a A GA S K .*kadmln yardımına giderler. Fransanın ÇÖ — x ——— Erkek yerine HABER — Aksam Postası Haydut çetesini idare eden bir kadın çıktı Kim olduğu biliniyor, fakat bir türlü ele geçirilemiyor (Paris hususi muhabirimizin mek- bu:) Fransızlar nezaketi bir türlü elden Takmazlar vesselâm.. Dara düşümüş bir kadın gördülermi muhakkak onun yar- df“îma koşarlar. — Hattâ polis hafiyeleri ile tam iş ortasında , iki elleri kanda bile Olsa, her şeyi yüz üstü bırakarak Yüksek apartmanlarında kullanılan asan- Sörlerin hemen hepsi bozuktur, İkide irde bozulan — ve taşıdıkları adamları Yarı yolda bırakanlarına da çok rastla Nir, İşte bu iki hakikat, Fransız emni- Yeti umumiyesinin birkaç memurunu , Son zamanlarda, tasavvur edilmiyecek adar müteessir etmiştir. Başından hadise geçen — madamın Saçları safi altın renginde, gözleri ko- Yu mavi, hele gülümsemesi en katı yü- tekli erkekleri bile büyüliyecek kuvvet- tcîdîr. Kadıncağız böyle bir asansöre ınnmiş. Fakat üçüncü katla dördüncü *At arasında asansörün birdenbire dur - Masiyle — karşılaşmıştır. R Kadın çok sıkışık bir vaziyetteydi. abahmm olmasma bir şey kalmamıştı . Bu apartmandan bir an evvel çıkarak Ve kocası uyarımadan evine dönmek mec- riyetinde idi. Asansörün, böyle bir zamanda bo- tulması da düşünülecek”olursa işin fe- aati anlaşılır. Hele kocası kendisinin bir hasta arkadaşı ziyaret ettiği marta- Valma kolay kolay inanmıyacak yaratılış- ta olduğu da hesaba katılırsa.. Polis hafiyeleri asansör parmaklıkla- Tından yukarıya asansörde kapalı kal- TMiş kadına bakarlarken bütün samimi- Yetleriyle “hiç şüphesiz ,, diyerek gülüm Semişlerdi — Hafiyelerin bu apartmanda lnsanlar büyüdükçe Burun, dudak ve kulaklar da büyüyormuş Vaşingtonlu bir Antropoloji âlimi, ilerledikçe insanların bazı uzuvla- Yaş Tinın hacmi olduğu gibi kalmakla bera- ber ğini Ve yzadığını, ağzın daha yayıldı- Sinr ve kulaklarm büyüdüğünü iddia &tmektedir. » meselâ burunların daha genişledi- Ummniyetle burnun şekli ekseriyet- e_ iİnsanm yaşadığı muhitin — iklimine Söre tebeddül etmektedir. Meksikada Zi kırmızı derili kabilelerin sıcak sa- î.:lîî'da burunları basık ve dağlık mın- da burunları dardır. — Burunların Seklinde esasir bir âmil olan iklim, ırk- &rasındaki farkı tayine yarayan bu #arif çıkıntıları türlü biçime — sokmuş- tur, mühim bir işi vardı: Fakat, asansörü yeniden harekete getirebileceği muhak- kak olan kapıcıyı çağırmak için, kendi mühim işlerini birkaç dakika ihmal et- | mekte bir zarar görmediler. Polis hafiyeleri bu apartmanın en üst katında beynelmilel bir haydut çete- sinin ele başısının oturduğunu — tesbit etmişler ve onu sıkıştırmış olduklarına da emin bulunuyorlardı. Çete reisinin bu dairede olduğunu emniyet müdürlüğüne gelen bir mektup- tan anlamışlardı. Haydudun işğal et - mekte olduğu dairenin bitişiğindeki da- ireyi polis kiralamış ve orada saatlerden- beri bir hafiye — bekliyerek komşusunu dinlemişti. Kadın asansörle yarı yolda kalma- dan az evvel bu odadaki hafiye, polis müdüriyetine telefon ederek : — Şimdi geldi. Onu yakalamanın tam zamanıdır. Burada tek başına bulu- Kapıyı içeri girdikten sonra ki- dairenin nuyor. litlediğini işittim. Şimdi de içinde dolaştığını duyuyorum. Baş müfettiş bu telefona şöyle ce- vap verdi : — Çok iyi!.. Şimdi beni dinle, pen- cereden kaçması ihtimali var mı — Evet, pencerenin kenarında geniş bir çıkma var. Buraya çıkarsa bitişik apartmanın damına atlıyabilir. — Apartmanda olduğun yerde kal ve gözünü pencereden ayırma oradan katiyen ayrılacak değilsin. Diğer bütün kaçılabilecek yerleri biz muhafaza altı- na alırız. Eğer pencereye tırmanmağa kalkışırsa hemen tabancana davranarak ateş edersin!.. Bu konuşmadan birkaç dakika son- ra bir polis müfrezesi apartmanın bulun- duğu sokağa yetişti ve sessizce o ci- varı muhasara 'altına aldı. İçlerinden ba- zısı kapıcıyı uyandırarak apartmana gir- di bazıları da arkadaki avluyu işgal et- tiler. Böylece kimsenin buradan kaç - masımna imkân kalmadığına emin olmuş- lardı. Anlaşıldığına göre çete reisinin çok keskin kulakları varmış ki kapıcının uyandırıldığını işitmiş; yahut haydut pencereden dışarıya bakarken sokakta bir takım gölgelı;ri görerek mış. Her ne ise, bitişik dairedeki polis ha- fiyesi, haydudun kapısının — açıldığını koridorda hafif bir takım ayak sesleri işitti. Şimdi ne yapacaktı? pencere çıkıntısını gözetlemekti. kuşkulan- aldığı emir Eğer koridora çıkacak olsaydı, haydut belki de daireye döner ve pencereden atlardı; iyisi mi burada beklemeli. İşte tam bu sıradaydı ki, yarı yolda kalan asansörü kapıcı işletmiye muvaf- fak olmuştu. Madam kendisine büyük bir yardımda bulunan hafiyelere teşekkür etti; binadan çıkarak bir taksi otomobili-| çağırdı ve içine atladığı gibi çekip gitti. Kapıcı asansörün durmasının sebep- lerini izaha kalkıştığı bir sırada hafiye- ler kaybedecek vakitleri bulunmadığını düşünerek en üst kata koştular. Orada haydudu bulamayınca, nöbet beklemekte olan hafiye şaşırdı. Bu şaşkınlık hep hir- likte haydudun apartmanına girilince büsbütün arttı, Orada asansörde kalmış olan kadı- nın resmini buldular. Bundan başka ele geçirilen , kadın elbiseleri ve saire bu beynelmilel çeteyi bir erkek değil, bir kadının idare ettiği hakikatini ertaya çıkardı. Kadının kim olduğunu Fransız po- lisi biliyor. —Bu kadın şimdiye kadar yüzlerce takma ad kullanmış ve bütün Avrupa dillerini ana lisanı gibi konuşan birisidir. Ceplerinde —bütün mühim memleketlerin pasaportları vardır. Ba- zan deniz ressamı kılığına girerek va- kitlerini sahillerde geçirir, çztesi efradı da balıkçı kıyafeti ile Manş denizinde ve Şimal sularında dolaşıp dufrurlar, Şanzelizdeki lüks apartmandan kaç- tığı gündenberi polis birkaç defa onu ele geçirir gibi olmuş; fakat, gene kaçırmış ve hâlâ da yakalanamamıştır. sın Sinema tekerrür- den ibarettir ! Eski filmler lazeleniyor Yarih tekerrürden ibaret olduğu gibi sinema da tekerrürden ibarettir! Amerikan sinema şirketleri mevzu kıt- lığında yeni senaryolar için para sar- fetmektense eskiden yapı!mış ve müs vaffax olmuş filmlerin mevzularını u- fak tefek tadilâtla tekrar kullanmağa koyulmuş bulunuyorlar. Bu şekilde o- AÇ& tuz film Holivudda yapılmaağ başlan- "4 mıştır.. Bunlarda nbir kaçını sayalım: Duaglas Ferbanks'ın 1924 de yaptığı ve en meşhur eserlerinden biri olan “Zoro'nun işareti,, bu sefer operet tars zında olarak çevrilmektedir. Baş rol Lavrens Tibet'e verilmiştir. “Operadaki hayalet, tekrar filme ? alınıyor. 1925 de Lon Şaneyin yaptı- ğı rol şimdi Boris Karlof'dadır. “Allahın bahçesi,, 1927 de Alis Ter- ri ve İvan Petroviç tarafırdan oynan- mıştı. 1936 da Marlen Ditrih ile Şarl Buaye tarafından temsil ediliyor. “Boğan el,, 1916 da meşhur Perl Vayt tarafından temsil edilmişti. Yes ni filmde Tom Miks'in kızı Rut Miks & baş rolü almıştır. “Zavallı zengin kız, 1918 de Meri | Pikfordun en meşhur eseriydi. Bu se- fer Şirley Tampl aynı rolü yapıyor. Dokuz sene evvel çevrilen “Güzel hareket, Ronald Kolman:ın en güzel eserlerinden biridir. Bu sefer aynı mevzuu Gari Koper oynamaktadır. Emil Yanings'in meşhur eserlerin- den “Kovadis,, 1926 da çevrilmişti. On sene sonra aynı mevzuda baş rol Va las Beriye verilerek filme alınmaktaas dır. *“Ramona,, yı 1928 de Dolores del Riyo ile Varner Bakster oşnamışlardı. Âynı mevzu Loretta ile Con Bols ta- rafından temsil edilmektedir; Şimdiye kadar belki on defa filme alman “Kamelyalı kadın. bu sefer Greta Garbo ile Rober Taylor tarafın- dan oynanılan bir fiime mevzu ver- miştir. Lilian Harvey son filminde böyle a ' » Çocuk artistler Çocuk artistler arasırda şimdiki halde en çok kazananı küçük Şirley Tampi'dir. Bu sevimli çocuk haftada beş bin dolar almaktadır. Ceki Kuper ise haftada 1300 dolar ücretf alıryordu. tamamile değişmiş görünüyor küçük haberler Xf Amerikan yıldızı Nansi Karol ana- sının yedinci çocuğu olan bir kadının yedinci çocuğudur, Büyük Aannesi de annesinin yedinci çocuğu imiş! Af Duglas Fairbanks 53, oğlu küçük Duglas ise 26 yaşlarındadır. Yeni Ame- rikalı jön prömiye Rober Taylor ise 24 | yaşmdadır. 2f Kanadalı beşiz çocukların ailesile mukavele yapan Foks şirketi beş kar- deşe on sekiz yaşma kadar her sene | bir film yaptırmak kararındadır. Ço- cukların herbiri on sekiz yaşına bastık- ları zaman bu sayede birer milyoner olacaklardır. XA Şarl Buaye bugünlerde Parise gi- derek “Sır,, isimli bir film çevirdîktğn sonra tekrar Amerikaya Gdönecektir. Filmin mevzuu Jozef Kesselin bir ese- rinden alınmıstır. 4f “Normandi,, vapuru ile Fransaya gitmiş olan Marlen Ditrih — yüzünden transantlântiğin Nevyorktan hareketi bir saat gecikmiştir. İmzasını elde et- vapuru bo" mek istiyen meraklılardan şaltmak bu kadar sürmüştür. 3f Anna Bella Londrada yeni bir fil"* me daha başlamıştır. Bu film dir. ingilizce- Joan Kravford ile Rober Taylor tavla oynuyorlar Una Merkel evinin bahçesinde Vircinya Brus HABER Istanbulun en çok satılan ha- kiki akşam gazetesidir. İlânla - rmı HABER'e verenler kâr e - derler, ği di TELEİRIZ Z TT — -— * y