — Genç erkek ince bir vağmurdan hâ- — Sil olan perde ardından ufka bakıyor- d, Orada, çok uzakta, Yakacığı ha- — yalen görür gibi oldu; Aayazma!. A. — yazmadaki o seher vakti.. İlk-âşkla- | rn. Ve bu kadinim öna ilk defa ait ol- “Aşk, hareketler, lâhuti zirvelere u-ı duğu gün., Sonra. bir ümit ve gürur seyyalesi.. Kendi kendine itimat, daha yükseklere tıkmak arzusu... Fani in- sanlığından tecurrüt etmek gayreti.. İşte, İsmet, ona, bütün bu lhüsleri tat- tırmriştı... Halbuki, demin, kolları arasında tuttuğu İsmet, hararetsiz biçate bir vücuttan ibaretti. RulLunu kaybetmiş bir vücut.. O ka dar gayretine rağmen, bu vücutta bir tek kıvılerm bile yaratmıya muvaffak olmamıştı. Ah yarabbi, şundan bahsetmeseydi, Fakat, bu kıvılarmlanamamaklığın ver .V M E Çdi '* Te 7 ş ) harbiye tarafından ne vazife verilece- | ,bildiriyordum. getirildi. Haritalar, gemi alâtı, kalem-| pek az mektupları senelerce saklamak | — Fakat, çocuğum gece mnasiıl döner? Malümya ortalık karışık. — Alifedersiniz Mösyö T...! Sizi ra- hatsız ettim. — Estafurullah, buyurunuz . — İçeri giremiyeceğim. Derhal geri- dönmeğe mecburum. Matmazel bu gece dairede fevkalâde müstacel bazı yazılar yazacağı için biraz geç kalacak. — Fakat, çocuğum, gece, nasıl dö- ner? Malüm ya ortalık karışık. — Siz hiç merak etmeyiniz. Kendisi- ni ben getireceğim, — Size zahmet olacak. Ben gelir a- lırım, Yüreğim hop etti: — Siz hiç rahatsız olmayınız. getirmek bizim vazifemizdir. — Çok teşekkür — ederim, Bari çok geç kalmasın. — İşlerini erken bitirmesi için biz de çalışırız. — Neyse! Xnşallah artık birkaç güne kadar Mısıra gideceğiz. — Kızım da bu yorucu hayattan kurtulur. İhtiyar mösyö T... yi bir kere daha, son defa kandırmıştım, Kandilli selâm- larla biribirimizden — ayrıldık. 'Tekrar Krokere döndüm. Artık, eskisi gibi İngilizler ne şehrin i- daresile, ne de diğer işlerle pek — meş- gul olmadıkları için Krokerin muhabe- rat arasında işime — yarayacak şeylere eskisi kadar tesadüf edemiyordum. Bi- naenaleyh kızların yazdığı — raporlari aynen polis müdürüne vermeğe de lü -| züm kalmamıştı. Mühim bir şeye tesa- düf edince onu not alryor, — Esat beye Onu Eskiden bütün mücadelem diışmanla- rın bizimi aleykimize hazırladıkları pıâiı ları verdikleri, kararları “vaktinde öz- renmeğe inhisar ediyordu. Onları bizim teşkilâta derhal bildirerek mukabil ted- birler alınmasına yardım — ediyordum. Şimdi ise, yakında kaçacak olan bir düş manın ganaiminden azami istifade ça- relerine bakacaktık. Yeni mesai cephe- mi bu süretle kurmuştum. O akşam için mühim bir işim yoktu. Binaenaleyh geceyi tamamen — serbest olarak geçirebilirdim. Saat altı buçuğa doğru yukarı annemin yanına çıkarak ona bir iş için İstanbul tarafına geçece- ğimi ve biraz geç geleceğimi haber ver dim. Sonra aşağı indim. Ortalık iyiden iyiye kararmıştı.Ben Balların da klübe gitmesini bekliyordum. Saat yedide ko- lonel odama uğradı; birâaz Suratlı idi: — Ben klübe gidiyorum. Bir şey o- lursa beni mutlaka haberdar ediniz. — Başüstüne koloönelim! Yalnız ben de bu akşam bir iki saat için müsaadı istiyecektim, tupların hepsi yeni tarihli olursa şüp-|— Jere müracaat ederek Vaffak olduk. nina yattı ve başını, onun vücuduna eder. Bütün Bu müşkülleri türlü hile- yenmeye mu- (Devamı var) anlıyamamışt:, kadın, her şeyı, ö hi—]* cap bile duymadan - açıktan açığa sayluyordu — Murad, bırak beni. Gorüyorsun ki, ihtimali yok.. Nafile.,, Ne müthiş şey.. O ki, zevk sahibi, estetik meraklısı bir kadındır. Bu gi: bi hislerini insan açığa vurur mu hiç?.. Bu derece mahremiyetini, bir kadın, âşıkma bile faşetmez.. - Şüphesiz ki bunu mahsus, bir kastla yapmış olacak... Son ve kat'i surette bağlarını koparmak emeliyle, Muradı kendinden soğutmak - için bu çareye başvurmuşs'ur. Murad, ona şimdi hic- bir şey illam etmiyor. İsmet, âşıkı- nm bunu bilmesini istedi. Bilsin ve kendisinden büsbütün ümidi kessin,.. Istırabı, bütün vücudunu ihata edi- yor. Acı, boğazına tıkanıyor. Gözleri| meçhul ufuklara doğru dönüyor ve kendi kendine konuşur gibi: — Hey gidi Yakacıktaki o günler.. - diyor. İsmet, bu sözleri işitti. Aşıkının ya- — Pekâlâ git. Fakat başçavuşa habet ver benim klüpte olduğumu... Kolonel gittikten sonra bir müddet daha bekledim. Artık Krokerde el ayal tamamen çekilmişti. Koca binada kori dorlarda dolaşan ayak seslerinden başk: bir ses duyulmuyordu. Odamda bir aşağı bir yukarı dolaşı yordum. Şimdi yeni bir mesele karşı - sındayım, Ne kadar olsa toyluk, tecrü besizlik... Düşünüyorum. — Şimdi kız alıp nereye götürmeli? Dakikalar geçi- yor. Ben hâlâ bir karar veremedim. BL sırada kapı açıldı. Matmazel T... endi - şeli bakışlarla bakındıktan sonra içeri girdi. — Evden merak edecekler. Sabaha kadar burada mı duracağız. — Şimdi gideceğiz. — Eve gidip haber — verdin mi? Ya merak edip buraya gelirlerse, Gülümsemeye başladım; — Her şey halledildi. — Ortaköye gittin mi? — Gittim ve program mucibince ba banı kandırdım. — O halde ne durüyoruz. Haydi gi- delim, Hâlâ bir şeye karar — vermemiştim. Fakat kıza “ben münasip bir yer düşü- nemedim. İçerde bir iki — dakika daha sabret,, diyemezdim ya.. — Haydi canım; sen hazırlan! Ben seni karşiki sokağın içinde bekliyorum dedim. O çıktı gitti, Beş dakika sonra Kro - kerden ben de ayrıldım. Beni sokağın içinde, karanlıkta bekliyordu. Koluma N girdi. Berâberce Tünele doğru yürüme- Be başladık. Bu sefer de aksi gibi sor- maz mı? — Nereye gidiyoruz kuzum! Ne ceyap vereyim: — Sen yürü! Orası bana ait . Tünele çıktık. Aşağı doğru yürümeğe başladık. İnsanın bazan böyle sıkışık va ziyetlezde telâştan zekâsı da duruyor. Kızı nereye götürmek münasip olacağı- nı henüz tayin edememiştim, O da ak- si gibi neerye gideceğini öğrenmekte ısrar ediyordu. Ben de lâf olsun diye: — Seninle beraber — olduktan sonra her yer müsavi, her yer bana cennet. Acelen ne elbet bir yere gideriz. — Sen beni gene bir gazinoya falan götüreceksin galiba! — Onun gibi bir şey... — Bu işten vazgeç... Bu seni davet ediyorum. — Yok canım? — Vallahi. ; — Nereye dayet ediyorsun. — Bir arkadaşımın evine... gazından daha çok rahat muhakkaktır. — Kim bu arkadaşın? — Çok iyi bir kizdır. Samimi arka- daşımdır. Kendisi terzilik eder, Her sır gece ben Orada bir edeceğimiz dokundurarak — derin bir & ııesle- — Yakacıktaki o günler... Evet.. Fa- kat yalnız onlar mı?.. Mazimizin bü- tün günleri unutulmaz zamanlarımız- dır... Bana inan ki, bunlarım hiçbirini unutmıyacağım, hafızamdan bir an bile silmiyeceğim... — Ve bu sana kâfi gelecek, öyle mi? " — Kâfi gelmesi lâzım... Cünkü şim- di artık o zamanların benzerlerini ya- ratmak kuvvetini kaybettim, Murad, kendisini tutamadı: — T'eki ama, yeşamakta devam ede- ceksin.. Bu yaşında artık cinsiyet münasebetlerini kesemezsin... Ben se - ni bilmez miyim ?.. — 4 u Bir şey söylemedi. Döndü, ' —Muracm gözlerinin içine baktı. Bu bakışlarda yalnız merhamet i- fadesi var. *Yağıyacak...,, Başka bir erkekle... ] kılıç sallar gibi bi münasebetler... | dalaştı. | dim giderim... Haydi, güle Sm b rıma agâhtır. İhtiyar ve hastalıklı ? $ annesi vardır. Ona seni nişanlım tanıtırım. Kadıncağız çok ihtiyar old ğu için her akşam erkenden yatar. kadaşım da nazik ve Halden anlar ı kızdır. Bizi rahatsız etmez, istersel raya gidelim. Şansıma ınatımağa — başladım artı! Ben nereye gideceğimizi düşünerek zülüp dururken sevgilim bu işi de hi ledivermişti. Bittabi, onun teklifini " dedecek değildim.. — Nasıl istersen canım, arkada$! rahatsız etmezsek oraya gidelim. — — Bilâkis çok sevinir. Biraz ilerden Tünel — Şişli ı:ı'zmîl'ı na atladık, Nereye gideceğimizi he ! bilmiyordum. Duruyorduk. Biletçi * nımıza yaklaştığı zaman kendisine lerimle nereye gideceğimizi sordum. doğrudan doğruya biletçiye hitap — İki tane Sürpagon. Beyoğlu ciheti bu akşam çok tod idi. Ortalıkta âdeta bir mezarlık M rası vardı, Karanlık ve süküt... pütl yüzler düşünceli, müteessir bir vım" tte... Bu muhitte kaybedilmiş büyük şeyin arkasından ağlayan - bir m hali var., Taksim bahçesinin alt t.ır daki istasyonda tramvaydan indik. ü fif hafif yağmur çiseliyor. Koluma d miş olan sevgilim, kendisini ıkgAA rütubetinden ve yağmurdan ko için vücudunu büsbütün büzerek b* sokuluyor. Fiyat garajının önüne d /“geldiğimiz zaman biraz sıkılarak: — — Arkadaşım bizim gideceğimi?z haberdar olmadığı için- -ted İstersen, şu köşedeki bakkaldan * bir şeyler alalım! : — Hay hay! diyorum ve bakkala * İryoruz. Şimdi ikimiz de aklımıza 5 len şeyleri ısmarlıyoruz. Sucuk, — ma, salam, yalancı dolma, balık y“mJ tası, çÇiroz vesaire.. Mezeler !mzu'lıf“"d sıra içkiye geliyor. Şimdiye kadar î" meni güzelile hep bira içerdik. BU M $am nedense aklım rakıda.. Hiç â olmadığım halde, bu akşam içim istiyor. Ona soruyorum: — Ne içeceğiz? eti Kai Gi Bu suali sorarken gözlerim, rafa miş boyboy rakı şişelerinde takılı yor. Kızcağız da bunun farkmd kın bir eda lie başını uzatarak ya — Mademki son gecemizdir, hef Hliği yapalım ve rakı da içelim. Bakkal çırağına bağırdım: — En büyüğünden bir şişe de Paketleri kucaklıyarak — dükkâf çıktık. Sürpüagop akaretlerine yoküşun bozuk kaldırımlarından İN sol kol üzerinde, alt kat pencercil" zayıf bir ışık sızan bir evin önünde * ; duk, »“ î ( Demmı Wt) i —— — Zavalli Muradcığım... f'.ü rum.. Şimdi bile yaşıyorum.. N© yük aşkla ve ihtirasla.. Artık Muradın nazarında, bu * anlaşılmaz, kendisiyle mucadela mez bir mahlüktur. ,.', Gözlerini ondan çevirdi. " BŞ Ve mağlübiyetini' kabul etti. el' ıııı Kadın, Muradın gidişini görm temiyordu. Böyle ayrılış zamaâ” nın-insanı ne derece'tuzağa dÜSY y bir zaman olduğunu biliyordu: » vullarmı hazırlamâsını bekledi V— nu' ötelin kağısında- tekvar buldü Nihayet_ Murad, harerete 3 Eer şey bitti... Otomobilide önüne geldi. Tam bu esnada, Kadi — Allaha ısmarladık! Murad'*" | yır beni götürmene ihtiyac YOF” gi lun açık olsun... Şehvetle... Saman alevi aşklar.. Suya| ü | Bo laş — P SF N aa T UĞN ö daüki e0 Mi il ( t - '»_"Üv

Bu sayıdan diğer sayfalar: