29 Mart 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

TT A L îlj]_ eli p 8 MART — 1935 yi İria'A hu vir Yazan: Kadircan Kaflı İ Şahin'in öcü i — No.G4 ğ Büyük Deniz Romanı öldürülen adamın Valeryo olduğu anlaşılıyordu Şimdi Ali Reisin ortaya atılışı onların da hoşuna gitmişti. Çünkü — dövüşe devam ederlerse, herhal- de kârlı çıkmıyacaklardı. Çünkü bu iri yarı esmer adam korkunç bir şekilde kılıç sallryor, bu küçük delikanlı da b'r yay gibi gergindi. Hepsi de biranda durdular. Ali Reis Kara Yusufa sordu: — Ne var Bonifas ... Neden dö- vüşüyorsunuz?... — Ben de anlıyamadım. Bu e- fendiler, kotrayı zabtetmek ve bi zi de karakola sürüklemek istiyor- lar. Güya bu kotra Marki- Valer- yonunmuş. İşte bu adam söylü- yor.. Bu onun uşağı imiş... Gemici kılıklı adam atıldı: — Evet!,.. Ben içinde günlerce gezdiğim, silip boyadığım ve te- mizled'ğim, hattâ yattığım tekne- yi bilmez miyim?... İşte yelken... İşte direkler.. İşte güvertesindeki ipler.. Hepsi... Hepsi de onlar... Bu, onun kotrasıdır... Bunlar onun ne olduğunu, nereye gittiklerini de bilirler... b Venedikli zabit bu geveze ada- mı susturdu. Sonra Ali Reise dö- nerek: — Adınızı söyler misiniz?.. Dedi. — Elbet söylerim... Anronalı Şövalye Paolino Beneventi!... — Bu katra sizin midir?... — Evet!., ğ — Ne zamandan beri kullanı- yorsunuz?.., — Geçen yıldan beri., — Bunlar kimlerdir? —Uşaklarım:., Fakat ne demek ist'yorsunuz?... Bunları bana ni- çin soruyorsunuz?7.. Rica ederim buradan gidiniz ve bizi rahat bı- rakımız. Çünkü bir randevum var geç kalırsam çok ayıp olur.. — Randevunuzu başka zamana asarsınız!... Şimdilik, bu gemici- nin söyledikleriyle sizin söyledik- lerinizden hangisin'n doğru oldu- ğunu anlamak için karakola ka- dar geleceksiniz!... — Sözlerimin doğru olup olma- dığını anlamak için mi?., Bu sözü bir daha tekrarlamayınız; çünkü Şövalye Beneventi'nin yalan söy- liyeceğini sananların sonu iyi ol- maz !., le oynanma.. — Biz kanunun emrini yapaca - ğız... | Ali Reis, şeytan adasında olup bitenlerin üstündeki perdeyi sıyır- omıştı. Demek ki Deli Mehmedin öldürdüğü o adam Marki Valeryo | idi ha!.. Acaba?. Fakat nasıl o- lur? Bu gemici yanılmış olmasın? Eğer bu doğru ise, bugün sevdiği ve kaçıracağı kızın babasının, gö- Zünün önünde öldürülmesine ses çıkarmamıştı ha!.. Kara Yusufla, bir an için mâ - nalr mânalr — bakıştılar ve işin iç Yüzünü öğrenmekten doğan şaş - kınlıklarını biribirilerine anlattı - lar. 1 Buna tamamiyle inanmış değil - lerdi. Fakat eğer doğru ise, oyna- dıklarıson — kozdan da bir fayda göremiyeceklerdi. Valeryo öl -| dükten sonra Şahin — Reis acaba ve nereye götürülecekti?,. Valeryo ölmüşse ve Şahin Reis şimdi başka ellerde ise, bu güzel kızı kaçırmakla ne kazanacaktı ? Venedikli zabit yumuşadı, Ali Reise sokularak: — Yalnız bir kaç dakika için... " Bu işi böyle sokak ortasında gö- rüşmek istemiyoruz da... Gene randevunuza yetişirsiniz !.. Diye yarı yarıya yalvarıyordu . Fakat ne Ali Reis, ne de arka- daşları karakola gitmeyi göze al- miyorlardı. Orada kim oldukları - nın anlaşılmasma ve kıskıvrak bağlanarak zindana - atılmaların - dan çekiniyorlardı. Her şeye rağ - men uzaklaşmak, bugürültüyü ka- patmak istiyorlardı. Fazla olarak Graçyoza da gondolda bekliyor - du.. Hele onu bekletmek hiç işine gelmiyordu. Ya, Valeryo ölmemişse ve bu a- dam yanılıyorsa!.. Bu da akla geliyordu.. Ne zamandanberi tasarlayarak en sonra ele geçirdiği bu gezinti - yi elden kaçırmamalıydı.. — Randevum şimdidir. Bir da- kika bile kaybedemem. .Rica ede- rim bizi rahat brrakınız.. Yarm sa- bah erkenden istediğiniz yerde hazır bulunurum., : Ali Reis bü sözleri — söylerken gemici kılıklı adam, zabitin yanı - -na sokuluyor: — Bırakmayın!, Kaçarlar! Son- ra bu fırsat ne zaman bulunur bir daha! Tutun.. Zorla götürün.. Ye min ederim ki bu kotra, onun kot- rasıdır.. Onun başına — gelenleri bunlar her halde biliyorlar.. O kadar kuvvetle söylüyordu ki Venedikli — zabit bir türlü Ali Reisin sözüne: — Peki!.. Diyemiyordu... Valeryonun uşağı olduğu anla - şılan gemici büyük bir heyecanla | söylüyor, söylüyor, ortalığı yayga - raya boğuyordu. Ali Reis onu yakasından tuta rak sarstı: — Çeneni kıs, ulan! Seni mi din- liyeceğiz yoksa bu zabiti mi?., Dedi ve bir itişte, iki adım ge - — Kakan, Hiçiöndeia ŞaFatiye | rideki kalabalığın ortasına fırlat - tı. Şimdiadam düştüğü yerden de bütün kuvvetiyle bağırıyordu: — Alçaklar!.. Haydutlar!. Onu siz öldürdünüz? Kimbilir nesiniz? Kimbilir nereden geldiniz?, (Devamı var) Açık teşekkür Uzun zamandanberi müptelâ olduğum kulak hastalığını fevka - lâde ve istirapsız bir ameliyatla başarıp tedavi eden yüksek varlık- lariyle iftihar ettiğimiz kıymetli doktorlarımızdan Cerrahpaşa has- tahanesi kulak, boğaz mütehassısı Pro. Bahri İsmet ve asistanları E- tem ve Sadiye, hemşire Türkâna en derin saygı ve teşekkürlerimin muhterem gazetenizle arzını bir borç bilirim. (57) Mütekaidini askeriyeden kıdemli yüzbaşı: Mehmet HABER — Akşam Posfast Avusturya hü- kümeti Sosya- listlerle anlaş- mamış Son zamanlarda bazı ecnebi gazetelerine Avusturya hüküme- ti hakkında aksetmiş olan bir ha- ber Viyanadan tekzip edilmek - tedir. Avusturya hükümetinin Avus- turyadaki sosyalistlerle teşriki mesai etmek üzere olduğu söyle- niyordu ve Başvekil Şuşnigin A- vusturyalı sosyalist mümessilleri- le konuşmalara giriştiği yazıl - mıştı, ğ “Deyli Herald,, gazetesinin öğ- rendiğine göre, Avusturyada sos- yalist fırkası hâlâ hükümet tara- fından memnu bir vaziyettedir. Viyenada da 1934 şubat ihti - lâlini çıkaran sosyalistlerden bir çoğu hapiste olduğu gibi, ser - best bırakılanlar da sıkı polis gö- zü altındadır. Bununla beraber her iki tara - fın biribirle anlaşmasına hiç bir suretle ihtimal vermemektedirler. | RADYO İSTANBUL: 12,30: Plâk neşriyatı. 18: Otel To- katliyandan nakil, çay saati — telsiz caz. 19,20: çocuk saati — hikâyeler — Mesut Cemil, 19,50: Haberler. 20: Ke- man Solo — Nejat — piyano ile. 20, 30: Havayan kitar Siret ve arkadaş- ları. 21: Saksafon, Çimbaline, ksilo- fon solo (plâk). 21,20: Son haberler. 21,30: Radyo orkestrası. — 22: Radyo caz ve tango orkestrası. 175 Kly. MOSKOVA 1724 17,30: Parti yayımrı, 18;20: Mosko - va operasından — bir opera temsilini nakil. 23,0ö: İngilizce Moskava ayak- kâbrı fabrikaları. 24,05: Almanca kon- ferans. 832 Khz. Moskova, (Stalin) 361 m. 19,30: Bir konser nakli, 22: Dans musikisi, : 223 Kly VARŞOVA, 1345 m. 18,15: Viyolonsel konseri, — söz - ler — plâk. 20,25: Duyumlar. 20,35: Lembergden naklen koro konseri. söz- ler, 21,15: Senfonik konser, 23,30: Şi- irler, 23.45: Sözler. 24; Tayyare ba - hisleri, 24,05: Salon musikisi, 545 Kly. BUDAPEŞTE. 550 m. 18: Sözler, 18,30: çingene orkestra- sı, 19,45: Spor duyumları. 20; Amele yayımı, 20,30: Bartha orkestrası, 21: Küçük tiyatro 22: Gazete duyumları. 22,40: Piyano birliğile şarkılar. 23,30: Plâk. 24,15: Mantits caz orkestrası. 1,05: Duyumlar, HABER Akşam Postası İDARE EVİ ' ISTANBUL ANKARA CADDESİ Telgraf Ağresi: İSTANBUL HABER Telefon — Yazı: 28872 İdare: 24870 ARBONE ŞARTLARI l 3 6 12 aylık Türkiye: 120 350 660 1250 EKrş. Ecnebi: 150 445 810 1610 iLÂN TARIFES; Ticaret Hânlarının satırı 12,50 Resmi ilânlar 10 kuruştur. LiT Sahibi ve Neşsriyat Müdürü: HASAN RASİM US Basıldığı yor: (VAKIT) Matbaası t ğ : E Geçiren: | dan dışarıya çıkamardlıklarımı bili- nür. L : Bi Türkçeye NA_-BI bbbtf hetf het het ye e t CEBiDELİK Gebidelikler Şahı Açıkgözler Padişahı Ali Cengizin başından geçenler eee F e ada E LE — Ah, bütün bunlar senin beni çok — sevdiğinden ve bana karşı zafından ileri geliyordu. Sen de tıpkı beni, Ahmet Efendi dostu - muzun oğluna baktığı gözle bakı - yordun... Onun da benim gibi ola- cağı muhakkak.. Aramızdaki bi - ricik fark ben güzelim, o çirkin.. Ali Cengiz böyle söylenerek yol alıyordu.. İhlamura indi. Bozuk ve çamurlu yollardan Fehimpaşa ko- nağı yanına çıktı.. Oradan Nişan - taşına doğru saptı.. Bobi hâlâ sö - ğgüş kokan cebi yanında yürüyor, ağzında kavga sırasında — ağzına geçirdiği oyuncağı tutuyordu. ha Eğ ae Nejatla Demirin sırtlarma geçi- recek bir şeyleri olmadığı için oda- yoruz. Nejat hâlâ roman ile uğ- raştığı için zaman çabuk geçiyor, karnının açlığını bile pek duymi - | yordu. * Bu muharrirlere Allah tarafın - dan bir vergidir. Bir makale, bir fıkra yazmakla uğraştıkları zaman kedrlerini, — düşüncelerini, hattâ bazan ihtiyaçlarını unuturlar. On - lar tiyatrolariyle — uğraşıyorlarsa sahneye çıkardıkları kahramanla- rı ile yaşarlar. Onlarla konuşurlar. Muvaffa - | kıyet, şan ve şöhret düşüncesiyle kendilerini saadet içinde görürler. Bu zamanda hele şair — olurlarsa hayatlarının ne mes'ut zamâanla - rıdır. Oturduğu köşeden her şeyi kendi arzusuna göre düzeltir. Fa- kat ekseriyabu — meşguliyet şairi, muharriri sefalete götürür. Bazan da pek nadir olarak şerefe sürük - ler. Lâkin bu zaman da şair veya muharrir dünyadan gitmiş bulu - Demir bu işle uğraşmadığı için ara sıra haykırıyordu: — Haniya yeyeceklerimiz.. Ali muhakkak — unutmuştur. Haydi Nejat aşağı da bakkala kadar git de işi anla... — Ben bu halde inebilir miyim? Sen git.. . — Benim kıyafetim de senin- kinden daha düzgün değil.. Fakat iki adımlık bir yere gitmek — için insan bluzla da çıkabilir. Kalkıp gideyim.. Bakalım yemek ne oldu anlayalım?.. Alinin tenbih etmeyi unuttuğuna yemin edebilirim.. — Yirmi kuruşu da — bırakma- — Yanına aldığı — yüz kuruşun muhakkak sıkıp suyunu çıkarmış- tır. Ben bilirim.. —Münasebetsiz şeylere sarfetmiştir. Fakat doğru- su para kendi deniz — donlarının parası olduğu için brrak diye israr edemedim.. Böyle olmasaydı kıya« meti koparır, elinde yirmi ku « ruştan fazla bırakmazdım.. Aca« Yiğir | — Yahu! Nerede benim ayak « kaplarım? Yatağın altına koymuş- tum... Sırroldu!.. — Nen var be Demir? Bağırıp duruyorsun?. — Burada da çalış « mak mümkün değil ki.. — Ne mim mi var?. A!.. Eğer bana bu oyunu da oynadıysa! Ne münasebetsiz imiş.. Nejad sen mi giydin yoksa?.. : — Ayakkaplarımı?. Daha beş defa ya giymiş ya giymemiştim « Gözümün bebeği — gibi saklıyor- dum.. — Görüyorsun, — ayaklarımda pantuflar var.. — Muhakkak benim ayakkapla- rımı sattı. Hiç şüphem kalmadı .. Yeni potinlerimi sattı. Eskici, iki üç deniz donuiçin yüz yimi ku - ruş verirmi hiç? — Ayakkaplarımı sattı.. G30 (Devamı var) | mazlık yapmasın!.. — Bıraktı! İşte ocağın üstün - İst. 6 mer İera Memurluğundan: İkametgâhı meçhul Trabzonlu Bay Hasana: Sirkecide Hocapaşada İbni Ke- mal caddesinde 49 No, hanede mukim mütekait Bay Mustafanım tahtr tasarrufunda bulunan gene Sirkecide Hocapaşa mahallesinde 39 ve 49 No. İrarsalara talebiniz üzerine mülga Dersaadet Bidayet mahkemesinin — 23 Mayıs 1304' tarihinde haciz koydurmuşsu - nuz. Bu kere İstanbul Asli- ye J1inci Hukuk Mahkeme - sinin 26-1-935 T. 34-622 H. ve 935 - 83 No. ilâmile mevzu haczin fekkine karar verilmiş ilâm dahi mevkii icraya konulmuş olup ikametgâhınızın meçhul bulunma- sı dolayısiyle bir ay müddetle icra emri makamıma kaim olmak üzere ilânen tebliğat yapılmasına karar verilmiş olduğundan bu müddet zarfında mevzu haczi kaldırma - nız aksi halde kısmen kaldırıla - cağından icra emri yerine kaim ol- mak üzere ilân olunur. Ciltli 125 ciltsiz 100 kuruş bu kitabda bula.caksınız hastalara açık hastahane, broşür gönderilir. mnmmmnnmımımmmıımmımmımmmmımmwrğw Alafranga ve alaturka, YEMEK ve TATLI KiTABİ Hergün pişszcek yemeklerin ve tatlıların listesini ve yapılışlarını Satış yeri; İstanbul Ankara caddesi No. 15? | li tnkılâb Kitabevi — ÜN Doktor Ahmet Asım Ortaköy Şifa Yurdu Tramvay yöle, Muallim Naci cad. No 115: İstanbulun en güzel yerinde geniş bir park ortasında her türlü asri konforu haiz çok temiz, fiyatları çok ehven ve kadın erkek her türlü Yatak fiyatları iki liradan iti baren Doğum ve kadın ameliyatlarıyle apandisit, frtik, basur ve buna benzer ameliyeler için hususi, fiyatlar, arzu edene, fiyat Telefon: (42221) 27-3-935 AAA IKARRAADRACRAKAKIKCA KPT tma. YENIİ ÇIKT F L T L L listesi ve A A Y YO | ee n Ğ e j ,

Bu sayıdan diğer sayfalar: