4 Aralık 1939 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 2

4 Aralık 1939 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Düşündüğüm gibi: Çocukları Kurtarma Yurdu büyütülecekmiş Bir zamanlar “faydasızlığı anlaşıldığı için!.., “Çocukları kur. tarma - yurdu,, denilen içtimat bir müessesenin dağıtılmış olduğunu ve talebelerinin Darülâcezeye yollanıldığını duymuş ve büyük bir esef hissetmiştik.. Bu teessüfümüze sebep hemen hemen doğduğu gündenberi adım adım mesai ve inkişafını takip ettiğimiz bu müessesenin;, eriş- tiği muvaffakıyetli vak'aları yakmdan bilmemiz, talebe- lerinden bir çoğunüu, yurda ilk girdikleri zamanla üzerinden bir müddet geçtikten sonra ahlâklarında hasıl olmuş bulunan hayırlı değişikliği görmüş olmamış, cemiyetin" muzir bir ciyfesi gibi daha minimini yaşta kaldırımların, köprü altlarının en kötü ahlâk- sızlıklariyle malül olan bu menfi varlıkların, bu yurtta gördükleri terbiye ile nasıl cemiyete müsbet birer varlık olarak avdet ettikleri- ne şahit bulunmamızdır. Dünkü gazetelerde; haberimiz olmadan bir müddettenberi ye- niden faaliyete geçmiş olması icap eden Çocukları Kurtarma Yur- dunun tevsiine karar verildiğini büyük bir memnuniyetle okuduk. Şimdiki bina ihtiyaca kâfi gelmediği için büyük bir binaya nakledil. mesi mutasavver olan yurdun kadrosu da genişletiliyormuş.. Hakkında yapılan bir sürü dedikodulara rağmen muvaffakı- yeti bizce teslim edilmiş olan yurdun eski talimatnamesi de değişti- riliyormuş. Yeni talimatnamenin de eskisi kadar muvaifakıyetli olmasını ve yurdun yeni faaliyetinin eski faaliyeti gibi içtimat bakımdan bi* rer büyük kazanç olan müsbet neticeler elde etmesini temenni e- derken, ayrıca da ayni şekilde bir çocukları kurtarma yurdünun, kız çocukları için de açılmasını, kiz çocuklarının da kaldırımlarda sü- rünmekten, şunun bunun hesabına dilencilik etmekten ve nihayet en genç yaşlarında sefaletin ve ahlâksızlığın en derin uçurumlarına yuvarlanmaktan kurtaracak bir içtimat müessesenin kurulmasını ne kadar istediğimizi ifadelendirmeğe gayret ediyoruz. Suat DERVIŞ Vakıt Bugün Sadri Ertem imzasmı ta, giyan başmakalede küçük devlet- lerin hak davalarmdan bâahsedil. mektedir. Muharrir, son senelerde hakkm manası kuvvet halinde ifa- de edilmek ve bü esasa göre Avru. pa haritasmınm yeniden cizilmek is* tenildiğini kaydederek hüyük harb sonrası senelerinden ve milletler cemiyetinin yıkılışmdan bahsef, mekte ve buüğünklü vazivete geçe- rek Almanyanm yeni bir cephe daha açmamak İicin bitaraflık hu. kulkunu göyle böyle muhafaza edi- yor göründüğünü, fakat mevemt şartlarm defismesi takdirinde Lil, çük devletlerden birtağımun orta- dan kaldırılabileceğini, buna mâni olmak icin küçük devletlerin sulhü korumak Üzere aralarımda sikr bir ittifak sistemine geçmelerini tav. siye ediyor ve böyle bir “İstiklâ! bloku” nun ayni zamanda yarınki milletler cemiyetinin çekirdeği ol- masmr iİstiyor, Yeni Sabah Hüseyin Cahid Yalçm, “Alman. ya ile Rusya arasmda” — başlıklı makalesinde, harbden evvel Al- manya iİle Sovyetler arasmda yapı. lan anlaşmanım şümul ve mahiye- ti hakkmda görülen tefsir ve tah- minleri hatırlatarak Polonya pay- laşmasında ve onu takip öden Le, tonya, Estonya ve — Litvanyanm Sovvet nüfuzu altına alımmasmda ve böylece Baltıkta askeri üsler kurulmasında Almanyanm hâdise- leri evvelden bilen bir adam alâka. sızlığı ile tecelli eden - hareketini anlatmaktadır. Muharrir, Soövyetlerin Finlandi- ya üzerinde harekete gecmelerinde de Almanlarım yine veni bir şey karşısmda kalmamış İnsanlara mah sus bir lâkaytlıkla ııeylroi kaldıkla, MUHİDDİN Yazan: Nezihe Ş 7 itar Gene o iri yarı insan — azmanı hepsinin tarafından: — Dünyada sizi bırakmıyaca. giz- dedi - Bizim misafirimizsiniz. Yiyip içmeği düşünmeyin.. Tam bir hafta bir yere kımıldayamaz- sınız! Bu iltifatlardan! sonra çekilip gittiler. Tam üç gün tabla tabla gelen yemekleri yediler, Rahat — rahat -oyunlarını oynadılar ve bolbol al. kışlandılar. Üçüncü akşam, Zey: nep yeni öğrendiği bir kantoyu bi" tirip sevinçle simdi İhsan — Naci ile beraber yattıkları hususi oda- rınt işaret ederek Almenların Fin- landiyanm Sovyetler tarafından is, tilâsmı da evelden kabul etmiş ve Baltıkta hâkim ve — mutlak bir Soövyet nüfuz ve kudretinin tesisi- ne boyun eğmiş göründüklerini, bu vakalarm tevalisi Üüzerine zi. hinlerin tabil olarak işlemekte devam edeceğini ve yine - “acaba Alman , Rus anlaşması bunlardan ibaret midir?,, sualinin sorulacağı- nı yazmaktadır. Hüseyin Cahid Yalçm, küvvetlileri istilâ teşeh . büslerinden alıkoyabilecek ne gibi mülâhazalar olabileceğine akıl er- dirmenin pek zor olduğunu, çünkü milletler arası — münasebetler - de sözün, taahhüdün, — ademi tecavüz misakmm, hasılr hiçbir şe. yin ahlâkt kıymeti kalmadığına herkesin gözüyle görerek inandığı- nr, bu manevi ve ahlâki mülâha, zalar ortadan kalkmea, küvvetten başka bir hak kabul edilmeyince canma kiymağa hlmadığmı yazarak makalesini söyle bitiriyor: “Yarm İsveç ve Norveç toprak- larmdan patlryarak Moskova etra- fmdaki birkac askeri öldürecek bir top mermisinin İsveç ve Norveç İs. tHilâsma meydan acması da Alman- Rus anlaşması İcine dahilse bıma hiç hayret etme#e hak yoktur. F'a. kat, ittifak yalnız bundan mı iba- ret? Bunun Balkanlara taallük e- den bir krsmı yok mu?,, Cumhuriyet Yunus Nadi, bugünkü makale, sinde dış ticaretimizdeki yeni faa- liveti tetkik etmektedir. Muharrir, Ticaret Vekili Nazmi Toncuoflu, hun cumarfesi akşamı radyodaki hitabesinden bahsederek dış tica- ret işlerimizin yürüyüsünü anlat- makta, Amerikayla — ticaretimizin inkisafr için alman yeni tedbirle, nm kapısını açmağa davranırken içerden kalım bir ses duyarak dur du ve kulak verdi: Kalın erkek sesi konuşuyordu: — Katf haber aldım. Ziziyi ka- çırmağa karar vermişler! Seni şim- di kızı hazırla birader. Ben kanr- ya bir araba gönderdim, bekliyor. | Bindir içine gönder! İhsan Naci: — Nasıl olur? - diye cevap ve- | riyordu - Nereye göndereyim? — Bizim çiftliğe.. Orası emin:- dir.. Hiç kimse farkına varmaz.. Siz de hemen eşyalarımızı tonla- yıp kamyona t'ner haydi yallah! — Zizi burada mr kalacak? — Burada kalacak! Benim çift öiğimde! — ÖO zaman biz mahvolduk de. mektir.. Zizi giderse bu kumpan: ya beş para etmez. — Sen bilirsin! İstersen al be- raber yola çık! Yarı yolda çevri- Ça MF—W Z FF "Zavallı Necdet. muharriri Saffet Nezihi dün vefat | tti _ KiE Merhum Saffet Nezihi k meraklısı- “Zavallı Nec- Hemen her edebiyat nın okumuş olduğu det,, romanının muharriri Saffet Nezihi dün Bakırköyünde vefat et- miştir. — Merhtimun cenazesi bu sabah kal- dırılmış ve Bakırköydeki aile me- zarlığına gömülmüştür. Kendisine -rahmet, anilesine de teselli dileriz. Milli Şet Dün at yarışlarını — seyrettiler Milli Şef İsmet İnönü, dün An- karada, ipodromda yapılan sonba- har at yarışlarını — şereflendirmiş, koşuları seyretmişlerdir. '-—_0_ Sokakta bayılan kadın Dün Karaköyden geçen genç — bir kadın, birdenbire, yere — düşerek bayılmış, hemen çağrılan sıhhi im- dat otomobili ile Beyoğlu hastane- sine kaldırılmışlır. Kadın kendisine gelemediğinden kim old.uiu ınıı;ılımam.ışur. * Tellallıgı belediye idare edecek Belediye, emlâk alım saltım işle- ri Üzerinde yaptığı tetkikleri bitir- mek üzeredir. Yakında tellâl namı altında çalışan mutavassıtlar orla- dan kalkacak ve bu işi belediye ya- pacaktır. ııı——-o——- Ortamekteplerin müzakere zamanları Örtamekteplerde öğleden sonra bir buçuk saat süren müzakere za- manı, fasılasız devam eden 45 şer dakikalık iki müzakere saati haline getirilmiştir. Bu müzakerelerde vazife alacak muallimlere her müzakere saati i- çin ayda iki lira verilecektir. HABEE—hhamPoıhıı | kovalamağa başlamıştır. rin hayırlı bir muva.ffakzyet olacs- Zğımı tebarüz ettirmektedir. Tan M. Zekeriya Sertel, “Niçin har. bediyorlar?,, başlıklı makalesinde, Almanyanm, yıkılmak üzere oldu- ğuna kani bulunduğfu İngiliz impa- Tatorluğunun harabeleri Üzerinde muazzam ve yeni bir imparator . luk kurmak gayesile harbettiğini -kaydederek İngilterenin harb ga - yelerini tetkik eylemektedir. lip kızı dağa kaldırırlarsa — ben karışmami!.. Bu kalın seste korkunç bir teh. dit vardı. Zeynep oraya düşüp ka- lacaktı. İhsan Nacinin cevabını bekledi: — Jandarmalara — müracaat e- derim, — Sen bana bak İhsan bey! Bu lâfları bırakalım.. Sana düpedüz içimi dökeyim.. Ben bu kıza gön lümü kaptırdım. Ne yapsan onü ben bir karış buradan uzaklaştır. mam! İyisi mi gel — uyuşalım se- ninle,, İhsanın gülümsediği — sesinden belliydi. Zeynep bu sinsi gülüşün manasını çok iyi tanırdı! — Nasıl uyuşmak? — Ben zenginim.. Sana istedi- #in kadar para veririm.. — Meselâ? — İstediğin — kadar dedim ya. Sen söyle bakalım. — Mal sahibi sensin! İşletme idareleri ıştirakile dün bir Türk Dil Kurumunun çıkardığı kitaplar Ankara, 3 (A.A.) — Türk dil ku- rumu genel sekreterliğinden bildi- rilmektedir: Kurumumuzun çıkardığı kitap ve belletenler, satış merkezimiz olan İstanbulda Ankara — caddesinde 062 numarada Hilmi kitabevinde ve a- centelerinde salılmaktladır. Dilimizin et eski —yadigârlarını içinde loplayan eski Türk yazıları eserinin ikinci cildi de bastırılmış- tır. Üğretmen Hüseyin Namık Or- kun tarafından toplanmakta — olan bu eserin her iki cildi Hilmi kita- bevinde bulunabilir. Eserin üçüncü cildi de yakında basıma verilecektir. Dükkân camlarını kıran sarhoş Arzühaleci İsmail, evvelki — gece sarhoş bir halde Sultanahmette tü- tüncü Arifin dükkânına — gelmiş, cıgara alırken her nedense kızmış ve dükkânın camlarını kırmış, çer- çevelerini yere indirmiştir. Sultanahmet üçüncü sulh ceza mahkemesine verilen İsmnil tevkil edilmiştir. — Metresini döven adam hapse mahküm oldu Küçükpazarda oluran melresine tekrar beraber olurmalarını teklif eden ve kabul etmeyince kendisini bir hayli döven sabıkalı Nuri adın- da birisi Sultanahmet üçüncü sulh ceza mahkemesi larafından İ ay 11 gün hapse mahküm edilmiştir. Tophanede oturan ve akı| hasta- lığına mübtelâ bulunan İbrahim a- dında birisi, evvelki — akşam Bey- oğlunda berber sokağından geçer- ken birdenbire buhran gelmiş ve önüne gelene saldırmağa başlamış: fır. Halk korkudan kaçışmağa — baş- lamış, İbrahim de eline — geçirdiği bir demir parçası ile — kendilerini Yorgi ©- | dında bir uncu kaçamıyarak İbra- himin eline düşmüş ve delinin ba- şına vurduğu demirle derin bir ya- ra nlmışlır. Nihayet etraftan yetişenler İbra- himi yakalıyarak akıl hastanesine, Yorgiyi de Beyoğlu hastanesine kal dırmışlardır. ——— Ankarada fakir talebelere yardım “Ankara yardım sevenler cemi- yeti,, — evvelki gün Yenişehirdeki Halk Partisi binasında toplanmış, ilkmektepte okuyatt fakir talebeler için yün kazak ve kaşkol örmüşler- dir. Toplantıya Bayan İnönü de şe- 'Tef vermişler ve kadınlarımızla bir- . dört saat süren bir toplantı —— ' "Bir deli ortalığı altüst etti Başvekil Zonguldak kömür havzasında fetkiklerine başladı mümessillerinin toplanlı yapıldı Zornguldak, 3 (AA.) — Başvekil Dr. Refik Saydam bugün buradaki tetkiklerine başlamıştır. Saat 9 da refakatinde İktisat vekili — Hüsnü Çakır ve Rana Tarhan olduğu hal- de Parti merkezinde Havza işletme idareleri mümessillerinin iştirakile yap- mışlır. Öğle yemeği partide yenilmiş ve mütcakiben Zonguldak ve Kozluda- ki maden ocakları — ve tesisatı ve | bilhassa amele meskenleri — görül- müştür. Başvekil akşam üzeri memleket hastanesini ve maden —mühendis- leri birliğini ziyaret etmiştir. İNHİSARLAR VEKİLİ ANTAKYADA Antakya, 38 (A.A.) — Dündenberi şehrimizde bulunan gümrük ve in- hisarlar vekili Raif Karadeniz şere- fine belediye tarafından bir ziyafet verilmiştir. Dün sabah vilâyet makamında memurları kabul eden vekil halka mümkün olduğu kadar müşfik mua- mele yapılmasını, kanunların dai- ma yumuşak taraflarını tavsiye e- derek mühim direktifler verdikten sonra muhafaza taburunun karar- gâhını, kışlayı ziyaret etmiş ve hu- dudun şark kısmındaki gümrükleri tetkik etmek üzere şehrimizden ay- rılmıştır. Vekil Reyhaniye - Kırıkhan yolu ile İskenderana gidecek orada da tetkiklerde bulunduktan sonra A- danaya geçecektir. —— - * Fazla mesai nizamna- mesi tebliğ edildi” Devlet Şürası tarafından hazırla- nan fazla mesai nizamınamesi alâ- kadarlara tebliğ edilmiştir. — Fazla mesai fevkalâde hallerde İktisat vekâlelinin müsaadesile ya- pılacak, fazla mesai saatleri istinal ettikleri sebeblerden başka hususat için kullanılmıyacaktır. Fazla saat için verilen ücret nor- mal çalışma ücretinden yüzde 25-50 nisbetinde fazla olacaktır. — Hayırlı bir teşekkül Memleketimizde henüz lâ- yikile benimsenmemiş olan arı ve kümes hayvanlarının son zamanlar da zengin Avrüpa memlekellerinde ziraat ve tiçaret sahasında gösler- diği inkişaf — gözönüne — alınarak memleketimizde de bu — küçük ve mütevazi hayvanların bol kazanç- larından istifade edilmek — üzere Ankarada çalışan “Arı — ve kümes hayvanları yeltiştirme — cemiyeti,, memleketin müuhtelif — yerlerinde damızlık yumurlta, tavuk istasyon- ları ve arılıklar tesisile bu yoldaki mesainin köylere kadar teşmili için faaliyete geçtiği memnuniyetle Öğ- renilmiştir. Memleketimiz için de feyizli ve mesut neliceler vereceğini umdu- ğumuz bu mesai ve teşebbüsle bü- tüân vatandaşların alâkadar olmala- likte yün örmüşlerdir. — Bu iş beş yüz liradan aşağı kurtarmaz ki beyim., Belki de az söyledim. — Varsın altı yüz — olsun.. Al sana şimdiden yarısını.. Şu yüz.. şu yüz elli, yüz seksen iki yüz.. Oldü mu üç yüz? — Tamam, İhsan Nacinin sesinde — sonsuz bir sevinç dalgalanıyordu. — Yarısı da kız çiftliğfe — ayak basar basmaz hazır.. Haydi- ver e- lini.. Ama bir kancıklık yaparsan vay haline senin! Zeynep vurulmuş gibi yere ka. paklanırken bir deli hızıyla bir- denbire firladı. İki — üç basamak merdiveni atlayarak kapıdan çık- tr ve köşmağa başladı. Karanlık- larda koşuyor... koşuyordu. Arka. sında o meşhur sarı şifondan tu- valeti vardı. Ayakları — sürçerek, elbisesinin tülleri öteye — beriye takılarak hiç durup dinlenmeden rını dileriz . koşuyordu. Arkasından iki cana- var kovalıyormuş gibi beyni yal- nız kurtulmak hissile işlemektey. di, Bu sonsuz karanlık sessizliğin içinde küçük bir prtirdi düyunca kendini bir çalılığın içine kaldırıp atıyor; kanayan etleri sızlıyarak etrafı dinliyor, yalnız — olduğuna »min olunca sarı şifonlar biraz da- ha parçalanmış, ve sızan kanla- ra bulaşmış olarak tekrar koşma- ga başlıyordu. Bu deli koşuş sabahın ilk ışık- larına kadar devam etti. — Alaca karanlıkta biraz daha koştuktan sonra dermanı kesildi, — nefesi tr kanarak yolun kenarıma dizüstü çöktü.. Kalkmağa davrandı. Fa-! kat artık bir zerre kuvveti kalma:- mıştı. Yüzükoyun böyluü boyunca yolun ortasına doğru — kapandı, kaldı. Doğan güneşin ilk sarı ışık. ları param parça kanlı sarı şifon ların üştünde geziniyordu. (Devamı var) A a D AK ŞAM PO S Hasan Rasim “.j İDARE EVİ : Istanbul Ankarâ Pasta kutusu İstanbul 214 Telgral ""' | miz hece vezni değü'w İZAH gazewlerhü P!â:% duğum yoktuı'. i hoş, güzel sözler, ge M,î] fıkralar bulunabileceğini M miyorum, Fakat her n # den de çoğunu kaçırıyo oluyor, çünkü kendi kenw edip gülmeyi suverım. Akbabanın son Ba)'f karikatürümü bir arkada$ Hiç de fena değil! Hele * söze bayildim: Ben bir tüne çıkmış, tepiniyorumi raftan: “Gördün mü ,ıı'l' leri? Dün beğendiğim bir mısrar mevzun, iki kafiyeli imiş!” gibi bir seyler yorum, Yani Akbabanmi dimi bir düşündüm: © F pek de haksız değil. Son * da gerçekten alâka ile * şiirlerin en büyük ff nazımla yazılmış geyler* Evet, divanlara hayranlıkla mal'in şiirleri de w büyük zevkleri tnt N ve kafiyeli sözden nnn'* söylenemez, Fakat gent T y rasında vezinli şiirden BÜ maş olanlara karşı bir i“- e ğım var; itiraf edeyim Wi yazılarmı okumadan evvel gi dlarm iyi — olmasma l’" j yok!,, diye düşünüyorum | şin hükmün haksız oldus yor değilim:, mevzun ııdl yalnız güzel değil, fe olması kabildir, Buna Ti M gün serbest nazımla $0 irlerin çoğu bir yığın le doludur. Bazı gençlef bin yıllık manasızlıklar! ııtl kafiyesiz şiirle söyle bir yenilik yaptıklarmı F Evet, bütün bunlar doğ77' — 4 buna rağmen... 8 ig Vezinli ve kafiyeli ıii# zel ve yeni olması ı;abll fakat çok zordur, çm,ıl manın yeniliğini, kalıplar içine dükebiw" ! Paul Valâry olamaz irlerimiz arasmda vezi riayet edip de yine & pı.'» ler vermiş olanların h€ gibı kalma kalipları olduğu etmemişler, onları &* çalışmışlardır. İşte Tarancı'nın, Ahmet H’;: nar'ın şiirleri: onlar b Cahit Sıtkı Tarancı MÜtÜ hece vezninde yeni maşstır... Zaten yeni şlirlerit kafiyeli olanlarmt WW" le karşılasam dahi lanlarımı seviyor ve * söyleyorum. Muı”v Sutüven'i veıdn.!dh' Sevmedim mi? Onü gi yf şiir saydığımı saylem'“'" ğ nmmasr için elimden * d dar çalıştım, BSerbest nazımla V. Ti evvelâ muhabbeü. ; rum, çünkü onlarda B7 niyi arıyan bir şair V' ni çok; ötekiler de h“ M*BCld.lyekn Pl! ho.stauesm“'i , Mecidiyeköyündeki p,glı " hastanenin plânıni wı#;ı' ) Valter bugünlerde $©" a P cek, ayni zamanda Ank ha5” kültesinin plânıni edildi d Karadenizde İâ"“d. | Bgörülen serseri Ma” ibu”ür' aü lünmuş ve tahrip © L

Bu sayıdan diğer sayfalar: