15 Şubat 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ATEŞ EDEN EVELİN DEĞİLDİR.ÇUNKÜ ÇATEŞ EDİLDİĞİ ZAMAN ( İ YANIMDA 1Dı. R 9 ) TT ? Polis Hafiyesi (X: 9) (ürk matbuatında bir yenilik olarak sayılacak bu roman.- birinci o tefa “HABER,, de çıkıyor. Bu romanı bir sinema seyreder gibı takib edecek, heyecandan heyecana düşeceksiniz. 1 SecanaasanAniadakAz tehdid ediyor. Polis hufiyesi x : 9 gel man Pavrs yor.'Katil ya karısı, ya yeğeni, ya hizmt dını veya uşağıdır. Polis hafiyesi bunu alîş/ adaf Gizli bir çete Pavrs isıninde zengin bir diği mechul bir kurşunla yarâ td ü ll DEĞİL.ÇÜNKÜ İKİNCİ ATEŞTE ONLAR'DA YANIMDA iDi! 3 [[mmnn PAVRSLA ANDERSOÖN DA : b - B K L AM MLİLA BN K FAKAT ÇİGNENE - GERİYE BİR CEK TUTUNU NE İ YAPMALI. BUNU KA- BNK SA PINLAR KULLANMAZ, KALIYOR. EVET, FAKAT MADAM BR16$ KADIN DEĞİL ERKEKDİR EVET ERKEĞİM. FAKAT BEN ATEŞ ETMEDİM. PoLise GİTMEDEN EVVEL MÜ SAADE EDİN DE ELBİSE. HMİ DEĞİŞTİREYİM ' JA KAYBEDECEK X H b NAKTİMİZ YOK, IŞ MÜHKİM. X:0 FİYESİ İ _ TZABI TA, İ ve PAR1S İ İTEN GE- LEN Pa. Li$ HA- ü PAVRSA | & ATEŞ EDENSİZSİ- NiZ ! | İNE GİRİŞİM DE XBAŞKATÜRLU iş 66 Fo nüne bir perde çekildi. Ölüyorum san dım. Eğer siz yetişmeseydiniz belki de kaldırımın üzerinde ölüp gidecek - tim. İşte başımdan geçenler bunlar... Ragastan, Rafaelin — anlattıklarını dikkatle dinlemişti, Zavallı, son keli - meleri güclükle işitilebilecek sesle söylemişti. Delikanlının büyük bir ke- der içinde bulunduğu ve kendine hâ - kim olabilmek için fevkalâde bir ceht sarfetiği anlaşılıyordu. Ragastan, Rafaelin ellerini avcu - na aldı: — Cesaret, dedi, cesaret lâzım azi- zim, Başınızdan geçenler pek acıklı, burası muhakkak.. Lâkin yeise düşme- Be sebeb yok. —— ların kimler olabileceğine dair hiç bir fikriniz yok mu? — Manalesef hayır! Ah, keşke onla- .H tanısaydım ! — Ne yapardınız? Ne mi yapardım? — Üzerlerine hücum eder, tabanca ile yahud kılıcla onları sıkıştırır, kacıranların elehası- siyle karşı karşıya gelince Rozitayı kurtarırdım. Yahud da o beni öldü - rürdü. Ne olursa olsun herhalde va - ziyet anlaşılır ben kederden, eziyet “—çekmekten kurtulurdum. Çünkü ya Rozita benim olur, veya ben ölerek istirablarıma nihayet verilirdi. — Bulduğunuz çare doğru olabilir. Fakat evvelâ sevgilinizi kaçıran ada- mın kim olduğunu bilmek lâzım. Dü - günün azizim Rafael, düşmanlarınız var mı? b — Düzmanlar mı? Hayır, düşma - Hını yektur. — Belki de bir rakih? — Genc ressam titremeğe başladı. — İşte beni de yeise düşüren bu dü- şüncedir. Bu düşünce beni mahvedi- “yor. Evet, tahmininiz pek doğru... Hiç şüphe yok.. Rozita'yı seven birisi var. Maga bunu biliyor. Beni ihtiyatlı bu- 'lmğamketü. Fakat çok geç! BORJİYA i EVET-İŞTE KAĞITLARIM. AMERIKAVA BALDİYİ BULMAK İÇİN GELDİM. o HALDE KİM i N| ATEŞ ETTİ..SEF a KİM DİR? HİÇ BİR SEY BiL. Ragastan müteessir olmuştu: — Bana inanınız azizim dedi. bu iş- ten galib çıkabilmek için soğuk kan - lılıkla hareket etmek gerektir. Rafael ümidsizliğini gösteren işaret yaptı. Ragastan devam etti: — Evet azizim sakin ve soğuk kanlı olmak lâzım. Vaziyeti açıkca ancak böyle görebiliriz. İşin en fena tarafı- nı düşünelim. Farzedelim ki —Rozita bir rakib tarafından kaçırılmış olsun. Rozita sızi seviyor değil mi? — Evet, bundan eminim. — Seven bir kadın daima kuvvetli- dir. Düşüncesi kuvvetlenir. — Rozita'- rnın bulunduğu vaziyeti derhal ve ko - bir | layca kabul edeceğini, kaçırıldığına Maganın size bahsettiği düşman - | razi olarak ses çıkarmıyacağını zan - neder misiniz? Şüphesiz ki kendisi sıkı bir göz hap- si altına alınacaktır. Bununla bera- ber emin olabilirsiniz ki o, kaçırıldığı dakikadan itibaren, size bir haber u - * laştırabilmek için çare aramakla uğ - raşmaktadır. Ne yapıp yapıp mutlaka size bir haber gönderecektir. — Ah azizim Şövalye, beni yeniden hayata kavuşturuyorsunuz. Ben bun- ları hiç düşünememiştim. — Diğer taraftan, evvelce söyledi- ğim gibi, bu işte benim nüfuzumun da tesiri olabilir. Büyük bir Rama a - silzadesi ile