24 Temmuz 1934 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

| SÜDT 6 10000066 W““”.““M 900000090200 DOBLOODECODOEDDODELDLTDCOE Çorap Söküğü Gibi Vecizeler seven İçin! Aşka Ve Kadına Dair Bir arkadaşın aldatması bir kadının — aldatmasından — daha acıklıdır. Çünkü birinden daima beklenir, ötekinden b'eklenmez! * : Bir kadının, bir erkeğin aşkına İâkayt kalması; o kadının doğru- | luğuna değil, bir başka erkeği sevdiğine delâlet e'der. * Evli bir kadın tahta çıkmış bir köleden başka bir şey değildir. * : Kendi faziletinden - bahseden bir kadından mümkün mertebe uzak kaçınız! ; * Bir kadın, ayni erkeğin ismi- | ni günde iki kere söylerse; tesa- düf demelidir. Fakat üç kere söyledimi işin içinde iş olduğu muhakkaktır. * Güzel kadın herkes İçin gü- zeldir, çirkin kadın da güzel ola- bilir. Eğer günün birinde sevilirse, * Kadın sevildiği için değil, se- vildiğinden emin olmadığı için sever. * * Kadın çabuk kanar, çabuk ta kandırır. amma Bi . € ı / M Tet / | ! T ) 0 L T Şi Ü n / - / — Hasan Bey yanımızdaki evde oturan kadının dişleri inci gibi.. — Dikkat et, karın duymasın! — Kıskanır mı? Hasan bey — Sariyorum, sarıyorum amma hâlâ sonuna gelemecim. Bu Salı D:; CDöyle Oluverdi AD YLAR REVÜSÜ Kapının Gnünde duran; İri vü- cutlu, siyah sakallı piri faninin elini öpüp Tepebaşı bahçesine girdim. Sıra sıra — sandalyelere birçok kişi beşlik simit gibi ku- rulmuşlar, sahne denilen kerevete bakıyorlardı. Ben de onların ara- sına katıldım. Derken efendim. Bir saz başladı. Kerevete güzel “güzel güzel kızlar çıktılar. — Bunlardan bir tanesini be- r ğgenip oğsuma alayım! meye vakit kalmadan bu kızlı?rîn ida olduklarını haber verdiler: Yanımda oturan kırbı- dama döndüm: yıkl:-aAffedersin amma Efendi Hazretleri, dedim, ben bşrşya Tepebaşı bahçesi diye gelmiştim. Yoksa burası ada pazarı mı? maşallah hepsi de bülbül gibi söylüyorlardı. Okadar hoşuma gitti ki az kalsın aralarına girip göbek atacaktım. Derken efendim güzel kızlar ortadan kayboldular, bu sefer kerevetin üzerine dilenci kıyafetli iki adam çıktı. Bunlar da hayirsız adalarmış. Adları hayırsız amma hayırları dokundu. — Sayelerinde epeyce güldük. Ondan sonraca- ğımıza bir kargaşalık oldu. Ka- dınlar erkekler birbirine karış- tılar, bağrıp çağırdılar, meğer | bir canavar görmüşlermiş. Ben de canavardan çok korkarım. Hemen tabanları yağlayıp kaçmak üzere idim. Fakat karşımda ne göre- | yim; Darülbedaylin meşhur - reji- sörü durmuyor mu? O zaman canavarın kim olduğunu anladım arlık canavar patırtısıda bitmişti. Saat on ikiye doğru idi, bir doktor bulup getirdiler. Ne ma- haretli doktormuş; lâhzede has- taları iyi ediverdi. Benim de mi- | demde bir sancı vardı: — Aman doktor şu mideme- de bir çare bul! Dedim, doktor aldırış etmedi, | Birdenbire ne oldu bilmiyo- rum. Bütün kadınlar erkekler ke- revetin Üzerine çıktılar hep bir ağızdan şarkı söylediler... İşi kısa kesip bitirmek için teker teker söylemiyor da hepfbir ağızdan söyliyorlardı. Dediğim gibi de oldu, kerevetin önüne per- de gibi birşey kapanıverdi. Ve ben de herkesle beraber bahçe- den dışarı çıktım. Bilmem Amma Fas n Beyin boyu ,uzun değil- dir Lir baloda gayet uzun boylu | bir kadınla dansed yordu. Kadınla Li- — şeyler konuşmak istedi; dişündü, dündü: — Hanımefendi. Dedi kadın baktı:. — Siz. şimdiye kadar hiç ağaca tırmandınız mı? —— 2 — Buda hnereden aklınıza geldi Hasan Bey? - — Bilmem amma hanımefendi sizinle —dansetmeye başlayalıdan beri hep aklıma ağaca tırman- dığım çocukluk zamanlarım geli- yor dal.. ' Elden Ele Hasan Bey yanıma geldi. — Bana, dedi, beş lira baorç verir misin? — Ne yapacaksın Hasan Bey? g. — Bir dostuma borç olarak vereceğim! — Ya one yapacak? — Bana. beş lira borcu vardı da bu para ile onu ödeyecek? Oğlu Hasan Beye sordu: — Baba niçin senin başında saç kalmamış. - — Düşüncesizlikten çocuğum, gençliğimde bol bol varken bir kısmını ayırıp bir kenara sakla- mayı ihmal ettim: Ki — Kızım bize danışmadan' bir erkekle nişanlanmış; - ismini sordum, söylemedi. Hasan Bey — İhtimal daha kendisi de bilmiyordur. Öğren- » - * mr biti iştim. Ada T bf a Şi geleniee d dîî:rilalîlıî::ı? ıt;;':;ıml:ö;ledl!er, ve kaçmaktan vazgeçtim. Esasen -Pazarola dikten sonra söyler. ee 5 | — Yerli Mallar Sergisinde - Vardım, dedim, göregim sergide ne var ne yok; _ Anladım orda yok yok, herşey var hem herşey cak.. ?& 0 aŞ ç f Bu yanda yünlü kumaş, öte yanda ipekli; // ea B y hel benekli KT ZZ Z . N ğ Ne de güzel dokunmuş ” şu al benekli. egit ealR a Z (ç âı z eli Kim görürse bir anda gözüne kestiriyor; BŞ T e £ Xx g . — z ' a T v SY Bak şu küçük hanıma beş metre kestirlyor. İ P'“ l ğ 5 Başka bir yerde şapka, İskarpin, bavul çanta, BKDT vE v ( i , SEŞ Hele koku kısmına -bayıldım kaldım aman; ee z : SA Çıkamadım dışarı, dolaştım epey zaman; ei * T : D Şâ i> Güzel bir kız elime biraz kolonya döktü; izE z * e Tz w Ne oldu ben şaşırdım kalbimi sanki söktü. _ ___'_:EE—_ TPTA K Çıktım bahçeye içtim, oturup bir bardak çay, | _ ' ” ::__: LHİ j ü ( İ Önümden geçiyordu insanlar alay alay.. 1 % HHH ;___W c V| wm IHMA yW Genç erkekler, güzel kızlar girmiştiler kol kola; , SA ç J Yürüyorlardı böyle bakınıp sağa sola; ğ ; ; papssA Vakli geçti etrafı kardı_ıhk gece sardı, a G 'NA ? Sergiden çıkıyordum, #gine göğsüm kabardı. ç Balıkçı — Denize bak Hasan Bey! Ne güzel — T Hasan Bey amca P. O.H.B. âdeta zeytinyağı gibi | — Tülihsiz. kime, dar .kal'!ll" sapasağlam Hasan Bey — Öyle ise altına bir ocak yakıver, yağda kızarmış balık avlarsın! : dan - ğ İ — Emin önündç__ : "ı'l,..ı..:_.l. gezerken otomo- L vE D

Bu sayıdan diğer sayfalar: