10 Kasım 1942 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 6

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Ka — :— ha , W Asn ahi ee aA â Tz a DSN —— © Tarihin DÜka davaları — 18 — Onbaşı —1 aa Füljans fomay | —— Göreceksiniz, mahkeme müddeiamumini'n isteklerini yeri- ne gelirecektir. Ben EKarpanti. ye'nin âkıbetini hiç iyi görmüyo- rum, vekâletini bana teklif edecek elsa kabutl etmem, “Ayukata siyah elbiseli, yüksek yakalı, lâcivert luravatlı bir adamı cevap verdi * “—— Hükimler/n maddi delil ok madan bit adamı tevkif edecekle. rin; hiç sanmıyorum,,, “Ayukat fikrini teyid eden — de- liller? saymağa başlarken ben de mahkeme salonuna doğrüu yürü- düm, Salon simdi bomboştu, koca salonda benden başka yalnız Pü. ti Pariziyen gazetesinin muhabiri Jan Ratisba var. Ne yazacağını rakibine bildirmek iştemiyen iki arkadasş ihtiyatiyle konuştuk, Ben hâdiseryi tamamiyle aydınlanmış görüyorum; arkadasım © fikirde değil, Bu dâvanın cok karışık bir takım safhaları olduğu nüitalan, sışnda,” KARPANTİYE TEVKİF EDİLDİ Üç geyrek sonra hâkimler he- yeli yerine oturmuş, zabıt kâtibi verilen kararı okumağa başlamıştı. Bu karara göra hâkimler Luj Kar pantiye'yi Madam Ru'nun ölümün Davası Toplayan: Muzaffer Esen rum, Fakat kimse yok, binaena. leyh yazacağım, vak'ayı olduğu gibi yazacağım., yalan söylemedi. ğime Allah sahittir, Zatea insan kendini bu kadar şildetle itham ederken imküâni yok yalan söyliye- mez, yalnız bir tek ricam vur, ba- na artık bir daha mahkemede ay- n sualleri sormasınlar,.. Yanptıkla. romı beni dinliyen insanlar karşı, sında tekrarlamağa — cesarstim wk ..» Madam Ru ile bundan iki Sene evve! tanıştım Bazı işlerim icin Parise gelmiştim, — Paristeli işlerimi takip eden ve Sen Jermen bulvarında 274 numarada oturan Edmon Galipset bana dul hir ka dinm, parasımı işletmek veya Süli- Tatmak icjn bir insan aradığını an- | Intti ve istersem beni bu kadma takdim edebileceğini sövledi, ra- zı öldüm, Madam Ru ile konustuk, Bir konuşma e bu kadma ne ka, dar derin bir emniyet te'kin ede- bilmiş olduğumu şimdi atılryer ve c buna şaşryorum,.,, * .» Madam Ru ilk dofa bana on bin Frank verdi, altı ay sanra kadımdan beş bin frank daha al. dim, sonra Edmon Goliper vasıtı- &6iyle bir defa 3000 ve bır defa 2000 framk gönderdi, bu suretel kadının bende yirm;i bin frangt birikmisti., “Terhisimden snora bir taxım büyük islere giristim, Birdenhire zengin olmak hırsma kapı'mıstım, Bu işler iyi gitmedi, elimdeki bu lunan 'parayı kaybetmiş bulunu, de müsşterek gören müddejumumi . nin iddlasını tetkike Tâyık göriük vorlar, suçtlu olduğu sanılan Kar- pantiye'nin serbest bırakıldığı tak dirde kaçacağını ve mevont suç delilerini yoketmiye veya bozmıya | yordum, teşebbüs edeceğ'ni kabul elliyar. “Fakat yine vaziyetim Ümitsiz Jar ve bu sebeple muhakemesinin | sayılmazdı, Muhitimde - iHbarım devamı müddetinc tevkifin karar veriyorlardı vardı, yeni islere girisehilir ve yak vaş yavaş elden çıkardığım para. Karariın okunmasından sonra bâkim Karpantiye'ye döndü ve: — Şimdi, dedi, suçlu yerine ge ÇiNizZ,, Düu emir yerina getirildi, şinuli Tanmay'a dönmüstü: — İfadenizde Madam Ru'yu öL düren adamm Luj isminde birisi olluğunu söylemistiniz, Bu adam simdli yanımızda oturan arkadası nız mıdır ? Jomay kısa bir an tereddüt et ti, sonra kesik bir sesle: — Hayır, dedi, O, evvelre süy, lediğim gibi hiç tanımadığım bir adamdı, Reis bu cevap Üzerine mrat ek medi. ve muhakemeyi, evrakı oku- mak üzere iki gün sonraya bı- raktı, reis İTİFRAF MEKTUBU " İki gün sonra yine mahkeme sa- Jonunu doldüuran meraklıtar, bn davada bir iki defa olduğu gibi, yeni bir sürpriz ile karsılaştılar, Rejis Karpantive'nin sorgusuna Şu garip Sual ile başladı: | — Müddeiumumiliğe bu mektu- bu siz mi' tösterdiniz? — Evet., — Bu mektup el vazınızla mı şazılmıştır ”. — Evet.. bi bu maktuhbun mahkemede okun masmı hâlâ istiyor musnaouz? — Evaet,, Reis melktubu zabıt kâtihine u- zattı ve Yokuyunuz,, dedi. Bir insanın hangi şartlar ice risinde suç işlediğini ve kötü bir iş yapan nsanım düşüncelerini açı, ğa vuran bu mektup, caniler rulii- yatında bir vesika olarak Adliye tarihine geçmiştir. Tel&ik ettiği miz hâdisenin nasıl geçtğini anla- tan parcalariyl'e Karpantiyerin ruhuda kopen fırtsmları gösteren parçaları ayneatı tercüma — ediyo rum: “Bu satırları yazarken aklım ta, mamiyle başımda,. Etrafımda yir- N dört saat tenborı içeri'—ıı'ıdp tek başına yasadığım karanlık hapis- hüne öodasmın insanı ürküten Ses- sizliği var., Yirmi dört saattir vnptı'..larrmlu başbasa yalmır vya gıyorum, İnşanların arasında va, şarken, hayatın dürup Jdinlenmi- yen nkm arasıda beni — ürküten. tehdit erlen hn acı Bödiseyi mnut tuğum dakikalar nhı'nrı[u fakat şindi cinavetimle yapa vı!n.mm.,, ""ıvı-meıc. konüsmat zam. yı topliyabilirdim, Bende parnla- rr bulunan insanlar, paralarırı &. min bir yerde bulunsun, dive ver, dikleri için bu paraları toplryaca'ı kadar vakit var sanıyordum.,, “Yalnız ilkkânım ayı icerisinde Madam Rudan aldığım mektuüp be- ni derin bir sıkımtıya — üüşürdü. Kadın kiracı olarak otüurdüfu bi- nayı satın almak istediğini, bü- Nün için da parasını gündermemi söylüyordu. Vakit kazanmak iste- dim, Parayı emlâlle yatırmanın doğru bit hâareket olmadığından bahseden bir mektup yazdım, Va kadınım şüphesini uyandırmamak için de fikrinde ısrar ettiği takdir. de parasmı derhal gönderecetim, ilâve ettim, Kadmdan a'dıfim ce. vsapta tavsiyelerime tesekkiir et. mekle beraber kararından — vaz Teçmediğini Ve parasınm en geç 15 sonkânun günü elinda buluna- cak sSekilde postaya verilm.sini istivordu. “Kadına tekrar bir mekeup yaz dim Ve paraşını islediği tarihten daha evvel bizzat #etireceğimi bi'. dirdim ve ondan sonra içine düş- tüğüm çukurdan nasıl kurtu'ara ğimi düşünmeğe başlailım, (Devamı Var) Halifeye sadakat gösterdiği halde ayni zamanda da hazine nâzırina el altından yardım eden haremağası Ca fer de yavaş yavaş Seyiş; Ömere bo, yun iğmeğe, onunla gizli gizli konuş. malar yapmağa başlamıştı. Cafer bir gün Seyit Ömere: —Eğer hazjne nazırı Haşim baş, vezir olacaksa, ve sen bunu istiyor. san her şeyden önce Hacerle konuşupr bu işi jçinden halletmeğe — çalışmalı. sın! demişti . Seyit Ömer yaptığı yapacağı işler hakkında kijms&eden fikir almak iste miyordu. Hademağası Cafere de ta. mamjle itimat edemiyordu, Seyiş; Ömer, bu söze — Hacer iki vyüzlü bir — kadındır, Günün birinde bizj arkamızdan — vu rür, Cevabile mukabele etmişti. Cafer bu işin başlangıcını ve k yü zün'i bildiği için, Seyift Ömeri uyan. dirmak ve aydınlapmak İstedi: — Sen Hacerj tanryor musun del;, kanlı! Osun en büyük düşmanı bhaş vezirdir. O, Reşidi öldürmek — İç'n kaç kere hayajımnı tehlikeye attı, fa. kat muvaffak ölamadı. Sen b isi o, dığımız gibi, bugün de ağlıyacağız, Öldüğü gün ıztıraptan, kederden nasıl çırpındıksa, bugün de ayni acı içinde —çırpınacağız. O günkü gibi, bugün de içimizden öleceğiz, Hattrasını tazimler min. "HABER — AKrşam Poöstatr netle anacağız, Atatürk, Türkün hayat hakkı tanımmadığı, oynanıldığı. aziz Türk topraklarını yabancı çizmeleri çeğnediği, canı, malr sürül?p söndürü.düğü kılıç, bir ihijlâ! bayrağı oldu, ulusun başmna göeçti ve beşeri davasında sadık, davacından başka bir hisse sembol olmadan inanlı bir çalışmak. la bir millet kurtardı. Bütün bir husumet dünyasına Türkün hakkı. ni tanıttırdı, Atamiızı, o kara günlerde nası! bir yalmkrılıç gibi saflarımız önün, de görcükse, bugün de, gene orada, en önümüzde görüyoruz, Bugün kuvvetli, enerjik Türkiye Onun eseridir ve bu eser bütün o kara ve kanlı kudret ve haşmetile devam ediyor. Kemalist Türkiyenin maddi ve manevi inşası, hızından zerre kay betmeden, ba'lâ daha çok hızlanarak, berraklaşarak, vuzuhlaşarak iler. liyor, Onu Kaybettiğimiz gündenberi de, birçok yollar aldığımız mu, hakkaktır. Bugün, ölümünün dördüncü yılr münasebetile, manevi huzurunda secde ettiğimiz Ata, Türk milletinin sembolüdür, Sembol ölmez, Ata, mız da ölme miştir, Baştmızda, yanımızda, içimizde, ruhumuzda benliği. mizde, aramızda yaşıyor. Yeryüzü baki Yalnız biz.m kalbimizde ve aramızda değil, bütün dünyanın dilinde ve kalbinde.... Bizden sedin pük ruhuna fatjhalar, rahmetler Unaltulmaz hatırana kalb dolusu hürmetler! lemiş bulunuyor,. ürkün Sembol Atat rk BUGÜN bütün Türk yurdu, Ebedi Şefimiz Büyük Kurtartor Ata, türk'ün ölümünün yasmı tutacak, Her zaman Onun için ağ'a, şerefile, günlerde bir yalın, kaldıkça, O, yaşıyacaktır, yejsten, hayajyetile Tn e| Hintliler hakem istiyor Hindistanın liberal partisi bir defa daha, Ruzveltle Çankay Şek' in hakemliğini istemiştir. Bingala hükümetinin basvekili, bu işte, A merikayı en salâhiyetli şekilde tem sil edecek adamın Vendel Vilki o- labileceğini tasrih etmiştir; çünkü o, müstemleke İmparatorlyğu dev rinin artık, nihayet bulduğanu soy Ötede ise, Vilki, kendisini ha yali projelerden bahsetmekle it- ham edenlere: — Ben, 25 milyon Amerikalı- nın reyini kazanmış bir adamım, Hoşuma giden her şeyi söyliyece Bim,,, - Dıyor ÂAsker - köpek Dik l.lyoııda zohlı'loııdl Dik, Fransızları harhine iştirâk etmiş olan, şöhret kazanmış bir asker » köpekti, Muharebelerde, 22 Fransız varalısmın verini gös- termiş ve onların hayatlarını kur. tarmıstı, Ayrıca, beş harp köüpekğ, de esir etmişti. Bu hizmetleri'ne mukabil ni$şan