aram çok iyi. Gerçi ken- disinden ayrılmak üzereyim ama cid- di araştırmalar yapılması için ricamı kabul edeceğinden şüphe etmiyorum. Rafael yerinden kalkarak Ragasta- . nın boynuna sarıldı: — Beni ölümden kurtarıyorsunuz, diye haykırdı. Daha bir saat önce sizi tanrmadığımı, kaldırım üstünde — ölü gibi yatarken beni görmeden geçme « niz ihtimali olduğunu düşündükce, sizi benim için en kıymetli bir dost ya pan tesadüfü düşündükce kendimi yeniden dünyaya gelmiş sanıyorum. Sizinle tanışmamız, Rozita'dan sonra, hayatımın en mes'ut bir hâdisesidir. - ” BORJİYA l eÜi ba 'BUDUR! ATEŞ EDEN BU M—)' ADAMDIR. İŞTE BALDİ DE — VEBU PAVRSA, DUR! N & N af YZ z L | y STT ğ SİZATEŞ L ETTİNİZ BALDİ! | BAŞKASI OLAMAZ HER ŞEYİ SÖYLİYECER! ĞİM! T a G Ragastan gülümsüyordu. Genc res- samın, kendi eseri olan bu taşkın se- vinci, onun düşüncelerini de biraz tes- kin ediyordu. Rafaele dönerek: — Haydi, şimdi gidiniz ve ben size haber gönderinciye kadar sakin olun. Rafaei heyecanla sordu: — Sizi tekrar ne vakit göreceğim? — Nihayet iki saate kadar. Sizi ne- rede bulabilirim? — Demin söylediğim dostumun e - vinde, İsmi Makyavel'dir, (Dört Çeş- me) sokağında bu adı taşıyan âbide - nin karşısmdaki evde oturuyor. — Pek âlâ, Beni arkadaşınız Mak - yavelin yanında bekleyin ve herhalde üntidli olunuz. İki yeni dost el sıkıştılar ve Rafael o baze bir ümidle cesaretlenmiş olduğu halde sokağa fırladı. Ragastan yalnız kalınca derin bir göğüs geçirdi ve mı- rıldandı: ? — Çok mes'ut bir adam. Çünkü se- viyor ve seviliyor. BT | . çe İ KADIN PAPA Ragastan geceyi uykusuz geçirmiş- ti. Burunla beraber biç bir dinlenme | ihtiyacı hissetmiyordu. Zaten geceki hâdiseler ve dimağını dolduran — dü- Şünceler sinirlerini germiş bulunduğu için gözlerini yummasına ihtimal de yoktu. Beygirini otelciye bıraktı ve yaya olarak Sent Anj şatosuna doğru yürümeğe başladı. Daha pek erkendi. Fakat Sezar Borjiyanın erken kalk - tığını biliyordu. Ragastan, Sezar Borjiyanın daire - sinin medhaline geldiği zaman ortalı- gı bomboş buldu. Ne saray erkânı, ne de saray zabitleri meydanda idi. Bir kâhya Şövalyeye doğru gelerek : — Monsenyör Sezar Vatikana git - tiler. Size de böyle söylememi emret - tiler. — Vatikan'a mı gittiler? — Evet, Bu sabah Papa Hazretle- rinin yanında resmi bir toplantı var. ke MAD ei £i LA el LAti « l g, t 4 — Demek Prens Hazretleri bunü bana bildirmenizi söyledi? — Evet. Hattâ sizi Papa Hazretle- rinin müzakere salonunda bekledikle- rini de haber verdiler. Ragastan sokağa çıktı. Bir kaç da * kika sonra Vatikan sarayındaki bü- yük slonlardan birine girmiş bulunu- yordu. Salonda büyük bir kalabalık gözlerini kapıya dikmiş emir — bekli- yordu. Arada sırada kapı açılıyor, mâ& iyetinde iki münadi bulunan beyaz 5& H tenden resmi elbisesini giymiş bir teş* rifatcı dışarı çıkarak bir kaç adım ilerledikten sonra yavaş sesle bir isiml söylüyor, münadilerden biri de bu ad! yüksek sesle tekrar ediyordu. Bunull üzerine derhal bir Kardinal, yahud bir zabit teşrifatcıya doğru ilerliyor» onun peşinden içeriye giriyordu. Solt* ra tekrar hafif fısıltılar halindeki konuşmalar tekrar başlıyor, herke$ teşrifatçının çağırışını bekliyordu. Ragastan; bir çok kral sarayları * nın, Papanın sarayı yanında pek faâ * kir görüneceğini düşünüyordu. V* birdenbire hatırına Beatris, boyundU” ruk altına girmiş olan İtalyada he men hemen tek başına koca bir küv * vete karşı koymağa çalışan sevimli ve cür'etli Primver geldi. Bu sırada bir hizmetçi koluna dokt* nunca Ragastan titredi. Hizmetci fi * sıldadı: — ; — Affedersiniz Şövalye — Ne istiyorsunuz? — Lütfen beni takib eder misiniz? — Nereye gideceğiz? e — Sizi kabul salonuna götürme&? memurum. — Prens Borjiya orada mıdır? — Monsenyör sizi orada bekliyor: Ragastan başka bir şey söylemeğ? lüzum görmeksizin hizmetcinin — P” sıra yürümeğe başladı. Herkesin YÜ * züne gıpta ve hasetle bakışından, fe": j kalâde bir lütfa mazhar olduğunu 2” — lryordu. y w* İzkllk *

Bu sayıdan diğer sayfalar: