Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
CA Illcı kattan yukarıda olan Te balxh'll)'(ı tle ı)*fü.*rıne yedi ı' hintîlııten sonra silim, ' *ve her zamankinden bir _:n; %lu.t geç döndü . * kı.pldn.n girer — girmez tabak çatal gürültüleri onu birkaç dakika ! e lüzum görmek. ; Pa Meğo oturmuşlardı. Ni- ç EVde hiçbir zaman bu ka" mtlıum. riayet — ettikleri Mmıın tbiatlı olduğu %yaglm;ırmezhwbau Anığ'di Paruk, dedi, Çabuk bîli atlarandevumuzolduğu se i.ız adres öğle yeme- YA T ses çıkarma.ksmn BOL. “turdu_ Masanım ortasm- n kendisine ayrılmış ü i aldı; soğuk ve kup. du. Bu parça en fenası ol- f Bir başka oğulları da “Cüğüunu —unutacak kadar başlarından gitmisti de- ıl!!!l:ını,ı.lırl yemeği kendisi *Ye kadar ateş Üstünde bı. erdi. Ethnıııyle kesilen kor kaldığı yerden - tekrar (a Şötı. Leylâ Tarıka: h_ gsenin yerinde olsam Yapacağım şu idi: Mü. " « Bir yazıhane açar, kibar , e kendimi gösterir, mü- q"llktmek İçin gayanı dikkat öf ödu uyandırmış bir iki B İN #ecerdim.- Davaları kabul # için peşinden koşulan, Bdi ' ü ziyade keyfi İçin çalı, B' hevi amatör avukat olur" isun şimdi kimseye l yok, avukatlık yapman vakit geçirmemek ve M semerelerini toplamak Ü, T bulman içindir, yoksa H, Sa muhtaç değilsin. ş ma soymakta olan Raif Söyledi : P % senin yerinde — olsam pva gatm alır, bununla yer bırak- Ka Oo gü A A ü ğ _ da fikrini söyledi. Bir AĞ © fikri ve ahlâki kısmetini İ h *İW servet değildi. Hattâ çI e kimseler için bir O tan vesile olabilirdi. Buna Pa | hayatta kuvvetli insan” j üîds kudretli bir manivelâ M ,,, Mdamaa bunu, şimdi para K N'Rnık mecburiyetinde ol" göre, kolaylıkla goıte- ' Fakat bunun için ası lâzımdı. Her hangi .' Yi kazanıp cebine para :_x dlâg'ıi maruf ve meşhur | birdenbire kendini Osma- Na attı: de beni sen kokla. beni n! O, eline düşen te- !hılu koklamasını bilmedi. h"tîa bunu bekliyordu. Der Yı kucakladı... yanakla- 4 Öptu göğsünden öptü.. V *X “çaflm okşadı.. hh.h le senin gibi bir içim su- U dört duvarın arasında Yalnız bırakır da pis bir Ş ln kızına — gider mi, a | İ Rüstem zaten, temiz g- b""hp bataklıkta leş ara- fra benzer, Nerde pis, MA7 bir kadın varsa, gider o h Halbuki sen, krallara, .-' &, beylere Jâyık bir çi- .) San seni incitmeğe, kok . | H w? gÖîsaşl:ıı'mı sildi... Ös- h'üzüne dikkatle baktı. değil N aldatmıyorsun, . Sakın beni ele verme, NÂAKLEDEN : el'hi Kardeş A Âşk, İstırap ve hisromanı Lia bir hukukçu, bir ilim adamı ol- ması mevzuubahisti, gayesi bu olmalıydı. Ve netice olarak ilâve etti: — Eğer ben para sahibi ol- | / di, okudü, okudu. Nihayet oku- saydım ilmi tecrübeler ve araş' tırmalarla vakit gecirir, bir tıp profesörü olurdum. Bahası omuz silkti: — Haydi, Haydi! hayatta en doğru hareket rahat yaşamağa bakmaktır, Biz meşakkat için yatarılmış hayvanlar değil insa- nız! Fakir doğanların caresiz çalışması lâzımdır, bunu kabul ediyorum. Fakat insanım geliri olduktan sonra çalışmağa, vücu du yormağa aklım ermez. Bence bu budallık olur. Faruk mağrurane cevap verdi: — Düşüncelerimiz hbiribirine uymuyor. Beni hayatta bilgi ve zekâdan Başka şeye ehemmiyet vermem, kalanı bence on para etmez! Leylâ, baha ile oğul arasında sık sik görülen çatışmaları yatış tırmağa çalışırdı. Bu sefer de bahsi değiştirdi ve ©6 yakmlarda işlenmir bir cinayetten lâf açtı. Adi, iğrene de olsa cinâyetlerin - ! iı . çu * i ]î ali. ka uyandırıcı cazibesiyle oyalar narak bir müddet hep bu mahi- yet etrafında konuştular, Maa" mafih Raif zaman zaman saatini cıkarıp bakmaktaydı. Bir aralık: — Haydi, dedi, yola çıkalım. koydl: ş — Sönt-daha yarım —olmadı-| -£ Bana eti buz gibi yedirecek de recede aceleye lüzum yokmuş! Armesi gene lâfr değiştirdi: — Avukata geliyorsun — değil mi? Soğuk bir tavırla mukahele etti: — Ben mi? Hayır. Orada ne işim var? Benim de bulunmama lüzum yok! 'Tarık konuşma mevzuu hep kendisi değilmiş gibi susuyordu, Cinayetten bahsedildiği zaman bir hukukcu sıfatiyl konuşmuş, fikrini söylemişti. Şimdi gene sessız duruyordu, Fakat gözleri- nin parlaklığı, yanaklarının can- Ir kırmızılığı saadetini ilân eder gibiydi. Faruk ailesi gidince gene s0” kağa çıkıp İstanbula indi, Sa> bahki gibi kiralık apartman a- ramağa, koyuldu. İki saat böyle dolastıktan sonra nihayet Tak” simde hoşuna giden, hakikaten güzel bir apartman buldu. Bura” sı birinci katta hem caddeye, hem de ayrı bir merdivenle yan sokağa kanpısı (Devamı vur) büyül | Faruk gülerek taşı gedığme L olan dört odalı, ı HABER — Akşam postası Bir Mehmet Kâmil Haliç vapuru- nun tenha salonunda bir oturdu, gazetesini açtı, okuma- ğabaşladı. Eyüpsultanda bir dostunu zi- yarete gidiyordu. En az elli da” kika yolculuğu vardı. Gazstesinin sayfalarını çevir- nacak bir şey kalmayınca deni- zi, belki yüzlerce, binlerce defa gördüğü manzaraları seyretti ve bundan da bıkınca gözleri kerr disinden başka yolcu — olmıyan salonun boş kanapeleri üzerinde dolaşmağa başladı. İşte 0 zaman bir kanepenin kenarında sıkışıp kalmış küçük bir paket gördü. Kimsenin görmediğine emin ol" duktan sonra kalktı, gitti ve pa- keti aldı. Bu şöyle el büyüklü- ğünde bir paketti. Kâmil paketi yokladı, sert ve ağırcaydı.. Me- raklanmıştı, acaba içinde ne var- dı? Şekline baktı, kat't bir hü:> küm veremedi. Paket sarı bir kâğıda, alelâde —sarılmış ve i- zeri iple bağlanmıştı. Nihayet tecessüsünü yenemedi ve bir ke- narını hafifçe yırtarak baktı İçinde bir takım mektuplar ve telgraflar vardı. Bunlar neler or labilirdi? Aklmdan bin türlü esy geçti. Nefsile kısa bir mücadele- den sonra bunu memura teslim etmemeye karar verdi. Gidecek, evine kapanacak ve mektuplarla, telgrafları teker teker okuyacaktı, tecessüsünü yenecekti. Vapur Defterdar iskelesine yamşıyoıdı Hıhmeh M tuttu, İçi içine sığmayor bir an evel eve varmak için can atıyor" du, Kimbilir. bu —mektuplarla nasıl bir aşk macerasınm şahidi olacaktı. Kimbilir belki de bu | pakette bildiği, tanıdığı, evli bir erkeğin veya kadınmn gizli çama- gırları vardı. Öğrenecekti, bur nunla beraber ya içli bir aşkım veya ıztırap dolu bir maceranın sırrıma varacaktı, Eve geldiği zaman derhal oda- sına kapandı, paketin iplerini ko' pardı, sarı kâğıdı bir hamlede yırttı ve odanm ortasma zarflar rından çıkmış bir tomar mektup ve bir çok telgraf döküldü. Mehmet Kâmil derhal bunlar- dan gelişi güzel birini aldı ve mektup çok kısaydı. — Bilhassa şu cümleler Kâmilin hayretini uyandırdı: “Beş yüzü Alemdağı civarında gizlidir. Emir verdiğin saman şehre inecekler.. Tabil ben de başlarında bulunacağım hiç me* Tak etme..,, Diğer bir mektupta da şu cüm- ste uektup Yazanı közeye Muzaffer Acar leleri okudu ve hayreti bir kat daha arttı: İ “Kark üzcrinden hesan görpül. mezasc, derhal kalkar — güler'z; Biz o kadar verden buralara kar dar neden geldik., Vurgun biülyük olmal., BSen vaziyeti daha iyi man gehre baskım yapar vurgu" mıe vVururuz,, Şimdiki halde mü- sait zamam ve emrilerini bekli- Wm-” Üçüncü mektupta gözleri fab tası gibi açıldı: “Her tarajtam gelenlerle on .bini bulduk. İlk partide boğazlar nacak olan beşyüzü, iki haftadır hafta tutarsak parti aleyhimize döner., Sen zemini hasırla.. Za rarımıza dahi olsa biz bu beş yüzü feoda edeceğiz.., Hele telgraflardan birini de okuyunca korku ve dehşetle ye- rinden sarsıldı. Telgrafla şu em- rin cevabı veriliyordu, kim yaptyoruz., Vurgun bizim- Bir deste mektup — 2 dir, Sana dâa büyük bir pay var.., Ve bu telgrafım imza yerinde de bir tek kelime vardı: Demirbas., Demek ki binlerce kişiyi doğra- yan bir haydut şebekesinin gizli haber vermeliydi? Yoksa mek- tupları yakıp bu —meseleyi hiç öğrenmemiş gibi mi hareket et- yenibir fikirle uyandı. olmaktı, Bir polis hafiyesi gibi hareket etmek hevesine düşmüe- vetlilolduğunu hissettirmek dü- şünceyle gazeteye bir ilân ver- eline geçirdiğini anlatmak istedi. Ertesi gün gazetelerde şu ilân çıktı: “14 Günü Haliç vapurunda bir deste emktup ve telgraf — bulun- muştur. Çok mühim olduğu an- seda çıkmadı. Dördüncü gün Mehmet Kâmil bir mektup aldı. Bu mektupta şu cümleler yazı lıydı: Azizim; Meptuplarıma karşı gösterdi- giniz alâkaya teşekkür ederim. Mühim olduğunu hissettiğiniz bu muhaberat ehemmiyetsiz kâ- gıt parcalarıdır. Ben bir kasap — Hayır. Sana iyilik yapmağa geldim. Seni aldatırsam, elime ne geçecek? Sana acıdım... onun ara- bacı kızıyla sabahladığını gördük- çe ve senin burada geceyi yalnız geçirdiğini düşündükçe — tüylerim ürperiyordu.. Nihayet sana gelip vaziyeti anlatmağa karar verdim. Marta! o zaman işler altüst olur. Zira, sana daha büyük yardımlar vaadedebi« lecek mevkideyim. Kalenin garp kapısı benim elimdedir. Seni bir gece oradan kaçırabilirim. Marta bunu duyunca büsbütün sevindi, Artık iyice inanmıştı ki, Osman ten kurtarmayı düşünen temiz vü- rekli bir adamdı. — Beni bu kaleden kurtarırsan, memleketimdeli çiftlizimi, sana veririm, Osman! Orada seninle ev» lenirim... ölünceye kadar — sana KALE İÇINDE BİR AS( NIACERASI N akleden : benimle kaçarsan prens (Mirçe) ve iltica ederiz. O sana bir beylik verir. sen de prensler gibi yaşar- sın! — Prens (Mirçe) senin neyin- dri? — Annemin dayısıdır. Ben o nun elinde büyüdüm. — Kendisini baba gibi tanırım. Beni çok sever. — Senin burada hapsedildiğin- den haberdar mıdır? — Zannetmem, Beni — Rüstem köyümden kaçırdı. Dayıma:“Mar- tayı Türkler kaçırdılar!,, diye hae İskender F. SERTELLİ ber vermişlerdir. İşte o kadar,.. — O halde söz veriyorum: Seni buradan kaçıracağım, Fakat, bir şartla, — Sana canımı vermeğe hazı- rım Osman! Bana itimat et. Ben ömrümde bir kere bile yalan söy- lememiş bir kızım. Osman gülerek mırıldandı: — Şartım budur: Buradan kaç tıktan sonra, beni yarıyolda bı- rakmıvacaksın! Prens (Mirçe) be ni esir almak, bana işkence yap- mak isterse, buna mani olacaksın! el V Kararı bu işle bizzat mesgul | tü. Evvelâ rakiplerine çok kuv: | laşılan bu — muhaberat kime dils0,..... adresine — müracaat etsin..,, * Üç gün hiç bir taraftan ses. | emirlerini bekliyor.. Bunları bir . Mehmet — Kâmil - titreyordu. mektuplarımı eline geçirmişti. | Şimdi ne yapacaktı? Polise mi | ÇS sAİLU vürkiye Gumüuriyeti ZİRAAT. BANKASI Kayruluş tarihi: 1888, — Sımmıı ıonmmmu_. mmhwm | diraat Bankasında kumbaral ve'ihbarem tasarruf hesnr'-—|dn en © S0 HUrası bulunanlara senede d defa cekilecek kur'a İle aşağıdaki plâna göre ikramiye dağıtılacaktır. ( aded 1,000 UHralık- 4000 tira Üi . 5of . 8000 , | « e '5ü D 1000 » e , tüü .0 , Kesi rinde yapılır. 160 aded 30 Hiralık 5.000 Ura ı0 , e0 , &00 » 160 , 20 4300 » DIKKAT: Hesaplarındaki paralar bir sene içinde GÜ HUradan aşağ THüişmiyenlere ikramiye çıktığı takdirde P: 11 Mart, 11 Haziran 9. 20 fazlasiyle verilecektir 11 Biylül, 11 Birincikânun tarihle Ötel yapılmaya elverışli kıralık bina Ankara cüddesinin er navteber yerinde fevkalâde nazaretli ha- vadar ve aydımlık bir bina kiralıktır. Vakit gazetesi idarehenesine müracaat, — mek ve bazı mühim mektuplar | kuruş 71.800 metre Yataklık bez 41 . 95.000 Kilo Kösele 400 65.000 Kilo Vaketa 380 SA | Ankarq J.andanma satın alma kamisyonundan: Ülk teminatı İhale gün ve ıııtı Lira Ku 2192 45 10. 5. OS41 Pazartesi Sant 16 28880 G0 20. 5. 9M41 Salr S, 16 Cins, mikdar, Hat ve ilk teminatıarı yukarda yazılı üç kalem eşya iki kapalr zarf eksiltmesile hizalarında yazılı gün ve saâatlerde ve 41 senesine sari mükavele ükdi suretile Ankaradaki komlsyonumuzda satın almacaktır. Bez şartnamcesi “146” ve kösele ile vaketa şartnamesi “3155,, kuruş bedel- te Ankara ve İstünbul şandarma Sa/ Al, Ko, larından almır. Bez nümunesi komisyonda görülür, İsteklilerin kapalı zarf ve teklif mektuplarını ihale gün ve saatl ndien r &&ğl! — — — — —— —x VAKIT Kitav kısmı ı yeniden tanzım edip açmıştır Kıtan, komısyoncusuvum Kaybettıgım mektuplar Anadoludan mal ge tiren ve piyasayı yükseltmek | çin ÂAlemdağı ve civarında sakla- yan celeplerden aldığım mektup- mecrmua; râb;inr namnıma eİtaeri vwyeline kadar komisyorumuza vermeleri, (2396 3898) matbaası gazete basar. alır. telayı l.ır ve telgraflardır. Zahmet e- «dip telgraflara bakmış olsaydı- nız adresimi de öğrenirdiniz. Mektupları yırtabilirsiniz... Hür- metler... Bunun için yemin eder misin? — İderim. Osman! Allan şahie dimolsun., Sana gelecek her lena” liğt önliveceğim. — O halde ben şimdi gidivorum. Sen, Rüzteme bir şev — sezdirme' Yarın akşam gene uğrarım. MARTA RÜSTEMİN AYAĞINA KAPANIYOR : Rüstem sabaha karsı surlardan odasına döndüğü zaman çok vor- gundu. Ö gece mütemadiyen etra- fi gözetlemekten, bir dakika bile oturmağa vakit bulamamıştı. Rüstem odasına girdiği zaman güneş doğmak üzereydi. Marta ya takta ağlıyordu, ; Rüstem şafiyetle sordu: — Ne vat: neden gözyaşı dö- yorsun? Çok yakında bu muha sgaradan kurtulacağız. fazla telâşa düştüğünü sezdim bu gece. Bu telâşa bakılırsa, orduları- mız va gelmiş, yahut yaklaşmış © lacak. Rüstem soyundu. Yatağınm ke- narma uzandı. Marta kendini — tutamıyordu. elliydi ki Rüstemi gerçekten se. viyordu, Osmanı ele vermemek ü- zere ona (arabacı kızılı.dan bah- setmeğe ve bu hiyanetini yüzüne vurmağAa katar vermişti. Martanın ilk sözü şu oldu: — Sen geceleri nerde vakir geçi- riyotsun? Rüstem dudağını bükerek, haye retle sevgilisinin yüzüne baktı: | — Gârip bir sual! Kalenin burç- larında sabahladığımı — bilmiyor- musun? Bunu sormağa lüzüm var- mı? Marta müstehzi bir tavırla gül- meğe başladı: — Arabacının kızını da burçlae, Düşmanın * rm üzerinde mi oturuyor? Onune la beraber munöbü bekliyorsu- nuz? (Devamı var) SeBldin — aa ae * j < 4|