almıstı, Harpten smra, Dik, sahibi Jorj Jaken'le, birlikte canbazlık numa- raları yapmağa devam ediyotdu, Son günlerde, Liyon'da bulmnuyor du. Boynunda üskerlik künyesi ve nisanı ile dolasıyordu Dik, bir akşam, sahibinta önün de kıvranmağa başladı.Zehir'en- misti. Jorj Jaken, bültün gece, kö peğini kurtarmağa çalıştı ise de, Dik, sabaha karşı, gözlerini ka padı, Fransız gazeteleri, bu zehirle- me isinin, bir kıskançlık eseri ol- masından şüpheleniyorlar, Dik, iri, parlak mavi akisler yew- pan siyah tüylü, altım sarıs; gözlü bir köpekti, Harbin başından hi- hayetine kadar, sehibiyle birlikte 98 üncü piyade alayının emrinde bulunmüş ve bir defa da yıralnn | mıştı, Tayyare bambaları, top mert mileri altında, tüfek — kurşunları karşısmda, hiçbir yılgınlık — eseri göstermeden, vazile görmüstür, General Freyberg'in onuncu yarası General Freyberz, Misir cephe, sinda bulunan Yeni Zelanda kuv. vetlerim'n kumandaımndır. General, bir ay evvel, bir top parçasiyle, ensesinden ağırca ya ralanmıştı.. Onu, çabucak — geriye götürmek icabedivordu, Balbuki Alman küvvetleri Yeni Zelanda, hların arkasını çevirmişlerdi. Yaralr genoral, bir zırlılı oto- mobiline kondu ve son gür'atle hareket ederek Alman askerleri arasından geçti, Bu suretle gehe - ral, Sahra hastahanesine götürü. le bildi. General Freyberg, şimdi iyileş - miş bulunuyor. Çörçil, Mısırdan geçtiği zaman kendisini hastaha, nede ziyaret etmiş ve İngilterenin en büyük harp kahramanlığı ni- şanı olan Viktorya nişanı ile taltif Generalin bu yaralanma vak'a sı onuncudur, Bundan dolayı, İn, TARİHİ .T7 YAZAN: munla konuşsan, yürüyeceğin yol da ha kısalır ve iş çabuk biter, Harzjne kâtjibi Seyit Ömer, harem. ağası Caferin sözlerine kandı: — Pekâlâ, bir kere Hacere gizli, ce bu meseleyi aç da kendisile bir. likte konuşalım. Eğer bu İşi aarayın içinden halledemezsek, ben Kuftbet. iğnle birlikte amcamın kab'lesine ka çacağım, Haşimi kabilesi benden İşa, İ ret bekliyor. — Bu hareketin başıma amcan ııu. yolsa Kufttettin mi geçecek? Seyit Ömer güldü: — Hayır, İkijisi de — geçemiyocek, Kutbeftin, amcamın hilâfe, makamı na geçmesinden endişe ediyor. Onla , rvin ki; birinin bu makama geçmesine imkân ve maydan ve"miyoceğim. ROMAN ISKENDER F. SERTELEİ — O halde kimi tasarlıyorsun ? — Kendimi... Cafer hayretle gözlerin; açtı: — Ne diyorsun, Seyit? — Sen bu genç yaşmda halife olabilir misin ? — Niçin? Satalım mı yok ? yarın hemen sakal brrakırım, — İyi ama, islâm âlemi sana biat etmez... — Niçin? İslim âlemiji bundan ön ( ce Nâügırı tantyor muüydu? O da hi. lâfete geçtiği zaman yaşı kırkımı bul, mamıştı, Cafer fazla bir şoy söylemedi.. ve Seyit Ömerden korktu, — Ben Haceri şimdi buraya getlire ceğini, Bu işleri sen onunla konuşür. sun yavrum! (Baştarafı dünkü sayıda) — Ne oluyor"”.. — Biz de bilmiyoruz. İki nu- maralı odadan inilti sesleri geldi. ğini işittik ne olduğunu anlamağa çahşıyoruz.. bundanevel iki ke- re daha buraya gelmisti ve her seferinde de aynı sesler duyul mustu, Sabahleyin o gittikten son ra da odasmda kan izlerine tesa- | düf etmiştik, İçeride esrarengiz ! bir sey oluyor amma içeri girmeğe cesaret edemiyoruz.,, ı Nefes almadan içeriden gelen inilti ile karışık hıçkırık seslerini bir müddet dinlediler, Nihayet Ste fenson, otelcinin korku ile: — Deli misiniz? Ya içeride bir cinayet işleniyorsa ve sizi de öl. dürürlerse ,, D:ye mani olmak istemesine ng men içeri girip bakmağa karar verdi, Hemen odasma koştu, tahanca. sını aldı sonra gelip tekrar dinle- di, içeriden hafif bir inilti duyu- layordu. Tabancasını eline alarak yavaşça kapının tokmağını çevir- di, Kapı açıldı. * Stefenson evvelâ karşıdaki Şü- minenin üzerinde yanan iki; uzün mum ile bir haç gördü, Sessizce içeri girdi. Şöminenin karşısında dün gece- ki kadın yarı yarıya çıplak bir va- ziytte yere diz çökmüş düua ediyor Ve yanıbaşında kanlı bir bıçak du- ruyor, şöminenin önünde de kan damlaları görünüyordu, Kadın, Stefensonun odada olu- şundan habersiz hafif hafif — inli- yordu, Stefenson olduğu yerde dona kalmıştı ne bir adım ileri ntabili- yor ne de etrafma bakınabiliyor. Demek Ki bu katiın bir katildi Ve Şimd; cinayeti işledikten sonra günahlarını affettirmek için Alla. Esrarengiz Kadın Nakleden: Vahit Orgun a| yordu, Konbinezonu baştan aşağı kanâ boyanmıştı, Stefenson karşılasştığı bu mart zara ile afallamıştı. Kadın bir adım atmak istedi, F? kat sendeleyince ellerini emekli- | yen çocuklar gibi ileri uzattı. Stefenson gayri ihtiyari, kendi sine doğru uzanan eli totin VE kadımı köşedeki dıvara kadar g* | türüp oturttu, Bıçakla yarılan göğ | sünden kan sızmakta devam edi: Bu vaziyet karşısmda Stefensol mülâyim bir sesle sordu: — Bayan, sizi kim yaraladı? Sizin için Ne yapabilirim? Kadın, irkildi; yüzünü — örtell saçlarmı eli ile arkaya attıktali sonra yorgun bir tavırla Stefoli- sonâ döndü, Onu tanmmağa gayret ediyordu, Sonra yorgun bir sesle konuşmağa basladı: | — Beni kimse yaralamadı. Ri- ca ederim kimseyi çağırmaymırz... Çünkü beni kimse anlıyamar., bil: hassa., Bunları söyledikten sonra, dı vara yaslanarak dua etmeğe baş hd_'. — Allahm, dualarımı kabul etf Büfün iztırapları ben çekmeğe ra- zıyım Sen, burada 'mahut cinayet- lerden sonra kayıplara — karışan Apettanın ruhunu aflet!.. Yavaşça neles alarak Stefensce nun ellerini tutarak anlatmağa başladı: — Burada, bu odada, yüz SenNne evvel cezası çekilmiyen dört cinavet oldu, Cezası çekilmi: yen diyorum, çünkü —Aneite düört subayı öldürdükten sonra kaybol « du, Şüphesiz nisanlısı öldürülmü? tü. Lâkin bigünah ve nişanlısı: ni ölümüyle hiçbir alâkası olmr yan bu dört subaydan mı "ntikami .'ılm'ı!-vdı Dört gece bu kapıdan içer; girmiş ve bu yatakta yatan bunda ha dua ediyordu, Fakat ceset ne- rede ve kime aitti? gözlerini etrafa gezdireceği sıra da, meçhul kadın, yere eğildikten | sonra Ssallana sallana — ayağa kalkta, Stefenson korku ile geriye çe- kildi. Geri çekilirken yan tarafta bulunan sandalyaya çarparak pa - tırdıya sebep oldu, Gürültüyü duyan siyahlı kadm maktan kıplırmızı bir haâlde şis- misti. Göğsünden kan sızıyordu. Stefenson, cesedi görmek için kapıya doğru döndü, Gözleri ağla. giliz generalleri arasmda, en sık yaralanmıakla şöhret almıştır. Mısır cephesinde bundan evvel- ki harpte, Yeni Zelandalıların ba şında taarruza geçmiş, ve mihver hattındaki, mühim addedilen bir noktayı zaptederek 36 saat oruda dayanmıştı, Bundan sonra da, yi. Ne askerlerinin başında, süngü bücumuna geçmişti. Bü muüharebhe de, iki gün içinde dört dela yara. lanmıştı, İngiliz gazeteleri, onun — cesa ret Ve kahramanlığını yazmakla bitiremiyorlar, ESR Te r HACERLE SEYİT ÖMER “AŞBAŞA Cafer jki loş dehliz arâsında ıkisi, ni yalnız bıraktı ve uzaklaştı: — Haydi, konuşunuz.. — ben etralı gözetliyeceğim, Maamnanfih emniyatle derileşebilirsiniz. — Herkes —üyüyor. Meydanda kimseler yaoktur. Seyit Ömer Hacerin yantmna aokul | du: — Setj niçin görmek istediğimi bi İyer mansun * — KBayir. — Ben, en sonra sonyeceğim sü. zü en önce cöylerim, Hemen — haber vereyim ki, haljfeyi dÜşürmek Iati sin! Hascer birdenbire şaşaladı: — Ne diyorsun.. haljfeyi devirmek mi? - — Evet.. evet.. Bu adam devrilme, yince başkurdu devirmeğe Imkân yok — Başkuür? da kim.. sen neler söy, lüyorsun, Seyit Ömer? — Camm, sen de hiçbir şey anln, mâamiış gibi güzünüyorsun! Resitter bahaediyorum, O kurnaz tjiklden, (Snmı Yıırm) W?mı—ı—jw ci masum dört subayı öldürmüştü. Küçüklüğümde annemle brbam bunları bana anlatırken korku jle tütrerdim,. Ser-fli mazimizi bu fa- cia Me lekelemisti. Herkes bizi nef retle anryordu, Şimdi, ben ail-mi- zin Yeğâne ve en son ferdi oldlu:- ğumdan bu şekilde kendi vücudr- maü iztıran Çektirerek Aneltanın rüuhunu affettirmek istiyorum, Kadın nefes alarak ayağn kalk- ti Ve sömineye doğru ilerledi. O: rada diz çökerek yine dua etme: ğe başları, Stefenson da sessizce çekildi, Otelci, karısı Ve Maria kaşpının önünde heyecanla bekliyorlardı. Stefenson kapıdan — cıkar çıkmaz ötelej heyecanla sordu: — ” — N> oldu?”., — Hiç bir şey vok ranım,, Stefensonu adasına kadar tar kip ettiler bu sözler onları tatmin etmemişti. Stefenson ne diyebilirdi. Kadı Nin iztirabmı anlıyabilirler miy- di? Nihayet basından savmak içye | kadınm Verem olduğunu kan leke lerinin ağzından gelen kanlardali olduğunu iki numaralı odayı ter« odadan yoruz.. ve bize sen yardım edecek .| cih etmesine sebep o oddunin ha vadar olması olduğunu anlattı, i Bundan gsonra bavulunn alıp “Kırmızı Fener,, oötelinden çıkıp gilt. .. » * Stefenson, işlerinin fazla olma- sından dolavı. Pariste geç valkirla: re kadar dormadan ı;-alıaryotdu Bununla beraber bir türlü Luçiya- nn (Siyahlı Kadın) hayali gözle- rinin önünde gitmiyordu, Bir gün tesadülen eline Çeçen bir vesikadan hakiki “Kırmızı Fe: ner” otalinin şimdikinden daha uzak bir yerde olduğunu ve dört subayı öldüren katilhn de Anetla jolmayıp Bruno isminde birisi nle Jduğunu ve bunun da vakalanın i« dam edildiğini öğrendi. Hemen bir trene binip simdiki “Kırmızı Feer,, öteline Sitli, ötel ciyi sıkışfardı ve hakiti “Kırmızı Fener,, ötelinin burası olmad'ğını | üğrendi. Stefenson, oradan hir otomnhi- '> binerek qpı'nofa'ıınn mâlikâne « Sine gitti. Fıkat çok Beç kalrmın. ti Luçiya üç ay evvelki hâAicede Haldığı yaraların tesiriyle ülmüş. tü.

Bu sayıdan diğer sayfalar: