Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
| _wnu MM MuFREıZ_ h İt -4 - 4 hh“s. Billârın ünle gaf yapr Meğe muvaffak olama: İt Ve sivil polis — şimdi bakı bile olmıyarak Yorlardı. Tek bir Sen h" tlimesi onun alnından et bozanmasına — kâli ' Ter damlaları yanakla- damlıyordu. — Sanki __* Fakat Hi Y&*ğmı umarak — yüzü- $ için hiçbir. — harekette Ordu. ğ Vüln bir sükütu mütesakip di ıî'dlh Çıkartabilirsin, dedi. İki basm Misti, — Bir onbaşsı bı:îf içeriye girdi. Zabit e- BALİ uh b03 'lusunu — götürün. M'f tek kelime bile ko- Hücresinde sağ ayak- Tüp bana getirin. dUndu S biz bize kaldık. Ra: Uzabiliriz. Ku '( *& . * *4 1'4 söyleyin.. he faydası var? Na- edileceksiniz. Kendi | "e m;ğ'ürı". ölmek mürec- ? j "İâ Bolisle zabit dört =aattun- * Ve Billârı isticvap etmek- ”". lk o tahammül kabi- h'fa *On haddine gelmişti. Bu- aym sözleri tekrar Ürgü, T ediyordü. Ağzından i*ıt mânasızîıgx kendisi- “d“îu ştı Söylediklerinin da gösterilmişti. Ço- Seçirdiğini — söylediği allesini iyi — bilmiyor, 'hh Ü Ümda pek az ma örve ösketlik ve İ _ "ümn askerlikten ihraç - %an r bir sene hizmet Gi da hiçbir - tanıdık K, ııı'f'lı'll)eınuı'ürclu. ' '*'ıı Sirasında birkaç defa bwzı:fadelerde bulunmuş B rağmen teslim ol- ' %&damm alelâde ı;nr ' | anlaşılryordu. İmr- h hîtdaı- ısrarı bile buna k%q,_,qq da değilsiniz. hx% Yapanlar artık ona sen yorlardı , h'i._ '—'-anmı. Elleriniz2 bak-? İ î'dığl““ bastı. Evvelden tali> SÜĞ hul P&L uraın tamir ediniz. €imek istemiyorum. * t l aletın adı nedir? çeı“Ç. ip ve yırtık bır | ıstemıyonım - ' uz da — ondan.? G | da bilmiyor ae __ thı._ Mr 'x;' Billânn “Vlnttakmaıgıbem larak isbat edildiği 4 &a bir' halısçraa:esî“buh.nalî 3% d İqüa'ündü ve karar verdi: %İ derim “Sirle yalnız bırakmanr” M ! ı ,t;'eddutten sonra cıgara: | L İsticvabın fasılaya kendisini ..ı Üü kâtip dışarı çık- S1 Ve esir karşı karşı" l'îîımt.ıı bakalım,| i Bir oyun mevzuubahs, | o, heyecanmın * anlaşrlar bir neler kun -— ESUTR S YN lakleden: betni KAKDEŞ değildir. Rolünü yaptığınız şahsi- yetin hüviyetinden bizzat siz çıktı nız. Artık serseri Billar gibi değil, tahsil görmüş bir adam gibi konu- şuyorsunuz. Bunun!'la beraber siz ve ben bu- rada ikimize de lâyık olmıyan bir koömedi oynuyoruz. Cevap verme- mekte Israr etmenizin hiçbir fay" dası yok. Size zabit şerelim üzeri- ne temin ederim ki bu dozyada a leyhinize bir: şahadet var ki sizi' kurşuna dizdizmeğ: kâfidir. Bfuu da bir tuzat sanmaymız, dediğim gibi size şerelim üzerin? taminat veriyorum. Sözüm* inanıyor Mit sunuz? İnanmıyorsanız devam et- möme lüzüum yok. — İnanıyorum. eşekkür ederim. Bu şahade- fte dair zabıtları siz2 şındi göztere- mediğimi de tabif tahmin edersi- niz. Bununla beraber — idamdan kurtulmanız ihtimali pek azdır. Benim için yapracak iş yalnız hü- viyetinizi tasbit etmekten ibaret- tir. Buna muvaflak olacağım. İcap ederse Sen — Körentenden Franzaya gelmiş ne kadar :ıdam e föm — | varsa hensini önünüzden geçırece- ğim. Tabii içlerinden sizi tanıyan | - biri çıkacaktır. Bu bir. — haftalık bir iş.. Fakat bu bir halfta zarfm- da ikimiz kendimiz> lâyık — olmı" yan röller yapmış olacağız. Hüviyetinizi bildirirseniz ıdam- dan kurtulacas mismiız? Bümi- yorum. Size bir vaatte — buluna- mam, Bir pazatlık da teklif etmi- yorum. Söy k) ı'p söylememek sızı_n Billar bırden ayafra kalktı ve | bir âmir karşısında imiş gibi hazır_, ol vaziyeti aldı. Bu haliyle,' pej-, mürde kılığına ve traşı uzamış yü; züne rağmen mağrur ve amldı.“ı,,î — Bu alışam- wylomym. Sisği yorarak ıorlamış'olmak istemem. Düşününüz. Yarın sabah gene gü- mşürüz N '!-_ı — Yarına kadar benlemegn lu- zum yok. Ben Alman ©: dus unun istihbarat| teşkılâtmda zabit, m * lâzim * Şmıtım Fransaşa casusî.uk yapmağa geldim.! Bundan « fazîa. size bir tet kelime bile miyeceğimi tabzt tahmm et:!ersınız5 — Evet, Zaten ben de buâıî' tıhımn ettiğim içindir;ki. size şıgğ diye kadar yol arkadaşınızı tanr yıp tanımadığınızı sormadım. -ğ — Sorabilirsiniz yüzbaşım, tanı miyorum. — Üstünüzü aratmak mecburi- yetinde kaldığıma — müteessifim, LA Şmit mırıldandı: — N? zararı var? çur' ”. .- * - Yüzdaşı iki kâtibe: — # — Odayı havalandırm, dedi. Şu sandoviçleri de alın, Benim kar- 'Elstanbulda terfi: nım aç değil. ğ İki esir, istasyon — binasındaki casuslukla mücadele teşkilâtı şu> besinin bulunduğu odaya oğıeden sonra saat dörtte girmişlerdi; di ise saat gecanin onuydu. Mı&İâ— zim Şmit silâhlı iki neferin ara- kika olmuştu. ' Sivil polis: ,Ğ — Ben sizinle avm fikirde değı lim yüzbazım, dedi, Öteki mevkur fun şiindi istievabına girişmek doğ ru dağil, Çok yorgunuz. Şimdi yar talım, Şafak vakti ötekinin istic" vabına — başlarız. Bir mevkufun mevkufiyetinin ilk gününde — en fena zaman şalak vaktidir . — Bu mavkul ötekiler gibi de—ıı gil.. Onun uyuyabilmek mucizesi- ni de göstareceğin? — inanıyorum., — Olabilir. Çok yaman bir a- dama benziyor, Kolay kolay. soy'- letemiyeceğiz. Şimdi istirahate çe- kilmemiz için bu da bir sebeb de — Hayn' Onu da haman şimdi istıcvan etmek en doğmsu (Devamı var) . ”| büyüklüğünde mahlükların a Hindistanda dünyanın —Ğ 35 yılını vahşiler arasında klasanlar birkaç fil büyükl de iri ma Himal - himel kelimeleri birçok dillerda (gök) manasına kaldığını ihtiyar Brahma söylerdi!. Benim heyecanım son dereceyi bulmuştu. Zira bizim almancada, da, ki Hindistanın ari ırkından! geme olduğu iddia olunuyordu, Himmel kelimesi (gök) ' demektir! Binaenaleyh, Buha-Ruti'in, tu—î fan insanlarının Himalayaya,mu- kaddes nazarile bakmalarının ve onu gökten inmiş addetmelerinin menşai hakkındaki iddiaları da e—* sassısz değildi. ,ş;uh Buha-Ruti tekrar bir caniye ba-j kar gibi şimdi korku ve endışeler- le buruşmuş yüzile aya bakryor * du. egi * Sonra tekrar döndü. Gayet acı bir sesle: 4'i — İşte, dedi. Ârzın üzermde güneşin — yarattığı ve 'buyut'fuğu kurtlardan ibaret olan ınsanlan aydır ki, bugünkü biçare hüline L.o:, müuştu!.. Ş Zira tufandan evvelki İm-arnlar arzın üzerinde gayet iri, birkaç fil ye - i| tiştiği devirlerden arta kalmış mah lüklardı!.. Gayet iri idilet!? E._ çat Üİ kâadar süratle koşabilirlerdi!.. Esa- sen o zaman arzın üzerindeki ha - va bugünkünden çok daha ağır. ol | duğu için insanlarda 'bir'adım at- tıkları zaman adeta uçar gibi ga- *â yet hafif bir halde mesafe katede- bılıyq_rlardı' e C deör Bi tEİR öR Zaten. o vakıtki havadaxbugun - ikü manda büyüklüğünde kelebek- tkrşknlaşca;uçabüıyorlaıdı' içın insanlar — büyük . ve İ her, ta.tafta iklimi- müsavi, izavet '%îc;ık ve'gece gündüz aydınlık tek bir kıta ,Üzerinde şimale, cenuba, şarka, garbe döğru gayet kolay © lıkla gıdıp gelebiliyorlar, sıcak de- nizlerin içinde kolaylıkla ve gayet hafiflikle »yüzebiliyorlardı. 'a Havada'sizin oksijen dcdığımz madde pek çok olduğu için ne_ . 'batlar ve hayvanlar son derece bü , / en eski insanları arasında Yazan: L. Busch geçirmiş bir Alman seyyahı . « ** üğün- hlüklardı | I yük oluyor ve gayet uzun yaşaya- biliyorlardı!.. Dünya o vakıt ga - yet muazzam ağaçlar dolu büyük bir bahçe gibiydi. İnsanlar tek ve pek büyük bir kıta üzerinde oldukları için biri - birlerile her zaman münasebette bulunabiliyorlar ve tek bir İlisan konuşuyorlardı. Fakat ay felâketi, yani tulan olunca ârz müuvazenesini değiştir- ı:h Kış mevsimleri başladı.. 'gündüz başladı. O vakıt insanlar “arzdan müthiş surette korkmağa erndılerını bu değişikliklere karşı korumak için mağaralara sığınma- Ha,elbiseler icat etmiye, yiyecek- lerini, sırtlarını kâmilen değiştir- meğe mecbur oldular!.. ; Bu yüzden tereddi ettiler!.. Ta- 'mamiyle başka ve yalnız tufan felâketinden çıkma şeylere inan - dılar!, Kâinatı kâmilen yanlış an- lamaya başladılar! Kendi hasta - lik ve kusurlarını kâinatın haki- katleri zannettiler ve hayatlarını bu hasta'kları üzerine kurdular!. Veihasıl bugünkü insan tufna felâketinin artığı olan has- ta, sakat'ye yanlıştar drim o, Yo lünü kaybetmiş insanu ... Güneş, dünya yüzündeki insa - nn -hâliki, ay da katili olmuştur! Duha-Rutinin ilk defa derin bit sürette heyecanlanmış — olduğunu gördüm. Yüzü sert çizgilerle bu - tusmüş, hkaçları çatılmış, dudak - l1 daha ziyade şişmiş bir haldeyak Bara, tayıf ve acayip Hindlinin dudakları titriyor gibi gelmektey- di. Birdenbire ayağa kalktı. Üstundekı ağaç lifinden örül - Mi yapışmış otları silk- ti. Fosfborlu gözlerile yüzüme dik dik balıyordu. Birdeubire: — Cörüyorum.. Ruhünu görü- L)orum' dedi. d La lAFI Ki (Devamı var) —r:..' - tahdide gezerr” Gemda odadan çıkalı ancak on da'! î Ankara, 23 — Benzin iıuııım*ı * ni tahdid işin hususi otomobil ve , motosikletlerin seyrüseferden me nedilecekleri haklımdaki haberler . eden polis memurları 2 /35 komiser muavini ko- miserliğe terfi etti t ÂAnkara 28 — Emniyet işleri - muüm müdürlüğü memutları arasın- da hazı terfi ve nakiller yapılmış- ır., Bu listeye göre ikinci sınıf â- /mirliğe terfi ellirilen İstanbul baş- komiserlerinden Hamdi Erol Üdemi şe, Hamdullah Karagülle Bergama- ya, Mithat Atşin Yüksekova emni- yel ümirliklerine, — başkömiserliğe terfi ellirilen komiserlerden Salih Özdemir, İbrahim Yıldırım, Refik Talay Halaya, Sedat Akçe Tokala, Mahir Tunceline, İsmail — Peksoy fAnkaraya nakil ve tayin edilmişler- B_dir., *|8e Başkomiserliğe terfi etlirilen İs- |" tanbul komiserlerinden 46 Kemal, 6 Faik, 36 Faik, 57 Mahir, 49 Fah- ri, 7 Hikmet, 14 Alişan, 1 İsmail Hakkı, 50 Nüzhet İstanbul emniyet kadrosunda ibka edilmişlerdir.. İstanbulda koömiser müavinliğin- . den l..o:ıuse:lıgc terfi edenler şun- lardır! 29 İsmail Hakkı, , 38 Nacili; 2 Rıza, 51 Süleyman, 49 nımmm,*- Benzin istihiâkini lüzum wz*gorulmedıgı bildiriliyor Memlekette stok oldugu 'gibi memleketlerden benzıî* icabında komşu almak da mümkündür. alâkadarlar tarafından tekzib ©. dilmektedir .Memlekette hol atok olduğu gibi koniışu memleketler . den ihtiyaç vukuunda derhal ben- zin almak mümkün olduğundan l:ği_vle bir karar verilmesine lü - züum görülmemektedir. -- Deniz nakil vasıtalarına ihrakiye Ankara, 28 —.. Deniz nakil va. sıtalarma ihrakiye olarak vorile- cek ağır madeni yağlar ve tortu. lariyle hava sefinelerine verile . cek benzin ve yağlarm lisansa tâ- bi tutulması kararlaşmış ve tali- matname dünden itibaren meri . yete konmuştur, Lisansları almak için ticaret vekâletine müracaat edilecek ve lisanslar başkasına devredilemiyeceği gibi yalnız ve- sajtin hareketine kadar muteber olacaktır. Gece | (14 Necati, 3 Halit, 16 Kâmil, 4 Ha lit, 49 Ali Sait, Hasan Tahsin, 2 Hü seyin Hüsnü, — 1 Sabri, 2 Muslafa Işılgın, 1 Cemil Güngör, 3 Sürey- 'ya Güvenal, £ Envel Akar, 20 Basri 'Iuhc, Hasan Güven, — 12 Kâmil Er- dcm, l1 Adem Ok, 2 Mahmul Süzgün, 2 Suphi Süzer, 24 Şükrü, 1 Tahir, ,Ergene, 44 Fazıl, G1 Sabri, 3 Hulüsi Aılduım. 1 Harmdi, 67 Bayram, İ JHılmı Aydın, 33 Şevket, 2 Ali Saıp, 32*Nuri, 17 Bahaeddin, * Dışarıda acr bir rüzgâr, kuru bir soğuk, kapkaranlık bir gece, velhasıl insanlara ilık bir ail> yu- vasının zevkini daha iyi hisset- tirmek için ne lâzımsa hepsi var. dı. Rüstemle karısı gürül gü- rül yanan sobanın karşısında o- turmuşlar, kendilerini tatlı bir rahavete bırakmışlardı. — Bulun. dukları küçük salonda hafif bir ışık ve tatlı bit hararet vardı. Rüstem mırıldandı: — Böyle ne rahat ve mes'uduüz değil mi?, Karısı ona gözlerini çevirdi, daima genç ve dalima hararetli bir aşkla tasdik etti: — Evet kotacığım. Böyle, bü- tün dünyayı unutmuş ve yalnız kenidimizle alâkadar olarak iki- miz başbaşa kalmak ne iyi!. Rüstem elini uzattı. Karısı o. nun elini avucları içine aldı. Ye- niden sustular ve tatlı bir düşün- ceye daldılar, ee ĞİR Fahriye kırkmı henüz geçmiş. daha fazlaydı. Gümüş teller biri- Sinim sarı, ötekinin siyah sacları arasında çoktan belirmis, ikt sinin <- gözler'n'a kenearını bü. ruşüu - car çizgilemişti. Şişman- lamcalardı. Fakat cular ihtiyar" İzdıklarımın farkındı değil gibir. idiler, OÖn beş sene evvel sevişerek evlenmişlerdi. Rüstem müherdis mektebini yeni bitirmiş, ehem- miyetsiz bir işe geçmişti. İstik- bali pek parlak görünmüyordu. İşte bu sıralarda talih karşısına Fahriyeyi çıkarmıştı. Fahriye zengin bir ailenin kı. zridi. Bu mahcuüp, silik, fakat çok temiz ahlâklı genci s«evci. HOratlesdli e hidletini açmağa Wek Şolunuğruldu. Evlen- TrM, aacak allesinin — itirazı İ-tl eli T; Fahriyerin ailesi, zefigin güzel ve kızlarının bu fakir ve mü- tevazi mühendisle — evlenmesine bir tüzlü zz olaruyordu. O iste. se kiminle evlenemezdi? — Fakat genç kız kararında israr etti. Bir sene onunla uğraştılar ve niha- yet dediğini kabule mecbur oldu: Bdi el SON DAKİKA Bu hafta Süİeymıniye stadındaki maçlar tehir edildi Başvekâlet Beden Terbiyesi U- mum Müdürlüğü İslanbul — Bölgesi Futbol ajanlığından: Yapılan tetkikat neticesinde, ya- Ban yağmurlardan dolayı Süleyma- niye stadında sahanın bozulduğu ve bu hafla oynanması İcap eden Anadoluhisar - Feneryılmaz, Gala- tağençler « Galalaspor, Davuütpaşa - Altınordu maçlarının tehiri icap ettiği anlaşıldığından bu müsaha- kâlar geri bırakılmışlır. Saadabat konseyi mat kararlaşmış — değildir Ankara, 27 (A.A.) — Saada. bat paktı devletleri arasınlla ya- kında bir konferans aktedileceği- ne dair ÂAvrupa ajansları tarafım. dan yapılan neşriyat üzerine sa- lâhiyettar mahfiller — nezdinde yaptığımız tahkikat neticesinde, bu hususta kararlaşmış bir şey mevcut olmadığı anlaşılmıştır. içti- ASAT LA Türk vatandaşı, Türk pamuklu- su; Türk yünlüsü, Türk ipeklisi giyer, yabancı mal sırtmırza di. kendir. Ulusal ekonomi ve! Ai dm Ş c ti. Kocası ise ondan bir kaç yaş | arttrıma kurumu | g. Ka ULEN HAVAL lar. İki genç evlendi, işte on beş senedenberi de devamlı ve göl. gesciz bir saadet içinde yaşıyor- lar. Çocukları olmadı ve bu, mes“ ut kayatlarında yegâne Üzüntü mevzuunu teşkil etti. Buna mu. kabil talihleri yaver oldu, Rüs- tem kainpederinin ölümünde o” nun işlerinin başına geçti. Madidi cihette rahat yaşadılar. Aşkları hakiki bir aşk eldu ., Gün geçtikçe biribirlerine da. ha çok bağlanıyorlardı. Bilhassa Fahriye kocasıma duyduğu alâ- kanın gittikçe daha arttığını hissediyordu. Onu diğer erkek- lerden farklı, çok iyi ve çok sa. mimi buluyorldu. Aşktan bahset- mesini ne güzel biliyor, ona ne tatlr hitap ediyordu. İşte bu ak. şam bile Fahriye onun bakışla" rında, nişanlılık zamanlarındaki gençlik alevini görmüyor müuy. du? Kocasına doğru iğildi: — Hatırlryor musun Rüstem? — Neyi?. — Sesirnle evlenmeme babı mm razı olmadığı gizli buluşmalarımızı.. — Hatiırlıyorum., — Dadım, bizim suç ortağı. mızdı, Beraber sokağa çıkıyor, seninle bulusuyorduk. Sokak or- tâasında elele tutgarak iki üç kelir: bozuşuyor, bu birkaç ke- lime ilc cesaretimiz tazelenmiş o" larak gene ayrılıyorduk. — Evet hatırlryorum. — Ya mektupların Rüstem, ya raektupların? Mektupların dadımın evine gönderiyordun, gizlice okuyordum. — Mektupları da hatırlıyo. rum, tabti... bi # 4 — Onları bu. ı&;ambu defa Gaha okuyıca.îun..' — Ay, hâlâ saklıyar musün © mektupları?. — Saklamaz olür muyum? « Fahrive ayağa. kalktı, bir çek- maece açtt ve içinden kordelâ ile bağlanmış bir mektup destesi çı. kâxdı. Sonra mütebessim bir çeh, r© ile gelin oturdu. ! ” Rüstem bir cıgara yaktı. Falr - tiye mektuplardan İâalettayin bik rini açarak okudu: “Sevgilim, “Seni görmiyoli tam bir hafta oluyor. Keder ve ıztıraptan — öle. cek gibiyim, Sensiz ve senden u- zak yaşayamıyacağıma bir kere daha kanaat getirdim, Gözlerin benim hayatımın güneşi, dudak- ların rüyalarımı süsleyen bir Çi çek.. Rüstem cıgarasının dumanını savurüurken söylendi: — Ama da manasız 5ey1cr yaz. mışım ha?, — Ne? — Müânasız şeyler, dedim. Bir hafta görüşmedik diye üzülmek, çiçekler, güneşler... O zaman ne budala adammışım!, Fahriye gözleri birden yaşla dolarak kocasına baktı: — Rüstem, Allah aşkına böy- le söyleme. Benim için o kadar a- ziz olan mazimizle alay etmekle beni ne kadar üzdüğünün farkm da değil misin?, Fakat Rüstem, onun ıztırabını anlamadı ve nazik bir bebeği e. zen kocaman bir erkek eli şuur- suzluğuyla devam etti: — —AÂh kadınlar ah!.. Hepsi de böyle şairane hareketler düş- künüdürler, Fahriyeciğim, insan biz yaşa gelince, — gençliğinde yaptıklarına gülebilir. Durdu ve hayretle karısıma baktı. Fahriye hıçkıra hıçkıra ağ- lıyordu. Rüstem ne yapacağını şaşırdı, söyleyecek söz bulama- Hı.*Saadetlerinin böyle birdenbi: ire bir hiç ,ölen bir heyal yüzün- den mahvolduğunu anlayamadı. Nakleden: Fetli KARDES