v a Ka YIğa binerlerken elini M b , Matsa, yahut da yikil ’*ıaâî gövdesini aşarlarken T : du. K U R A R D ı M Ayşe birdenbire ayağa kalktı: : kızım kulağıma söz girmiyordu. Genç kız bu dinamit meselesin, de şöyle cevap vermişti: — 2Lütfen kabul edersiniz ki, bendenizde de hiç olmazsa adam, larımdaki zekâdan birazacık fazla bir zekâ kırmtısı vyardır. Dinamiti benim patlatmam, tehlike ihtima- lini azaltmış olmaz mı? Aralarımndaki daimi münazaaya vesile olan sebeplerden biri de “Şel. don” un zencilere karşt yaptığı mu. amele İdi. “Jan Lakland” a nazaran zenci. lere tatbik edilecek tarzın şekli şu idi: Ciddiyet, vakar dalresinde İn, sanca mueğmele; nadiren müküfat vermek; “'mükâfat sık sık verilir- se kıymeti kalmazdı; ender oluşu ise tabiatiyle kıymetini artırırdı”; hiç bir suretle ceza vermemek. Misal olarak da kendi gemicileri. ni gösteriyordu. Bu adamlar “Jan | Lakland” 1 prestiş eder derecede seviyorlardı; halbuki, hakiki birer esir muamelesi gören “Şeldon” un hizmetçileri, efendilerine karşı, kin ve nefret hislerinden başka bir şey besleyemezlerdi. Şurası da muhakkaktı, genç kı. zın yanmdaki adamlar SŞeldonun zentilerinden üç misli fazla iş Bgö, rüyorlardı. Bunun yegâne Bebebi, bu sevgiydi. Şeldon genç kızm fikirlerini ta, | mamiyle doğru bulmakla beraber çiftliktekl zencilere karşı böyle bir muamele tarzmm kat'iyyen aksi neticeler vereceğine de kani- di. Her ikisinin de başlarınm tstün- de daimi bir tehlike keskin bir kı- | lmç gibi asılr duruyordu. Filvaki Jan Lakland da Şeldon gibi dışarıya çıkarken beline re' | tesis edildiği fikrinde ısrar edi - yordu-. Üna göre her iki tarafın biribirinden korkması esasma müs tenit böyle bir idarenin bütün mes'uliyeti beyazlara düşerdi. Kendisi Havay'ın hbalim, selim | ve uslu akıllı yerlileri arasında bü: yüdüğü için, burada da zencilere öyle muamele edilmesini istiyor . du- Yumuşak davranılırsa Salamon | adalarmdaki zenciler de beheme- | hal yola gelir, diyordu. Bir akşam Şeldonla beraber & vin önündeki sofada otururlarken, | zenci barakalarımmım birinden deh- şetli bir gürültü koptu: Derhal koştular. İki kadın da * yaktan ölüm haline gelmişti. Bun, ları insafsız cellâtlarımın pençe - sinden zor kurtardılar. ' Tahitili gemicilerin muhalazası altında, tekrar vahşilere kaptır - mamak için Şeldonun evindeki Milli Roman .Vazan: İskender F. Sertelli Noş ğm—_ i hapisten kur" q“uîîdoğru ilerlemek — ve :* & hirı'bîrleı-inız yazdım — et I%Ş:'Bk İstiyor! eee % hm IYorlar, Sıvasta AT ldi. Millî kuvyetler git * Mustafa Kemalin İdez d etrafında toplanan birçok vatan” severler mühim hizmetler almışlar. Yurdumuzun istiklâlimi — ve Türk milletinin hâkimiyetini temine ça" İışıyorlar, Bu davanın kolay ve ça" buk bitmesine imkân yoktüur. Ayşe gözlerini yere dikmiş, Sa lih hocanın sözlerini dikkatle dim liyordu. Ayşenin arkadaşı Zeynep kapımnın önünde bekliyor ve ara sı" Ta: — Haydi Ayşe. beklemekten canım sıkildi. Nerede kaldın? dir Çurcsap vupuysnu gyuna) Padişah Kgıunl Süleyman, bir gün Barbarosa sormuştu: — Anderya Dorya denilen herif gözü pek bir denizci galiba? Kimseden çekinmeyen, korkma, yan denizlerin biricik hâkimi Bar. baros gözleri alev alev yanarak ce- vap verdi: — O herifin lâfr mı olur? Her tarafta arıyorum, ben yaklaştıkca o kaçıyor. — Kaçırma... Fırsat bulunca te, 1 İşte fırsat ayaklarma kadar gel mişti. Esasen kardeşi Oruç Barha, rosla İshak reisin en şanlı ölümler. le ebediyete göçmelerinden sonra, bütün bir husumet dünyasma: — Ah! bütün Frenkistanı kılıç. tan geçirsem kardeşlerimle yoldaş, larımm intikamını alamam. Diyen Barbaros, harbe karar ver. mekle beraber Preveze körfezinde beklemeyi daha muvafık görüyor, du. Körfez dardı, fakat kale top- çusunun himayesi altımda bulundu- Bundan düşman donanmasına karsı müdafaaya her zaman elverişli idi. Şiddetli bir fırtma vandı- Deniz kıyıları dövüyor, gemiler bu coş, kun ve azgım dalgalar üstünde bir beşik gibi çalkanıyordu: Sabahleyin hava yatıştı, denize bir sükünet geldi. Her iki tarafta da belli belirsiz bir durgunluk var. dı. Barbaros münasip bir fırsat bekliyor, Anderya Dorya da İstih, kâmlarım himayesinde bulunan bir donanmaya karşı pervasızca ilerle. meye cesaret edemiyordu. Kendi kendine: — Düşman karaya asker çikarır, donanmayı karadan ateşe tutarsa ? Bu endişeye bütün arkadaşları da iştirak ediyordu. O sabah Murat Reis, Turgut, Salih Reis Barbaro. sun etrafımda toplanarak müzake, rtede bulundular. Ve hep bir nokta durdular. üzerinde Anderya Dorya, gemilerinin top. larmı karaya çıkaracak olursa dg. nanmaya kârşi epeyce bir tesir ya- pabilirdi. Fakat Barbaros düşma- am karaya asker cıkaracağına ih. timl vermiyordu: Bunun — sebebini de arkadaşlarma şöyle izah etti: — Düşmanm karaya askör çı. korkacağınız — için asker ve top çıkarmak, sahili tah, kim etmek istiyorsunuz değil mi? buna mıı_:i dıeıin)ı, Myw Doryanm gemilerimizde asker bu- İmmamasmdan istifade ederek bü- tum etmesi ihtimali de var. Onlar yirml_hhı kişiden fazla, biz ise beş bin kişiyiz. Düşmanı bu kadar az bir kuvvetle nasil püskürtebiliriz. Bu pek kolay bir iş değil. Kale ken- di kendini pek güzel müdafaa ede. bilir. Bizim yapacağımız şey donan. manm müdafaa kuvvetlerini zayıf, Şayet düsman zorla İmana girmek isterse, o zaman Ü- Zzerine atılırız. Mesöle gemideki er- lerin yerlerinde bulunmasındadır. sözleri pek doğruy. du. Fakat onun bu fikrine arkadaş. ları itiraz etmişlerdi. Hattâ Salih Röis karaya top çıkarmayı ısrarla teklif etti. Bu fikre öteki reisler de iştirak edince Barbaros, bu tek. life razı oldu. Türk askeri kâraya çıkıp siper kazmaya başlaymca düşman gemi- leri şiddetli bir ateş açtılar. An- derya Doryadan bir müfreze ile bu boğaza hücum etmek istedi. Fakat Barbaros çabucak bunu önledi, Dor. yanm akmı akim kaldı. Şimdi her İki taraftan da toplar atılryor, müsademeler oluyor, ya- ralananların feryatları top sesleri. be karışıyordu. Barbaros Andorya Doryayı istih- — Dava ne kadar uzarsa uzasın, Salih amca! Saçlarım beyazlaşın” caya kadar, belim iki büklüm ©" luncaya kadar bekliyeceğim onu. Ve gözleri dolu, dizleri kesik bir hakle köy muhtarının evinden çÇık” tı. ' gi Bir hafta sonra, Ayşe bir sabah tarlaya gitmek üzere evinden çıkmıştı. Yolda Zey nebe rastladı, — Bugün benimle beraber tar laya gelmez misin, Zeynep? Zeynep düşündü: — Hayır. Gelemem. — Senin de gitmene razı değilim, Ayşeciğim! " — Niçin..? Bugün tarlaya tor hum ekeceğim. Gitmezsem, tohum" ları kuşlar yer.. Fareler yer. Zar PREVEZE MUHA HA BE R — Akşam Postası EBESİ kâmların topları önüne getirmek istiyor, Anderya Dorya da Barba- rosu limandan çıkarmaya çalışıyor. du- Gece Murat Reis bazı düşman ge. milerine taarruzlarda bulundu. Fa. kat gefak atarken, bütün düşman donanmasının (Lpant) a doğru yol. landığı görüldü. Barbaros buna çok sevindi. Di. yer kumandanlarla askerler de coş. muştu. Nihayet limanda — kalmayı şerefine, izzetinefsine, Türklük gu. ruruna yediremiyen Barbaros deni ze açılmaya karar verdi ve topla- dığı harp meclisine hir plân teklif etti. Plânm kabulünden sonra, ge- mileri Üç filoya ayırdı. Güneşin İlk ışıkları Prevyeze sırt. ları üzerinden Adriyatik denizinin mavi dalgalarını yaldızlarken, Türk (B : donanmasınım zerin yelkenleri v. zaklardan görünmeye başlamıştı. Anderya Dorya da Türk donan, masını gördü. Fakat sahili muhare. beye müsait bulmadığı için, müba- razaya girişmekten çekindi. üç Baat düşündü, Kapello ile Grimani ısrar ettiler. Bunun üzerine donanması, na hücum emri verdi. Düşman kalyonları Türk gemile, ri Üzerine umum! bir top ateşine başladı. Bunların topları sayıca pek çoktu: Fakat az menrilli idi. Bu. nun İçin mermiler Türk gemileri. ne İsabet etmiyordu. Türk donan- ıııaııbuım.ı-et.leclüşı:ı:ı.ııııinuamnı.+ sma ilerliyor ve ateş ediyordu. Toplarm nafiz tesirinden istifade edilecek bir sahaya kadar yaklaş, tıktan Sonra, Türk donanması hep birden ateş açtı. Muharebeye artık bütün şiddetiyle başlanmıştı. Be, yaz yelkenleriyle denizin durgun sularr Üzerinde titrek akisler brra- kan gemilerin içinden davul ve nağra sesleri, Allah, Allah ava” zeleri işitiliyordu. Gemiler, suları yara yara, beyaz köpükler saça sa. ga İlerliyorlardı. Arada sırada siyah dumanlar içinde parlıyan bir alev- den #onra, müthiş bir gümbürtü kıyıların sessiz ufuklarında devam. H akizler brrakıyordu. Top ateşleri biribirini takip edi. yor, direkler parçalanryor, koca bir gemi dalgalarm yumuşak şiltesi. ne gömülüyordu. Güneşin gurubu ufukları ateş i, ginde bıraktığı sırada, Barbaros kat'i hücuma hazırlandı. Hayatının « yetmişinci yılmı idrâk eden ihtiyar | kaptan hücum kolunu bizzat idare ediyordu- O, şimdi cenuptaki ge. mileri vurmak istiyordu. Bir taraf. fan raeastladığı gemileri batırıyor, bir taraftan da kaptan ( Buçanağ- dan) a kumandasında geminin di. reklerini parça parça ediyordu. Barbarosun etrafa ateşler saçarak ilerleyen bu hücum kolu kargısın. da düşman gemileri birer birer ka- çıyorlardı. Koca deniz kurdu, bu hücumüiyle düşmanı perişan bir halde, dümen. Venedik kal. J armaları T lariyle güvertelerine ymlr::: ğî ları jstifade edilmiyecek bir ' hale sokuyordu. Anderya Dorya ikinci savasş sa. fındaki kalyonların mahv ve z;ıgmp olduğunu görünce, Türkleri ricate mecbur etmek için maiyetindeki kadırgalarla ilerlemek istedi. Fa- kat Barbarosun pervasızca ileriya doğru atılması üzerine küçük ge. milerin arkasma gizlenerek (Aya. madra) kıyılarma çekildi. Turgut Reis, henüz savaşa - gir. memişti, münasip fırsat kollayor- du- Anderya Doryanın kalyonların arkasından uzaklaştığını görünce, bunu frrsat saydı, ihtiyat filo ile ilerledi, cenahlara hücum etti. Kal. yonların boş kalan arkalarınn geç. : Târ görürüz. Zeynep, Ayşenin kolundan çek- ti: — Bugün gitme, Ayşel Yolunun üstünde pusu kuracaklar sana! — Benim yolumun üstüne At macadan başka hiç kimse — pusu kuramaz, Ben bunu önceden dür şündüm, Arkasındaki küçük odun balta: sını gösterdi: — Bunu yanıma boş yere al: madım, — 'Ne 0? Öyle kumnaz bir tilki ile dövüşecek misin? — Elbette,. Yolumu kesen, kim olursa olsun, kafasını kıracağım. Zeynep tekrar ısrarla yalvardı: — Gel, gitme Ayşe! Başında ö lüm kasırgaları dolaşan — insanlar felâketi göremezler. Sen de ©o in” sanlardan birisin! Atmacanın ne müthiş bir adam olduğunu — hâlâ anlamadın mı? i | Ayşe gülümsedi: TEPAEBASI Belediye Balıçısi © Kızılayın mevsim sonu eğlenceleri Şhm%n îınğ MXm% - JESMA LEYL ve arkadaşları mmumuıınvo.ıunıım akrobat ve canbazlar; ŞARLO | : BAMİ ve yeni büyük varyete. Komik ler müsabakası, ÇENGİ ŞEHNAZ Şı.rlnlı,nhılıveluhkıhahmyük komedi. Teknik Okulu Müdürlüğgünden: 1 — Mühendis kısmı giriş imtihanları 1, teşrimlevvel ©40 galı günü yapı- lacaktır. Kayıt olanlarım karneleriyle o gün saat (8.30) sekiz bu- çukta mektepte hazır bulunmajarı. 2 — Fen memüru kramı giriş tmtihanları günü ayrıca ilân olunacağı, 3 — Teğrisata 21 teşrinlevvel 9d0 pazartesi günü başlanacağı, ilân olunur. (8997) SAĞLAM DİŞLER veAĞIZ BAKİMI MUTLAKA REiDA DiS SUYU İLE TEMİN EDİLİR.MUSTAHZARIN MAYİ HALİNDE DİŞETLERİN EN DERİN YERLERİNE GİREREK ANTİSE 1DOLAYISİLE K TESİRİNİ YAPAR komisyonundan: Muhammen bedel Lira — Kuruş 628 05 bt Mit Eatr Oküle ölüm vüvatun Satış gün ve saati 3-10-940 perşembe sabah 10 Miktar ve müfredat muhammen bedelleri mektepteki şartnamede yazılı müstamel Tevha halinde kurşun, eski çinko, kimya ocağı (camekânlı ve de- mir çerçeveli) eski sistem kollu yangın tulumbası, hurda halinde yaâzt ma- kinesi, müstamel dahili telefon makinesi ve telleri, eski kanape tahta san- dalye ve koltuk, hezaren sandalya ve koltuk, sigara sehpası, eski — yangın hortumu, eski Avrupa kilimi, eski Uşak halrsr, istör perde, eskii kâğıt ve def terler, hurda marangoz tezgühr, hurda gaz tenekesi, yazı teksir muakinesi, para kasası, hurda yastık yüzü, battaniye, çarşaf, yerli kilim ve çuval yukar da yazılı günde mektebimiz avlusunda cinsine göre ve müfredat itibarile ve şartnamesinde yazılı şekiller ve kayıtlar dalresinde satılacaktır. İstekli her malm muhammen hbedeline göre bidayeten satış yerinde teminat verecektir. İstiynler yukardaki gün ve saatte mektebe müracaatları ilân olunur. (8814) ti, bunları iki ateş arasımda bırak, Bundan sonra Türk donanması u. mumi bir hücuma geçti. Düşman donanmasını korkunç bir gülle yağ. muruna tuttu. Düşman savaş hat. tımı yarmak manevrasımt takibe başladı. Gemilerin birçoğunu batırdılar, yaktilar. Borda bordaya sıkışmış kalmış olan kadırgalara kancalarla hücum ettiler- Rampa rampaya gel diler, ve bir çoğunu batırdılar:. Bu sırada akşam da olmustu. Anderya Dorya artık hiç bir se- âmet çaresi kalmadığını anlamış . tı- Bütün ümitlerinin kırıldığını, do. nanmasının mahyvolduğunu görün. ce, Barbarosun daha müthiş bir hücumuna uğrayacağından korktu. Gecenin nihayetsiz karanlığı için- de fenerlerini söndürerek sonsuz — ÜÖlüm.., bu, insanı, hangi de liğe saklansa gelir: bulur. — Öyle bir kahpeden korkar mryım sanr" yorsun? Gitmiyecek bile — olsam, bunu duyduktan sonra, yolumdan beni kimse çeviremez. Ayşe arkadaşından ayrıldı. Ve yoluna devam etti. Köyden on beş dakika — kadar uzaklaşınca kendi tarlaları görün" müştü, Ayşe yolda giderken, kendi ken” dine söylendi: — Atmaca karşıma — çıksaydı, köprü başında çıkardı. Demek ki, bir şey yapmağa cesaret edememiş. Tarlanın methalindeki çalılıklar arasından geçiyordu. Etrafta kim' seler yoktu. Uzakta görünen tarla” ların hemen hepsinde kadımların çalıştığı görülüyordu. Ayşe dalgın dalgın — yürürken, birdenbire çalılığın arasından u" zanan bir erkek başı gördü: — Dur!,. , ları koparmak sırası gelmiştir. ufuklara doğru kaçtı; canmı güç belâ kurtardı. 27 Eylül 1583 de kuşluk vaktin. de başlıyan savaş, güneş batınca, ya, hattâ daha sonraya kadar sür. dü. Sabahleyin, Preveze önlerini büyük bir ormana benzeten o kor. kunç müttefik düşman donanma. smdan akşam üstü deniz üzerinde yanan birkaç tekne ile bir iki çek. tiriden başka bir eser, bir iz kal, mamıştı- Türkler, bu zaferin verdiği se- vinç ve gururla bir taraftan yelken. lerini açıyorlar, bir taraftan da: Deniz üstünde yürürüz, ai Düşmanı arar, buluruz; komaz, alırız; Bize Hayreddinli derler- Türküsünü söyliyerek, ufukları kucaklamaya gidiyorlardı. Münir Süleyman Çapanoğlu Ayşe derhal baltasına sarıldı: — Vay.. Atmaca.. sen misin, Atmaca Osman, — kudurmuş bir sırtlan gibi, derhal belindeki bıçar Zını kımından sıyırdı: — Bugün seninle burada kozu' mu paylaşmak istiyorum, Ayşe! — Benim seninle bir alış veri: şim yok. Benden ne istiyorsun? Osman yalvarır gibi bir — sesle sordu: — Seni delice sevdiğimi hâlâ anlayamadın mı? : Ayşe soğukkanlılığını muhafaza etmeğe çalışıyordu; — Bana ne? dedi * ben seni sev” miyorum, Ve bir adım geriye çekildi: — Zorla sevgi olmaz yal — Hayır. Sen de beni — pekâlâ ._ sevebilirsin, Ayşe! Kalbini o ser — seme bağlamışsın! Artık bu bağ (Devamı var) | ı *, ' a? ğ Nehari aa — HiYeni Kolej x — İLK .ORTA .LİSE Taksimde Sıraserviler 86 - Yeni açıldı Müdürü: Eski Şişli Terakki Direktörü M. Ali Haşmet Kırca Hususiyetleri: YABANCI DİLLER ÖĞRETİMİNE geniş mikyasta ebemmiyet vermek, sınıflarını az mevcutla teşkil ederek talebesinin ça- Uşma ve inkişafı, sıhhat ve inzibatı ile yakından alâkadar olmaktır. Mektebin denize nâzır kaloriferli tenefflshane ve jimnastikhanesi vardır. Her gün saat (9 ile 18) arasında talehe kayıt ve kabul olunur, 'Tel; 41160