hi —'İ’%-——;Rm — 1029 —İ- eti koşar adımla kavga ; âîtı er. — Muhacirler ME ikt I-ran—ızd:m bağ Bi | Mlmadı. Askerler zaten ) daşmı kskıvrak yâar ım?ğfhk olmuşlardı. M ettiler. 1 Yaslanmış olan Fran İ Yyarı karanlığım- m'!! ve hâmisinin in- îrannda götürüldü- 3 AA *4;3?.?4 AA N K f 3&,:; d&!tz sakı.miı Genç £ - Billara — gelince, o, ifi yarr jandarmâ- hemen kaybol GekE'u ı' ' hiç düşünmeden, iki | ı&%neşınc düştü, Bavulu: Anaya bıraktı ve mzr ha Üüzere koştu. " —%tl hiçbir hesaba müs- (& r5"1-74&512111.:1111 ilk sa- | T &h“îlhı__ Yakınlık duymuştu. '1 böylece bırakamaz: '. Nü ni C edebilirdi. Düşman B % ette karuıla;abılewğı F gözünün önü- P&u © bu — ihtimalleri bıh istemedi. İN —müntehasında as- j m:ıhatlan görünce' e kenâra çekildi." P eden genç kmn dî— gorürülen adamm haydutlar olabile-, ile görmek üzere iti-, Seli Fransuazm yü- tölde. Sonra bir ke- |. t düşer gibi oturdu. | ğ Bayılacak — gibi U v:aî% herşey fıril fmi . | _'“' % Gözlerini kapa— _v SI yenmâ:n;ıı K sesi işitildi ve inzr- CD" Nakleden: Fethi KÂRDEŞ | lacaklardı. Fransuaz tereddüt — etmçksizin, boş hattı, rayların üstünden atlar yaçak, geçlii. Yülüdü ve uzaktar gördüğü binaya ya'! Binamın etrafında kimseler yok- |tu. Cepaeye bakan iki pencaresin: den uşık sıziyor, kahkaha Sesleri geliyordu, Fransuaz yaklasmağa cesâaret e- demedi. Ancak o zaman, oraya ni* çin ve ne yapmak üzere geldiğini kendi kendine sormak aklma gel- di. Ne yapabilirdi ki; teşebbüsü- nün manastılığmı anladı. Birden ümidi kırıldı. Fakat mücadeleci karakteri ga. lip geldi. Düşündü. —Bu düşman memleketinde yapayalnız kalmağı göze alarak istasyondan kaçması boşa mı gidecekti? Labartı kurtar" mak için bir şey — yapmıyacak maydı? Yapabileceği bir tek hareket var lerini bulup tevkif ettiğiniz bu iki adamın suçu, kabadayı bir adam taralmdan tehdit edilen bir genç kızı müdafaa etmekten ibarettir.., demesi belki Lahartı” - kurtarırdı. Kati, 1srarlı bir tavir Almanlar ü- zerinde daima tesir gösterir. Evet, en mükemm2l hal çaresi ancak buydu. Fransuaz cesaretini topladı. Binaya doğru birkaç a- dim attı. Tam köşeye geldiği za. man içerden ayak sesleri gelince 'korkııylz dıvarın gölresine sığın| , dr. Bir devriye, onu görmeksizin, buhç metre öteden geçti. $ Gıı; kız, devriyenin uzaklaşma-: srnr'bekledi. Tekrar / yürüyeceği || durakladx Sesler binanın arka ta rafmda bir penceseden gehyo;aâ 'Bir kere bakrıp dinlese, ıçendeıla. | z.),barta ne yaptıklarını öğv'eme hıindmzmıydx’ - mevnmım) ,.kenddamebuAHahhr;nmjsmînî Hindistanda dünyanın 185 yıhnı vatişiler arasında fışkıramaz ki böyl — Çünkü bu soğuma:birdenbire olmamıştır. kil Yavaş yavaş oldu- gu aşikârdır. Binaenaleyir birden- bire dağlar ve kıtalar — fişkiıramaz ki böyle bir tufan olsun ! Binaenaleyh tüufan — hâdisesinin sema hâdiselerinden yani — arzın dir! En eski insanlar arasında tu- fan rivayeti olduğu gıbı ayın par-; çalarıması rivayeti de var.. Meselâ Hindistandan çıkıp sayni- hizada ayni iklim olduğu için Arabistana | yerleşmiş ve gökten inme mukad-. des taşlarr beraber göfüren Amg- larda bu ayın parçalanma rivayeti| vardır! Benim sana : bahsettıgitmve bana ilk hakikatleri öğreten ihti- yâar Brahman bu meseleyi çok:mesx rak etmiş ve çok tetkik etmişti..O, Arapların tufandan sorira Hindis tandan kaçtıklarını-ve (siyah taş — Haceri esvet) denilen sema ta- şinı Allah ve tılsımları ,olarak 'A»: raöistana götürdüklerini, — bustar şın hâlâ oradaki eski mâbetlerinde! olduğunu, bunların aym parçalan— masr rivayetini de hâlâ muhafaza ettiklerini söylerdi! Esasen Araplarda ayın ismi olan (kamer) kelimesi Hindin en"öski “Allahlarının ismidir. Yani Ay Al- jtahmın ismidir! Fakat cemi halin” dedir! Kam — ay demektir.'|(er)” dle cemi olmuştur: Kamrer — ay- lar, iki ay demektir! ! l Hindistanda en eski bir. kavim #vermişlerdir! Bunlara (Kamer der) | *(Kmrriar) Üdenir.. " Bizim îhtıyarıBmhman banader diski*Hindistana giren, beyazların, yani - İngilizlerin ecdadı da bu Baş, Dış, Nez!e *Nevralii. Kırıkhk ( ve buhın agnlarmızı derhal Ni 1 günr ©. '-! kaşe âlmabilir y Grıp, Romatızma DA B adı ıı*'af- ' &â )h“'ı'eîı hiğörtüi ği (zar ğ bokaçe | eket otiz, istas-) ĞM; “Labarl ÜY v?âl'oıaır ı' Bu aI TİYATROSU "'3 ;samedı kısmı 9 ıîl""'-"IS'I'ANda(:r&:vızt HALK OPERETİ Çakşam $- da ÜÇ YILDIZ & domıi-lıhı.pod eage far— trnrpîîî% "&'Lınps (sirllar a .. a— G T LA n A:eergn&m__ korb zum İ Gameleîıi'âıîg zıwımmmçsm .» GİDEN BALIKÇI i cı'ev h (ls have, : nWhtmubla) - ZIPRİRÖİ (balina avcısi) dışatısından ileri gelmesi zaruri- [ en eski insanları arasında Yazan: L. Busch geçirmiş bir Alman seyyabı “Birdenbire dağlar ve kıtalar e bir tufan olsun, (kamer)ler imiş! Hayretimden sarardığımı itiraf ederim. Zira hakikaten bugün Britanya deniler İngiliz adalarında İngiliz- Ienı'ı en eski cedlerinin (Kamber) ler veya (Kamer)ler — denilen ve Hindistandan hicret ettikleri anla- şıları insanlar olduğu malümdur! ;Kamber, Kambriç ve Çamber şek. “linde bu isimler hâlâ — İngilizlerde yaşamaktadır. Esasen Kam keli- *mesini bütün Asyada işitmiştim. Asyada bu tabir —Türkler ara- sında pek meşhuürdü. Asya Türk- leri ruhant reisletine, kâhinleri- ne /(Kam)veya Şam diyorlar. A(Şaman) bugün Tibet kâhinleri. nin adıdır. “Türklerde, tıpkı — İngilizlerdeki s*talâffuz gibi, Kamer kelimesinin «Kamer şeklinde ay biçiminde şek le've Çember kelimesinin de gene “ay-biçiminde yuvarlak şekle söy- Kam kelimesi Çam, şam, ham eşekillerinde de söyleniyordu. — Ve 'nasıl ki Kammer bizim — Alman idilinde (ova)| manasına — geliyor- duysa gene almanca zimmer şek- 'linde ayni manada idi. Şamber “şeklinde de Fransız dilinde oya *manasına, fakat ingilizcede de yal "nız kam yerine hom şeklinde ayni 'manaya geliyor! Türklerde Kon ve Konag şek- yor! Şüphe yok ki ayın düşmesi, ya- ni tufan savaşından sonra geceler meydana geldiği için insanlar ko. naklıyacak yere (ayın ismini ver- mışlerl inin söylediği bu hâdise bir 'e zihnimde büyük a İâ.r meydana getirmiş olduğu için hayret ve dehşetim gittikçe artı- yordu. Derin hayretle Buha * Rutiye: — Fakat dedim, Tufan olduğu | zaman bizim arz ilmi yeryüzünde 'füsanlar olduğunu kabul etmez! Buha - Ruti gene beyaz dıglen- 'ni ayda parlatan soluk gü:üşîıh güldü! Sakallarını kuru pımııkh- *Hle"tarakladı. ee Kâmil Başaran, mağazanın Caâ. | mekânı önünde epey tereddüt |geçirdi. Kalabalık ve apaydımnlık bir mağazaya imkânir yok girip öteberi satın alamazdı. Ona ki. dı. Bir kravata ihtiyacı vardı. ve şimdi öründe durlduğu mahalle ârasındaki bu küçük ve mütevazi tuhafiyeci dükkânından daha mü. nasibini bulamazdı. Bununla be. raber elân tereddüt ediyordur. Kâmil Başaran, zeytinyağı ve zahire tüccarr Hayri Yeşiloğlu müessesesinde — muhasebeci ve kâtipti. Bütün gününü ticaretha. nenin kendisine tahsis edilen kü. çük, loş odasına geçiriyor, iş ha. ricinde kimseyle iki lâf ettiği ol. mıyordu. — Patronunun en ufak bir iması onu sapsarı etmeğe kâ. fiydi. Hele patronun kızı Nec. lânın, ticaarethaneye geldiği gün. ler, yüzüne bakması bile zavallı mahcup İdelikanlıyı utancmmdan kıpkırmızı yapardı. Akşamları küçük bir lokanta. “da yemeğini yer ve şöyle böyle e. 'pey para kazarımakta olmasmma şağmen yemeği müteakip hemen yatmak üzere — bekâr odasma koşardı. NVakrt geçiyordu. Kâmil niha. yet kararımı verebildi ve kapıyı iterek dükkândan içeri girdi. Kimseler yoktu. Yalmız tatlr bir Bes işitildi: — Şimldi geliyorum efendim. Eyvah! Bir kadım satıcı ile karşılaşacaktı. Ne diye bu dük. kâna girmisti?. Kâmil daha ken. disini toplamağa vakit bulama., |Jdan, sarışın, genç ve güzel bir gatrer kız çıka geldi: — Ne arzu ettiniz efendim?. Kâmilin o anda arzu ettiği şey Mmm-w .Fakat bu. nt yapamıyacağı içimn ilk arzusu. nu söyledi : — Bir boyunbağı istiyordum. Artık bu pek eskidi de.... Heyecanla gafı anlaymca kımp kırmızr oldu. Satter kız tezgâhm üÜstüne bir | sürü kravat srraladr. Odasınm süküneti içinide bile, delikanlı bu Bi bösr e Ş TDevamı yar) boyımba.ğı zrumdan bn'i. —— ——— ——— ——— ——— —— ,portant la Stielhamen "T — Iılın. 'avı — ; BF ö pöche âla ııııııı-ıoı İ Whalling (Whale « Fisherv. Whate « Fiahing, wnııoı-vıhııl Daer wılîını y ) (heı-e n.“-ıluhnpgi')'wüh to crab" or;lobater pola; .ıf, h[i's .Ğı?t' & oış_f?qd ! e. E) bag strefetı tans İİ B TÜ n | j MEL N d a ;huf:t ET0S8 <-. beam! at the md d a .pole; İn ahnmphıg (!:*e soing to cateh shrhnşs) t'fıo net is şhrimper vadins to the knees üü 2. A: der Mnmmıt dem Z2 8) ; Cersamba ak- | N ” Sbamân eüEEĞTI Ti wna- y 5 &ran , *Emı — Kadınların | Üng; whaling - master - 1 & lahmut Yesari L E: hw captain of 'a whaleship) v [h i â*â'rmmu Lİ: thşıh:moouer (tha har | 1 A: der Harpunensehütze , $ Tnlmısmu pooneer) on the whaler atf dem Wı.lfünger | © k BU ('il*:ıc.;;-:#'ıı '©r whaleship (the steam . (Waldampier) g 3&“ SİI;'M"' Ko whaler). Fhale - fisher, iy. Hâlede (i 'DENİZ BALIKÇILIĞI :: ı';ı.ıî'.;: M_ Iğrıpla balık avı A çük, şatafatsız dükkânlar lâzım. | Satıcı kız sini seçmekte çok müşkülât çe. kerdi. Kendisine mütebessim ve | biraz da müstehzi bir nazarla ba. kan güzel satıcının karşısında ise bu müşkül iş imkânsızlaşmırştı. Elini, öründeki kravatlardan 1lâ. slâttayin birisine uzatarak fiya. tınr sordu. Parasını verdi ve ka, çar gibi dükkândan çıktı. Yemekten sorira odasına — dö. nünce aynanın karşısında yeni kravatını prova etti. Çok güzel, elbisesi ve ikişer liraya alırımış gömlekleriyle tam bir tezat teşkil ediyordu. & © * Kâmil hayatında hiç şık giyin. mez, bilâkis göze çarpmıyacak şekilde giyinmeği tercih elderdi, Buna ilk defa, ayna karşısında yeni kravatını prova ettiği za. man üzüldü ve pişman öldu. Neden?. zın hiç tesiri yokmuyldu? Onu muydu yoksa?. — Ah onun hoşuna gıdc'bıl.. semla kânın önünlde buldu. kaısa süren bir tereddütten sonra lümseme ile karşılandı: Kâmil bir çift güzel eldiven al. dı ve bir kelime söylemeltlen dük. Attık gürpheıı kaımamııu, Bâ. Artrk her gün devama başla, dı. Her defasında bir şey alıyor. du. Sevdiğine yaklaşmak, onun tebessümü ve ve sesiyle sarhoş olabilmek için başka bir çare but. Bu gidişle biriletirlliği bütüm /| paralar yavaş yavaş suyünuü çeki. yör, onunla maküsen mütenasip oitrıkxâmihngühğıumdu. | Aldıklarını kullanmasından daha (Lütlen semfaypt çeviriniz) Plânş 73 ma lıfı.î - F ea Saa - Flııı.ı'v.“'hı rlmıgh:r.ı öi ..- F: La pâöche awu cnıııtı LE 'rrııııılng mıwıını Fishery; here: Steam ( Trawling); A: Die Sechleppnetzfischerel .— ygervme—e - ı ı(îmttıı-hımı,m yat) a torba (hazne) b makas İ 1. F: le chalut (le chaluf, le “ gangül) a la poche b le panneau (la planche, parfois le chandelier) i. İ: the trawl (the trawl - net) dragged ör drawn along the sea - bottom .by 2 a the tall b tha wing — ! I. A: das Grundsehleppnetz (Trawl) & der Stert b das Seherhrett . 9. RİNGA BALIĞI GEMİSİ (ringa avlamağa mâahsüs bultarir gemi) _ 2. F: Je harenguler â vapeur (bateau m. â vapeur pour la pöcbe du hareng) 2. İ: tha steam fishing - boat (a fisherman; here: the steam - trawler, a trawler, trawl - boat or trawling . vessel; ihe per- son who trawls is also called: trawler) catching herring (pursuving., or carrying on, herring fishery) 2. A: der Fischdamıpler (be- tzelbt Heringsfang) , haddinlden fazla güzeldi. Babayani, Bu suali kendi kendisine sor. du., Acaba bunda güzel satıcı kı. aklından çıkarmıyordu. Aşk bu' — ) Ertesi İM: i M.ı IM.' en; çıktığı zaman, farkınıda ohnııhn." kendisini bir gün evvelki dük.' Bu gsefer içeri girdi. Âyni güzel satıcı kız. tarafından gene ayni cazip güs-