Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
C_ümhuriyeiin on altıncı yılı-na pDolitikası ASHANAASAAAATANAAANAAJAAJRASAAASAAAAAAARAAAAAAARAAAA A, Bugün Avrupa harbinin ikinci ayı tamamlanırken Türk siyaseti. on altıncı Cumhuriyet senesini de büyük muyaffakıyetlerle bi. tiriyor ve bize bu muvaffakıyetlerle sağlam bir istikbal hazırla- mış bulunuyor... Cumhuriyetin on beşinci yıldö- nümünü kutladığımız günle bu- güne kadar geçen bir sene Türk politikasının yeni zaferlerle bel. ki her yılkinden fazla dolu oldu- ğu bir devredir. Ön altıncı senin daha ilk gün- lerinde Atatürkü kaybettik. Fa. kat onun kurduğu idarenin sağ” lamlığını ve bu sağlamlığın de- vam edeceğini her gün biraz da. ha fazla görerek bu felâketin te- sellisini bulduk. Atatürk, geçen sene 1 Teşrini- sanide, Büyük Millet Meclisinin açılışında, - kendisi hasta oldu” ğu için başvekil Celâl Bayar ta- rafından okunan nutkunda - bize şöyle diyordu: “Memleketimizi her gün daha çok kuvvetlendirmek, her sahada her türlü ihtimale karşı kayabi. lecek bir halde bulundurmak ve dünya hâdisatmın bütün safaha- tini büyük bir teyakkuzla takip etmek, sulhsever siyasetimizin dayandığı esaslarm - başlıcalarır diır. “Ordumuzun son sistem silâh ve motörlü vasıtalarla cihazlanr. dırılması yolundaki — çalışmalara hız verilmiştir. Deniz kuvvetleri- mizin taakviyesi için lüzumlu! olan harp gemilerimizin büyük bir kısmı sipariş edilmiştir.,, Büyük Önder bize bu sözlerile, âdeta, bir sene içinde olacak dün- ya hâdiselerini evvelden görmüş gibi, takip edeceğimiz siyaseti tesbit ediyor ve dünya siyasetin. | de oynayacağımız büyük bir sulh âmili rolünü haber veriyordu. Filhakika Cumhuriyetin on al- tıncı yılı Türkün gerek kenldi, gerek komşuları, hattâ gerekse bütün dünya sulhu için büyük yardımda bulunduğu bir sene ol- du. * * & Atatürk 10 Teşrinisanide, ar. kasıtıda kuvvetli bir Türkiye ve bu Türkiyenin önünde açık bir istikbal bırakarak gözlerini fani dünyaya kapadı. Fakat siyaseti- miz ve dünya karşısındaki rolür, müz değişmiyecekti. Zira, Türk" milletininm başma ,Atatürkü inkı. lâp ve siyasetini en iyi devam ettirebilecek, onun en yakın mü- cadele ve silâh arkadaşrı geçti. 11 teşrinisanide İsmet İnönü, Tür- kiyenin ikinci Cumhurreisi inti. hap edildi. AVRUPANIN KARIŞIİK GÜN LERİ KARŞISINDA TÜRKİYE Gene on altıncı Cumhuriyet yılının ilk günlerinde bütün Av- rupa siyaseti büyük buhranlar geçiriyor, dünya endişeli günler yaşryordu. Bununla beraber Tür. kiye, sade Yakın Şark ve Bal- kanlar için değil, bütün Avrupa için bir sulh âmili olarak görülü. | yorldu. 28 teşrinisanide Atinada top" lanan Türk Yıman ve Rumen genel kurmay konferane: Bal. kan devletleri arasındaki sıkı it- tifakı hir at daha kuvvetlendir. İ di ve $ Kâmunusani 19309 da Se- lânik anlaşması Böüyük Mület Meclisimizce tasdik edilerer Bal. kamlılar teşriki mesaimi veni bir kuvvet buldu. Ayvrupanın bu karımık vünleri l Türik siyaseti — hüvük devletler | için de gulh lehinde mühim bir | âmil görülüyordu. Bugünkü İn- | gilir bahriye nazırı Mr. Vinston Churehili, mesrettiği mühim ma. kalelerinden birinde, İngiliz siya- si efkârına tercüman olarak şöy. le diyordu: “Türkiye kuvvetli bir müvaze- ne âmilidir, Bugün, şarki Avrupa nın çenubunda kuvvetli bir Tür- kiye bulunmaktadır. Yunanistan ve Türkiye ,ikisi de İngiltereye karşı çok dostane hisler taşımak. tadır. Akdenizin en büyük deniz kuvveti olan İngiltere ile Ege denizinin bu iki bekçisi arasında en küçük bir menfaat ihtilâfı bile yoktur. Zanflederiz ki, gerek Türkiye. nin, gerek Yunanistanın refalımı kredisini ve ticaretini teşvik et- mek ve bunlara müzahir davran. mak İngiltere için en mühim b'r meseledir.,, Filhakika, — Türk - iş birliğinin gerek her iki memle. ket, gerek bütün Avrupa sulhu menfaati için ne büyük bir âmil olacağı şüpheden uzaktı. Sabık Hariciye Vekili Dr. A- rasiın — Londra sefirliğine tayini de bu iş birliğinin yakında daha bariz bir şekilde tahakkuk edece, ğini haber veriyordu . İmgiliz TÜRKİYE, BALKANLAR VE İNGİLTERE Türk - İngiliz yakınlaşması Balkanlara tesir etmekten uzak kalamazdı. Zira, Türkiyenin Bal kan Birliğindeki mühim — mevkii daima Balkan siyasetine cephe vermiştir denebilir. Bu sefer de 'Türk - İngiliz iş birliği bir Baf kanlar - İngiltere iş birliği şek - linde ortaya çıkıyordu. 1939 yılının ilk günlerinde Balkanlarda mühim görüşmelerle karşılaştık. Hariciye Vekilimiz Şükrü Saracoğlu, Bükreşte top. lanacak olan Balkan — Antantı konseyinde bulunmak üzere 19 kâunusanide Bükreşe — hareket etti ve Solyadan geçerken Bul- gar Hariciye Nazırı Köseivanof- la görüyştü. 25 şubatta Hariciye Vekilimizi Selânikte görüyoruz. Onun An. karaya dönüşünden sonra Bulgar Başvekili, 18 martta Ankaraya geldi ve Cumhurreisimiz tarafım dan kabul edildi. Nisan ayı bilhassa Şarkt Av- rupa için mühim bir devre oldu. Arnavutluğun İtalya tarafından işgali üzerine Romanya Hariciye Nazırı Gafenko bir harp gemisi ile 8 nisanda İstanbula geldi, ©o gün ve ertesi gün Hariciye Veki. limizle görüşmelerde bulundu . Bu görüşmelerden sonra neşte- dilen bir tebliğde işaret edildiği gibi, “İki memleketin yekvücut olduğu,, görülmüştü. Diğer .taraftan, Şarkif Avrupa üzerinde hissedilen — tehlikeye karşı İngiltereye Romanya ile Yunanistana teminat verdi ve bu teminatın Türkiyeye de teşmili kararlaştırıldı. " 'w*u’“ı “»JF'* ŞÜKT a. İ KUÜ e BALKANLARLA — İNGİLTE. RE KARŞISINDA “MİHVER DEVLETLERİ,, Balkanların İngiltere ile baş- layan bu iş birliği, o zamanlar henüz imnhilâl etmemiş olan Ro. ma - Rerlin mühverini endişeye | düşürmeüştü. İtalya, “Arnavutluğu işgalinin diğer Balkan devletlerine karşı bir tehlike teşkil etmediğine,, da- ir teminat vermek lüzumunu his. setti. Diğer taraftan 13 Nisanda Al- man propaganda nazırı Göbbels (Devamı 10 uncuda) Bi Fransada birinci Fransuva Kolej dö Frans'ı açarken Osmanlı İmpa- ratorluğunda Kanuni Süleyman, camiinin — yanımda Süleymaniye medresesine temel alıyordu. Kolej dö Frans bugünkü mütekâmil şek - line doğru geniş adımlarla yürür- ken Süleymaniye medresesi haya - tın önünde koşmak şöyle dursun, hayatı adım adım bile takip edemi- yerek varlığının hükmünü kay - betmiş garip bir meşkhane haline girmiş bulunuyordu. Bu müstehase Curçşhuriyet devrinin kapısını ka - padığı güne kadar manasız ve has- talıklı mevcudiyelini — sürükledi, durdu. Bu niçin böyle oldu? Garpta ir - fan Yunan ve Romadan, kuvvet a-. Yan Rönessans hareketlle hayatı, insanlığa doğrü yürürken Osmanlı İmparatorluğunun —irfanı günden güne niçin geriledi? Bunun sebebi- ni Osmanoğullarının gütlükleri si « yaseltin ana hallarında aramak icap eder. Bu hanedan, tarihle ilk me - deniyet ışığını yakan Türk milleli- nin ruhunda, menşurdan geçen güneş ışğı gibi, binbir şekilde te - celli eden islidat, kudret ve kabili- yetlerinden yalnız bir tanesini is- tismar edebhildi. Harp kudretini. Kılıca güvenen külleleri arkasına takan padişahlar Viyana ovaların- dan, İran yaylalarına kadar uzanan arz parçası üzerinde sergüzeşt a « ramağa koyuldular. Yaşadıkları za- manın zihniyelini gayet dar bir çerçeve içersinde kavradılar, be - yinlerinde örümceklenmeğe başla- yan din mefhumundan “İlâyi li- vayı Muhammedil,, — için gaza et. meklen başka bir şey düşümnmedi - ler, Rönessansa arka çevirdiler. Matbaayı küfür eseri ve bid'at ola- rak telâkki etliler, her teceddüt Os manlı İmparalorluğunun hududun- da taassubun keskin palasile karşı. landı. Bu dar ve geri zihniyet devam etti: Tâ Tanzimata kadar... Tanzimat Avrupa — medeniyetini ikiye bölen bir zihniyettir.Bu dev- rin ricaline, medeniyet iki parça- dan teeşkkür eder.İyi ve fena..İyi parçalar alınabilir,fena parçalardan vazgeçebilir. Yeni müesseseler gi - rerken es-ileri yıkmak caiz değil- dir. Mektebin vanında medrese a- yakla durabilir. İlme güvenerek hü- küm veren adliye mahkemesinin yanında, dinden kuvet alan şer'i - ye mahkemesi yaşar. Ha., | reket noktası bu, zihniyet olan bir müÜsssesenin vereceği kültür sahit ve devamlı bir şey nlnmazdı. Onun için Tanzimat ' vrekelinin maarifi ne yay'lebildi, .e de yayıldığı ka - falarda bir eser bırakabilidi. Mesrutivet Osmanlılık — idealleri, islâmlık düuyguları, Avrupalılık » kirleri arasında bocalayan hbir zih- niyeltir. Kendisi “üşünces'nde is - tikrar edebilmiş değildir ki zihir- lerde devamlı — bir kültür — ışığı vabahii'e, Birsenesloyh Meşruli - yet de Türkiyede geniş bir irfan ha reketi yapamadı. Cumhuriyet, Türkün kendi ru - hunda kerdisini bulmasıdır. “Ne mutlu Türküm diyene” bu zihni « veti tatasidir. Türk, ru- hunu bulduktan sonra eserini mu- vaffakıyotle vara'ovlirndi.. İşte biz v en veciz bt yazıla ön vıl İcersinde müu- viğiy YARĞZ va;” llen irla nin kısa, fakıl Coğru bir blânço - unu. vermek İsliyoruz, Kültür işinin bir program İişi ol- | duğunu 1 mart 1922 tarihinde Eb- di Şef Altatürkün ağzından şu cünü- lelerle dinlec”"-: “Hükümetin en — ">yisli ve mühim vazifesi maarif işleridir. Bunda muvaffa: nlahilmek için üy- le bir programı takip elmeğe mec- buruz ki, o prorram milletimizin bugünkü halile, içtimat, hayali ih- tiyacı ile, mulit'n şartları ile ve asrın İcaplar''e famamen mütena « sip ve <(1d0»0--* " olsun., Bunun muazşam vı fakat hayali, muğlâk mütlalealardan tecerrüt ederek ha- kikate nafiz n-<arlrsla' buükrmak <e el ile, temas etmek lâzımdiır, « Bir taraftan da memleket evlâdını içli- mal ve iktısadi hayalla fiilen mü- essir olabilmek için clzem. olan iplidat malümalı ameli bir tarzda vermek usulü maarifimizin csasını teşkil etmelidir.. Medeni ve asri bir içtimat heyelin ilim ve irfan yolunda yalnız bu kadarla iktifa etmiyeceği şüphesizdir. Milli deha- jnın