Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Paramızı koruma hakkında bir karar- name çıktı f Melek ve Şeytan Geçen kısımların hülâsası İçki ile geçmiş bir gecenin ferdasın- da, yeni bir eğlenceden eve döndüğüm zaman, karım Zehra, hareketlerinde ba- na karşı birdenbire değişmişti. Onün uysal tabiatinde bu tehevvür ne kadar sürebilir, diye düşünüyordum. Fakat yanılmıştım. vakit Zehrayı odasında bulamadım. Yal- nız, sokak kapım hızlı hızli çalınıyor - du; Zehra, diye açtım; bu bir polisti; arkadaşım ayr Nuri vurulmuştu. — Bir günde hem karımı hem de en yakın bir arkadaşımı kaybetmiştim. On gün sonra İzmirden bir mek - tup aldım; Zehranın ablası, — karımın boş kâğıdını istiyordu. Bir saniye içinde, Zehrayla nasıl ev- lendiğim, sinema şeridinde olduğu gibi gözlerimin önünden geçti: — Uysal ve kendi halinde bir çocuktum. — En fazla, ölen dayımın karısı Hatçe ile anlaşı - yordum. Bu sıralarda, küçük kardeşi Zehra bizi yalnız bırakmazdı. Gözlerinde bize karşı garip bir pa - rıltı gözüküyordu. Bir gün, Hayreddin büyüdü dediler; gelecek bahara onu artık bulamıyacak- sınız .. Kadınlar itiraz etti: Aradan on yıl geçse gene ondan korkulmaz!, Büyüdükçe babam beni kendi- ne daha çok yaklaştırıyor, annem- den uzaklaştırıyordu. Bunun için- de paydostan sonra mağazasına götürüyor, yanında bulunduru- yordu. Fakat hiç bir işe yaramı- yordum. Kimsenin yüzüne baka - mıyor, söz söylenirse boynuma kadar kıpkırmızı oluyordum. O zaman babam: — Ulan, adam olamıyacaksın; ! Bunda kızaracak ne var? Bu mis- kinliği bırakmazsan aç kalırsın vallahi!.. Derdi. O zamanlarda benimle candan konuşan yalnız bir kişi vardı: Da- yımın genç karısı Hatice... Dayım dinç, gürbüz bir deli- kanlıydı. İzmirde okumuş, İspar- ta'da bir mektebe muallim olmuş- tu. Haticeyi sevmiş ve almıştı. Fa- kat evlendiklerinin üçüncü ayı bü- yük harp çıkmış dayım Çanakka- leye gitmişti. Beş altr ay sonra da şehit habe- ri gelmişti. Hatice o günlerde sanki deli olmuştu. Döğünüyor, tepiniyor, bağrıyor ve haykırıyordu Aradan günler geçtikçe hırçınlığı geçti. Artık küçük kardeşi Zehra ile be- raber ihtiyar halalarının yanında oturuyorlardı. Babam onlara yar- dım ediyordu. # & * Bir akşam Hatice benim yüzü- me ve gözlerime daha dikkatli bakarak dedi ki: — Sen dayına ne çok benziyor- sun? Tıpkı o: Büyürsen hiç far- kın kalmayacak. Değil mi hanım anne? Annem hiç bakmadan ağır ağır ve bilgiç bir halle cevap vermişti: — Atalar sözüdür: Erkek çocuk dayıya çeker!.. O günden sewra Hatice bana her günden daha çok sokulmağa başladı. Ne zamön onunla yalrız kalırsak yüzümü avuçlarının içine alryor, omuzlarımdan kucaklıyor, yanaklarını yanaklarıma sürüyor, gözlerimin içine parıltılr gözlerle bakryor, beni göğsünde sıkarken nefes nefese kalryordu. Bu sarışlar ve hırpalayışlar çok zaman canımrı acrtmıyor değildi. Yazan: Kadir Can Ertesi sabah uyandığım | Fakat onda vahşi bir tad vardı. Sesimi çıkarmıyordum, zira bu genç kadın benim bir çok çocuk- ça istediklerimi de yapardı. Faz- la olarak sık sık: — Sakım bunları kimseye söyle- me, çarpılırsın! Derdi. — Çarpılırsın! Diyince doğuştan beri içimde yaşayan derin bir korku ile titrer- dim. Bir dudağı yerde bir dudağı gökte zebanilerin, ellerinde koca- man bir topuzla üzerime yürüdük- lerini düşünür, titrerdim. Yıllar geçti; fakat Haticenin bana olan sevgisi hic azalmadı. Oda benim gözlerimde, gittikçe aydınlanan bir ufuk gibi artık ken dini gösteriyordu: Geniş ve kabarık bir alım, kap- kara, saçak gibi parlak saçlar, et- rafı kara gölgeli derin kara göz- ler, kalm kaşlar, biraz çıkık elma- cık kemikleri, dört köşeliyi andı- ran bir yüzde güzel bir burun, ka- İınca dudaklı büyük bir ağız, uzun bir boy, bir kadından ziyade erke- ği andıran vücut.. Ben onun elinde oyuncak gibiy dim. O kadar kendimi onun avu- cunda buluyordum. En güzel günlerim kiraz ayla- rında geçerdi. (Eğirdir)in kiraz bahçeleri meşhurdur. O sırada cihan harbi devam ediyordu. Bütün erkekler harpte idiler. Kadınlar ve kızlar bahçelere giderken erkek çocukla rr yanlarına alırlardı. Ben uysal, sessiz, utangâaç olduğum için di- gerlerinden daha çok beni ister- lerdi. Orada Hatice hep benimle be- raber olur, beni eğlendirirdi. İlk fırsatta elimden tutar ağaçların arasında koşturur, gölün kenarına kadar götürürdü, Çepçevre yeşil dağların ortsındaki bu engin suya karşı oturur, sırtimızı kalm bir a- ğacın gövdesine verirdik. Hatice beni kollariyle sarar; öper, kucaklar, hırpalar ve: — Seni gördükçe dayını hatır- İtryorum ! Derdi. Kendimi ona teslim ediyordum ve bundan garip bir haz duyuyor- dum. Bundan haoşlanıyor, daha çok s-kuluyordu.. Bir kaç zaman geçince kolları gevşer, ayağa kalkarak titrek bir sesle söylenirdi: — Haydi gidelim, bizi ararlar şimdi!.. Sonra şahadet parmağını du- | daklarının hizasında bana doğru ' sallayarak şöyle derdi: — Sakın bunları kimeseye söy- leme, çarpılırsın!.. Elbisemin buruşuklarını düzel - tir, tozlarını silkerdi. Fakat son günlerde hizi rahat- sız eden birisi vardı. Bu, Hatice- nin kardeşi Zehra idi. Oda tıpkı ablasıma benziyordu. Yalnız çok sessiz, uysal ve utangaçtı. Böyle olmasına rağmen ben ablasıyla yalnız olduğum sırada ansızın gö- rTünür: — Abla!... tiID?.ıı Şey... Ne diyecek- (Baş tarafı 1 incide) Rahip elbiselerimi çıkardım. Basit bir kılığa girerek sihirbazın kulübesine girdirm, başımı önüme eğerek: — Sizin dininize girmek istiyorum! Dedim. KUPON 244 2-9-1934 (Yazısı hikâye sütunumuzdadIf) kitap satışları çoğalmaktadır Yeni harflerle okuyanlar mütemadiyen artıyor Beyazıt Kaşıkçılar caddesi 23 numarada kitapçı Malülgazi Ah- met Bey diyor ki: Dükkânların erken — kapan- ması fikrimce iyi düşünülmüş tür. Yalnız ö- nümüzdeki üç ay için bu ka- rar kitapçılara biraz zarar ve- rebilir. Kitapcı Ben günde 11 Ahmet Bey saat çalışırım. Kazancım 60 ile 70 kuruş arasın- dadır. Nadiren 100 kuruş çıkar.. En büyük şikâyetim piyasadaki bir çok kıymetli kitapların mem- leket haricine mütemadiyen gö- türülmesidir. Bu suretle bunlar e- limizden giliyorlar. Hükümetin yaptığı fedakârlık- lara nisbeten vergiler azdır bîle-.T Biz artık idrâk ediyoruz ki, ver- diğimiz verginin son meteliği bi- le gene bu millet için ve bizim için harcanıyor. Ben kendime dü- şen vergi hissemi büyük bir zevk ve memnuniyetle ödüyorum, Ve ödemekte hsiç sıkıntı çekmiyorum. İcap ederse kendim kuru ekmek yer fakat gene vergimi son mete- | liğine kadar seve seve öderim, Yeni harflerin çıkışı evvelâ bi- zi biraz sarstı. Lâkin şimdi yeni harfli kitapların hitap ettiği küt- ——— —CZ7 Matbuatın esnaf ile işçi Medeni memleketlerde, mat- buat, bellibaşlı kuvvetler meya- nındadır. Türkiye de medeni bir memleket olduğu için, — düşman larımız ne derlerse desinler — gazetelerimiz bu kaideden müs- tesna değildir. Biz, menfaatleri — yekdiğerine zıt fırkaların ihtiraslarma âlet ol- mayız! Haysiyet kırıcı, lüzumsuz ve hatta zararlı gürültüler çıkar- mayız! Vatanı garp ölkeleri hi- zasına, hatta ondan daha yüksek- lere çıkarmak istiyen bu rejimin umdelerini halkımıza telkin etme- ge ve halkın ihtiyaçlarını hükü- mete ve diğer alâkadarlara bildi- rip dikkati celbetmeğe samimi- yetle çalışırız. Kuvvetimiz bundadır ve bu va- zifemizde muvaffak olduğumu- zun inkâr kabul etmez misalle- rinden birkaç tanesini sıralıyalım: On binlerce vatandaş — hiçbir mektebe gitmeden, sade gazetele- rimizin hizmeti sayesinde yeni harfleri öğrenmiştir. Bu, rejimin ülküsüne hizmetlerimizden biri- dir. Son zamanlarda, şirketlerin a- le büyüdüğünden okuyanlar sür'- atle çoğalıyor ve işlerimiz eski de- recesini buluyor, Gayemiz vatanın genç yavru- larına bol bol ve ucuz kitap yetiş- tirmektir. evlâtlarına biraz nur verebilirsek ne mutlu bize.. Ulu Gazinin sevimli | kuvveti ve haliyi nasıl zararlara soktuğu h'v kında sırayla yazılar yazdık kümet, bunun üzerine malüm t’d' birleri aldı. Tramvay işçileri kalın elbiseler içinde terleyip naldığını yana yakıla anlattık. VI ket hemen yazlık elbiseler dli'.' tı. Bu da, halkın — ihtiyacına hi metlerimizden iki mişalciktir- Esnafla işçi arasında ihtiîıç larını bize yazacak olanlar. dilerine, neşriyat — kuvvetim fayda temin edeceğimize kıD"' getirmelidirler. Aglamıyınço cuğa meme vermezler. J let, ne belediye, bir rııeslekt insanların ne gibi şeylere ih yaçları oldüğunu — kendiliğin?", tahmin edemez. Ahali söyle".ı' ve biz yazmalıyız ki, mesele laşılsın.. Kavafoğlu , Işçı arıyoruz Gazetemizde ayak hızmetl ; görecek bir gence ihtiyaç var” okur yazar olanlar - tercih | cektir. Her gün öğleden l:aîı, idarehanemize — müracaat mesi.. / Seyahatten avdet Haseki hastanesi göz mü“’/ sısı ve baştabibi doktor e Aziz Bey seyahatinden avde! derek Çarşıkapıda tramvay rağındaki muaye'nehanesind’ talarını kabule başlamıştır.