Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Sönkeğkan “ETeK TU î'_îlfl'—'î_w - HABER'in Hikâyesi Moskovada çıkan Znamia ga- şetesinde Vassili Grossman im - zasiyle neşrolunan bu hikâyeyi Sovyet edebiyatının — güzel bir nümunesi olmak üzere, Fransız gazeteleri de tercüme etmiştir. Biz de oradan alıyoruz:- Beni Lvov'a gönderdiler. Si - perler dışında geçirilmiş bir haf- tanın ne olduğunu tasavvur e - der misiniz? Fakat, yedi günlük bu zaman kaşla göz arasında ça- bucak geçiyordu. Gene “Oraya,, gitmek için, terene bindim. Vagonun tekerlekleri “Sipere! Sipere!,, diye takırdıyarak, san - ki benimle alay ediyorlardı. Üçüncü mevki kompartıman- ları üç kat yataklıdır. Ben orta tarafta bulunan ya- taklardan — birine mükemmelen yerleştim. Aklımdan bin bir şey geçiyordu. Bilhassa arkadaşları- mın benimle alay edeceklerini düşünüyordum. Zira, hiç bir ka- dıma rastlamamıştım. Halbuki, siperlerde bulunan arkadaşla - rım, benden, tafsilâtlı bir hikâ - ye istiyorlardı. Tekerleklerin sesini dinleyip duruyordum. Fakat bu seste as - lâ neşe yoktu. Çok geçmeden u - yumuşum. Gözlerimi açtığım zaman, or- talık kararmıştı. Tren, durmuş - tu. Kara rayların üstünden at - İryarak, istasyona geldim. İstas - yon kumandanı, iki zabitle mü - nakaşaya tutuşmuşlardı. Cephe- ye ilk gidecek trene binmek is - tiyorlardı. Kumandan ise, tren - | rende- iyer olmadığını kendilerine »bildiriyordu. Ben de yaklaştım ve yoluma ancak ertesi — gün saat sekizde . devam edebileceğimi anladım. Fakat, o saate kadar nerede kalacaktım?.. Üçüncü mevki bek- | leme salonu, öyle kalabalıktı ki, oğultusu daha dışarılardan işiti- 'iyordu. Hayır, daha iyisi, bir köy evi- ae sığınmalı! Karanlıkta, — gelişi güzel bir psncereye vurdum. Kalın kara açt ev sahibesi kapıyı açtı. U - ı zaman tereddüdde kaldı. — Kim olduğunuzu ben ne bileyim? - diyordu. Sonra, evde, erkek te yokmuş.. Kocası, istasyonda semaverleri kaynatarak geçen askerlere çay temin ediyormuş. Lâkin yekna - sak bir perdeden yalvaran sesim kadının kalbini yumuşattı. Bir tahta kanape göstererek: — Haydi bakalım, burada ya- tarsiniz! - dedi. Alev alev yanan ocak saye - sinde ısındım, Arka arkaya beş bardak çay yuvarladım. Şimdi artık, kadının beyaz boynuna ve ellerine bakıyordum. Evde ihti - yar bir kadın vardı. Birine kız - mıştı. Kemikleri çıkık parmağı - nı sallıyarak, boyuna söylenib duruyordu. Ev sahibesinin çocu- ğu, ağzını yarım açmış, boyuna suratıma bakıyordu. Ben, kendisine döndükçe-an - nesine sokuluyor, ve delikten ba- kan fare yüzüne benziyen sura - tımrı saklıyordu. Kadın, dalgındı. — Gözlerini pencereden dışarı çevirmiş, kim bilir neler düşünüyordu. Benim 'mevcudıyetımın farkında bile değildi. Burası hududa yakın ol- Bir kadın Büyük harbe dair bir hikâye F yordu. ngcerelerm altuıdan, J Jı',ıf 4" G Çakl ç Hai ) ğımda binlerce kişinin — geçip durduğunu işte bu pencerenin ö- nünde otururken görüyordu. Yatmak üzere davrandık. Ev sahibesi, kendi yatağımnı teneke - lerle süslü yüksek bir karyolanın üstüne yaptı. Ben de, çizmelerimi çıkardım. Kaputumu başımın altına koy - dum, yattım. — Belki gündüzün uyuduğum için, şimdi uyuyamı- yordum. Fakat günlerce uykusuz da kalmış olsaydım, şimdi, göz - lerimi kapıyamıyacaktım. Şurada, beş adım ötede, bir kadının bulunması, beynimi sıcak bir sisle dolduruyordu. Bir ka - dın! İki seneden beri kadın ne « dir, tanrmamıştım.. Birden bire kalkarak, yanına gittim, Uyku sersemi ve yavaş bir ses- le, sordu: — Kim 0? Üzerine doğru eğilib şu saç « ma sözlerle onu yatıştırmağa uğ- | raştım: — Korkmayın.. Ben im.. Bu- günkü asker. Uzun zaman ve ısrarla inad etti. Fakat, bana vız geldi. Vü - cudünden öyle baş döndürücü bir koku çıkıyordu ki.., Gözleri, karanlıkta pırıldıyordu. Birden bire, mukavemet — etmez oldu. Şimdi artık beyaz bir kuş cesedi gibi yatryordu. Yağmur, asabi ve kemik par- maklar gibi camlara vuruyordu. Prejektörlerin — ışıkları, zaman zaman pencereleri yalayıp duru- gök gurultusu gıbı sesler çıka - rarak geçiyordu:- Kadını kaybetmek, o cinnet muhitine bir an evvel dönüver - mek korkusiyle elini sımsıkı ya - kalamıştım. Ona, kısık ve heye - canlı sesimle, ne kadar betbahd olduğumu, başımdan neler geç - tiğini anlattım, durdum... Muha- rebeden, arkadaşlarımdan bah - settim... Başka hiç kimseye söy - liyemiyeceğim sözleri ona söyle- dim, Gözlerimi gözleri işine dik- tim ve elini tuttum. — Gözlerini kırpmaksızın o da bana bakıyor- du ve serbest eliyle saçlarımı ok- şiyordu.- — Zavallı çocuk! - diye mırıl- dandı. Bir kadın benim tozlu saçla - rimı okşasın... Novgorad Seners- ki 114 üncü piyade alayının ba - sit bir neferinin saçlarını... Fakat, birden bire elini çekti. Hızla göğsümden itti. Yalvarır - casına: — Hayjdi, git, git..- - dedi. - git artık git... Sabahleyin — suratı asık bir tarzda kapları yıkıyordu. Koca karının işitemiyeceği bir tarzda: — Allah aşkına, artık yoluna git! - dedi. Hayır, buradan kımıldamak arzusunu duymıyordum. Yavaş yavaş kaputumu giydim., Bir şey söylemek istedim. Fakat, yalnız: — Allahaısmarladık! - diye - bildim. — | Cevab vermedi. gittim. Çamura, su birikintilerine e - hemmiyet vermeksizin yürüyor - dum. Kadmı düşünmiyordum. nız burasında boyuna kan dökülü- pa siyasacılarının yapmadığı kal- mgdıııı' vaşına benzetenler vardır. Kadından korkuyordum. Fakat bütün mesamatıma kadar kadın | Bolıvya Paragua harb TÜ T 17 Ş'UBAT 1933 Cenubi Amerika harbinde Fransız vt| Alman askeri teknikleri çarpışıyor 800 bin nufuslu Paraguay 3 milyonluk | Bolivyayı nasıl venivor ? Üç yıla yakın bir zamandan beri, bütün gazetelerde Paraguay - Bolivya muharebesi adı geç'yor. Görünürde tam bir sulh ve ses- sizlik içinde yaşıyan acunun, yal- yor, Bunları durdurmak için Avru- Şako mevkiinde Paraguaylı - lar arasında sürüp giden savaşı, 1914 — 1918 büyük Avrupa sa - — .. F 1932 yılı Kânunuevvelinden 1933 yılı Kânunuevveline kadar, yani Paraguay — Bolivya sava - şınım — en şiddetli zamanlarında Bolivya ordusu b'r alman kuman- danı tarafından idare ediliyordu. Bu Alman kumandanınımn adı Hans Kunt'tu. Paraguay hududu- na toplu bir sürü akmlar yaptı. Paraguay ordusunun başında - ki General ise büyük harpte Fransız Mareşali Foş'un yanında yetişmiş bir Paraguaylı idi. Adı doluydum. Bir otomobil tekerleklerinden bir çamurlu — sudan yelpazeler resmederek geçti. İşte, tam o esnada, onu gör - düm.. Dün geceki kadını.. Âdeta koşarak, bana yaklaşıyordu. Güç- lükle nefes alıyordu. Şüphesiz, bütün — yol boyunca koşmuştu. Kollarını boynuma sardı. Büyük bir heyecanla gözlerimi, yanak - larımı, alnımı öpmeğe başladı. tonra, benden ayrıldı. Elime bir bohça sıkıştırdı ve kaçtı. Askerler, bize sessizce bakı « yorlardı. Hiç biri gülmiyordu. Buna rağmen, her şeyle alay et - mekten hoşlanırlar. Trene girince, bohçayı çöz - düm, İçinden yün çorapla, bir ek- mek, on tane kadar hazırlop yu- murta, ve beze sarılmış dört gü- müş ruble vardı. Mel'un Umumi harp..: Sinirle- rimi ne hale sokmuştu. Ekmeğe bakarak ağlamağa başladım. Tercüme eden (Hatice Süreyya) General Estigarribia idi. Ve onun muavini olan General — İrrazabel, ise Belçika ordusunda hizmet et- mişti. Kısaca, Bolivya orduıu  - man harb tekniği ile bir Alman tarafından idare olunuyor, Para- guay ordusu ise, Büyük Harpte itilâf devletleri tekniğine uygun ıdare ediliyordu. — Bundan başka Faraguay ordu- sundaki Paraguylı kumandanlar- dan başka aslı İng'liz olan iki za- bit daha vardı. Bunların erkânı da Beyaz Ruslardan mürekkenpti.. * » * Bolivyada Alman askeri tesiri, 1923 te başlamıştır. Bolivya, 1921 den beri, Şako mevki'nde bir ko- ridor meselesi üzerinde Paragu - ayla anlaşmaya çalışryordu. Bo - livya, zengin petrol sahalarından başlıyrk Praguay nehrine varacak bir boru tertibatını buradan ge - çmek isteğindeydi. 1922 de Paraguayda milli bir parti, Bolivyaya — bu salâhiyetin verileceğini sezdikleri için, hükü- met aleyhne ihtilâl çıkardılar. Bu, tam bir yıl sürdü. İhtilâlciler ni - hayet bastırıldılar. Fakat Paragu- ay hükümetinin kafasına bir deği- şiklik gelmişti. Bolivya ile “Boru sermek,, konuşmalarını birden ke- siverdiler. Z İ.; | Bolivya buna karşılık Alman - yadan bir heyet istedi. Bu heyetin reisi General Kunet idi, Ve azası arasında, sonradan — Hitlerin a - damları arasında pek şöhret alan yüzbaşı Röm de bulunuyordu. Kunt, 1928 yılında Şako üzeri- ne apansız ve dehşetli bir hücum yapmağı tasarlamıştı. Fakat, buna tasarlayışı nasılsa, Paraguy hükü- metinin kulağına er'şmiştir. Bun - dan sonra Kunt salrverilmiştir. & » * 1930 da Bolivyalılar, bir İs - panyol askeri heyeti — çağırttılar. Fakat 1932 sonbaharındaki çar - pışmada mağlüp olunca, İspanyol- ları bırakıp tekrar Alman Gene - rali Kunt'u geri getirtti'er. Alman Generalinin ikinci ku - manda devri 1933 Kânunuevveli- * * & Bir Paragvay askeri ve Paragvtl ordusu erkânı harbiyesi. | Şako harbi açılmasına heluî,,p ne kadar devam eder, Sonra Bao - İivyaldlar b'r Şili askert heyeü'â:, = kasından bir Çekoslovak olan ” | neral Pazek'i getirtmişlerdir: *& & & w Paraguay da 1912 den 1914 dJ kadar bir Alman askeri bulundurmuştu. 1922 iht! liı"# orduda ihtilâlcilere karışmi? sonunda halktan vücude 30“# ve o zaman bir binbaşı olan Bj Pa garrib'a ve İrrazabal id ; Lalumcan Vir KÜVVeEetlle MatlAİ *f Ç | tırılmıştı. Paraguay, bundan ra bir Fransız askeri heyetı miş ve bu heyet 1923 ten, $ ’f km bir zamana kadar — par 1926 dan itibaren her iki t’ğ ta hazırlıklarını ilerletmeğ? * mişlerdir. Garnizon çarp! sıklaşmağa başladı. e'el y ciddileşmesine en mühim sebeb, Bolvyalıların 1932 Jıı nmda iki Paraguay kalesini ,Jl' tetmiş olmasıdır. Bund“' “Muazzam harp,, başladı. M her iki yan da resmen bi harp ilân etmemişti. Buı bir yıl sürdü. Her biri de rini müdafaa ettikleri kın*’" de idiler. İlk bakışta talih Boh"’:; yana çıkıyor gibiydi. nüfusu 3,000,0000 du. P M.»' yınki ise, 800,000 di. Boîf-pv, w muazzam tankları, muhtel v# ı ları, makineli tüfekleri V* W dan ziyade üstünlüğü Paraguayın ise bir MV si olduğu, hemen hiç t M lunmadığı, hastahane le saireden yana çok aşaği ' söylenmektedir. Üstelik, d& Lhdların kaleleri nptetm” ay sonra ancak askerini bilmişti.. Fakat burada iş Ğeğ'!ü' Ff | denizden 1000 kadem ) düz fakat çok sık aglçıwjy b'r yağmur düşen ve bö ,ıl tallaşan bir saha idi. ıf” ? risinde harp, Bolivyal madığı bir haprti. P”'W rın alışkanlığı ise, boyun? W yalıların aleyhine çıkıî (Devw