19 Eylül 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10

19 Eylül 1936 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— Hü K a.. ı l ü - ee KA e SN HUUT US FÇU ni B — gibi duruyor. ah B - sv. Bi Çıozîennı. yine metmuasına dikiyor. ğ '_ı hut makale filân okumak değildir. Bu İ H “Adeta ezberlemiştir. Şimdi ise bir da- | bir saat kaybeder. T AAA — . Zübeyde odadan dışarı Mustasım' küçük tahta kultuyu açarak içerisindeki renksiz mayiden Zübeydenin şerbetine bir damla damlattı Mustasım Güzidanin odasma varm- ca'todayı yine ağız ağıza dolmuş bul- du. En başta kizı Zübeyde olduğu hal- de bir sürü.cariyeleri, Güzidenin etra- fına, toplanmışlârdı. Halife kizını gö rünce “yeniden beymnden mulmuşa döğüÜtüü -i lli et — İçeri girmek, bağnmk, çagmna.k bir şeyler söylemek istedi. Fakat son- ra:bir düşünceye kapılarak her nedefi- se.dairesine döndü. İçeri girerken ge- ce) mzmetçılerindei; birime: - Gdz kulak ölün! Zübeyde odası- na ce bana haber verin. Şimdi de derahl münedcim Ubeyd buraya gel- sin! içeri girmiş ve yerlere kadar kapana- rak halife Mustasıtpı Belamla.mıştı Mu ım pır müddet hîçbır gey soylem en U'heydın nglerme baktı:| — Dinle beni Ubeyd! Eğer söyledi- ğimi, emrettiğimi derhal yapmazsan, ya,pa.mazsa.ıı kendini ölmüş, bil! — * Übeyd, 'bütün scıg-uk kanlı!ıgına rağ men gayri ihtiyari ürperdi. Ve keke- ledi: — Kulunuz emrinize muntazırdır. — Benden nefret 'eden bir: gençeki- zı şimdi, derhal elde etmek istiyorum. | Bunun için bâna' en kısâa yohı oğre;e- ceksin! * Ubeyd başmı önüne eğınlş olduğu — halde gözleri kaptr hîn.müdâet dü- Yü l aa 1Ç İ hummülr'Bir'şekilde meaşgul olmakta olduğunu belli ediyordu. Nıhayet. bü- şımı hafifçe kaldırdı. Gözlerini açarak Mustasıma baktı:, — Bir çare var! dıye mmldandı — Nedir? , » Ubeyd ,el,ını üyavaş koynuna soktu, Ve cebinden sımsıkı kapanmış ufak — bir tahta kutu. çıkardı:. — — İste budur Ğİ ai Di nedir o27 * YW Müneccim anlattı: " Öayet kuvvetli 'bir' 'müsekkin. Büundan'bir damla “içen kendisini tam Her geyi unütur. Ancak bir'Saat 'sonra' kendme gelebi- lir"İki'damla'içörse., — Evet? l —- İki damla içerse-bir daha üyan- mamak üzete ebedi bir,uykuya dalar. — Pekâlâ! Huyatmı kıırtxrdm' Ver bakatım bana'şünü!, 3, Mustasım ufa.crlf siyah | tuhta kutu— yujadeta kapar gibi mimeocım.Ubey— ümehnden tüdıre ç ' “İi arasma alarak bir müddet düşündü. V&N LAR / Hissi Roman Nakleden: Hatice Süreyya çıkar çık maz — Kulunuz her an, her saniye emir-. lerinize muntazırdır. — Anlaşıldı. Anlaşıldı. Ubeyd dışarı çıktıktan sonra haîife tam bir iri desti şarap daha yuvarla- dı. Şarabın son yudumunu - yvuarlar- ken oda hizmetcisi içeri girdi: — Muhterem kerimeniz Zübeyde dairelerine çekilmişlerdir. — Defol öyıe yek l5 > Halifenin oda lıizmetçısî Mustasa- mı şimdiye kadar aslâ bü derece koör- kunç - ve hayvanlaşmış' görmemişti. Telâş ve korku ile geri çekildi. Mustasam homurdanarak ayağa kalktı. Düşmemek için kapılara, du- varlara tutunarak kızinın dairesine dogru ilerledi. Beş altı odadan mürekkep olân da- iresinin örüne gelince kapıya şiddetli bir tekme yapıştırdı.. Zübeydenin o- da hizmetçieri karşılarında korkunc bir tavırla duran halifeyi görünce korkularından çil yavrusu gibi dağıl- dılar, Mustasım kızımın yatak odası- nı biliyordu. Doğruca oraya doğru yürüdü ve hiç tereddüt etmeden ka- pıyı açarak içeri girdi. Zübeyde soyunmamıştı. Bermutad sedir' üstüne uzanmış kitap okuyordu. Yalnız dışardaki gayri tabif gürültüyü işitince başmı kitabın sarı sayıfala- rından kaldırarak -kapıya * gözlerini qı'mgı- "Ek MAĞG5 G4 li zi eai " Odadan içeriye babasınm -geldiği- ni-görünce lâkayt bir tavırla doğrui- du. Halife Müstasım'muhtelif işler için böyle sık sık, kaba saba kızının odasma girdiği için bu ziyareti hiç ya- dırga.madı Yalnız bir bakışta baba- sınım. muta.dmdan pek fazla sarhoş | olduğunun , farkına vardı. Kendi kendme' — Her ha.lde Güzideyi bu canavar elindeni kurtardıgım için bana sitem etmeğe gelmiştir, diye düsündü. Müstasım, hiç bir şey demeden sedirin üzerine oturdu. Başını iki e- Sonra homürdahndı: — — Ba.na bir barda.k şerbet ha- zırla! Zübeyde ses çıkarmad.,n babasınım emrine itaat etti. ' Bir dakıka sonra Müstasımın önünde bir bardak” dolu— susu nar Şerbetı duruyordu. İ Mustasım' şerbetı içmedi. Tekrar homurdandı: ş — Bir bardak da kendine yap! (Devamı var) v ua" Ismet ftıtredı ı uĞözü düvar saatine kayd; Hakıka- ten,de bire çeyrek, var.. Halbuki, tele- [ fon, işte henüz çalmadı.. Şimdiye ka- dar :sustuğuna |göre. daha da susacak H:ılbukı Murat, döner donmez tele- fon edeceg.nı bıldırmemış mırtycîı'? Tahı gece yarısı evine gelmış bülunacaktı. Bu sükütun sebebi nedir? Fa;kat maksadı, resımle;e bakmak, ya- mMmeamuanın içine koyduğu bir mektp — ba bakiyor: Bu beyaz kâğıdın üze:ine ! * | süratle çizilmiş satırları kim bilir ka- mer defa okumuş, yine okumuştur. ük“Y“P bir ' keîimecigınde teselli ıo î-ı, 'U_ . rastlamalk r*î*—*““ i' ıb “le olsa bile haber vermesmde telgraf ,-çekmesmde ne, mam 'vardı? Bankadakı işi bugün ogle üzeri bıtweceg-ım muhakkaktır. Konturatı im zalayacağım ve derhal hareket edece- ğim... Camımın içi! Vallahi sana kü- vuşmak için saniyeleri sayıyorum... Sensiz memleketin manası yok... Öy- Ieyse, buradan son süratle kaçmalı!,, Halbukl gelmedi işbe Mühim -. bir iş çxlup da Murşdı 'alımı koydu? Böy- « Odanın. içinde , suçuşan kelebekler .gıbı cümle. pargaları 'çalkanıyor: » — Maça papası.. Koz.. Vallahi bir Yalova seyahati..;;- öi “Bu Sözlerden hiçbirine kulak asma- yanİsmet/birdenbire asabif bir hamle ile yerinden steradı. * dokunabileceğini, hattâ bu sayede temi- Hatıralarını anlatan * EFDAHı TALAT — 202 -— Yazan: ıHSAıg_g_!_*_'î Casus Ingilizin raporunu nihayet —öğrenmeğe muvaffak oldum — Sana yardım etmek istiyorum, be- ni dinliyecek misin? — — Bu senefer cevap veriyorum : — Ne istersen söyle., Seni dinliyece- ğim, — Sana Benetin bana yazdırdığı ra- poru haber veriyorum. — İyi ya, dinliyorum. Başını göğsüme dâyıyor, sesinde ha- Hif bir titreme ile anlatıyor: — Kapiten Benet bugün Londradaki Entellicens Servis şefliğine- —doğrudan doğruya hitap eden bir rapor hazırladı. Bu raporu bana yazdırmadan evvel, ya- zacağım yazılar hakkında — kimseye bir şey söylemiyeceğim hakkında namuüsum ve şerefim üzerine yemin ettirdi. — O halde bunları bana neden anlatı- yorsun? — Bunun yalnız sana mahsüs bir feda kârlık olduğunu unutma, Yüzünü okşayarak onu teşci ettim: — Sana ilelebet minnettarım. — Miralay Ballar da — sırasına göre bana yazdırdığı yazıların gizli kalması için bana mütemadiyen yemin ettirirdi. Fakat bütün o gizli yazıları bugün ol - duğu gibi o zamanlar da sana — bülbül gibi tekrarladığımı unutmamalısın! Ne yapalım, başa gelen çekilir!- — Nankör değilim. Bunları Hep blllr' yorum. Bana Benetin raporundan. bah- sedecektin. — Benet raparunda Kemahstlere mu- halif “olan' Türklerden-- bahsetti. H’Bıı '& damlar, ıcab;_ndqb '];urkgqg% hg;ıcc B çi karıldıkları takdirde Entellicens Servi> sin himaye ve direktifi dahilinde çaliş- mak şartile Kemalistlere çok zararları ni muhtemel avantajlarla son günlerde önüne geçilemiyen büyük <. zararların telâfisi bile mümkün olabileceğini yazdı. Ve Londradan bu hususta acele talimat ve emir beklediğini de sözlerine — ilâve etti. — Başka? — Ha, İstanbulda işgal kuvvetleri ku- mandanlığına bu adamların hayatlarının her ne bahasına olursa olsun muhafaza edilmesi için emir verilmesini de iste - di; Fedakâr kız, susmuştu. Sarışın ba - şını bana çevirmiş, güzel gözlerile beni seyrediyor, söylediklerinin benim üze - rimde bıraktığı tesiri anlamağa çalışı - yordu. : Ben, ışittiklerimden hayrete düş - müş değildim. Çünkü, bunları aşağı yu karı tahmin etmiş bulunuyordum. İn - gilizlerin, bu mel'un herifleri, bu kadar Hepsi de ba.kıyorlar — Hiç... Öyle sıçradım işte.. Malike haxm;ı işi şakaya vurmak istiyor: — Geçen gün terzi matmazel ne de- di biliyor musunuz? Böyle, sıçramak yaşı atlatmağa alâmet miş.. Ismet düşünüyor: '— Bana taş atıyor Yaş mak?. Kırkına vardığıma telmih..,, Maliek teyzenin yüzü. gülümsiyor: İyi yapıştırdı! Zübeyde hânım somur- tuyor, fakat onun aklından gecenler şu: “Bravo nefes aldırmamalı! Ona da- ima hakikatı ihtâr etmeli!,, |- İki hemşire, aralarında küçük - bir ittifak akdetmiş gib' ydiler.. ngram dahilinde bir siyaset takip ediyorlar- dr. Hiçbir fırsatı kaçırmamak, iğnele:| mek, yolunu şaşıran bu genç kadını böylelikle kendine getirmek siyaseti! " “Fakat nafile uğraşıyorlar.. -Pusu kurmak, mahvetmek istedikleri bu aşk öyle kolay kolay yıkılmaz. Onu tehdit eden tehlike bu odanm içinde değil... Fakat ya dışarda bir şey olduyaa., A- man yarabbi! — Ne oldun, kızını?.. Ç ee L İ a - diye teyzesi | | İşte telefon çalmıyor.. Hâlâ bir ha- |caktı! Yoksa ne Torlakyanı, | güzel geçmişti. Artık gitmek e L T Y Ğ KK SI zahmete, f-dakârlığa katlanarak, baba - larının Kayrına himaye — etmiyec.''*r muhakkaktıgElbette onlardan mukabil bir g — bekliyorlardı. Bidayette oldu- Bu gibi en son günde de onlara sefalet ve ahlâksızlıklarile mütenasip — bir rol vozecekleri ve son kozları onlara oynata cakları aşikâr bir şeydi. Buna karşı ben ne yapabilirdim? Elimden ne gelirdi? Bundan aylarca evvel gene matmazel Te ile bu gazinoda böyle başbaşa kal - tarştık. Kız o gün de bana düşmanları- mızın Torlakyan dawasında çevirmr” is- tedikleri dalaverenin içyüzünü anlatır - tı. Ö zo—>- 1 bana çöken hüzün ve dur- gunluğu, yeise benziyen dalgınlığı bu gün de âynen — hissediyordum. Bu hal, şahsan bu vaziyetlere mani olamamanın verdiği acizden ileri geliyordu. Veka - yün aldığı yeni mecraya karşı .durarak edlız varlığımla kendi mühitimdeki hâ- diselere istediğim cereyanı vermeğe im- kân yoktu. Kaderde ne yazılı ise o ola- ne de bu bir sürü haini de kaçırtır, onların maz - lümların intikamından kurtulmalarına imkân birakırdım. Beni biraz hayret ve daha çok acı ile seyreden güzel kıza bakıyorüm. O beni memfun etmek için burnları söylemişti. "Halbuki söyledikleri bende mevcut olan neşeyi de silmiğ süpürmüştü. Şimdiki halde bir şey yapamıyacak — olduktan sonra somurtup oturmanın manası yok tür Gençlığm insanı daıma heyecan ve maceraya sürükliyen mantığı benliğime | hâkim oluyordu. Kadehleri tekrar doldurdu. — Ermeni dilberinin altın başını kollarıma alarak ona kendi elimle içirdim, Artık bizim i- çin bu kır kahvesinin döşemeli daracık odasında mevcut bir şey vardı: Aşk.. DAKTİLO KIZIN ENDİŞESİ ne kadar Zamanı gelmişti. Eski kanapede uzanmış kalmış olan kızr kaldırdim. ÖO gece, sevgilimi bana büsbütün bağlamıştı. Bir türlü evi ne dönmek istemiyordu. Halbuki, ben, Krokert A fazla — ayrılamazdım. Hek böyle hâdiseler doğurması muhtemel o- lanı gecelerde... Vakit, ne kadar çabuk ve İkimiz de gitmek için hazırlanırken kız birdenbire bana döndü, dedi ki: — Efdal biz biribirimize büyük sır - larla bağlanmış iki kimseyiz. — Tabii! biribirimize âşıkiz. — Öyle! Fakat ben daha başka bir şey söylemek istedim. — Ne gibi... —— Acaba şu sırada nerede'? Egev Istanbula. dönraüş olsaydı bana haber vermeği ihmal etmezdi.. Bu dağru ve | hoş olmayan hareketi ondan bekle- mem!,.;; Hem vücudunda, hem kalbinde Mu- radın. “Maddi,, yokluğunu duyuyor Demek ki önu birkaç saat daha bekle- yemiyecek kadar seviyor.. Şüphesiz yarın gelir.. Öyleyse bu kadar sabırsız lanmanm ne manası var?.. İşte, gözle- rini telefondan ayırmıyor. Briç oynayanlar, sayılarını sayıyor. En sonra bir münakaşa çılkması mu- hakkaktır! İste başladılar hile.. Ses- leri, İsmeti fevkalâde kızdırıyor. Bu konuşmalar, telefönün — calınmâstna mani olacak gibi bir hisse kâpılıyor, “z- Of, artık gitseler Sâbrım tü- kendi!,,' İşte gitmefe hazıı'lnnıyorlar Sami da.yı, tek gözlüğünü düzeltti. Burnu nun altında fırca gibi düran btyikları- nr küçücük fırçasile süpürdü. Lutr yakalı paltosunü da giydi.. Malike tey ze de kürkler icinde.. Yalnız suratının bürün kısmı rörünüyor.. Burnünu tzü: tıp öpüşüyor! İsmet, onun “Samimi” öpücüğ'ünü yanağmda hissediyor. ATİAÜIK, t ** l.&gw-— — Ben senin büyük bir sırrına Vib' fım. Sen Kemalisti.. hesabmna gizli gir li çalışryorsun. — Bunu senden saklamadım. — Ben seni haber verebilirim. "” ber verebilirsin. — Ve gen o zaman bir felâkete mar “'ı b kalırsın pekâlâ| . — Olabilir. — Falkat --- benim böyle bir şey )"P mryacağıma eminsin. Çünkü seni delitt | | seviyorum. — Bu da doğru! Fakat ne demek "' tediğin' açık söyle... — Acele etme! Sen de beni iıtel'seıı .' | mahvedebilirsin. — Ne münasebet! — Ne münasebeti var mı? Benim Ü" gilizlerin m-hrem karatlarını Türk * verdiğimi ihbar edersen ben ne olurum? — Benim böyle bir alçaklık yapmıy?” tağımı düşünemiyor musun? Hem böY” le bir şey beni de mahveder. — Biliyorum. — ©O halde? — Send — yardım istiyeceğim. — Errret. — Kemalistler İstanbula gehr!er“ bizim halimiz ne olacak? Kızın mübhem sözlerine mana ver * mek için kafamı yormuştum. Fakat bi hiç aklıma gelmemişti. O benim müte * reddit kaldığımı görünce sözüne devaf' etti; — Ben İngilizlerin yanında çahşî?ü rüm. Sönta biz Ermeniyiz. Anamı bam, ben 'ne olacağız. Burada kalırsaf vaziyet tehlikeli... Belki de dışarı kaç?” cağız. Bunları beni sevseydin düşünü” dün. SK Kızın hakkı vardı. Hakkı — olduğun! da zaman isbat etti. Fakat, o zaman bt? İstanbulün milli küvvetler tarafmdi” işgal edilmesi; şehrin hürriyet ve isti” lâline kavuşması için yalnız- Mal:u'ıı!eI T... yi değil, kendi canımı bile feda © — derdim. O ne büyük, o ne acı bir hâf ret ve iştiyaktı. O elleri — omuzlarımd?! gözleri gözlerimde benimle konuşurk’M içimden: — Ah, o gün gelse de, seni İıaîı"l'*et İ sem, kendim gebersem ne olur? Fakat ona bunları söyliyebilir ı:myu'ı Kendisini teselli etmek, ona manevi kü” vet vermek için cevap veriyorum: —< — Yavrum! O gün gelsin. Her ycîuı kolayı bulunur. Bana yaptığın bufedi” krâlrkları unutmayız. Elbette bu hizmi” tinin bir mükâfatı olacaktır. Sen üzü” me emi? f Devamı vaf) rın akşama yine — buluşuruz Ha!ı'di haydi! Artık bu asık suratları bi? bakalım.. Vallahi gül gibi taptazef’ din; sek'z gündür bir başkalaştın. oldun cicim? Hemşiresine doöğru, yine bir uül"r atıyor. Sanki , şöyle demek istiyof” “Attiğim bu zehirli ök mükemmel df' gil mi? Zahiren tamamile masum b söz; halbuki, hakikatta... buldu!,, Zübeyde hanım efendi, hiçbir !93' anlamamış gibi durüyor Yüzünde bi adale bile kıpırdamamaktadır. zirs İsmetin, dudaklarmın kenarmda bir tebestalimle kendisine bak farkma vardı. Fakat, düşünüyor: 4 u — Malike iyi hesapladı, Irz manı buradan ayrılalı tamı bir h'f" oldü. İsmetin somurtsanlığı ve soluk” luğu da bu sebepten.. Başka bit m si yok!,, GFT Ah guü delikanlı buraya bir d’h " gelmese,. Ona dair ne kendisi, N€ W hemşiresi bir şey biliyor; yalnız meydandadır; İsmet akşamları S0k5 — ğa çıkmıyor. Bütün gühnünü evde S' çiriyor. Acaba kavgamı ettiler, Üzelim. Yas! —— İ Tam yefi” ı — .- —.. — D0 ae | — Av gee — # — — — iz —- —— — h k

Bu sayıdan diğer sayfalar: