11 Aralık 1936 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

11 Aralık 1936 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Burhan Feleğe tavsiyeler Memleketin en eski spor idarecilerindensiniz. Teşkilâtın ilk kurulma zamanlarında faal rol oynadınız. Nizam- nameyi yazanlar arasındasınız. Kongrelerdeki muvaf- fakıyetinizi, söz söylemekteki iktidarınızı bilirim '!"f_.d' W W | ERET T ae —UT FT 4F « SON POSTA —anar I LA AF aa Sarır Bj Sayfa g B ) | Seyfi Cenaptan Bay Fakat kendinizi sporun teknik hususlarında bir otorite farzettiğiniz Snîie ıîızıi :;îpl:ı?ı?n. Siz Ahmet Fetgeri ile, Hamdi Emin ile, Fuat g:lkan ile, Vildan Aşir ile teknik otorite bakımından kıyas edilemezsiniz l ÇU 1 i Son yazınızda Finlândiya - Masar güreş sistemi hakkında hiç birşey söy- — lemiyorsunuz. Çok memnunum ki Bur- | — han Feleği ümit ettiğim gibi hakkı ta- W vORU w | L *A . Ü —a | Ü .- | | K H W | D A b * D — nir bir zat olarak karşımda görüyo- Benim verdiğim edille, AÂlman ve — Pransız matbuatının neşriyatı, - Olim- piyad neticeleri, teknik ve taktik hu- susundaki izahat size kâfi derecede ka- haat getirmiştir. Ve binnetice siz de Şimal güreşciliğini bütün dünya üze- rindeki yüksek mevkiini tasdik etmiş olursunuz. | Bu suretle münakaşamızin asıl mev- zuu olan mesele halledilmiş oluyor. Gelelim son yazınızdaki diğer- nok- talara: Büyük bir bühtan Son yazınızın 36 puntuluk başlığın- da (hocasını kötüleyen güreşçiye bir tevap) demekle yazınıza hakkımda bü- yük bir bühtan ile başlıyorsunuz. Ben şahsen pek sevdiğim ve güreş — hususunda pek istifade etmiş olduğum | - Peteri hiç bir zaman kötülemedim. Bu- na dair bir beyanat veya yazımı gös- terebilir misiniz? Bir güreş sistemi hakkında teknik Mütalea serdetmekle bir şahsı kötüle- Mmek arasındaki veçhi münasebeti hiç anlayamadım. Antrenörümüzün bir dünya şampi- Yonu, pek yüksek bir güreşci olduğunu söylemekle eski antrenörü kötülemiş Mi oluyorum? Teessürünüze pek acıyorum! Paris olimpiyadında ve Budapeşte Avrupa şampiyonluklarında mağlüp ol duğundan dolayı pek fazla teessür duy duğunuzu yazıyorsunuz. İ Öyle zannederim ki bu teessürünüz şahsım dolayisile değil bir Türk güreş- tisinin mağlübiyeti yüzündendir. Şim- diye kadar iştirak ettiğimiz bütün olim Piyatlarda ve Âvrupa birinciliklerinde Mağlübiyeti tatmamış bir tek Türk sporcusu mevcut olmadığından bütün yenilen sporcularımız hakkında duydu | ğunuz teessürü düşünerek üzüntünü- zZün ne derece fazla olabileceğini ta- Savvur ediyor ve bundan dolayı size çok acıyorum. Size âcizane tavsiyem, bir daha ken- dinizi bu kadar teessüre kaptırmama- - hızdır. Otorite meselesi Bu hususta geçen makalemdeki söz- |- lerime dokunarak kendinizin spor sa- |hasındaki şahsiyetinizi tebarüz ettir- -Mek istiyorsunuz. Ben pek iyi bildiğim güreş gibi sizi de iyi bilirim: Burhan Felek memle- |" “ketin en eski spor idarecilerindendir. —© Ânadolu Klübünü tesis etmiştir. Sene- | lerce reisliğinde bulunmuştur, teşkilâ- ; İ ,..._..—.L Ü —- tin ilk kurulma zamanlarında faal rol “&lmış, nizamnameyi yazanlar arasında - Bulunmuş, federasyonlar idare etmiş, | köngrelere iştirak etmiş, takımlar gö-, türüp getirmiş muktedir bir zattır. Hat- tâ kendisinin Balkan delegesi olması hasebile ve güreş sporunda bitaraf bir Zat olması dolayısile dört kere Balkan Öngresine reis olarak iştirak etmesi üreş federasyonunca rica edilmişti. _izin koöngrelerdeki müuvaffakıyetinizi, Söz söylemek hususundaki iktidarınızı tasdik ederim. — Ancak kendinizi sporun teknik hu- ilarmd_»a bir otorite farzettiğiniz gün Yazan: Seyfi Cenap 'tizm rekorları ihda etmiş, Atletizm fe- 'kul bir fikri ortaya atmasında herhal- Bürhan Feleğin garip bir ısrarla kâr- şılaştırmak istediği eski ve yeni güreş antrenörleri Peter Peline veya bu sahada söz söylemeye kalktı- ğınız zaman sizi ayıplarım. Hakşinas bir zat olarak siz de kabul buyurursu- nuz ki Burhan Felek hiç bir zaman se- nelerce minder üzerinde saçlarını a- gartmış güreş federasyonu reisi Ah- met Fetgeri ile, futbol meydanlarında senelerce top oynamış Hamdi Emin Çap ile, Olimpiyatlarda —memleketini temsil etmiş, senelerce Eskrim yapmış olan Eskrim federasyonu başkanı Fuat Balkan ile, memleketine birçok atle- derasyonu Başkanı Vildan Aşir ile tek- nik otorite bakımından kıyas edilemez, Siz iyi bir idareci olmak şöhretinizi teknik adam olmak iddiasından ayır- malısınız. Size Bu yaraşır. Benim yazı- larımda kasdettiğim otorite teknik oto- ritedir. Bu da sizin ihtisasınız olan idari oto- riteden tamamile ayıı birşeydir. İki antrenörün güreşmesi Bu garip fikrinizde hâlâ ısrar etme- nize şaşıyorum, Bu teklifiniz, sinirlenen makul bir a- damın bazan mantık kaidelerinden ne derece uzaklaşabileceğini göstermek i- tibarile pek karakteristik bir haldir. Yeni antrenörle eskisini güreştir- mek acaba neyi isbat eder? Ben bu tek lifinizi neye benzetiyorum bilir misi- niz? Eski antrenörün ilk davet edildii ği1924 Olimpiyadı arifesinde memleke- te hocalık etmek üzere bir ecnebinin geldiğini haber alan meşhur güreşcile- rimizden Adalı Halil kendisi gibi bir güreşci dururken, nasıl oluyor da bir Macarın hoca olarak getirildiğini ga- zeteler vasıtasile sormuş ve bu adamla güreşmeğe hazir olduğunu bildirmişti. Eğer bu*güreş olsaydı ve Adalı Halil galip gelseydi antrenör olarak kullana- cak mıydık, yahut bilgisini getirtilen hocadan daha yüksek olarak mı kabul edecektik? * , Size sorarım, atletizm antrenörü Lu- wisi Amerikadan getirttiğiniz zaman Abraham ile çarpıştırdınız mı? Burhan Feleğin bu kadar gayri ma- de mühim' bir sebep olacaktır diye gün lerce düşütidüm taşındım. Nihayet bul- duğumu zannediyorum:. Malümya sende gazetecilik te var. Gazetecilerin de en aradıkları şey, heye canlı havadisleri ortaya atarak, oriji- nal mevzular çıkararak mesele etra- fında alâka uyandırmak ve bu suretle gazetenin satışını arttırmaktır. Doğrusunu söyleyin, samimi olun, bu işteki inceliğiniz yalniz bundan iba- ret değil midir? Soyfi Cenap- | İngiliz - Macar Milli takımları dün karşılaştılar Müsabaka asabi ve seri oldu, İngilizler iki gole mukabil altı gol attılar Dün saat üçte Londrada, Highburg- da Arsenal stadında mevsimin en mü- him futbol maçı, İngiltere ile Macaris- tan arasında yapılmıştır. Maç gayet asabi bir hava ile başla- .| mış, ve çok seri olmuştur. İlk haftay- mın başlangıcında Macar muhacimleri fevkalâde oynamışlar, ve seyirciler ta- rafından şiddetle alkışlanmışlardır. Bununla beraber gayet hâkim oyna- y yan İngiliz takımı birinci haftaymın 25 inci dakikasında ilk golü yapmış. Ma- | carlar mukabil bir gol ile buna cevap vermekte gecikmemişlerdir. Oyun haf- taym sonuna kadar ayni hızla devam etmiş ve İngilizler Drake'in ayağiyle iki gol atmışlardır. İkinci haftaym baş- ladıktan sonra İngilizler bir gol daha yapmışlar, ve oyunun ortalarına doğru Macarlar da ikinci Ve son gollerini atabilmişlerdir, Oyun İngiliz takımının hâkimiyeti altında bittiği zaman, Macarlar 2 gole karşı © gölle yenilmiş bulunuyorlardı, Bü âltı golden üçünü İngiliz takımının gözbebeği Drake atmıştır. Sanderland mağlup İngiltere lik şampiyonasının on yedin ci Haftasında çok mühim oyunlar oy- nanmıştır, Birinci devre sonuna yaklaşan oyun- lar hayli heyecanlı şekiller almağa baş | lamıştır. Karlton (3) - Sanderland (1) Lik şampiyonasının başında giden Sanderland bu maçta likte altıncı vazi- yette olan Karlton takımına 3.-1 mağ- lüp olmüştur. Bu müsabakada 43000 seyirci bulun müş, Sanderland bu mağlübiyetile baş tan ikinciliğe düşmüştür. W. B. Albion (2) - Arsenal (4) Arsenal takımı likte yirminci olan Albion takımını ilk devrede | - O vazi- yete sokmuş, ikinci devrede daha hâ- kim oynayan Ârsenal iki gol yemis, üç gol daha atarak müaçı 4 - 2 kazanmış- Mir. Bu müsabakada galip gelen Arse- nal üçüncü mevkie kadar yükselmiş- tir. Müsabakada 4000 seyirci hazır bu- lunmuştur. Çeki Karlin maçları Çeki Karlin maçları tertip heyetin- ' den: | — Şehrimizde üç maç yapacak olan Çeki Karlin profesyonel futbol Çek ta- kımı ilk maçını 5 Birincikânun 936 Cu- martesi günü saat 14,30 da Taksim sta- dında Galatasaray ile yapacaktır. 2 — Bu maçın hakemi Adil Giraydır. 3 — Stad gişeleri maç günü saat 12 30 dan itibaren açık buılundurulacak- | tik. : 4 — Bu ecnebi takımla olan maçın fiyatlarının, lik maçları fiyatlarından pek fazla olmamasına bilhassa itina e- Tayyareci Mollisandan haber yok Kap, 2 (A.A.) — Tayyareci Mol - lisondan saat 15,30 da Azuilas burnu fenerinden görüldükten sonra malü - mat alınmamıştır. Dönen şayşalar havanın fenalığın- dan dolayı bir tarafta karaya inmiye mecbur kaldığı merkezindedir. ı (Baştarafı 1 inci sayfada) ,rağmen 50 liraya alıp 1500 liraya ka- dar satabilmenin meydana getirdiği he ,|damları bu mel'un ticarete sevkediyor;, binaenaleyh şiddetli takibata rağmen eroin iptilâsı artıyor. Birçok tecrübesiz gençleri birkaç ay (içinde maddi ve mânevi müthiş bir çö- küntüye mahküm eden bu iptilâ, her jmemlekette maalesef ayni şekilde barınmak imkânını bulabiliyor. Bu içtimai felâketi esasından anla- cesini aşağı yukarı tesbit etmek için ev- ,velki gece bir ankadaşımla beraber Bey oğluna çıktım. , Vaktiyle eroin müptelâsı iken, hasta- ,heye gidip tamamen iyi olmuş bir ah- babı arıyorduk, Kendi kendimize: ,misyoncuları, hâttâ kullananları bilir. Çok dolaşmağa lüzum kalmadı. Ah- ,den babasını öldüren bir düşmanı ha- ibımız : < — Mel'unun lâfını açmayın bana, di- “ye yalvardı. Ne nerede satıldığını, ne ki kullananlara bile selâm vermez ol- |dum, Hem bilmeme de imkân yoktur. Polisin müthiş takibatiı karşısında bu mel'un toz her an mevki ve adam de- ğgiştirir. * , Arkadaşımla vaziyeti müzakere ettik ça, eroin satın almanın güç olacağı mey danda idi. Ben teklif ettim: — Haydi Galataya inelim, belki ora- da daha kolay buluruz. — İyi hatırladın, Galataya inelim. "Boğazkesene saptık. Üstümüzde eski eroin müptelâsının, beyaz ölüme karşı duyduğu büyük kinin tesiri var. Bir in sanın herhangi birşeyden bu kadar nef ret edebilmesi için nefret ettiği şeyin bütün hayatına müessir olacak derece- de tahripkâr olması Jâzım. * Yağmur yağıyordu. Sokaklar tenha. Saat yarıma yakın. Tophaneye doğru cadde üstündeki küçük kahvelerin buğulu camları arka | yen - adamlar oturuyorlar. Biz iki arkadaş paltolarımızın yaka- çıktık. Bir sokağa saptık.. Karanlık ça murlu bir dar sokak. Sola döndük, tek- rar tramvay caddesindeyiz. Yürüdük, tekrar sola saptık. Karşıdan — yalpalaya yalpalaya bir gölge geliyor, Tam yanımızdan geçer- (ken arkadaşım seslendi: ne, satanları az zamanda tepelemesine | sapsız kâr, birçok alçak yaradılışlı a- | ,mak, eroin kaçakçılığının şümul dere- | — Herhalde o satıldığı yerleri, ko- |. diyorduk. Bize muhakkak yardım eder. | babı bulduk. Meseleyi anlattık. Eroin- | ştlarlamiş gibi kinle bahseden muhata- |, ,'de kimin sattığını biliyorum. Yıllar var |, İ ,beşliğe değiştirir mi? Eroin getirmezse, — | .Beyoğlunda, tanıdık birisini bulmadık |: | sından - kimbilir, belki sahuru bekli- : Köşebaşında bir bekçi var. İleriden | sını kaldırmış yürüyoruz. Doğruyola | Eroin kaçakçılığının İstanbuldaki şümul derecesini ve kaçakçıların nasıl çalıştıklarını anlamak isteyen bir arkadaşımızın gördükleri Arkadaşım sesini yumuşattı: ze bir iyilik eder misin? — Ne gibi? g — Biz, Beyza müptelâsıyız. Öğleden beri bulamadık. Harmanız. Biliyorsan nerede satıldığını söyler misin? — Ne bileyim be. Ben lâfa karıştım: — Bir yirmi beşlik paket bul. Sana bir papel var. Yağmur yağıyordu. Arkadaşım: . .— Haydi ahbap yap bize şu iyiliği diye tekrar etti. Galiba tesadüf yardım ediyor. Adam, |tereddütte: — Harmanız yahu, halden anlarsın; — Halden anlamam. O zıkkımı kuls Janmam ki. Şimdi ben alayım desem da verecekleri şüpheli. Kullarmadığı ı i* için şüphelenirler benden. — Haydi bir dene. Al şu yirmi beş- liği getir paketi. Papel hazır. * D Bi aldı. — Beni bekleyin burada dedi.' Hızlı jhızliı yürüdü. ğ i, “Dün gece Galatada 25 kuruşî ı bir paket eroin aldım! ,, | « . — Biz buranın yabancısıyız, dedi, bi — Daha fazla dayanamadı. Yirmi beşli — ' Karanlık sokağın kenarına çekildik, — ,Yavaş sesle konuşuyoruz. Ben: — Ya gelmezse diyorum. Arkadaşım : S — Deli misin, diyor, papeli yirmi ,tebeşir tozu getirir, fakat gelir. — Öyle ise caddeye doğru yürüye- — şlim. Hiç olmazsa yüzünü görürüz. Caddeye yaklaştık. Ben ağzıma ihti- ,yaten bir cigara koydum. Adamın yü- zünü görmek için kibrit çakâcaktım. Kaç dakika bekledik farkında deği- ,lim. Sokağın içinden: — Pist Ağabeyler! diye bir ses işit- tik. , Olur şey değil, herif aydınlığa çık- yinıyor. Çaresiz yaklaştık. Arkadaşım li- yayı uzattı. Ben kibriti çakmak istedim. Yağmur bardaktan boşanırcasına ya- iBiyor. Kibrit ateş almadı. > Arkadaşım : — Sakın bizi aldatma! Eroin mi bu! — — Burnun yanında değil mi, çek. k Adam gerisin geriye döndü, gidiyor. şArkasından yürüdük: , — Baksana dedik. Hızla döndü: — Ne var? ş — Şu yeri, bize de göstersene. Yarın da lâzım olur belki... , Boğuk ses biraz daha boğuklaştı: — Olur dedi, Gelin benimle! Ben karardan nedense caydım: ika yerden de alırız. Selâmetle, Hızlı hızlı caddeye çıktık. İle r—c' i<ağ Zabıtanın geceli gündüzlü mütema- — di takibatına rağmen beyaz ölüm gene — jbain ve sinsi, muhit ve şahis değiştire — © değiştire yaşıyor. bir yük gibi beni yoörüyor. — Baksana ahbap. Adam irkildi: — Ne istiyorsun? Sesi boğuk, Yüzünü farkedemiyoruz. meğe, çalışmalı. Fakat paltosu yok. Vücudü ufak tefek, başında kasketi var. mü yok etmek için kavga! Kemal Tahir Manisada Kömür buhranı bahsederek diyor ki: — SAĞ y — Kış bastıralı bir kısım şehirleri - mizde kömür buhranı baş gösterdi. Halkın bir büyük kısmı endişede. Anlaşılıyor ki: bu endişe yalnız İs - tanbula münhasır değilk Manisada da ayni hal göze çarpıyor. Manisalı okuyucularımızdan biri bize yazdı - ğı bir mektupta bu buhranı mevzuu — Kömür burada 3,5 kuruşa sa - tıldığı halde bulunmuyor. Bazı gün- ler şehre 15-20 deve yükü kömür ge- liyor ve derhal bitiyor. Hattâ halk, kömürü daha evvel alabilmek için — huğu e e l $ BÜ loncaya getiriyorlar, tarttırıp para- - kervanı şehir haricinden karşılıyor- ' lar. Üç kişi bir çuval kömürü l1utup — «Beyaz ölüm» ü sade zabıtamıza bı- K rakmıyalım, diye düşünüyorum, her — vatandaş, her yerde bu tehlikeyi önle- — Her zaman, her yerde... Beyaz ölü- ,. ;'L sını verdikten sonra alıp götürüyor. — lar, kurtulan bu kömürlerden bir tülü oluyor. Kömür bitince de bir kı- sım halk sepetleri ellerinde mahzun ve mükedder dönüyorlar. Öt olursa, muhakkak ki, halk büsbütün müşkül bir vaziyette kalacak. A - Ha e A — Bo) Daha şiddetli soğuklar bastıracak — Belediye halkı büsbütün kömür - — süz bırakmamak için taksimattan — kağ çuvalını bir meydana döktürüp sat- — tırıyor. Bu satış ta bir hayli gürül « ._“ lâkadarların nazarı dikkatini celhet- — v — Lüzum yok, dedim, yarın biz baş- — ğ Islatmamağa dikkat ederek iç cebi- ğ' me yerleştirdiğim minimini paket ağır - f

Bu sayıdan diğer sayfalar: