Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
15 HABER -— Akşam Postası Yazan: Kldırç.n Kaflı ÖCcü “Kırk gün kırk gece düğü No. 25 Büyük Deniz Romanı un yapar, evlenırsınız!,, Bu adam neler söylüyordu? Y“ı“l deliliğin başlangıcı mıy- All reis sordu: — Lâkin, onu yeni mi tanı - din? Yeni mi anladın bunu?.. Ne ve nereden?.. — Bunu bana annenin gözleri “l“tl Onları görünce tanıdım.. Stella ÂAyşenin ta kendisi idi- !pkı annesinin gözleri, annesi - m“ bakışı ve söz söyleyişi.. Za - ten İnebahtıda iken de — küçük Yşenin annesine bu kadar çok “enzemesine herkes şaşardı. E - S8r 6 zamanlarda annenin bakış- larma daha dikkatle bakmış ol - Bhyd,m onun gözlerine bakar Bal tmaz bunu hatırlıyacaktım. akat olmadı... Belki de aşk, be - Bim aklımı başımdan almıştı... İkisi de susuyorlardı. Âli Reis doğrulmuştu. Avuç - Arını dizlerinin üstünde sıkmış, 8özlarini yerdeki çakıllara dik - Mişti, — Yusuf!... — Ne var reis?.. — Sana o kız nelerden bah - iker Bir yeşil pembe.. bir kale.. İr liman.. gemiler.. köpüklü de- = * kalabalık bir şehir.. öksüz- Ve esirlik... Bunların bepsini t Fakat o dakikalarda ka- Amda yalnız bir ülkü vardı: O - bir an evvel bir kara parçası- çlklrmık, bir yerde sakla - “ABu arzunun verdiği heye- dini bana onun söylediklerini hi €tmemişti. Fakat şimdi hatır- Re Orum. Bana İnebahtıyı, Şahin İsin evini tarif etmişti... — Kulağının ardında heu var mıydı?", ÜK ME T — Kardeşimin kulağının ar - büyücek 've kara bir ben Annemin yüzünde olduğu kara 'lllıd. 'lr-_]l_ Bibi,, — Bunu bilmiyorum!... z Sâhı . Hakkın da var ya!.. li Reis sustu. Düşünüyordu. s“““' mırıldandı: dlhı Ünı yakından bakmalıy - Halbuki ben gece karan - dîma. ancak bir karaltı halin - z0 COIdüm Yaram o kadar n;d'"fdn ki... O kadar bitkin Bemiç: ü idim ki, bir an evvel, ı..": tıran — bu mahlüku k.:u'den bire ayağa kalktı. Ve “'ufa sordu: h.% O kızm Ayşe olduğuna i - Var mı?.. — Sarsılmaz mı Hiç bir zaman.. ba ne oldu?.. "'"'? | sevmeme de?... Onu bekliyorum. Ali Reis Kara Yusufun kolu - nu tuttu: K — Düşünme!.. Üzülme!.. Dü- şünmekle ve üzülmekle elimize bir şey geçmez... Onu da bula - cağız.. Elbet buluruz onu da... Ve o zaman kırk gün kırk gece düğün yapar, evlenirsiniz!... Kara Yusuf ellerine sarıldı: — Demek.. Demek benim onu izin veriyorsun öyle mi?,. Bense, kusurumu bağışla - yın, diyecektim. genç korsanın — Evet, onu sev!.. Her za - man, benim kadar sev!... Bera - ber arayacağız ve buluşacağız.. — Annen bunu öğrenince ba- na kim bilir ne kadar... — Hayır, hayır!... Bunu hiç düşünme!... Senin kabahatin yok ki... Bilemezdin!.. — Bilerek yapmadın bunu... Haydi gide - lim, bizi arıyorlar... Yürüdüler. Bir uşak onları görmüş, yar - lere kadar eğilerek selâmlar y3, Şeyh Ebusaidin Ali Reisi ara İ - gını söylemişti: — Peki!.. Geliyoruz, sen git!.. Uşak uzaklaştı. Ali Reis ar - kadaşının ömuzuna - elini koy - — Yusuf!... — Emret Reis!.. — Aramızda geçenleri bizden başka kimse bilmiyecek!.. Hele annem, sakın duymasın!... Büs- bütün üzülür zavallı!.. — Peki Reis!.. — Bundan sonra da nerede bir genç kız görürsek, yahud yo- lumuza çıkarsa gözümüzü dört açalım da atlamıyalım... Çünkü aradığımız genç kız senin nişan- lın benim de kardeşimdir... Kara Yusuf genç Şahin yav - rusunun ellerini öpüyor, boynu - na sarılıyordu. Fakat o anda gülmek mi yok- sa ağlamak mı lâzım geldiğini de bir türlü kestiremiyordu. Ali Reisle Kara Yusuf işte bu- nun için o geceki ziyafette bir türlü şen olamıyorlardı. Ali Reis, hemen ertesi gün, babasını kurtarmak için düşün - düğü plânı annesine ve dedesine açmıştı. Zaten bunu onlar evvel- ce de şöyle gelişi güzel bir şekil- de duymuşlardı. Şeyh Ebusaid bu iş için başka birisini —göndermek istediğini söyledi: nuz7.. (Devamı var) Biıı üî'-lk bir sandalda ve 18- denizde tek başına kal - hd ı: mı öldü?. Fırtı - T5 Y Yık devrilerek boğuldu gene alçak bir esir - | mi düştü?.. i 3 kostüm Son moda safi yün kumaş- ardan ısmarlama, teminatlı o- larak en müşkülpesentleri bile ancak Kolaylık — Terzihanesi memnun bırakır. Ankara caddesi Orhan Bey han birinci katta Kolaylık Ter- zihanesine buyurunuz. (3960) İiraya YANTUKAAYİYTUyyra YAY gy aA YA y gy ÜYYT y gea eEİYENRA y ga aFT aT [0 ve 25 ismarlama ' l Şikâyet!er, 7 temen niler Soy adı işleri Haydarpaşa Prevantoryom mu allimi Fevzi Işrk matbaamıza ge- lerek şu şikâyette bulunmuştur: “Geçen ayım onunda Kısıklı Nüfus memurluğuna müracaat e- derek soyadımı tescil ettirmek is- ted'm. Geredeli olmam dolayısıy- le evrakım Geredeye gönderildi. Aradan bir aydan fazla zaman geçtiği halde hâlâ bir cevap gel- medi. Alâkadar makamların na- zarı dikkatlerini celbetmenizi ri- ca ederim.., İRAabDYOoO | ——— bBuğuün İSTANBUL 12.30 Karışık musiki plâk, 18 Ötel Tokatliyandan nakil çak saati, telsiz caz orkestrası, 19.20 Çocuk saati: hi - kâyeler, 19,30 haberler, 20 tıb fakülte- si deri ve frengi hastalıkları seririyatı profesörü Dr. Hulüsi Behcet tarafın - dan konferans., (frengi neden ayıp gö- rülür. Frönginin gizli tutulması neden adt olmuştur. Tabiatte ayıp denilen hastalık var mıdır?) 2.30 havayen ki - tar orkestrası Sirvet ve arkadaşları, 21 Keman sole: Nejat, 21.30 son haberler 21,30 radyo oörkestrası, 22 radyo caz ve tango oörkestraları. 175 Khz. MOSKOVA, l4 m. 17,80 Sözler, 18,80 — Kızılorduya mahsus program, 19,30 Beyaz Rus şarkılarından. 21 karışık koönser. 22 Çekçe neşriyat, 23,05 İn - gilizce neşriyat, 24,05 Almanca neşriyat. 828 Khz. VARŞOVA, 1345 m. 18,15 Plâk, Sözler, 19,15 Orkestra, 19,45 Konfernas, 20 Hafif musiki, 20,20 Aktünlite, 20,30 Filmlerden plâklar, 2045 — Haberler. 21,15 Varşova filharmonisi tarafından senfo- nik koönser, 28,80 Şiirler. 23,40 — Reklâmlar, 24,05 Dans, Khz. PRAG, 470 m. Brilino radyo orkestrası, ders, 18, Ku- artet könseri, 19 Ziraat. 19,10 Amele neşri - yatı, Almanca neşriyat ,20,10 Popüler Sırp şarkıları, 20,80 Eski Pragm balo balo mu - sikisi, 21,15 Örg koönseri, 21,80 Sözler, 22,03 Viyolonsel konseri, 21,25 Sözler, 22,30 Radyo örkestrası, sözler, 28,16 Plâk, sözler, plâk, Rasca haberler. Khz. LEİPZİG, 382 m. IB.ŞO Keman sonatları. 19 Haberler, söz- ler,, 19,80 Plâk, 20,80 Spor bahisleri, 21 Ha - berler. 21,15 Ulusal neşriyat, 22 “Das lelchte Glück,, adlı neşeli skeç, 23,20 Haberler, spor. 238,410 Gece koönseril, 545 Khz. BUDAPEŞTE, 550. m. 18,80 Salon orkestrası, — 19 Stenografi dersi, 20,50 Sözler, 20,80 Operadan verilecek temsili nakli. 28,30 Çingene orkestrası. 24,10 Fransızca aylık haber lcmali, 1,06 Son haber- ler. — Esirgeme derneği- nin balosu Şubatın 28 nde, Park Otel salon- larında Esirgeme Derneğinin balor su verilecektir. Dühuliye bir lira, yemek iki liradır. Hem gayet güzel bir gece geçirecek, hem de bir ha- yır cemiyetine yardım etmiş ola- caksınız. HABER Akşam Paostası İDARE EVİ ISTANBUL ANKARA CADDESİI Celgrat Adresl: İSTANBUL HABER Telefon — Vazı: 288179 — İdare: tarto ABONE ŞARTLARI ı B ö 12 ayık Türkiye: 120 850 680 1250 Erş. Benebi:. 150 dd 40 1610 ILÂN TARIFESİ Ticaret Ofalarının satırı 12,50 Kesmi Hânlar 10 kuruştur. Sahibi ve Neşriyat Müdürü: HASAN RASİM US Basılaığı yeri (VAKIT) Matbaamı Nakleden; ( Vâ - Nü ) — Ferid! Siz benim dostumsu- nuz. Ona söyleyin, gitsin... Git- sin... Ah, niçin vaktiyle talâk iste- medim. Altı sene evvel, bu, öyle basit olurdu ki... Bana bunu tav- siye ettiler. Fakat ben reddettim. | Korkuyordum. Hem, sonra, ümid ediyordum, Bekliyordum. — İşte geri geldi, Kâmile! — Lâkin unutmadım... Ben bu ev'n içinde şu yanımızda- ki odada olan hâdiseyi unutma- dım, Ferid! Odanm şeklini değiş- tirmedim. Oraya daima girdim, o odayı o halinde görmek, faciayı taptaze olarak dimağımda yaşat- mama vesile teşkil etti. Ona söy- leyin, g'tsin: Eğer beni hâlâ sevi- yorsa bunu benim için yapsın... Fedakârlık diye yapsın! Hem, söyleyin kuzum. Nçin pişman ol- muş? Bunun bir sebebi var mı Öyle diyin ki, ben sükünumu bul- dum. Bulmak için de çok zahmet çektim, Bunu söylemezsiniz, söyle mek istemezsiniz, değil mi? Zira, o, sizin hayatınızı kurtardı. — Kâmile! O, sizi sevdi. Vak- tiyle, sizin saadetinizi, yegâne sa- adetin'zi o teşkil ediyordu. Benim hatırladıklarımı siz de hatırlıyor musunuz? Hayır, artık bütün bunlar be - nim hatıramda yaşamıyor. Hepsi kirlendi, öldü, mahvoldu... Düşü- neceğim ve cevabımı vereceğim, Şunu da öğrenmek is- terdim. Çok mu değişti? Artık gençl'ği kalmamıştır. — Saçları, şakaklarında beyaz laştı. Lâkin yüzüyle vücudu eskisi gibi kaldı. — İstemem, Ferid, istemem... Tahammül edemem... Ona baba- mın evini vereyim... Gitsin, orada yaşasın. — O, sizden sadaka istemiyor, Kâmile! Sizin mevcudiyetinizi is- tiyor. — Düşüneceğim... Düşüneceği- mi ona söyleyin., Fakat size mek- tup yazmamdan evvel buraya gel- memes'ni kendisine bildirin, Ve, şimdi, Ferid, gidin artık! — Kâmile! — Gidin, Ferid, size mektup yazarım... Yarım yazarım... Gör- müyor musunuz? Tahammül ede- miyorum. AAT Leğa İhtiyar uşak, sayfiyenin kapı- sını açtı. Bahçede, Feridin otomo- bili bekliyordu. Fenerler pırıldı- yordu. Motör, işlemeğe başladı. — Allah rahatlık versin, Kâ- mile! Kadın, merdivenden çıkmağa başladı. Sahanlıkta durdu. — Allah rahatlık versin, Ferid! Kapınm yanında, ihtiyar uşak, omuzları çıkık, sırtı kanbur, du- ruyordu. Eskiden, bu adam, Kâ- milenin babasınınm yakışıklı bir a- ğgasıydı. Kalıbı kıyafetini kaybet- miş tesirini vermek istiyordu. Ferid “allah rahatlık versin!,, dediği ve hareket eden otomaobil uzaklaştığı vakit, uşak kapıyı ka- padı: — Hanrmefendi.. sunuz?- diye sordu. — Evet, Ahmed... Yorgunum... Bana Ferideyi gönder. — Hanım efendi, unutuyorsu- nuz galiba... Kendisine on bir tre- niyle #elmesi için izin vermişti- llil. ! , -Yatryor mu Esir Kadın Ferid! | ğ Aşk ve His Romanı — Evet, sahi. — Salonun lâmbalarmı söndü« relim mi? — Söndür, Ahmed! Kâmile, uzaklaştı. Yukarı çık- tı. Sağda ve solda koridorlar uzu- yordu. Vaktiyle, kocası Vahidin iş. gal ettiği odalar, işte şu soldaki- lerdi. O gittikten sonra, buralara, Turgutla Jackson yerleşm'şti. Sağ taraftaki koridor, Kâmilenin tu- valet odası önünden geçiyordu. Genç kadım, odasına dönmeği hiç istemiyordu. Bu yalnızlık saat lerini hiç sevmezdi. Sabahleyin denizde yıkandığı haliyle kıyas e- dilirse, şimdi öyle bambaşka bir hali vardı ki.. Nerede o canlılığı, nerede bu durgunluğu... (Devamı var) ilân Zonguldakta İnağzı mevkiin- deki 113 — 362 numaralı maden ocakları hissedarlarından Zongul- dakta mukim Bay Mevali oğlu Ali ve mühendis Bay Naci ile yaptığı- mız Beyoğlu 5 inci Noterliğine tastik ettirdiğimiz 20 Kânunusani 1934 tarihli ve 1123 — 47 numa- ralı mukavelenin on birinci mad- desini alâkadaranca bilinmek üze sonradan | re aynen neşrü ilân eylerim. 113 — 362 numaralı inağ- zı ocakları hissedarların- dan ÂArnavutköyünde mu- k'm Müftü oğlu İbrahim Hakkı Madde (11) işbu mukavelenin imza ve teatisi ile ocakların tesli- minden itibaren İbrahim Beyin o- caklarda bir güna müdahalesi ol- mıyacak ve ocaklarınm icabatı fen- niye ve maden idaresinin tebl'ga- ti kanuniyesi dairesinde işletilme- si ve müdürü mes'ul ve mühendis ve müstahdimin ve amele tayin ve istihdam ve azli müstakilen Na ci ve Ali Beylere ait olacaktır. Yal nız İbrahim Bey kendi bedeli ica- rımın hangi esas ve hesap üzerin- den tesbit edildiğini masarifi ken« disine ait olmak üzere teftiş ve kontröl edebilir. Şu kadar ki Naci ve Ali Beyler işbu mukavelenin imzası ve ocakların tesliminden itibaren gerek kendilerinin ve ge- rek istihdam edecekleri herhangi biri tarafından İbrahim Beyin ne şahsı hakikisini ve ne de ocaklar- daki hissei şayiasmı — veya hakkı intifamı hiç bir sebeb ve behane ile veya ocakların dahil ve hari- cinde vukuu melhuz her türlü ka- za tazminatından dolayı resmi ve nim resmi devair ve teşekküllere ne de sair eşhası hakikiye ve hük- miyeye karşı borçlandıramıyacak larr gibi İbrahim Bey de bedeli icarından başka hiç bir sebeble ne ÂAli ve ne de Naci Beyleri ve ne de kendilerine ait hissei şayiaları- nt borçlandırmıyacak ve bu suret- ler işbu mukaveleden sonra ocak- larım tesellümüyle beraber müşte- rek imzalarıyle ve mutabık kalı- nacak formül dairesinde ve tespit edilecek tarihte Zonguldak ve İs- tanbul gazetelerinde neşrü ilân | olunacaktır. Fors majorlar ahkâ- mı umumiyenin kabul ettiği fors majordan ibaret olup işbu muka- velenin tatbikinden — mütevellid her türlü ihtilâfat için İstanbul mehakimi merci olarak kabul edil | miştir. (2541) z ea ür 5a