Haber 1 Aralık 1939 sayfa 5 | Gaste Arşivi

1 Aralık 1939 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

1 Aralık 1939 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

A LEŞRİN — 1930 W MüFREıZESı 434 " Söyle bir cümle vardı: ka, — Dataryasınm 23 Mi Kullandığı sülfür de * öbüslerin birgünden edilmediğini — söyle- ,, * kadar çocukça n _Bunun yerine “bu e- ymın yalan söyle. İhk ir,, dese ara WŞ bir hıddetle sar- h gitmiyecekti Tsa? Ya tehlikeyi biz- lll'muş, kendisi bü. x“lmelm hakikaten M '" “geveze topçu on !' tsa? Bu — heyecanlı hç TU takip eden hâdi- %düften ibaretse? kenıiıamden şüphe “lh' henüz elinde ka- hkhl. Mevkiini bı - İna.d ve israr edi- 'e kadar beklemeğe %Eger geceye kadar elde ederse vakıt L ı:'ll:hı'a.nı atlatmıştı. k!n Aymanın karşısı - disine çeki düzen noli ile ter içindeki ÜNe Saçlarmı taradı. buçugu çaldı. Gec Ianacak evrakı %h sol koltuğuna açtı. Sert ve dik kt"“"I(loı'u geçti. Nefer- H, *T onu görünce he - %:Myetı alıyorlar - ki gibi sert hare - aları iade etti. xX FİRAR 26 Sonkânun 1916 ç nra göyle bir u - *t hasıl oldu: Almati t'hl'lk etmekle hiç de K Er, çünkü 1914 den — Ve iktısadi kuvvet- Nerile istediklerini Yavaş elde etmek ar makul düşün ııll'p etmezlerdi. M ne kadar cesir ga © mahir kumandar _%bulunursa bulunsun İK7 devletlerin — sadece se Gükleri sulh zama- e U derenede nüfuz te * İmkân yoktür. *, lı"aîlar'mı'u icinde er Cürmn guürürlarını o! İ T” dadikleri Ririn- _Ntzîheımdîr. Cüntet Ti neticesi meskülr “Atmak istamemistir ““D mevzuumuza dö- %1 kütlelede muazzam bi, Almanların tabif zerin doğum yıldö- tertip edilen gece "Rı yay Pmnıştı. meydanımda iki . Ek dirseğe şaşılacak , "Etlfm şekilde yek - Zîhı toplanmıştı. M de Kont düruyor- ç Kölonel dimdik doğ havaya kaldırdı lqn biraz da istihfaf - sSanati, korkutmak ı:ayKolonel Fon Ni - hü' Şaheser derecesin- Şt 'f.—“lnde ve tam bir mu- ON adım İlersinde za- N&"Wmn saati saat umulmayan bir T das gewher! ve iki bin sol e- gibi tu- © kıracakmış ta]“nasmdaırı müte - Mbirmdm mü kita İlerledi ve birden ıü"îhda Kolonelin bir adığı sürpriz ** ikinci Vilhelmin kol bir tek vücude | FIr zÜ Nakleden: Fethi nmmş isminin ilk harfini teşkil etmektey- di. W II harfinin okunabilmesi i- çin meşaleler mail tutuluyordu. Sürpriz, hakikaten muvaflak ol muştu. Meydanda bulunan herkes manzarayı seyrediyordu. Haym bu fırsattan istifade « *ti. Zabitlerin Sol nde durmuştu. Bir adım geri attı. Sükünetle ve hiç acele etmeksiz'r yürüyerek merkez — kumandnalığına girdi. Ximseler yoktu, içeri girdiğini yal nız kapıdak' nöbetçi neler gördü. Koridorda Alsaslı koştu. Mera- sim yarım saat, belki de kırk beş dakika sürecekti. Bu müddet zar- fında Haym 'istediği gibi serbest kalacaktı. Fakat ne de olsa zaman yapacaklarını evvelden kararlaş - tırmış bulurmasına rağmen pek azdı. Yazıhanesine bir fırtına gibi gir di. Cebinden bir karton çıkardı. Bu “geveze Fransız topçu onba - şısı” nın fişiydi. Üzerizdeki par - mak izleri, dökülen kurşun kalemi tozile bariz olarak görünmektey - di. Haym Smitin masasından bü- var tamponunu aldı. Bunun tah - tası siyah ve cilâlıydı. Üzerine evvelden hazırladığı bir tozu dök- tü. Beklediği gibi,tamponda bir baş parmak izi belirdi. Bu izi, e - sirin fişi üzerindeki izle mukayese etti. Hayatının birkaç senesini polis lâboratuvarlarında geçirmişti. Ağ- randisman yapmadan ve ölçü al - madan da iki parmak izi arasında kaba taslak bir mukayese yapa - birdi. Birkaç dakikalık bir tetkik neticesinde kanaat getirdi: İki iz bir adama aitti! Demek fiş' hazırlayan Şimitti. Haym, Kolonelin odasına koş- tu. Meslek icabı müşahede kabili- yetinin artmış olması yüzünden, en ehemmiyetsiz teferrüata bile, hattâ farkında olmadan, dikkat e- derdi. Meselâ, Kolonele evrak im za ettirdiği zaman onun sağ eli şahadet parmağını kesen bir yara izi dikkatine çarpmıştı. Şimdi, tet kik etmekte olduğu fişin üzerinde de hatları ikiye bölünmüş bir par mak izi görr-üştü. Haym, merkez kumandanının masası Üstünde duran madeni cigara kutusunu aldı. Bunun kapağı üzerinde aradığı izi o ka - dar vazıh olarak buldu ki, eczasız tetkik edebilirdi. Bü sefer muka- yese birkaç saniyelik iş oldu: Kar tondaki parmak izi Kont Niders- tofundu, demek kartonu o da tut- muştu. İçki âlemi gecesinin son kısmını beraberce Hayma tuzak tasarlamakla geçiren Şmitle Ştro- berg koloneli ertesi sabah erkenden uyandırmışlar, şüphelerini ve pro jelerini ona kabul ettirmişlerdi. Haym sakinleşti. Bir gün evve- lindenberi onu üzen teessüften Zzi- yade şüphe iİdi. Artık şüpheye mahal kalmamıştı. Korkulan hâ - dise yukubulduğuna göre teessüf- le geçirilecek vakli yoktu. Ne ya- pacağını biliyordu. Her zaman ol- duğu gibi, tehlike ona mücadele kabiliyetni iade etmişti. (Devamı var) Mazot buhranı başladı Son günlerde baş gösteren ma- zot buhrahı yöüzünden vapurlar ve molörler mazotsuz - kalmışlardır. Buhran birkaç gün daha devam e- derse bütün mazo'a işleyen ve - sait hareketsiz kalacaktır. Eylül başında getirilip gümrük- lerde kalmış 400 ton mazot oldu - Bu anlaşılmış$, çıkarılmâasına karar verilmiştir. umrüke — “Vatan Sevgisi” hakkınd> '"mferans j Şehremini Halkevinde — yarın akşamı saat 20,30 da Cemaletiin Server tarafından “Vatan Sevgisi'” adlı bir könferans verilecektir. Konferansı mütcakip gösterit şu « besi tarafından iki perdelik bir ko- medi oynanacaklır. Davetiyeler ev idare memurluğundan tedarik edi. , lir, e Hş 35 yılını vahşiler arasında Bodur ve şişko cariye'eri tam Ben ekseriya ikisini biribirin2 ka- rıştırıyordum, Bu iki şişman, yus yuvarlak kız kardeşlerin bizi mi- safir ettikleri yer, kalın — gövdeli ağaçlar arasına bir takım bataklık kamışlarından özülmüş birer ha. vai ağaç köşküydü! Gariptir ki kadnılar kabilesin - de her kadın kendi başımna bir ma halle teşkil ediyor. Ormanın için - de toplu olmaktan ziyade biribirin den ayrı, müstakil ve uzak oturü - yorlar. İhtimal ki, toplu bir hal - de, bir arada — yaşamıyacaklarını anladıklarından!.. Her kadın kendi erkekdlerile bir ağaç kümesine çekilmiş bulunu - yordu. Kadının ağaç dalları ara - sındaki kamıştan villâsı ortada, o kadına ait erkeklerin tünek ku- lübeleri de kadının villâsmın et - rafındaydı. O şekilde ki, her kadını, dışar - dan vaki olacak her hangi bir te - cavüze karşı korumak için kendi erkeklerinin çepeçevre bir tünek is tihkâmı var demekti. Gerek vahşi hayvanlar ve ge - rek yabancılar her hangi bir te - cavüzde bulunabilmek için evvelâ erkeklerin çepeçevre oturdukları ağaçlara hücum etmeğe mecbur -' du. Görülüyor ki, bu suretle reis ka dınlar kendilerini yine erkeklerin sayesinde emniyet altına almış bu lunuyorlar! Gündüzleri gerek erkek ve gerek kadın bu ağaçların diplerin- de otürüyor, bütün işlerini bura - da açık havada görüyorlar. Gece oldu mü, evvelâ kadın a - ğacındaki kamış köşküne çıkıyor, o villâsıma yatmağa çıkmadan hiç bir erkek yatamaz, meydanı ter- kedemez. Kadının bulunduğu ağacm al- tında küçük bir kulübe daha var- dır ki, bu nöbetteki kocanın kulü- besidir. Her akşam erkeklerinden biri bu nöbet kulübesinde yatmaya mecburdur. Bu süretle yatmaya kadmın ikinci bir müdafaa hattını teşkil ediyor. Kadının bulunduğu ağaca tır - manabilmek için evvelâ bu nö - betteki erkekle mücadele etmek lâzıragelir. Bu nöbetin mükâfatı yoktur. Yani kadın gece kendi a - ğacında yatarak kendisini muha - Hındistanda duünyanıd H A B E R — ÂAkşam Postaaı en eski insünları arasında Yazan: L. Buseh geçirmiş bir Alman seyyahı Cuhinin erkek oniki taneydi faza ettiği için o erkeğ2 mutlaka iltifat etmeye mecbur değildir. Kadın isterse, meselâ bir meh - tap gecesi, kalkar, nöbetteki er- keğin kulübesi üstünden atlıyarak ağaçtan iner ve diğer erkeklerinin yattığı ağaçların dibine giderek arzu ettiğinin adını seslenir. Onu alarak mehtapta gezmeye çıkarlar!. Nöbetteki erkel: kadın avdet et- dinceye kadar kulübesinden kımıl damamaya mecburdur! ' Böylece, kadının bir iltifatına nail olmak için, aylarca nöbet bek liyen biçare erkekler g1 . dahi di- yemezler!.. Kadınların bu diktatörlüğüdür bir hale koymaktadır!.. İşte isim' rine kısaca Cuhi ve Kuhi denilen villâlarının bulun - dukları ağaçlar yanyana olan iki kız kardeşler bize ağaçlarındaki nöbet kulübelerini tahsis ettiler. Evyelâ, iri Hindli uşağım Ca - vad', Kuhinin sıska kabile erkek - lerin> &öre yapılmış olan nöbet kulübesine sığmadı! Kuhi bu ha - li görünce gözlerini açarak hid - detle: — Herif insan değil, fil! diye bağırdı. Bunun rahatça uyuması için en aşağı dört kulübe ister! Ne yapacağız, bilmem ki? Fakat Cavadi, buna meydan vetmedi. Zira havat kamış villâsı- nm bir tarafını delerek oradan ba caklarımı dışarıya uzatmak sure - tile nöbet kulübesine sığabilece - Bini isbat etti. Benim ev sahibim Cuhi ise beni misafir ettiğine gayetle memnun