Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
* a kağf SN Nix —— / CAİ E —— . gün anlattıydı: ——— UY HAF A SOHBETI Tamburacı üsman Pehlivan —5—D Pehlivarnlık merakı — Çayırlarda, cami avlularında — Mahallo dellkanlılarile güreş — Kara Ahmetle karşı güreşen sanntkâr — Türk kadar kuvvetli — Sarı kızın hikâyesi — Davul ve szurna — karşıya — Kırk yıl Osman pehlivanım tabldotu: Ufarak bir kuzu, bir lenger pilâv, bir tepsi bürek — Dadrmın çoerkek tavuğu — Otuz kişllik yemek ne oldu? Yazan : Münir Süleyman çaııanoülııı anburacı Osman Pehliva., nin saza ve halk şarkıları, na düşkünlüğü çocukluğunda baş | ladığı gibi. pehlivanlık merakı da | hemen o yaşta başladı. Çayırler da, mektep avlularında — güreşen cocukları gördükçe, coşuyor, he men cekelini, fırlatarak, — onlarlı ah alta üst üste geliyor, ve her. Sinjn Sırtinı yere getiriyordu, Sonraları, pehlivan müsabaka- — lgarmı. takibe haşladı, Türk pehli. vanlarıntın sağlam adüleleri, yüz, ' lerinin kabadayı ve babayiğit çir gileri, gürbüz ve güzel vücutları. nn zeytin yağlarının masajı altım. da parlayısı” Genç Osmanın Üze” vinde büyük tesirler bıraktı. Zurna ve davul seslerinin krv” rak havaları arasında, ortaya çı. kan nehlivanlarm el peşrevleri ha. suna gitü, Hemen bir kisbet al, dı, güreşmeğe başladı. Ve birkaç vil içinde peh'livımlıkta da bir şöh Fret oldu. O, bu bahis üzerinde kenuşarken snnları söylemişti: “On beş yaşına gelince, bende bir pehlivanlık hevesi uyandı, Dört beş yd içinde, mahallemizdeki çor suklarla el ense ettim, Başka semt terdeki delikanlılarla güreştim, Bir gün geldi ki, Tanburaer Osman Pehlivan, diye nam aldık, Kara Abmatla dört beş defa güreştim, 'hepsinde de berabere kaldık, Gün veçtikçe de ismim duyuldu. Ve tam kırk yıl güreştim, kırk yıl gü. qıMtım, deyince, sakın sazı brrak Uğmau zannetme evlât... — İkisini iirden yürüttüm, Sazımı elimden. brrakmadım, kisbetim; ayağımdan ikermadım.*" Tanburaecı I’ehlıvunhgı bıraktlık 'an sönra, kendisini büsbütün sa, n verdi, Mamafih, son günlerinde yasımın yetmişe yaklaşmasına rağ men hiçbir zaman küvvetini, peh” Uyanlığın heyecanını kaybetmedi. Taplniğne üstadımızın dediği gibi “dajma Finde, dajma “Türk kadar küvvetli” idi,” Onun dülgerliği, marangozlu. ğu da vardı... Bahçevanlığı da çok severdi. Bana misalir geldiği za. man bütün ısrarlarıma rağmen fazla kalmaz hemen bir hafta on beş güne evine, köşesine dönerdi. Buna bir de sebep bulmuştu. “Bahtede karpuzlar olmuştur, | derdi, Onları bir çocuk gibi bür yüttüm, oksşamak, mürüvvetlerini görmek lâzım,., Sonra, bir ev yap” mağa başsladım, hâlâ bitmedi, bu yıl bitirmek istiyorum.., Ustaya yaptirıyorum — zannetme,., —Üyle sey tutmadım, Kendim yapıyorum, Elimden her iş her san'at gibi dülgerlik te gelir...” — * $ $e 4 Ö künse, ondakj bu hal bir aşk de, recesine ne kadar ulaşmışsa, sazın kendisine, içini dile getiren âlete de o kadar düşkündü, Elindeki Baz için HÜtrer, bir âşık gibi kıska" nırdı öonü.., Ölümüne kadar elinden bırrak. madığı saztnin bir de hikâyesi var. dır. Bu bikâyeyi de, Topluiğne'. nin o güzel, sisli knluninden nak- lediyorum : “Sazma olan bağlılığıma - ke- limenin tam manasiyle « bir aşk diyehbiliriz. Elindeki son sazının âadını “sa, rı kiz” koymuştu. Sari kiz. övvel. ki gün Suadiyede bir ahbabmın e“ Vine giderken yolda düşüp ölen Osman Pehlivanın son aşkı ol mustüur, Ş Sarı kıza ne kadar zamandır, göz koymuştu, kestiremezsiniz. Bir * — Aradan çok zaman geçti; bu. elimde gördüğün sazı bir gün Bur. sada bir Ermeninin elinde görmüs tüm “Bana satsanı” a dedim, He rif “olmaz” dedi “ne versen bunu elimden cikarmam.” baktım ki ol- müuyor, tersvüzüne döndümdü Fa kat Sarı kızı unutamadımdı Ara, dan vıllar geoti; bir gün o adamın öldüğünü ve sazm mirastçısına kalı dıiğmı öğrendim, Kalktrm, Bursaya gittim. Mirasçı da bir hayli naz- landır. Fakat beş aşağı, beş yuka rr Nibayet uyustuk: Sarı kıza ka, vustum, * “Ondayn sonra iri parmaklariyle (1) Bundan evvelki yazılar, 13,' 19, 20 ve 21 tarihli sayrlarımızdı STİMıgtir, saz çalmağa, köy türküle | ri okumağa Nne kadar düş. | 1 tuttuğu mızrabı Sarı kızın telleri ne vuürmüş: — Fakat bak, hu ses de değme sazdan çıkmaz! Demişti. Birkaç gündür, zavallı Sarı kız la öksüzdür. Osman Pehlivan boğazına da çok düşkündü, Onun bir lenger pi |lâvı, şöyle ufarak bir kuzuyu, bir tepsi böreği, yediğini çok defa gör düm, Kartalda oturduğumuz yıl. larda, Osman Pehlivan misafir gel diği zaman bizim aşçı — Abdullah, her zamankinden dört beş misli yemek pişirirdi. Tahsisen pilâvı... Çünkü Tanburacı pilâvı çok sever. di, Hele Cerkes tavuğunu,., Köşke gelince, rahmetli anacığı. ma seslenirdi: — Hanrmefendi,.. Çerkes tavur ğundan isterim., O zaman, bu sefer mutfakda de. ğil, Harem tarafında bir faaliyet. tir baş gösterir, anacığımın neza reti altında dadrm Naziker Çerkes tavuğu yapmağa başlardı. Bunun kaç tavukla yapıldığını şimdi ha- tırlıyamıyorum, fakat muhakkak ki, on, ön beş tavuk keşsilirdi. Ve büyük kayık tabaklar içinde Os. man Pehlivanm önüne konulur. du, Yazımı bitirmeden evvel, Pehr livanm bir sürprizinden de bahse. deyim: İkinci Abdülhamidin baş kâtibi Tahsin paşanın damadı Fuat bey, zevk düşkünü, ehlidil, kalender bir adamdı, Köşkünde, her akşam misafir eksik olmaz saz âlemleri yapılırdı. Bir akşam, mutad misafirlerden başka, Fuat bey, daha birçok kim, Beleri davet etmişti, Bunlarm ara” sında Raşid Riza, Muvahit gibi san'atkârlar da vardı, Davetlilerin sayısı, otuzu geçmişti. İçtiler, çaldılar, okudular, Sıra buyüretti, Sofralara ötürdülür. Bek lemeğe başladılar, Bir türlü yemek sahanları, celmiyordu, Fuat bey telâşlandı. Uşaklara sordu, Onlar şu cevahı verdiler: — Tencerelerde yemek kalma - mış!,, livan bir aralık meclisten ayrılmış mutfağa dalmış, tencerelerde ne kadar yemek varsa hepsini — ye“ miş... Otuz kişiye hazırlanan bü. tün yemekleri... Tatlısiyle tuzlusi. le, böreğiyle, kuzu firmiyle.. Onun ölümiyle, çok büyük bir san'atkâr — kaybettik. Yerine bir başkasını koymıya, bur gün değil, yarın bile imkân olmr. yan bir sSan'atkâr., Allah Rahmet eylesin. Fon Papen Ankarada Alman Büyük Elçisi Fon Pa. pen, dün akşamki ekspres'e ÂAn karaya gıtmwth- — Izmıtte ekmek dd kuruş İzmitten bildirildiğine göre İz. mitte bugünden itibaren 800 gram bk ekmek dd kurusa satılmağa başlamıstır. nuna kadar savaşa devam içi'n han gi hamle kaliyordu? Turda Röno “icap ederse tek bir vilâyette, icap ederse şimali Afrikada savaşa de. Yam edeceğiz." demisti, Fakat bu kabine de kendi İşlerini vürütmek l!îül Şotanlar, Bodvenler de var; binaenaleyh her şeyi bekliyebili - m. _Dıhı Turda Çörçilin esen rüz * gâr gibi geldiği gün İbarnegare, Badven ve Sotanm savaşa devam etmek imkânları hakkımda çok şüpheli — olduk'arı —söyleniyordu. Bu düşünceler bizi endişeye düşür dü, Eğer bugünlerde mütareke im za edilirse Dordoda tıkanıp kala. cak mıyız? Bu ihtimal hiç de hoş bir şey değil. Splandid oteline gir derek matbuat atasesi' Şildi ve ge. farethanenin diğer memurlarımı gördük, Şild, buradak; gazetecilerin bir Histesini ve bize bir gemi bulup bu” lamryacağını ve ne Wakıt hareket edebileceğimizi haber vermeği va- |adetti, Yalnız sözlerini ümidimizi kıran: “Fakat her halde iki üç gün geçmeden bir vapur bulmak imkâ nt yüotur” c’ıimlıııilî bitirdi, Bu - yemeğe. gekli, uşaklar davetlileri Sonradan anlaşıldı, Osman Peh | a HABER — Akşam Postası ıw Ekmek beyanname- si işi ayın 26 sında bitirilecek —< Serbest fiyatla satılacak ekmek 35—40 kuruş olacak —H Memur olmayan sabit gelirlilere ucuz ekmek Memurlara dağıtılan beyanname | lerin doldurulup iade edilmesi işi aym 26 sma kadar devam edecektir. Kartlar, dünden itibaren tevzi mer kezlerine verilmeğe başlanmıştır. Ye- ni kartlar iki kısım ve altı şekijildedir. Devlet masraf bütçesinden para &- lanlarm ekmek kartlarımın rengi Sâ- yıdır. Bunlar da A, B, C olmak üze- re Üç kısımdır. Ayrı renklerle basıl- mıştır, İkinci kısım gelirleri mütehavvil olan vatandaşlara mahsustur. Renk. leri gridir, Bunlar da A, B, C olmak üzere Üç kısımdır. Serbest gelirii vatandaşlara ek - meğin ©D0 gramı 35 - dÖ kuruş ara- sında bir fiyatla verilecektir. Diğer taraftan gelirleri sabit olan ve memür sınıfına dahjl olamıyan va- tandaşlara da tenzilâtlı ekmek veri. lecektir. Bunların alacağı ekmek me- murlara verilen fiyattan olacaktır. Ankaradan buügünlerde bu brususta bir emir gönderilmesi beklenmekte- dir. Şeker satışı Telâşa mahal yok. Tevzi için ayrılan şeker herkese yetecek miktardadır. Seker tevziatı, dün bakkallar tarafından güçlükle — yapılmıştır. Zira, birçok bakkajlar bir tehacim karşısında kalarak zabıtanın müdahalesini ricaya mecbur kalmışlardır. Bü defaki tar her İstanbullunun ihtiyatını karşılryabilecek' balde olduğun dan telâşa mahal yoktür. istanbula 3200 ton kok geliyor Kömür tevziatından istifade edemiyeceklere mahrukat ofisi odun verecek Ankaradan bildirildiğine göre, Havzadan ' hareket eden Sakarya vapuriyle İstanbula 3200 ton &€« | mikok sevkedilmiştir. Suvat — va, puru da kök yüklemeğe devam etmektedir, Havzadan alınan ma“ lümat, âamele miktarının 22 bine vardığını göstermektedir, Sehrimiz depolarında kömür kal- madığından tevziat durdurulmus. tur. Havzadan yola çıkarılan kö mürler gelince tevziata başlana — caktır, Kömür tevzi müessesesine veni beyanname verenîere şubat" ta kömür verileceğinden istiyen - ler mahrukat ihtiyaçlarını yaka . cak OÖfisinden temin edebilecek lerdir, istanbul İüzümsuze | 'GEÇİM ZORLUĞU KARSISINDA şeker tevziatına tahsis elilen mik | gazetecılerı- SİRMEESTİRİ hin dünkü toplantısı &7 Basın Birliği azası dün öğleden sonra Bminönü halkevi salonun. da mıntaka reisi Hakkı Tarık U- raıştır, Böyle bir toplantıya bir çok m tarafından — verilen bir takrirle lüzum gösterilmişti. Reis konuşul- ması istenilen meseleler üzerinde arkadaslarını söz söylemeye da. vet ederek evvelâ basın Kartı ni- zamnamesile azaya nakil vasıtala- rmda temin olunan kolaylık'ardan tramvaya ait olan teşebbüsün al. dığı müsbet neticeyi bildirmiştir, Verilen malümata göre Basm Bir- liği azası, mmtakadan götürülecek vesikalar mukabhilinde aylık kart- ları yüzde seksen tenzilâtla ala- caklardır, Bilindiği gihi bu kartlar her hat üzerinde dilenildiği kadar başka hiç bir tediyeye tabi olmak- sızın seferde bulunmak imkânını veriyor, Reis bu hususta valimizin aldığı teşebbilisle bu teşebbüsü tahakkuk ettirmekte sirasile Mmüzaheret gös- teren tramvay umum müdürü Hulki, nafiaz vekâleti umum mü- dürlerinden Emin müsteşar Hüs. nü, vekil Ali Fuat Cebesoy'un ad- larını arkadaşlarının şükran duy- gularma arzetmekle beraber bir âmme hizmeti gören — gazetecile- rin bu kabil vasrıtalar için ödeye. cekleri para az da olsa bunun em- sali memleketler matbuatı içinde yine bir istisna teşkil edeceği için herhangi bir tadilde basm birliği kanununun kolaylık kelimesini bu türlü tedbirlere mahal bırakmıya- cak bir garahate çıkarmak yolu- nu takipten geri durmayvacağını ve gerek hükümetin, gerek mec- İjsin matbuattan bunü esirgemiye- cekleri kanaatinde —bulunduğunu ifade etmiştir. Aza bu teşekklir- lere iştirâk etmiş ve bu takipten geri kalınmamasını istemiştir. TEDBİRLER Bundan sonra reis günün ihti- yaçları karşısında ötedenberi eş- ya fivatlarında ara kârlarını kal- dıracak teşebbüsler Hizumunu tak dir etmekte arkadaşlarile beraber olduğunu, bunun için de şimdilik memurlar kooperatifinde yalnız a- zanın değil bütün gazete mensup- valjinin tasvibiyle idare meclisinin muvafakati temin olunduğunu ha- ber vermiş ve memurlarri yirmi yralık iştirâk hissesini 2 şer lira taksitle vermelerine mukabil bizim bunü dört taksitte ödememiz ka- rarlaştırıldığı için bunda da öteki memurlara yapdan kolaylığın e- sirgenmemesi isteneceği bildirilmiş ve bu iştirâkin seri harehketlere geteceği umulan — kooperatifte iki taraflrı fayda vereceği ümidinde bulunduğunu izah etmistir, Azadan muhtelif —mütalealarla beraber, basın ihtiyaclarının husu- siyetine bakrlarak jcahmda ayrı bir teşekkül de vücude getirmek ve ica Emda bugünkü basım istih'âk ko. operatifine bu vüdide de calışma yolları açılmak üzere beş kişilik bir kamite ayrılması uygğun görül- müş, komiteye Nazım Dersan, Ha- ll Lütfi Dördüncü, Sait Keşler, Nurettin Oryan, Faik Güneri 8e, çilmiştir, Yazan: Aleksander Vert radan meydanm diğer — tarafında bulunan büyük Britanya konsolos. luğuna gittim, Konsolosluk haber almağa, gelmiş İngil'z tebaasile dolu, Deniz islerile uğrasan ma - mur bizi cok iyi karşıladı, fakat hiçbir geminin hareketine dalr baberi olmadığını, hersin der'n bir kararsızlık içinde yürüdüğünü, Al man udaklarmın dirond nehrinin mansabımma miknatıslı — maynlar döktüğüe dajr dedikaduların dolaş tığını, bu yüzden Bordoda bulu” nan rgemilerinin harckete cesaret edebileceklarinin çok süinheli ol . duğunu, hattâ varın Rrez'lyaya doğru hraesket edecek olan bir ge - | minin de hareket edi'p edemiyece - ı Çeviren: Muzalfer Esen ğinin de şüpheli olduğunu anlattı. Konsoloslukta, otldeki gibi bir çok faydasız görüşmelerden son - ra rıhtımdaki kahvede bizi bekli - yen arkadaşların yanıma gitt'k. Bant sekiz, Kocaman Brezilya var puruna imrenen Bgözlerle hakıyo - ; ruz, Bordo atellerinde oda bulmak tabii imkânsız, Fakat sefaretha - nedeki vatandaşlarımızdan birisi bize bir İngilizin adresinj verdi; bu İngiliz sayfiyede birkaç gün Keçirmek Üzere evini brrakmış ol duğundan, kaprer bize burasmım anahtarını vermefe Tazı olürsa 0. rada eeceliyesilirmisiz. Yalnız e vin bulunduğu sokağın ismini iyi” ce anlıyamamıstık; Anjer sokağı. sün reisliğinde bir toplantı yap- ' larmm ortak yazılmaları için yine | Gazeteciler, tı-aıııv;yıardah yüzde 80 tenzilâtla istilade edecekler UCUZ EKMEK MESELESİ Bundan sonra matbuatın bir âmme hizmeti yapması, sabit ge- lirli memurların ekmek parası Üze- rine hükümetin gösterdiği yardım mevzuuna almmak için xÂâfji bir sebep olduğu düşünülerek alelitlak sabit gelirli halkın ucuz ekmek kartı tedarik edebilmesi için ya- pılan teğebbüsler Aarasında bütün | gazete müesseseleri mensuplarının birinci safta tutulması tabil görül- müş ve idare heyetinin bu husus- taki teşebbüsünün tahakkukunu bekliyecekleri ifade olunmuştur, GAZETECİLERE ZAM YAPIL MASI MESELESİ Nihbayet müzakere sırası Ücret'le- rin havat pahalrlığına mukavemeti artfracak bir artırma ihtiyacı Üze- rine gelmiş ve müzakerede hazır bulunan birlik umumi! kâtihi Naşit Uluğla Pevami Safa ve rejis geçen köngıredenteri yapıları teşebblsle- rin seyir ve neticelerini izah et- miş ve başveki'imizin gecenki 7a- zeteciler toplantısında gösterdiği arzudan tekrar bahsedilerek idare heyetinin gazete sahiplerini tek- rar ajâkaya davet edeceği söylen- miştir. BİRLİK YARDIM TEŞEKKÜT, LERİNE YENİ BİR GELİR Bundan Sonra rteis birliğin iştirakile veni kurulan resmi ilân- lar şirketinin hemen bültün safi «a- zanemı birliğin yardım teşekkül- lerine tahsis ettifini gazete sahip- lerinin birliği asıl kuracak süret- te imzaladıklarını büyük meslek müzaheretini son bir müjde olarak sakladığını söylemiş ve bu işde çı- karılan bazı güclüklerin de sayın Başvekilimiz'in matbuatperverliği seyesinde esasından bertaraf olü- sağından şüphe etmediği bildiril- miş ve harırlanan muharrirler jü- bilesinin mahiyeti hakkında veri- Jen, bazı, izahlardan, sonra, topları- tya nihayet verilmiştir Maliye müfettişliği imtihanları Maliye Vekâleti, yeni almacak müfattiş muavinleri için İstanbul, Ankarada bir imtihan açılmasına karar vermiştir. Bu imtihana Fransızca, İngilizce, A'manca ve” ya İtalyancaya vâkıf olanlar ka« bul edilecektir. İmtihanda muvaffak olanlar üç sene sonra bir ehliyet imtiha. nıma tâbi tutulacaklardır. Eğer bu imltihanda —muvaffak olurlarsa hem Maliye Müfettişliğine terfi c decek hem de staj için Jlisanını bildikleri —memleketlerden birine gönderileceklerdir. Tabriri imtihanlar ikincitesrin sonuünda Ankara ve İstanbulda yapılacak, bu tahriri imtihanda muvaffak olanlar Ankarada ikin" ci bir vazılr imtihandan geçecekı tir. İmtihana ancak hâlen Mal, ye teskilâtinda vazifedar o'up ta bit olarak Malive işlerine — vâkıf bulunan Siyasa| Bilgiler, Hukuk İktısat ve Yüksek Ticaret mezun" ları kabul olunacaktır, 'raya gideceğini o da bilmiyor) si mıydı, Aljer sokağı mı vuksa ÂAn. Ju sokağı mıydı? Birbiri arkasına yürüyen tüç arabadan ibaret ker * vanımız fakir mahallelerin sönük sokaklarında yola koyuldu, Yüz . lerde öfke ile karışık bir üm'tsizlik ifadesi var, Nihayet evi bulduk, fakat kapalrvdı, Bu ev dar bir so kaktadır, karsşıdaki evlerde oturan Jar pencerelerden bize bakıyorlar, Başına, bilmem niçin, kırmızı bir fes giymis olan bevaz saka'lı bir iht'yar, Bordoyu istilâ eden etne * biler aleyhine haomrrdanmağa baş ladı, Kafımlar daha söz anlar cinsten, Bize evde birisinin otur duğu ve bu adamın eve cok geç döndüğünü söylediler, Kendisini küçük bir kahvede bekledik, asık suratİr ve az konosan kahveci bi Ze sanfİviçler'mile beraber —içmek itin bira vermek lütfunda bulan du, fakat aksamın bu — saatinden sonra bize kahve yapamıyacağını ilâve etti, Bundan sonra Mister İ, ni'n evini isral eden Sahsın dön düğünü keşfettik, Bu zat Mndrit ten gelen ve Londraya s#idecek a | lan (fakat hangi vasıta İle Lond . 22 İLKTEŞRİN — 1942 HADİŞELER TARIAM * —— A —. - 7üi sıharya Cumhuri- yeti ve Ameri'rada esaret! .. MERİKAN kıtalarının Liber ya topraklarma çıkışları son günlerin mühim hâdiselerinden biri olarak dillerde, kalemlerde ve radyolarda dolaştı. Bu haber bize insaniyet tari- binde Amerikanın her zaman ifti. har etmeğe haklı olduğu bir hâdi seyi hatırlattı; © da esaretin kar drrilmasıdir. İnsanların hayvanlar gibi ajının satılmaları, kullanımaları tarihin en utnadırıcı hikâyelerinden bir:» dir, Bütün ilk çağlâar boyünca, or. ta çağlarda ise daha küçük ölçüde esaret devam etmiştir; Son asır larda bu hal büsbütün aza'mışti; fakat vardı. Bugün yaşıyan ihti- yarlarımız arasında “avrat pazarı” nı, cariye Ve köleleri hatırlıyanlar vardıı- Namık Kemal ve onün dev | rinde yaşıyan muharrirler bu mev zu Üzerinde romanlar yazmışlar; cariye ve kölelerin — tztiraplarını anlalmışlardır. On altıncı asırda AÂvrüpada mezhep kavgaları başladı; birçok aileler Amerikaya göçtüler; fakat oradaki geniş toprakları işletmek itin kâfiamele bulamıyorlardı; bu ihtiyaç bir ticaret yolu yarattı: Afrikadaki kabileleri basmak, öra. dan Zemilere doldurulan zencileri Amerikaya götürmek, çiftlik sa - hiplerine satmak,., İki buçuk asır. dan fazla bir zaman Avrupa'ı ge“ miciler Afrika sahillerinden Âme. rikaya zenci taşıdtlar, Bunların Amerikadaki hayatları pek ıztırap- lt geçiyordu. İstiklâl harpleri sırasında on üç hükümette esaret vardı; fakat e sir'er şimalde fazla değildi yazılı olan esir sayısı 700.000 olup bu * nuün ancak 40,000 i şimaldeki se. kiz hükümette, 660 Ü00 ji ise cenup taki beş hükümette bulunuyordu. Çüknü şimalde ziraat geniş ölcüde değ'ldi; beyazlar kalabalıktı. Ce - nupta beyvâazlar az olduğu gibi bü tün zenginlik ziraatten — ibaretti. İstiklâl harplerinden sonra esa * retin aleyhinde bulunanlar çoğal. dı; 1808 sanesnie kadar bu işe Son verilmesi karatlaşti; halbuki ce- nup memleketlerinde pamuk ve şeker kamışı ziraati gittikçe artı. yor; amele ihtiyacı da artıyordu. Bu yüzden memleket iki kısma ay” rıldı. Şimalliler esareti kaldırdı . lar; cenuplular jibka ettiler, Fakat düşünemivorlardı ki esirler böyle devamlı bir surette bümemlekete girdikçe bir gün beyazlardan daha çok olacaklardı; — çıkaracakları bir ihtilâl neticesinde mem'eketi ele geçirmeleri ihtimali hiç de uzak değildi, Bu nokta dolayisile Ame « rikada esaretin kaldırılması fikri. tin Sadece insanlık hislerinden doğmadığı analşılryor . 1860 da Abraham Linköoln cüm” hurreisi seçildi, Cenuplular ayrı bir kongre ile Jefferson - Davısi devlet reisi yaptılar, İki devletin merkezi bırbirinden ancak 120 ki. 'ometre uzakttı simalde on dokuz milyon beyaz, cenüpta sekiz mil « yon beyazla dört milyon zenci vardı. 1861 de iki taraf kapıştı; harp dört ıeme sürdü, - Şimalliler dört eşnede 72.760,000 kisivi silâh aitima çağırdılar; ordu — 91)0,000 buldu; iki bin harp yanptı'ar. 300 bin adam kaybettiler; öon beş milb- yon harcadılar; harbi kazandılar; esareti kaldırdılar, Bir kı#ım esir" leri Afrikaya iade ederek Liberya cümhuriyetini kurdular, Linkoln kinci defa cümhurreisi secildikten sonra tiyatroda bir artist tarafın. dan rove'verle öldürüldü, KADIRCAN KAFLı Komisyona havale — AVA gazından sikâyetin son günlerde çoğaldığını Gğre“ niyoruz. Önümüzdeki hafta için. de Vilâyette bir komisyonun top. lanması Ve vaziyeti tetkik etmesi, kurıırlaııunlmmu- Artık iş düzelecek, gaz yanacak MT dersiniz ? Hayali bir kongre mi ? İR refikimiz. Basm Birliği Köneresinden bahseden kr sa yazısmda; “yukarıdaki — resim bu toplantıdan bir sahneyi temsil — etmektedir? kaydımı da — koymuş: Fakat yazıda resme benzer bir Sey mevcut bulunamadığını gören. ler kongrenin hayali olduğu ne. ticesine varmışlardır. Acaba böyle mi? Bürhan Burçak LEİM'F Ça ee * | e a A