inkişafı ve bu sayede lâyik ol- duğu medeniyet merlebesine yük - iselmesi bittabi âli meslekler erba - bını yetiştirmekle ve milli harsı- mızı yükseltmekle kabildir.” ci Bu progğramın talbikat sahasına geçerken şu neliceleri doğurdu: 1 — Türkün tarihi araştırıldı.. Türkün yer yüzünde ilk insanla be- raber göründüğü, ilk <ateşi yaktığı, ilk madeni kullandığı tesbil edil - di. İmparatorluğun Türkü —tahkir eden zihniyeti yerine milli imanı takviye eden hir kanaat kaim ol - du. 2 — Türk dilinin kökleri derin- liklere doğru tetkik edildi. Meş - rüliyetten so-ra şuursuz bir lema - yül halinde beliren milli dil ilmi ve morfolojik bakımlardan kuüvvet- li esaslara dayanarak takviye edil - di, 3 — Arap harflerinin güç ve se- nelere muhtaç öğretimi yerine lâlin hatfleri kabul edilerek — istisnasız bütün halka yürüyen bir öğretim siyasetine temel atıldı. 4 — Kadın hayaltâ cariye ve hiz- metçi meyvkiinden kurtarılarak lâ - yik olduğu içlimatl mevkie yüksel - tildi. Fakat bu yükselme kuvvelli bir küllüre dayanmazsa lüfzi bir yükseliş olurdu. Bunun böyle olma- masına çalışıldı. 1910 da ilk ve tek kız lisesi kurabilen, 1916 da kızla- ra mahsus ayrı bir darülfünun a - çabilen Meşrutiyet devrinde icraalı yalnız bu kadardan ibaret kalmış - ken 1938 - 1939 ders yılı içersinde 9256,061 i ilkmekteplerde 18,450 si orta mekteplerde 3072 si liselerin ikinci devresinde, 2848 üniversitle ve yüksek mektenplerde Türk kızı hayatlta lâyik olduğu mev kil almak için uğraşmış bulunu - yordu. Milli iktisadı Cumhuri- vet yarattı Denk bütçe,düzgün öde- me, İişte Cumhuriyet maliyesi 281331 | 5 — 1lk tahsil kültürür temeli - dir. Kanunen mecburi ve meccani olan bu tahsil ancak cumhuriyel devrinde memlekelte yayılabilmiş - tir. 1939 yılı bu hareketin büsbü. tün hızlandığıdir yıl olklauştur. 19139 yılında toplanan Maarif Şürası bir taraftan köy mekleplerinin üç sı . nıftan beş sınıfa çıkarılması ka rarını verirken (bu karar, Türk köylüsünün tam bir ilk tahsil gür- mesi ve münevver valandaş olması demektir) diğer taraflan da her kö ye bir muallim bulmak için eğil - men kurslarının sayısını çoğallınak lüzumunda ittifak etmişlir. Ö — Orla tahsil cumhuriyet dev- rinde en büyük hızını almışlır. 1923 :-.-1924. ders yalında; orla mek- teplerde 41723 erkek Ve 1183 kız öl- Mmak üzere 5257 lalebe varketi '1938- 1939 ders yılında 7257 si erkek, 20450 si kız olmak üzere 27707, la- lebe ökumaktadır. 1939 yılında toplanan Maarif Şü- rası orla tahsil için yeni bir prog- ram vazederek hayatla irfanı mu - vazi yürütmek esbabını araştır - mışlır. Bir aylık bir mazisi olan bu yeni esasların eskisinden daha çok verimli olacağına şimdiden inanmak hiç de yanlış bir düşünce olmaz. cumhüriyet olur. 8 — Lise hayalını yaratmıştır demek — yerinde Cumhuriyelin ilk yılı olan 1923 - 1924 ders yılında liselerin ikinci devresinde 910 u erkek, 331 i kız 'olmak üzere 1241 talebe — varken, 1038 - 1939 ders yılında 14305 i erkek, 3972 si kız olmak üzere 18277 talebe okumaktadır. Bu ke - miyet farkına keyfiyet farkımı i - lâve etmek lâzımdır. Bugün lisele- rin ikinci devresinde ders alan öğretmenler ekseriyelle yüksek tah sili garpla yapmış, mazideki arka- daşlarına nisbet kabul etmiyen ge- niş kültür sahibi vatandaşlardır. 9 — Türkiye cümhuüriyeti kültü- | rü yaparken meslek hayalını da ihmal etmiş değildir. Kuvetli bir küllür yanında iş ve meslek haya- ti inkişaf etmemiş olursa kültür bir süs olarak kalır. Bu mütearifeyi hareket noktası olarak kabul eden cumhuriyet Türkiyesi 16 yıl içer- sinde yurda şu meslek meklepleri- ni kazandırmışlır: 9 Kız enstitüsü 6 Ticaret lisesi 9 Mıntaka sanat mektebi 2 Uslta ve mütehassıs işçi mekle- hi 2 Akşam ticaret mektebi 17 Akşam kız sanat mektebi 2 Mesleki muallim mektebi 3 Akşam erkek sanat meklehi. Bu mekteplerde buüğgün 15759 Türk çocuğu hayalını işe vakfel - mek üzere hazırlanıyor. Yaza : Muzf fer ESN 10 — Cumhuriyet yüksek sanala | lüvik olduğu kiymeti — vermişlir. 1926 da kurulan Ankara müsiki muallim mektebi devlet koönservua- lüvactının temel taşıdır. Riyaseti - cumhür filarmonik orkestrası yal - nız bir müusiki müessesesi — doğil. memlekelle müzik kültürü sunacak bir kaynaktır. Ankarada kurulan vüksek liyalro akademisi memle - ketimize ve kültürlü sanalkârın me- deni tiyalrosu, bilhassa operayı so- 28 BİRİNCİTEŞRİN SAf kacak yeni bir ıııuu*l'““ Ki | 1i — Yüksek tahsil Dwı eümhüuüriyet devri Xicşiu 3 kayese edilirse aradaki ka şaşmamak mümkütl Ş Bu.,uıı İstanbulda U““I.;LJ asır ünlversilelerile boY gi len kuvyotli üniversilem” yi * | rada 44 ü Türk ve 42 Si mak üzere $ÜÖ prolesör | 102 Doçenti *li 38 Yabancı yardımı0i z 51!“ i81 Baş asislan v tü 25 Lektor r 9 Tercüman ve tek! ııs:,ı ) Çü Bu üniversite *Iu.sııl“ş ri muhtelif sahalarda l” | 8320 mezun vermişlir- jx İstanbul darülfünununul »J N u günden c—uıııhuri_velb | Vi mezun sayısından dahi © 12 — Ankarada açılali litüsü, hukuk fakültesi, & dile ;y | (M8 yf coğrafya faküllesile ııı*-”ıd' Ç nan tıp fakültesi Türkiy N bir üniversiteye fiilen 5S0" Wf tır. Bunu yürduün uzak * de bir üçüncüsü takip ©| | 13 — Türkiye c.uıuh“r nebi kültürüne lüâyık old :m kii vermekle tereddül c".;ıl Fakat istiklâline ihtiraslt şle lan Türk milleli ilmi V"" Ö' ı siyaset yapmak ıslcw" esseselerine hiçbir ımt“'Eı mişlir veremezdi. Bugü? .,ı- lte yabancı okullar, 1:”1'c programlarına tlamami? lıgf* surelile çalışabilirler. PU" çe besi günden güne nıallY“ Ü bancılara münhasır kalıy? iji Türk kendi açtığı ve işle' ö | esseselerin yabancı rllufs'g yüksek olduğunu görmü; etmişlir. : ) 14 — Muallimlik anf'nk : riyet devrinde bir mesle nf 4 girebilmiş, muallim olm di d ları ve muüallimlik ç:ısı larla tesbit edilebilmis _,ylı:f let hesabına meccanen oi .& lebenin yüksek muqllım g’# | takip ederek munallim olm !1" buriyeti ilerde ımı.ıî“'“ Tür nı famamen kt ııızılfu..ıt"ı gl” çıkarmak imkânını temi y Sayılan işler HI”“"I ılıl'# bir hulâsasıdır. Üzerin cı li”ıl_. lürse bu işin 16 yıl gib gf zamana sığmayacak kada VE yüksek olduğu görülür "'f, y Bu Türk mıll('lınm f' gıî" J | inin bir neticesidir. V |lp’ rumak için harekele SA"*"İ günde başında Büyük ul*' Milli Şefi İnönünü bulmt riyetinden doğmuştur. veçıı ı"' ta bllî'ı İ r o! #. LAĞ uet B” grl? Yatak, yemek odalarile — salon velhasıl her nevi M0 avizeler ve kristal BAKER (ESKİ HA nağazalarında tef? hekte ve her )erde“ at ve müsald qart tılmaktatlır. 1 Üü'yet