du. Son derece pişkin bir kadın olduğu için, etrafımızda büyük bir merak'a toplanan aile erkek - lerine, daha doğrusu erkek cariye- lerine pişkin bir tavırla gülerek tekmeler attı. Her birini tekmeyle bir tarafa itti. — Ne o çakal herifler? Ne var? Size bir kadın getirmediğime mi şaşıyorsunuz? İzadi yerlerinize kö pekler!.. Diye bağırdı. Bodür ve şişko Cuhımn erkek cariyelerini şöyle bir saydım. Bir şey değildi: Tam 121.. — (Devamı var) itâvetler temenniler ee K & cke FE SK e | Muzlimsiz - birakılan — dersler vüzünden tale)e Bir okuyucumuzdan, çocuğunun devam ettiği mektep hakkında bir şikâyet mektubu aldık. Bu okuyu- cumuz, okulların ilk karnelerinin tevzil zamanının yaklaşması mü - nasebetile, Süleymaniye camli bi- tişiğindeki ilk mektebe giden kızı- nm derslerini kontrol etmiş, neti- ceden hiç memnun olmamıştır. Se- bebini araştırınca, buna öğretme- nin rahatsızlığı dolayısile okula muntazam gelmemesinin müesesir olduğu neticesine varmıştır. Hüviyeti bizce malüm ve mah- fuz olan şikâyet sahibi, bu vaziyet- ten acı acı bahsederek çocuğunun bilgisiz kalmasında başka sebepler | olup olmadığını bilmediğini işaret ediyor ve Zeyrek orta okulu mate- matik öğretmeninin Ankara resim sergisine komiser tayin edilmesi yüzünden bir aydan fazla zaman « Acık konusma : Çengelköyünde Namazgâh sokak 22 numarada bay R. Alptunaya: 8-11-939 tarihinde göndermiş ol. duğunuz mektubu Şirketihayriyeye bildirmiştik, Şirketin bu günden İtibaren tatbik edilecek kış tari, fesindeki 12 ve 20 numaralı sefer- lerin bahsettiğiniz mahzurları kal. dıracağı bikdirilmektedir, bilgisiz kalıyor danberi bu dersin boş kaldığını | bildiriyor. r | Okuyucumuz, iki yıl bir lise | hakkmda yaptığı şikâyet üzerine oğlunun bahis mevzuu olan ders - ten döndürüldüğünü söyliyerek hü- viyetinin saklı tutulmasını istiyor. Maarif Vekâletinin nazarı dik - katini celbederek süratle — tedbir almmasmı dileriz. ki, erkekleri - kseriya mum gibi Şehrin bu iki sokağı düzeltilmeli Karagümrükte İskender bey ma- hallesinin İpek kaytan yolu ber- | bat bir vaziyettedir. Bu yolda ka, nalizasyon tesisatı olmadığı için pislikler çukur lâğımlarda toplan- makta ve kış günleri bu çukurlar çökünce müthiş bir koku neşret. mektedir. Evlerin bulaşık suları lâ- ğim olmadığından sokağa dökül - mekte, velhasıl bu sokak medeni, yetten bihaber yaşamaktadır. Bae- lediyemiz bu sokağı bugünkü vazi, yetten kurtarmalıdır, y Paşabahçe - Beykoz yolu Beykozla Pasşabahçe arasmdaki yol tam bataklıktır. Sözde tamlri- ne başlanan bu yolda 4-5 ame, | lelstihdam edilmekte ve bu a. mele ihtiyaca kâfi gelmediğinden tamir uzayıp gitmektedir. Beledi - yenin nazarı dikkatini celbederir. Gök yüzü gırıydı (Dünkü sayıdan devam) Kasabaya — varıncıya kadar, “nasıl şimdi yakayı ele verdin mi?,,, mânasını taşıyan müdürün © meşhur ve istihfafkâr gülüşü. nü canlandırdı. Hakkında — vilâyete ileyh, bilâ izin ayrılarak,, diye başlıyan tahriratlar yazdı. Ken- disini sual altına alarak bunlara gene kendi cevap hazırladı., mü: dafaalar yaptı, kendini açığa çı- kardı, affetti. Kamyon akasya a- ğaçları arasına girip, uzüun uzun | klakson çalmağa başlayınca her. hangi — bir kimseye görünmek korkusundan, inerek doğruca eve gitti. Gönüllerinin bahar gibi gülüşü gözlerine vuran küçük kızları öonu merdiven “başrnda karşıladılar. Mademki annemiz geziyor, de- diler, yeni entarisini yollayalım. Sonra komşu kadınlar teker te- ker toplandı. Hep beraber ve yüksek sesle ağlaştılar. Yeni a. çılmış bir şeker kutusu önüne oturan ,ağızları çikolataya bü- lanmış çocuklar onlara hayretle baktılar. Sabah erkenden, ' daima kapr nın sundurmasında duran anah. tarla kalemi ilk olarak o açtı. Et- rafında baremin dedikodusunu yaparken cıgaralarını üstündeki kumda söndürdükleri; açık ağ- zından daima kül kusan iğri a. yaklı soba, dibi kireç teressüibün- den beyazlaşmış, içindeki suyu bulanık gösteren bardak, onun cömert arkadaşı kulpsuz testi, kazalarda memurlarm eli bir tür- ü yatışamadığından ekseriyetle kullanılmasını genç hademelere bıraktıkları Remington marka daktilo makinesi ve gene kadro darlığından hademelerin tuttuk. ları varide ve sadira defterleri, Duyun uumumiyeden geçen Sür leyman efendinin daima bir evrak kalabalığı görülen tozlu masası | Üzerindeki iri çakıl taşları, eski bir kuru üzüm sandığı olam kâğıt sepeti hep aynı yerde ve aynı şe. kilde idiler . Yalnız kendi masasında mühim değişiklikler lemler ,kendi kalemleri değildi... Fazla olarak bir de cıgara tabağı gelmişti.. Kendisinden sonra ka- leme ilk evvelâ varidat memur muavini geldi ve hiç konuşma- dan yerine geçti. Arkasından Süleyman efendi. nin eşikte biraz durakladıktan sonra içeriye girdiğini gözucu ile gördü. Süleyman efendi, tütün tabakasını, ağızlılını, kurşun ka- lemini cebinden çıkartıp masanın üstüne brraktı. Şilteli koltuğa çöküp rahat bir ohh çekerek bıyıklarını sıvazla- dıktan sonra başını yana çevirdi; “hoş gelmişsin evlât,, dedi.. — Hasta nasıl?, —Sizlere, ömür, onu İsta.ırbul. da bıraktık. — Deme yahu!.. İşte şimdi fe- na oldu. Amma sen kendini bil, fazla kahretme hani, sen de sağ- lam sayılmazsın.. Hepimizin ba. şına gelecek bu değil mi? Bu koftuşma sırasında gençten biri içeri girdi. Ortaya selâni ve- rerek bir müddet ayakta kaldık- tan sonra varidat memür muavi. ninim masası yanmma oturdu. Arkadaşlarının aşinalık göster- diği ve kendisinin tanrmadığı bu genç etrafındaki eşyalara pek a- lışkın bir gözle bakıyor, halle . .rinde yenilik ve yeni tanışma a" lâmetleri — görülmüyordu. Son günlerde sık gelip gitmiş eshabr | mesalihten biri olsa gerekti. Bu ihtimal de çürüktü. Çünkü; kaza- da günlerce takip edilecek iş bu. lunmazdı. Ancak yerli olması lâ- zım gelirdi ki bu takdirde de mu- hakkak tanıması icap ederdi. Süleyman efendinim önüne ça. nak büyüklüğünde bir fincan bır- “müma- | görüyordu. — Ka. | rakan kahveci müdürün odasına girdiğini fısıldarken kapı açıldı ve herkes ceketinin düğmesini ilikliyerek ayağa kalktı. Müdür her zamanki gibi masaların ara- sında dolaşmadan geri döndü .. Kâapının kapandığı henüz du.. yulmuştu ki tanım—adığı genç sah- te bir nezaketle sokularak: — Affedersiniz.. masamı mü- saade edin de işime bakayım.. Malüm ya müdür bey geldiler, dedi. Ö, ağır ağır yerinden kalkar. ken karşısındakinin yüzüne bön bön bakryordu. Süleyman efendi- nin sesini duydu: — Yeni muhasebe kâtibidir o, Hakkı beyl.. Anlar gibi oldu. Yüzü birden- bire acayipleşti. Çarpılmış gibi bir tarafa eğilen — dudaklarını güçlükle biribirine kavuşturarak: — Buyurun... diyebildi ve hiç arkasına — bakmadan kalemden çıktı. ** * Gökyüzü gri, o kadar griydi ki gönüllerine en derin yerle. rinde koyu gölgeler yapıyor ve insanm neş'esini sünger gibi çe- kip alryordu. Cadde ve duvarla- rın kuytularında biriken, yağ. murdan ıslanarak çürümeğe yüz tutmuş kuru yaprakların ağaç çürüğüne benziyen lüzucetli kor kusu genizlere kadar geliyordu. Dışarda kuru yerler seçerek çekine çekine basıp yürüyen sı1s- ka gölgeler, soba boruları tüten kellifenlli evlerin —tüller takmış penterelerine bakarak içlerini çekiyorlardı. Rüzgâr dallarını tararken, a. ğgaçlar vahşi bir hışırtı ile sallanı yor, bağırıyor, bağırıyorlardı, Bu sesle, insan dışarda ise * paltosuna daha fazla sarılıp bü- zülüyor, içerde ise az daha ateşe sokuluyordu. İşte böyle bir gün Hakkı beyin evinden işlemeli siyah bir kuma. şın iyice örtemediği uzun bir ta> but çıktı.. Taşryanlardan başka cenazenin arkasından mezarlığa kadar giden, yalnız yüzünde 18- tırap ve keder çizgi olmuş bir ihtiyarın biribirine kavuşmuş göz kapakları arasımdan sızan göz yaşları ve onun eteklerine başla. rını sokarak bağrışan iki çocu” ğun acı acı feryadı. - oldu. Adil KISAĞÜN Devlet sermayesile kurulan müesseselerin hlânçoları tetkik ediliyor Ankara, 30 (A.A.) — Serma. yeleri devlet tarafından verilmek suretiyle kurulan iktısadi teşek. küllerin 938 senesi blânçoları ile kâr ve zarar hesaplarını tetkik et- mek üzere 3460 numaralı kanün mucibince 30 teşrinisani 1930 perşembe günü Başvekilin Tiya. | geti altında B. M. Meclisinde toplanmış olan umumi! heyet, adı- geçen teşekküllerin blânçoları hakkındaki üumümi mürakabe heyeti raporlarına ittilâ kesbet - miş ve blânçolariyle raporların muhtelif tali komisyonlarda tet. kikini tasvip ederek 14 kânu nuevvel 939 da toplanmak Üzere içtimaa nihayet vermiştir . Yeni Neşriyat Yeni Adam Yeni Adamın 257 inci sayısı dol- gun bir şekilde çıktı. Bu hafta Yeni Adamda İsmail Hakkı Baltacıoğlı. Hüsamettin Bozok, Sadettin Vedal Koçer, Yunus Kâzım imzalı tetkik ler, İstanbul valisi ve yollar adlı makale, haftanın bütün — sanat ve fikir hâdiselerinin tarihi — vardır. Güzel bir kapak içinde çıkan mec- muanın bu sayısını bütün oküyücü- , larımıza tavsiye ederiz.,

Bu sayıdan diğer sayfalar: