8 Aralık 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10

8 Aralık 1936 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Ydağan: Mütekait Amerikan Amiralı Riçart Evelim Byrd —10 — Türkçeye çeviren A,R. Cenup Kutbuna seyahat 6500 lfane gök taşı kaydettik. Gök yüzü sanki bunlarla dolu idi. Hayatımızda bu kadar çok gök taşı görmemiştik C— Bulut ve hava şartlarını “günde iki defa tarassüt. D — Dışarıdaki kuru termomet: reyi günde iki defa okuyarak netice - lerini yazmak. E — Hararet derecesini iki âletle mütemadiyen kayıt. F — Barometrik tazyıkı mütema diyen tesbit. G — Günde iki defa barometre değişikliğini kayıt. Cenup şafağı büyük Amerikada- kilerle birlikte ve âyni zamanda ta- rassut edilecekti. Şafağı bazı günler dört defa tarassut ediyordum. Onuün kesafetini, şekil ve şemailini, vüsati- ni ve gökte yüksekliğini kaydetmek lâzımdı. Bazan şafak hemen hemen bütün göğü kaplıyordu. Telsiz vasıtasiyle dostum J. V. Murfi ile daimi muharebede idim. Böyle tek başıma bir ileri istasyonu- na gitmiş olduğumdan dolayı Ameri- kada yağdırılan müthiş protestaola - bana bildirmediğine memnunum, Za- ten geriye dönebilmek için vakit çok geçmişti. Taraktörlerin küçük A. 'merikaya döndükleri gün köprüler benim arkamdan yakılmıştı. Güneş vökte çok aşağıya inmişti. Kış gecesi basıyordu ve müthiş soğuktu. Bu ile- ri karakola gelmelerini adamlarım - dan istivemezdim. METEORLAR SANİYEDE BİR PARLAYIP GEÇİYORLARDI Tarassutlarımız havanın açıklığır dolayısiyle şaşılacak derecede muvaf. fakryet gösterdi. Hava rasıtlarımız yalm gözleriyle baktıkları pürüzsüz gökte her saniye, bir Meteorun (gök taşı) parlryarak geçtiğini görüyorlar- n Kenc” rine yıldızlar arasımnda ola 1 bir tel kafes üstünde Meteorun yol- culük istikametini, uzunluğunu kay- dedebildikleri gibi bunun parlaklık yenk ve mer'i kaldığı müddeti de tah min edebiliyorlardı. Burada tesbit edilen kayıtlardan | 'h anlazIrcağı üzere cök — taşlarmta veryüzüne evvelce tahmin — ' - günde- daha fazla düştükleri görül- müştür. Hatta bir gece doktor Poul- ' — Ben hayatrmda bu kadar gök taşt görmemiştim. Gök yüzü sanki bunlarla dolu!... Diye bağırmıştı. Cenup kutbun- da tarassutumuz esnasında 6500 Me- teor kaydettik. Bunlarm hepsi garp- tan şarka döğrü sâatte 150 mil sür- atle bir seyir takip etmişlerdi. BUZ SEDDİ ESRARININ HALLI Doktor Roöss cenuba dağru yolu- nu kapayarı şakuli buz - seddini ilk gördüğünden beri, fen adamlarmı bu 218 GÜZEL PRENSES mevcudiyet şaşırtmış ve © günden beri hepsi de birçok sualler sora gel- mişlerdir! Yüzük — kalımnlığı nedir? receği veçhile tamamiyle sabih midir, Set, kenarmdaki derin suların göste- yoksa katı bir kaide üzerinde mi ©- turmaktadır? Eğer buz camit bir ka- ide üstünde oturuyorsa, acaba dipte kayaların bir kısmı suyun üstüne ka dar yükseliyor mu? Balina körfezi, Discovery l:oyu gibi birçok görfezleri vücuda getiren nedir ve seddin etekleri çevresindeki su derinliği 1000 kademi mütecaviz olduğu halde bu körfezlere şekillerini senelerce müddetle muhafaza ettiren için yerden köpek — kızakları, hava nedir? Bu suallerin karşılığını bulmak dan tayyarelerle binlerce kilometre- lik yolculuklar yaparak Jeofizik me- tödiyle Sismik sundajlar yaptık. Böylece insanlar, bir buz çağın- da dünya yüzünü kaplamış olan buz örtünün ilk defaya mahsus olmak ü- zere kalmlığmı öğrendi. Çevre büz katmm büyük bir kıs- tamın katı cisim üstünde oturmakta olduğunu gösteriyordu. Küçük Ame- rikantn cenubu şarkisindeki geniş mürtefi saha deniz yüzüne kadar cıkan ve daima karla örtülü olan bir adadır. Balina körfezi seklini muha- faza etmektedir. Çünkü buz seddinin çevresi kayalar üstünde oturmakta-| ü— —e —— —i Anna, ihtiyar düşesin ellerine sarıla- dık olduğu söyleniyor, Bu çete — reisi SHı'indlr'â.nun_. ğ Kayakçılar va.l-nt buldukçı istikşaf heyetinin en hoşa giden “Fok '| lariyle oynamak,, — eğlencesine koşarlardı. Balık yiyen bu hayvanlar kampımızdan iki kilometre ötede © mek âdetinde idiler. Sinema fotoğrafçılarımızdan birisi buralarda #| san bir resim almak için Fokla bir adamt döğüştürmeğe çok uğraşmış$ı hayvanlar buna hiç yanaşmamışlardı. Fok balıkları, Balinalar gibi he'| neffüs etmek mecburiyetindedirler. Kışm bunlar buzu kemirerek & rine hava delikleri açarlar. dır. Bu kayalardan bazılarının tepe- leri, belki de su altındaki dağ tepe- leridir. Çatlak sahalarla, sair mutat olmı- yan manzaraların hepsi buz seddinit altmdaki kaya ile temasmdan ileri geldiği tesbit edilmiştir. MİKROSKOBİK MAHLÜKLARIN FİLMLERİ Sıfırdan aşağıya 50 ve 60 derece- de hayat olamıyacağmı sanırken bi- zim mütehassıslar karda bir takım bakterilerin yaşadıklarımı görünce şa- şakaldılar. Balina körfezindeki hayvan ha« yatı merakımızı —mucip oluyordu Daktor Perkins buradan ipekten ya- pılmış ağlarla minicik hayvanat nü- muneleri aldı. Bunların hepsi mikroskaplar u- tmda muayene edildikten sonra, can- İt iken filmleri almdı. Şimalde olduğu gibi korkunç bir ri sahnesidir. Simalde buz cağı sonr erdiktenberi orası cenun kutbuna nis betle âdeta gülistanlık bir yer olmuş- tur, Cenup kutbu — etrafında ? beş milyon mil murabbart van hayatı yoktur. Halbuki kutbunun ayni büyüklükteki dahilinde Müsk öküzü, kutup tilki, kurt, kutup tavşanı, Renf| yiği ve deniz aygırı gibi daimi ler vardır. Cenpta bir tek ot parçası Cenup kutbuna yaz mmımmö ziyaretçi hayvanlar galme:ler bir tek sakini vardır. O da Per 'suşlarının imparator denilen cf Denizinde de birkaç balığı varö Buz çağı yerin üstündeki | ya, denizin suyuna tesir — etif bunlar da milyonlarca insanlar'| hayvanların hayatlarına müeı'” maktadır. Arzın muhtelif kremmları hav" maz höcereler gibi inşa edilmit' dir. Kutup bölgelerinin huz * larında donan hava, hattr üstü” sıcak atmosferine doğru akmak stcak İklimin arıcak havaar yi don mestakalarıma döğrü cere mektedir. (Devamı V| 'GÜZEL PRENSEŞ 219 4 sızlığı üzerine hiddetlenerek haydudun — Ben mi, dedi. Ben — hükümdarın eee rak öptü. Düşes de onun saçlarını okşa- dı. Fakat bu sırâada Anna, birdenbire tit- redi. Ellerini başına hafifçe vurarak: — Ama yarabbi, dedi. Size en mühim şeyi söylemeği unuttum. Haydudun bi- ri arkadaşını “kaptan,, diye çağırıyor- du. Kaptan denen bu adamın arkasın- da zabit elbisesi vardı. Bu adamı yalnız © harap camide değil, daha sonra bü- raya gelirken de gördüm. — Ya.. Nerede gördün yavrum? — Şurada balo verilen büyük bina- Ga. Orası, Bulgar prensinin — sarayıdır, sanıyorum, Bu adam taraya girdi. Hiz- metçilerin ve polislerin onu — hürmetle selâmladıklarını da gördüm, Herhalde bu, tanınmış ve nüfuzlu bir adam. Düşes, birden ayağa kalktı. — Merak ve endişe ile odada dolaşmağa başladı. Sonra Annanım önünde durarak! — Beni dinle evlâdım, dedi. Bu ha- ber çok mühimdir. Anlatayım: Bulga ristan çok müterakki bir memleekt de- gildir. Eşkiya ve komiteci — yatağı bir yerdir. Birçok Bulgarların ne kadar za- lira ve şaki olduğunu bilmezsin. Bunla- rın birçokları kan dökmekten âdeta hoş lanır. Böyleleri için bir — insanım tavuk kadar ehemmiyeti yoktur. Ne kanun, ne adalet hiçbir şey bilmezler ve tanrmaz- lar. Eşkiyalık burada bir nevi sanat ha- Hine gelmişti. Dağlar şkatlerle dölu. Bün lar âra stra şehre bile giriyorlar. İşleri- ni görüp kollarını sallaya sallaya kaçı- yorlar. Polis güya takibat yapıyor. Fa- “kat hiçbir netice alamıyor. Hele birkaç - aydanberi bir haydut çetesi — türedi. Diğerlerine tahmet okuttu. — Kimse bu haydut hakkında bir şey bilmiyor, Bu haydut her tarafa dehşet salmış bulunu yor. Çetesi efradının kendisine çok sa-İ zi fi Koilr ni LA ERLERK SA zisi L1 CĞ YA - — .Lıîıdıııüm-ıı—ı_-ıü.__n.un. e CA L—.MMMM t bir hayal gibi her tarafta — görünüyor. Fakat görünmesile kaybolması bir olu- yor. Bu adama her tarafta “Ormanlar kralı,, adı verilmiş. Bütün bu havalide bu haydudun şöhreti vardır. Hattâ dört hafta evvel bir banker Viyanadan yüz binlerce franklık bir servet getiriyordu. Bulgaristanda asayişin yerinde olmadı- ğt bilindiği için fevkalâde tedbirlere baş vurulmuştu. Buna rağmen bu — büyük para Sofya istasyonuna gelir — gelmez posttahaneye nakledilirken çalındı. Bu şaşılacak hırsızlığı yapan da ormanlar kralıdır. Bundan başka beynelmilel bir vesika taşıyan bir devlet adamt gizlice ve baş- ka isimle Bulgaristandan geçerken indi- ği küçük bir otelde bu vesikayı çaldır- mıştır. Vesikayı yaatığının altına koöy- muş bulunan bu zavallı yüksek hariciye memuru sabahleyin uyandığı zaman ve- sikanın yerinde bir kâğıt bulur. Bu kâ- ğitta ne yazıyormuş biliyor — musun? İşte şöyle bir cümle! “Ormanlar kralı, bundan sonra vata- nmm menfaalerine taallük eden gizli İş- lerde haritiye memurunun bir kat daha tedbirli hareket etmesini tavsiye eyler!,, İşte böylece bu siyas! vesikanın rakip devletlere satılmak Üüzere ormanlar kra- İt tarafından çalınmış olduğu meydana çıkmıştır. Anna, ihtiyar düşesin söylediklerini hayretle dinledi. Sonra ona dedi ki: — Fakat madam La Düşes, bu âdeta bir romana benziyör. Anlattığınız şey- lere kabil değil inanamryacağım, Düşes Dorote, devam etti: — Hakkın var, kızım. Bu adamın ma- ceraları âdeta bir romandır. Fakat ha- yalt değil tamamen hakikattir. Bulgaris tan prensi iınıyondı yapılan pın- hir- 'debîlir ve onu bir daha takibi için tam iki alay asker — çıkardı. Bütün Sofya civarı, dağlar, — ormanlar baştanbaşa haftalarca arandı. Dağlarda birkaç mağara şüphe üzerine berluval edildi. Fakat bütün bu — gayretler hep; boşa gitti. Ona dair en ufak bir iz bile ele geçirilmedi. Bunun üzerine prens bu haydudu yakalayan veya bulunduğu 'Yeri haber verene yirmi bin frank mü- kâfat verileceğini ilân etti. Anna, galiba bu mükâfatı sen kazanacaksın. Bana büyük bir hizmette bulundun, istersen htikümete de büyük bir hizmette bulu- nabilirsin. — Ne gibi madam, hükümete nasıl büyük bir hizmette bulunabilirim? — Gayet basit. Çünkü sen bu orman- lar krair denilen haydudu bizzat gör- dün, Bu gece kaptan diye hitap edildi- | Zini işittiğin o adam ormanlar kralı lâ- kabile anıları hayduttan başkası değil- dir. Tabit bu adamın eşkâlini de tarif e- görecek olur- sın tanırsın. Bilhassa bu adamın bir za- bit ölması büsbütün tanınmasına yar-| dım eder, değil mi? Anna, düşünceli ve perişan bir tavır- la cevap verdi: — Zannederim ki onu bir daha görür sem tanırım. Çünkü eşkâli hâlâ gözü- mün önünde durüyor. — O halde hiç tereddüde lüzüm yok. Kendisini nerede görsen — tanıyacaksın demektir. Haydudun prensin sarayına girdiğini de gördün. Belki sahte bir ad- la baloya girmiştir. Bu gece davetliler ârasında onu arar, bulur ve yakalanma-' sına delâlet etmiş olursun. Anna, birden bir adım geri — çekildi. Duyduğu hayret ve dehşet o kadar bü- yüktü ki bir müddet hiç bir şey söyliye- medi, Sonra kekeliyerek: rdar israr ettıkıAnnımhı_yet’ Bl_l““' balosuna gideceğim. Şüphesiz benimle alay etmiyorsunuz, Bu kıyafetle ben na- sıl olur da sarayda verilen bir — balaya girebilirim? — Düşündüğün şeye bak kızım, Bun- dan kolay ne var? Üzerindeki elbiseyi çıkarıp başka bir elbise giyersin, Tabit kendi eibiselerimden birini — veremem. Fakat gelinim burada bulunduğu için onun elbiselerinden birini seçersin, Sa- na bir de kart veririm, Bu kartla kolay- ca baloya girebilirsin. Kalabalıkta seni kimse ne görür, nc de tanır, Zaten sen buranım yabancısısın. Seninle çok meş- gul olmazlar. Bu sayede baloda o hay- dudu arayıp bulursun, Anna, düşündü. İtiraz etmek istedi. Fakat ihtiyar düşes ormanlar — kralını yakalatmak hevesile o kadar heyecan- lanmıştı ki bütün itirazları reddetti ve Annayı iknaa açlıştı: — Bu iş senin için büyük bir vnzifq: dir, kızım, Mademki o haydudun izini sen keşfettin. O halde onu tekrar — bul- mak da sana ait bir vazifedir. Hem onu tutan veya haber — verene 20,000 frank verilecek. Bu, fena bir para değil. Niçin bu parayı sen — almayasın? Bu para ile saadetini temin etmiş olursun.ÖO zaman iş sana namuslu bir koca bulmağa kalı! ki bu da zor bir şey değildir. Yirmi bit frank çeyizi olan güzel bir kızı hang erkek almaz? Anna, gene itiraz etti: — Rica ederim madam. Beni bu işten alfediniz. Korkuyorum, aklım başımdaâ değil. Bu işi kat'iyyen — beceremiyece” ğita, Benim için çeyizsiz — olarak köcü bulmak kabildir. Fakat ihtiyar düşese meram mak kabil olmadı. Bu iş üzerinde o kâ* anlat-

Bu sayıdan diğer sayfalar: