Evlâdımn kızaıtması ile haha— ;sına ziyafet çeken hükümdar! , Yazan : RIZA ÇAVDARLI l ŞİN alayına bakalım! Dünün fâciası, günün komik bir “sahnesi olan tarihin sayfaları ara- 'sınma karışalım, Hiç t”ihİC, evlâ- danin kazartmasını babasına ziya- fet çeken, Ve Onü yiyen babanm da “Kıralm her arzusunu yerine : getirmek benim için bir borçtur"' : diye bağıran dalkavukların bulun- duklarmma bilmem tesadüf ettiniz ni? " Bunu yapan Medi'nin meşhur y üüçüncü htikilmdarı — Astyağe'dir. - Deli hükümdar, Harpage nanım - daki veritinin haklı tenkidlerini : dönlemekten bıkauişti. Hükümdar, Baltanatın kendisine Allah tara fıdan verildiğini zannediyor, de- mnilen batalara düşeceğin; hatır ve İlı'ıünden bile geçimıiyordu_ Saray, bugün ne ise, dün de © h. Yüksek duvarlarında sade rir yanm, dalkavukluğun sesleri akis- fer yapardı,. Harpnzenin tenkille- ti, onun mevkiine göz dikmiş olan o akiplerin ellerinde iyi bir silâh Wııdı. Fuhuş, sefalıat, rezalet “Şeünde yüzen sarayda: — O kim oluyar ki “genkid ediyor! Sözleri ağızdan ağıza yayılıyor, kalaktan külağfa varryor, nihayet — , şüdöne döne bizzat Kıralm kulağına - | fısıldanıyordu. " Astyağe kuduracak — hale mişti: — Ben kıral değil miyim? Beni | pbenkide kim cür'et eder? ğ - Diye bağırıyor, haddim' bilmi- h Şen bu küstahn, iyi bir ders ver- ; İııege lımrlanmırdu Birçok ceza- tar düşündü, Fakat hiç birisini, in * ükamını alacak kadar siddetli gö ) Temedi. — Cellâd kes! Demekla bir kelle uçurulabilir- di! Fakat bu neye yarardı. Onun kuvvet ve kudretini ölü anlayacak değildi ki... O, öyle bir ceza isti- yordua ki, cezayı gören hem yaşa- o sım, hem de kıralın aztmet ve deh- ş Betini bütün ömründe unutmasın! Son derecede hilekâr, İranlı kö- kesini çağırdı: — Söyle, dedi. o bul! Ömründe mel'anetten başka bir şey düşünmemiş olan bu adam, ozun boylu mülâhaza etmek Tüzu- munu bile hissetmedi. — Kıralrm, dedi. Bundan daha olay ne var? Astyağe deli gibi sorduü: W — Söyle nasıl? — İstedifiniz ceza hem ağır ol- sun, hem de kkuüvvet ve küdretinizi "her yaman takdit etsin değil mi? — Evet, ne yapalım? — Basit... Fvvelâ cocuğunun boynunu vurdurur;, etinin kızart - lııaııu yapar, bu kızarlmayı da l' Harpağeye vereceğiniz — ziyalette ! kendisine yedirirsiniz! “ Kıralın aklı hemen yatiıverdi. İş | ftam düşündüğü çibi tahakkuk e * decekti. ) Mel'un köleyvi: : — Sen bir köle değil, vezir ol- | mağa |Jâyıksın! ğ Diye taltif ettikten sonra! f - — Yarm, dedi, safafkla beraher, o gçocuğu buraya Setirilip kesilmeli, Bası da bernber olmak sartiyle a- | damakıllı kızartılmalı, Ben de öğ | Teye Harpağeyi yemeğe davet e“ | der, ona yediririm! — Basiistline efendim! Biraz sonra olup bitenden habhe- ri olmıyan vezir iceriye girdi., As- İyağe o gün pek mültefit görün- dü, Veririn her zaman İazla sefar hat hakkındaki sözlerini din!edi. Hattâ onun: — Korkarım ki haşmetmaap, fazla zulüm bu saltanatı İranlılar eline gecirmesin! Diyen sözüne bile ehemmiyet Vermesdli, Aksine aolarak: — Bunları adamakıllı düşüne- lim! Yarm gel.. hem öğle yemeği- ni beraber veriz, hem de iyi xa * rarlar veririz! Dedi, * Harpağe kıralın adam olmağa başladığına inanarak cıktı, Zaval h vezir, ertesi günü ziyafetie, ö- nüne konacak, “devlet kusunun” ne oldu#anu bilmiyardu. Sabah olur olmaz, hüküömdarın iradesi yerine getirildi. Oğlunun böyle erkentden almısmıma hayret eden Harpnğe, neden Ve nibin sa- raya çağırıldığmı sorduğu zaman: — Öğleyin öğrenirsiniz! vevahile karşılaştı hükümdarı gel. —H F* Akin aa 2 r t Bana bir ceza L ? 'W $ Zeki vezir, daha o dakikada he olacağını anladı. Mümkün merte- be elem ve ıztırabını göstermeden üğle yemeğini yemek üzere davetli bulunduğu saraya geldi, Astyağe 'memnun gülüyordu: — Haydi bakalm, dedi, sofra- Yya otur! Günsüş bir tepsi içinde, muhte- kif parçaları kızartılmış bir çocuk eti getirildi. Hükümdar: — Ve bakalım koca vezirt dedi. Bu sana mahsus bit yemektir. Etin yalnız başı kızartılmamış- &. Zavallı masum çocuğun bağırır ken açılan ağzı, öyle açık duruyor- du. Daha ilk bakışta Harpağe çocu” Zünü tanıdı, Zaten tanınmaması- na da imkân yoktu, O yüz, o haç olduğu zgibi yerindeydi. Matızuni- yetten kabına sSığamıyan Mt)ıge bağırdı: — Haydi bel! Bir kıralm neler yapmağa müuktedir olduğunu gör!, Zihniyetine, dalkavukluğa ba - kımız ki Harpüğe hiç istifini böz- madı: — Kıralımımn her arzasunu ye- rine getirmek benim için borçtur! Dedi, Ve evlâdının etiyle, âacık- mıs olan midesini doldurdu! Hattâ vezaret elimden gitmesin diye, o kadar iştiha ile yedi ki, Astyaze bile hayret etti, Kahvehanelerde Çay ve kahveye yapılabile cek azami zam tesbit edildi Belediye iktısat müdürlüğü gazi , noların çay ve kahve fiyatlarını tes , bit ederek dün daimi encümene ver. miştir. Daimi encümen kahveye 100 para, çaya da beş kuruş zam yapıl | masmı kabul etmiştir , Her kahvehane şekere zamdan ev, vel kahveyi ve çayı kaçar kuruşa ve « riyorsa bu fiyata ancak kahvede yüz. pâara ve çayde beş kuruş Zam, edecek. tir. F'azla zam yapanlar milli korunma mahkemesine verilecektir . — ——— — ae Milli korunma kanun.. tadil ediliyor Ankaradan bildirildiğine naza. ran, Milli Korunma Kanununun bugükü ihtiyatları — kars&damak maksadivle defiştirilmesine dajr proje mütaleaları alınmak üzere alkadar Vekâletlere gönderilmiş. tir. Kızılay sıcak yemek verecek Kızılay 16 bin vatandaşa sıcak vemek verecektir. Fakirlerin toplu bulunduğu semtlerde aşhaneler a: çılacak, kazası dağmık — bulunan semtlerde de tevzlat #evyar aşha- neler vasıtasivle yapılacaktır, BAŞLANGCGIÇ Bu kitap bir Toman değildir, Burada anlatılan bütün — vakalar doğrudur. Kaderin karşıma çıkar- dığı ve arkadaşlarımdan çoğunun hayatına maâlolan hâdiseleri azı*" cik bile olsun değistirmeğe muk- tedir dGeğilim, Keza, bu kitap “benim” başıma gelen vakaların bir hikâyesi de değildir. Buradaki maksadım, har bin başından feci bozguna kadar BZetirdiğimiz hissiyat hakkında az çok doğru bir fikir vermek, harbin ilk aylarındaki yekıınıalılıkîa sön günlerin şaşırtıcı heyecanları a * rasındaki tezadı göstermektir. Aynı zamanda, Fransız ordusir nun, hücumu bekliyerek “uyudu- ğu” hakkında vör eden - fikirleri düzeltmek isterim, Bozgunun se - beplerini tahlil etmek için ken- dimde ne kuüdret, Ne de kâlji ma- lümat bulmuyorum, Fakat askerle- rimiz, tâ baştanberi vazifelerini yapmıslardır, Aldatılmış oldukla- riın! kabul etsek bile, Fransız as- kerinin miimeyyiz vasıflarından biri olan cesaretle kendilerini mü dafaa etmislerdir. Hiçbir sey icat etmiyorum; hü- diseleri olduğu gibi anlatmağa ça- İstim, Bu şebeple biraz “mona- ton” olmaktan — korkarım, Fakat, o Iztiraplı fünleri yaşamış olanlar, bu satırlarda, beraber geçirdiği - miz iyi ve fenn dakikaları gözle - Kömür ve oduncu- ların marifetleri Hava soğuyunca birçoğu dükkânları- ni kapıyarak - ortadan kayboldular Kiış başında birkaç Zün ha. valarımn bozması geten Seneki bü- yük kıştan çok faydalanmış olan İstanbulun odun ve kömürcülerini derhal harekete getirmiş ve odun. la kömür fiyatları sür'atle yük- selmiştir. İki günlük — yağışlı bir havanın odun ve kömür borsasın. daki ilk tesiri odun fiyatlarınım çeki başina iki buçuk İira yüksele. rek 16 ve kömürün de mevcut narka rağmen kilosunun 15 kuru- sa çıkması seklinde tecelli etmiş. tir. Kömür ve oduncular butunla da iktifa etmemişler bircoğu dük, kânlarını, depolarını kapıyarak or. tadan yok almuşlardır. Fakat dün havanın biraz açısı köümürcülerle öoduncuları hesanlar'nda raştrlunış tir. Gecen sene kiş bütün şiddetiyle eylüliin ortasımda baslemış ve bu'n dan iki av evvel de sobalar vakıl- mıstı. Buna rağmen kıs'n en sid. detli zamanlarında odun fiyatla, rt bu senekine nazaran yüzde elli daha ucüz bulünüyordu. Küömür fivatları bu senekinden zaman za. man daha pahalr olmuştur. Bü se- ne kışm gecen senekinden iki ay sonra başlamış olması odun ve kö, mürdan cok tatsarruf edilmesini temin edecektir, | ——— Sahte kinın yap_ş_plar İki kişilik *bir şebeke yakalandı Emniyet memurları, sahte , kinin yapıp piyasaya süren bir şebekeyi Meydana çıkarmıştır. Şebeke efradı, Kumkapıda Mollataş caddesinde hem de oturan Leonlda oğlu Vasil ile ay. ni semtte başka bir evde oturan Bo. ğos oğlu Dimitriyadistir, Bunlardan Leönida, sulfat dö kinin tadında bazı maddelerden komprimeler yapmak. ta, diğeri de kendi evinde — bunjara — tırarak piyaıays. sürmekteydi. Di , mitriyadis, diplöomasız eczacı kalfa . lığı yapıyordu, Dünkü dürmümeşhu! esnasında bunların yanında — 24 kilo sahte kinin bulunarak müsadere edi! miştir, Her ikisl de bugün — adliyeye verilecektir. Altın düşüyor Evvelki gün 31,70 olan altın fi- yatları dün sabah 30 lirâdan açı!. mıs, akşam üzeri 31 lirada kapan. miştir, 24 âyar külce altınm bir gram fiyatı dün 405 kuruştu. “şeri sokağında 122/124 numaralı ev. | (eczacı Ha.iı Samj) etiketini yapış - | ispanynlvari bir aşk maderası Bir genç kız, agabeysı ile sevgilisinin davasıııda şahitlik edecek Vak'a bu vaz Biüyukadada cere. yan etmiş, şimdi muhakemesi gö- rülüyordu. Davacı yerinde — bulu. nan dört genç, yanlarındaki maz- nun Yyerinde oturan'lan, dövüldük, leri söğüldükleri için davacıydılar. Dördü de bopsitil giyinisliydi. Saç ları enselerine kadar uzamış, omuz ları ileriye, göğüsleri geriye kaç. mıştı, Birisi pek uzun, ikisi orta. dördüncüsü de pek kısa boyluydu. Kendilerinden biraz aralık du- ran, temiz kıyafetli efendi tavırlı orta yaşlı, maznun, büyük bir hay- Yete düşmüş gibi, sol eli ile ya. nindaki gençleri gGüöstererek: — Yüksek mahkeme bu iddianın inanılacak bir sey olmadığını el- bette anlamış bulunmaktadır, di. yordu. Bu nasıl olur. ben yalnız başnna b udört tane güçlü kuvvet. li dinç delikanlıları nasıl dövebili- rim ! Bu, imkânsızdır, Asıl dayak yi. yen, söğülen benim, Rakınız, vak". ayı size bütün etraliyle anlatla. yım: Benim 18 yaşında bir genç kız kardeşim var. Adı Mahide, geçen- lerde bir gün telüş içinde eve geldi: — Ağabey. dedi. Yolda gelir- ken peşime bir delikanlı — takılı Eve kadar takip etti. “akta bekliyor. Pencereden balıtım, sarısın olan bu ikinci genç, köşe basında dur. muş, bizim eve döğrü bakıyordu, Aldırmadık, nihavet bıktı — ve döndü gitti. Artık bizim Mahide ne zaman sokağa çıksa hep bu gencin taki- bine maruz kalıyordu. Nihayet vak'a akşamı tam yemeğe otura. cağımız sırada bir gitar sesi ve bir ask şarkısı ile yerimizden Tırla- dik, Zira bizim sokak oldukça sakin- dir. Ne rad_v(ı vardır, ne tle güazi. no, Bunun için bu gitar ve şarkı Sesi Üzerine, saşırdık, hep beraber pencereye fırladık, - gördüğümür. manzara suydu: Su dört gene köşktüimüzün kar- sısmdaki iri bir taşin etrafına çö. melmişler, birisi &itar, diğeri man- dölin çalryor, üçüncüsü de şarkı söylüyorda, Sarlaı sövliven * * Mahideye takılan Zgeneti. Gözleri penceremizde: a ai Adı güzel, kendi dnhn gilzel, Mahide, Mahidecee!. Diye garip, kötü bir şarkı oku- yordu, Ev halkı hep beraber gül. dük ve aldırmıyarak sofraya otur- duk, Fakat vakit gerikliği ve yat. mak zamanı geldiği halde )şi. kkon seri bitmemisti. Nihayet sabrım tükendi, sokağa fırladım, Yanları- na giderek: — Bu yaptığımız rezalaettir, de- dim, Fakat daha sözümü bitirme. den küstah, cür'etkâr tavırlarla : — Ne olacakmış, sanki, sama ne Fransa harbi Umumi Seferberlikten Dünkerk bozgununa kadar YAZAN: RÖNEBALBL — İ t0 önünde canlandırabilirlerse, kendimi gayeye erişmis addedece- Zim, Beni mücadeleye devama teş - vik eden sebeplere gelince, bun - lar, tamamen şahsidir,. Bununla beraber, bu sebepleri bu kitapta zikretmiyorum; çünkü bunlar mü” nakaşa götürür bile olsalür, mem- leketini kurtarmak güyretini baş- kalarmdan beklemeği kabul etmi - yen bir Fransızın fikirleri olması bakımımdan, herkesin hünnetıne Tüyık olmalıdır. En FASIL I SEFERBERLIR Alsas ve Loren cenhesi — “Oham- pacne” da istirahat, Diyep, Mans sahillerinde kürtük bir Fransız kasabası, Bir müddet- tenberi titremeğe başlıyan anne - lerin diktatli gözler; önünde kayvıt- ÇEVİREN : A, MİTHAT KANIK bir plâj... Harpl., Münihtenberi bunun patlıyacağımı herkes biliyor. Fa - kat herkes ümitli. Hayat devam ediyor, günler geçiyor, tehdit git- tikçe daha ağırlaşıyor. Denize hâ- kim tepeciğin üstündeki klinikte, hasta olan karım yüliyor. — Kızım bir buçuk yasinda; henüz yürü - meğe çalışıyor. Sarr saçlı başının üstünde, karımIn Ve benim nazar- larımız birlesiyor. Düşüncelerimi - zi hıhyomz. Yedi senelik müteka- bil sevgi ve şefkat, bizi birbirimi- ze karşı âdeta Şeffaf hale getirdi. Esasen, sekiz. gündenberi bütün Fransızlar bizim gibi hissediyor, ğ&adyn_ hergün Führerin zehir gi- i sözlerini Nneşrediyor. Herkes, kuvvetten baska bir mabut tanımı yan bu fâtihin nasıl zaptedileceği- ni merak ediyor. Kuvvet... Fakat bizim de küvvetimiz yok mu” Fran Sü Ve İngilterenin tükenmez kay- nakları var. Hitler, kenditi; kanlı sız. Çocukların Şimdi de oluyor, Sözleriyle üzerime atıldı. lar ve beni hep beraber dövdüler, Tabi kendimi müdafaa — için ben de muükabele ettim, Ancak bu, devede kulak kabilinden sayılabi- lir, Ben de aleyhlerine mukabi! bir dava açacağım, Maznünün sözlerine karşı dört davacı gencin, hepsi birden axva- ğa kalkarak karşılik vermek iste. diler. Lâkin reis, yalnız bir tane- sine sSöz hakkı verdi. Bu âsık ve tenör olan gençti: — Efendim, dedi, Ben bu zatın kız kardeşi ile çoktanberi konusu, yorum, Birbirimizi seviyor ve ev- lenmeği düşünüyoruz, kızdan sert, aks; bir ağabeysi olduğunu isşiti. yor, lâkin kendisini tanımıyordum,. Vak'a geresi bu üç arkadaşla bulustum, Canımız sıkılıyordu, Ha- va da güzeldi, Bir sokak — ötnde, Mahidelerin köskü önündeki arsa. da denize karşı büyük bir taş var- dır. Oraya giderek oturduk ve kendi kendimize çalgı calmağa, şarkı söylemeğe, eğlenimeğe karar verdik, Gittik oturduk, arkadaş- lar benim biraz güzel sesim oldu. ğunu söylerler, Bazı tangolar çal- dık, söylerlik, lâkin hiçbir zaman Mahideye karşı değil, Esasen ben konuşmakta oldu , ğum bir kiza bu şekilde hareket elmem. Maznun : — Efendim, bu genç yalan süy- lüyor, Benim kardeşimin kendisi ile kat'ivyem alâkası yoktur. Ta- nımaz, bile. — Fekâlâ tanır, isterse şahit eolarak gelsin de dinlensin. — Kesin artık, siz devam erdlin | hakalım, — Bu sırada bu zat geldi. Me. ğer Mahidenin ağabeysi imiş, Kor- |kunç gözlerle üzerimize yürüyerek 'hizi birer birer döğmeğe başladı. vakıa biz de, kendimizi müdafaa ya çalıştık, Lâkin çok lmwı:hydı Ye mükemmel yumruk " atmasını biliyordu. Hiçbirimiz, — yediğimir on yumruğa mukabil bir tek yum- ruk vuramadık. İsbatı bepimizin kaşında, gözün- de, burnunda bulunan yaralardır. Halbuki maznunda hiçbir yara be. re yoktur. Poölisler, bekçiler yetis- ti. Ve zabıt tutuldu, Biz davacı ol. duğumuzu söyledik.,, Diğer arkadaşları da aynı şeyle- ri söykiyerek, maznunun kendile- ini dövdüğünü ve hakaret ettiği. ni iddia ettiler. Neticede mahkeme şahitlerin celbi itin duruşmayı bışkı bir gü- ne bıraktı, Asıl merak edilecek taraf şahit. ler arasımda Mahidenin de *bulun- masıydı. Genç kız eğer hakikaten sarışın gentle konuşurduysa müah« kemede vereceği ifadesi bir hayli güc olacaktır. Malüm ya, aşağı tükürse sakalı, yukarı tükürse bı. NİHAT SAZİ bir maceraya Aatacak kadar deli mi'? - 26 ağuıstos 1989 Fransa sefer. berliği sükünet içinde devam edi - yor, Duvarlara yapıştırılan afişler de, cağırılan smıfların numüralar rı var, Benim numaram 6, Parise kısa bir seyahat yaptım, Otomobilimi değistirmek istemi - yordum. “Meaux” da güzel bir fırsat da bulmuştum. Ancak, mü- temadiyen sarka doğru hareket eden asker ve malzeme dolu tren- ler o kadar çok ki. Pazarlıktan caydım ve sekiz gün müsaüde iste" dim, Düşüneceğim, Bu sekiz gün zarfında neler olacak?,, Kliniğin pencereleri altında, denizde büyük bir zevkle yüzüyo - Tüm, Su ilik, Hava biraz kapalı, Suları zevidle kulaçlıyorum, Fakat, 0 ne? Nitin hastabakter hemşire bama isaret ediyor? “Mösyö, Mösyöl.. Madama he - nüz söylemedim. Öyle bannediyo- rüm ki 6 numaralı sınıfı cağırı - yorlar, Duvarlara asmışlar,.” “Hay Allah belâsmı versin!.. Şey.. affedersiniz, hemşsire, Gel; - yorum, Siz yine bir şey söyleme - yin,” Hemsire “zannediyorum ki..” di yor. Demek ki emin, Zavallı hem- sire! Ne kadar da telâşlı, (Devamı var) AŞT .Vşf'__f_—îâiüîâııînî';!l—'WL!î_-ıM*_wlw 19 SONTEŞRİN — 1942 H'A"Üİ—ĞİİER TARAH —4 ank 76 Vatan ve hürriyet en büyük servettir ARLIK vergisi kanunu iç si" de, çok parası ve malr olanlar buer" ların kıymetleri üzerinden devle" te para vereceklerdir. Çok parası ve malr olmıyanlar için böyle bir mecburiyet yoktur; onlar umum sırasmda mükellef oldukları ver” gileri ödemekte devam edecekler" dir, Zaten yok'uk içinde bulunan bir insandan bir şŞey istemek ta “ rihe karışan imparatorlukların, müstebit hükümetlerin işidir. Çok şükür hudutlarımızda düş * man yoktür; toplar patlamıyor, makinelitüfekler çatırdamıyor? göklerimiz, yabancı ucakların ce hennem uğultularından — uzaktır! evlâtlarımız, kardeşslerimiz, bahü ve kocalarmız harp ateşi içinde kavrulup erimiyorlar, Dünyanın tarihte eşi bulunmryan bir felâket icinde çalkandığı şu yıllarda yur- dumuzdaki havat bir cennet hava* ti sayılabilir. Hüküm — vermecdieil evvel mutlaka mukayese etmek 3- zımdır; yoksa yantlacağımız şün” - Bunu kime borçluıyuz? Her sex- üçn evvel kahraman Türk ordü * süna,,, Bü orduyu ayakta ve silâh elde tutan milletler arasındaki si- yasi maksad Ve ihtirasları gAyvet yi kolliyan, “Türk siyaseti” takip eden hükümetin şeref payı da av" nı derecede büyüktür. Osmanlı im” paratorluğu diplomatları daima şti veya bu devlet siyasetini tutuyor" lardı; talihlerini onlarm talihleri* ne bağityorlardı. Cümhuriyot hü- kümeti kendi talihini kendisi ta'* rat'yor, Orduyu ve hükümeti kuvvetli bulundurmak icin milli birlik ve para Jâzımdmr, Bu iki vasıtadan birincisi vardır; fakat ikincisinin tedarikinde güçlük çekildiği mu - hakkaktır: zira ekonomik şartla" rın daralmasıma, devlet gelirinin azalmasına mukabi! masraf çok artmıstır. Böyle olağgan üstü mas- tafları olagan üstü fedakârlıklar" la kapatmaktan başka çare yok - tur, Vatan elden gidince servetimi” zin kıymeti nedir? Servet bir. ya şama vasıtasiından ibarettir; yur” dumuzda esir yaşamak ise diri di ri ölmekle müsavi değil micir? İnsan yüz bin lirasının haydutlar 'dan muhafazası için bin Hralık bir bekci tutmaktan cekinirse delilik etmis olur ve bunun neticesi bü * tün servetin kaybedilmesidir. -İngilterede iki sene evve! çıkan bir kanun resmi ve hususi her çe şit serveti krralım emrine verdi! zira şimdiki harpler topyekün harplerdir; topyekün — fedakârlık" larla kazanılabilir. Galip taraf ise zaferin pahalrlığı nisbetinde mağ- lüba yüklenecek, onu etecektir. Amerikada senede 25.000 dolar * dan fazla kazantlar tamamiyle dev lete aittir. Biz varlık vergisini onlardan çok sonra çıkardık ve çok daha hafif mahiyettedir. Tarihin her devrinde, harp 2a" manlarında bütün mihletler ayn! mahiyette fedakârlıklar yapmış * lardır; Ösmenlrı imparatorluğu dev rtinde bu sebepler altında alman vergilere “avariz” derlerdi; varlık Vergisi gibi muvakkat Mmahiyette idi; fakat bir defaya mahsus kah- madığı olurdu. Cümhuriyet rejimi herkeste zen: Bin olmak imkânını vermişstir:; ka" biliyet gösterenler mal ve para Ba" hibidirler, Eğer bu memileket istikı  harbinde muvaffak olamayıp da müstemleke halinde kalsaydı o Servetleri ecnebiler karanacak “ lardı; demek ki varlıklı olanlar simdi istiklâl harbi gehitlerine karşı duydukları manevi minnet * darlığı meddi olarak göstermek im kânma kavuşmuşlardır. Türk icin en büyük servet, va" fan ve hürriyettir. En büyük sers vetin muhafazası uğruna sSahsi: ser vetinizin bir ktsmınt teve seve ve" Tiniz. Ferah günler gelecek ve bir çok mielini kazanacaksmız! KADIRCAN KAFLI Deniz ve demiryolları ücret tarifeleri Ankaradan baber Venuncine göre, kömür fiyatlarının ür;ması dolayısiyle Münakalât — Veküâleti devlet demiryolları ve denizyol! 1 TI yolcu ve esya naklivat tarile'e rinde değişik'ik vanmak mal-> ? le bazı tetkiklere başlam-stır. 9© fiyatların bir miktar artaılmdal muhtemeldir.