8 Kasım 1942 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 4

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

| İ &, PFüljans Jomay —— )PDavası Toplayan : Muzaffer Esen £ vA v ' t Ş ..-.'—,-—.liiı_ıdiît'.’__ Tei — y ga. Tarinin büyük davaları Jtısr ———T t : _ıî___.—— *———:——_—wı z * ? Onbaşı * -İ8 » Rejis üzalarla kısa bir istişare- den sonra “mahkeme Havr'da a. turan Karpantiye'nin şuhid ola, rnk!ıl'ınletlme%ine karar vermiş « tir,, hükmünü tebliğ ettikten son ra suçluya dömndü: — Bu adamın açık adresini ve. rTir misiniz? Suçlu yerinden kalkmıştı, — hâ« kimler, gazeteciler suçlunun bir an içinde büsbütün çöktüğünü, benzinin sapsarı kesildiğini, vücu dunün kuru bir bayrak — gib! tit- remeğe başladığını üâdeta serdiler. Jamay Kekeledi: — Bil, Bil, bilmiyorum, Reis ısrar etti: — Mektuplastığınız bir adammı adresini bilmez olur musunuz” Buna imkân var mıdır? Jomay., ısrar etti: — Bilmiyorum.., Müddeiimumi tekrar — vertindcen kalkarak suçlunun sözünü kestit — Füljans Jomay'ın bu adresi süylemesine ihtiyaç yoktur. Müd. deiumumilik zabıta yasıtasiyle bu adamı buldurmuş — ve mahallinde Sstinabe suretiyle ifadesini almış- 'Hadeyi dikkate değer bulduğu ve şahidin Havr'ı terkedeceği hakkın İda bazı belirtiler sezdiği için Kar. pantiye'nin nazaret altımnda Pa- Tise gönderilmesini münasip hul. muş ve hakkında muvakkat tev. 'kif müzekkeresi kesmiştir. Binae naleyh Rarpantiye bundan sonra. ki duruşmada huzurunuzda tulü. nabilecektir, SÜRPRİZLİ BİR DURTUSMA Ertesi günkü gazeteler flavr'da oturan Karpantiye'ye dair malü- mat ile dolu çrkti.. Hattâ bu hâ, “dikeye fazla ehemmiyet Veren bir Kâç gazete başta Kotidiyen oldu. iğu'halde MHavr'a birer muhabir gönderdiler, Fakat bu gâaze'eler. iden hiçbirisi Karpantiye'nin bu ,Cinayetle olan alâkasını gösteren bir satır bile yazamadı, zira Hayvr ;_pnlisi Ve müddejümumis) ağızla, örmr çok sikr tutmuşlar, “tahkika - a zorlaştırmamak,, için bu miese- Meye dair hiçbir $ey sövlememis , Herdi. Buna mukabil bu gazeteler. “de Karpantiye'nin şahsi ve hilvi- (yeti hakkında bol bol tafsilât Bu gazetelerin yazdıklarıma gö- “re, Luj Karpantiye, Hayr'da fa- 'İğzle para vermek, ve buna benzer çEŞIer yapmakla geçinen bir adam "|idi. Memlekette pek iyi bir şöh, Preti yoktu, herkes bir takım ka- tanlık ve dalavereli ticaret işle- irine de burnunu soktuğunu söylü. iyordu. Gazeteciler bu adamm rinayet :günlerinâe Parise gelip gelmediği pni de araştırmlışlar, fakat bu hu- susta kat'i bir Sey öğrenememis. erdi, konuştukları adamlardan bir rgıçı,!ürpnntiye'nin sonkânun ayı çin'de bir hafta kadar Havr'dan jayrıldığını söylemişler, fakat bu. naşmukabi'l birçok kimseler de fa. Mînjbîr“ yıldanberi bir gün bile (HavP'ı — terketmediği aSrar etmişlerdi. Bu suretle vak'a hakkında çe. #GE çeşit've bazan da birbirine zıd ixı“r_ılır yazan gazetelerden doğru 'kiç bir gey öğrenemiyen — me- irakhlar büyük bir sabırsızlıkla mahkeme gününü bekliyorlardı. Nihayet mahkeme günü geld!. Suçlu ve avukatı dinleyiriterin ve hâkimlerin” önlerinden — geç.rek |Yerlerine oturdular, Biraz sonra- (dân Havr'dan polis nezareti al, tında getirilen Luj Karpantiye sa hit mevkilne geçti. Reis sahidin evvelâ hüviyetini teshit etti: — İsminiz? — Lüj Karpantiye, — Kac yaşındasmız” — Yirmi altı, —- Nerede oturuyorsunuz *? — Havr' Jon Bar sokalı numa- m 27, — Fvli misiniz* — Hayır.., — Lütfen su suçlu -mevkiinde oturan adama bakmız, taniyor mü, suntuz ” Luj Karpantiye arkasına döndü, kapakları siskin, çekik gözleriyle sünki yeni törüyormuş gibi Jo mMmay'a baktr. Sonra hâkime döne. rTek cevap verdi: l — Evet, tanıyorum, noktasında — 87 nej alaydan onhaşı Bül. jans Jomay, — Kendisini tanırsınız ? — Askerlik arkadaşımdır. — Ordudan ayrıldıktan sanra kendisiyle görüştünüz mü? — Hayır.; | — Mektuplaştınız. mı?? | Sahit bir parça düşündü, Sonra sözlerini tarta tarta cevan verdi: — Kendisine xi defa mektup | yazdmı ve bir cevap aldım, Bütün münasebetimiz bundan iharet 0!. - duğuna göre hu mektuplasmanın hududuna girmez sanıyorum, — Bu mektuplarda nedan buh- sediyorsunuz ? — Mehtuplarımın muavyen bir mMevzuu yoktu, eski bir arkadaşa yazılan mektuplar, t — Jomaydan aldığınız cevatı ; sakladınız mı? | — Askerlik arkadaşınız Jomay, | Madam Ru isminde yaşlı bir tadı. nı öldürmekle itham ediliyor, bu | kadını tanıtf mısmız? — Hayır. — Bu cinayete dair bildiğinir var mıdır? j — Hayır.. | Hâkim miüddeitimüamiye sordu: — Kendisine sorulacak sunlle. riniz var mıdır? Ni Müddeiumumi önündeki dosya » dan bir defter aldı ve sahide doğ. ru vuyzatarak sordu: — Bu defteri tanıyor musunur ” Karpantiye bu yeşil kap'ı defta. re dikkatle baktı, Sonra — tevan verdi: ne münüc-betle kYıııhanomda el defterine benziyor.. kullandığım etti: — Bu defteri tetkik ettim, 28 sonkânun tarihinden bir küydı aye nen oküuyorum- “Paristeki — kadın tarafından teslim edilip vevtlivye- nin 184 ve 221 Nao.sına kaydadii. mis bulunan 18 bin frank geri verilmiştir.” şahide bu on sekiz bi'n frangın Pariste kime inde edildı- | Bini sorar mısınız? Karpantiye reisin müdahnalesi'ne hatet kalmadan cevap verdi: (Devamı Var) Yeni Çocuk Hikâyeleri Küçük Doğanın Serüvenlerinden o, lan bu hikâyeleri her ana ve babu gocuğuna tavsiye edebilir. İlk hikâye kitahı Beyazdağ haydutları Renkli resimler, mükâfatlı | müsabakalar ve yalnız 5 kuruüş Yarm müvezzilerden almayı unuymayınız Agvazar'ın jüblesi Müddelumumi söründe devam | B ' kutlanacak. hürmet, hteri veriyor. Vermiştir. bir Ağyazardır. muhafaza etmektedir. İngilterenin birçok eski ve şöhe vet yaptıktan sonra çekildikleri is- titahat — köşelerinden ,*iş başına.., Kuyumculuğa değil, harp sanaylin: de çalışmaya dönmüşlerdir. Bunla- rın çoğu, seksen yaşını aşmış adam Jardır. Öyle iken, harp silâhları vap maya yaravyan en nazik, en karışık | atetijeri tam bir müharelle yapabili- yörlür, Londra kuyumcuları ve saalçile ri içinde, alelyelerini muhalaza v* debilenler de vardır. Bunlardan bi: rinin oluz İşçisi GÜ ile BÜ yaş aras sında bulunuyor, Bunların içinde, H A'BİP'R ' ASARŞafR Postası UGÜN1 Beyoğlunda, Türk gazinosunda bir tören yapılacak, o, kuyucu Agyazarın kırk dört yıllık musikij ve sanat hayati Kırk dört yıll... evet hiçbir fasılaya uğramadan sanat bayatı, Böylemesi bile kolay; gelmiyor ve Knsanın'kalbine bir Bu uzun yüları kucaklıyan ömrü içinde, Ağyazar, bir;çok mahru, miyetlere katlandı, sefaletin en koyusunu çekti, fakat bunarağmen, defir; elindean Diırakmadı, mütemadiyen okudu. Bestekârın eserine dil verdi, mısraları, beyitleri bülbülleştirdi. Ağyazar basit bir okuyucü değildir. Onun, saz heyetlerinin bir ke. narında, elihde defi, mazlüm ve mutevyazı okuduğunu görenler, nihayet birkaç şarlı geçmiş bir okuyucü zannederlerse pek aldanırlar, Ö, tam manasile Üztar bir tezgühtardır. Ve kiâsik Türk müusikisinden bilmedi. ği bir eser, bir beste, bir peşrev” hiç, hiç bir şsey yoktur. Baz heyetlerinde tezgühtarlık, çok mühim bir iştir, Bugün, Ağya, zardan Bonra, Nurj Halilden başka ancak hirkaç isim sayabiliriz., 'Tez. gâhtar saz heyetinin ruhudur, Orkestra şefi neyse, bizim. musjkimizde de tezgühtar odür. Heyeti ö idare eder, okunacak şarkdlara o başlar, icrakârların hateketlerini o ayarlar, onlara yolu © gösterir. Bunun icindir ki, Ağyazar birkaç şarkı geçmiş bir okuyucu, her. hangi bir şuhsjyet, değildir. O, kendi ruhu ile Türk müusikisin! birleştir. miş, hamur haline koymüuş, sanatinin potaamda yoğrulmuş, elini definin Üzerizde gezdirdiği zaman, vuruşlarının, okuduğu eserlerin içinde, ken. ©1 hâssas verlığını konuşturmuş, ona UAhi, ulvi ve şijr dolu bir lisan Asıl Ağyazar, piyasada okuyan, hayaftını kazanmak için saz he, yetleri arasında ömrünü yıprandırân Agyazar değildir. Bir de başka, bambaşka, üstad bir Ağyazar, sanatkâr Ağyazar vardır. Sanati sanat, için yananı yalnız kendi ilhamile okuyan Ağyazar... Böyle zamanlarda , ki pek goktür, - ©o kimseden takdir ve alkış beklemedi, yalnız gönlünün en ince duygularına ve yalnız kendi kapris. lerine serbest bir cereyan vererek okur, işte Ağyazar, o zaman başka Onun sesi, sanati,olgunlaşmış bir hüner, tekâmül etmiş bir kud, ret olarak tehellür etmiştir. Bugün kırk dört yıldanberi okumasma, yıpranmasına rağmen hâlâ eskij barraklığını, şeffaflığını, güzelliğini Bu nağme hünerlerini, ses güzellifini, tatlı bir his ummanmın coş. kunluğunu geniş, güzel bir hattra gibi hafızalarında yaşatmak isti, yanlera tavsiye ederini, bü emektar musiki adamının törenine gidiniz. Bu yalnız sanatkâra Karşı ödemeğe mecbur olduğumuz bir borç değil, sanate karşı da bir vazifedir. Kadrizer, zerger şinaset, kadri gevher gevher, ingiliz kuyamcnları retli kuyumcuları, büyük birer ser| t devamı eden bir kraliçe Viktorya ile saray mensup larının mücevherat yapmış olanlar mevcullur, Diger bir fabrikada 60 sene ças hşmış olan bir küyumcu, 5 nci Jorj la Mari'nin 'taçlarını — kendisinin yapmış bulunmasından dolayı öğü* nüyor, İngilterede, iyi — sanalkârlardan iş başına geçmeyenler yok gibi bir şeydir. Bu kuyumculardan biri, 19 30 senesinde, Napolyonun Mari Lu: milyon franga satın almıştı. Bu ihtiyar da, şimdi, harp sanayiinde, amelesinin ize verdiği gerdanlığı | başında çalışıyor. Petrol kaynakları pek boöl olan Birleşik — dovleller — Amerikasının, petrol sarfında lahdid — yapmasına ihtimal — verilir mi ( idi? Bugünkü harp, bu garibeyi de doğurdu. Amerikanın pelrol tahdidi. pel- rol İslitisal edememesinden — değ', istihsal ettiğis mikları sarfedeme - mesinden ileri geldi; çünkü memle ketin her tarafına kolay/kolay, pe': rol ve peltrolden islihsal edilen ben vesaireyi gönderemiyor.. zin, vyağ — Hâzinemizden bin alta getir.. Bugün kabile şeyhlerine — dağıtaca, ğımı dedi, Seyit Haşim halife ile daha derin konuşmak ve anlaşmak fırsatmı bul, du, — Şimdi gidip getireyim, yelini , metim! Fakat, istediğiniz altınlar o şeyhleri tatmin etmiyecektir, Çünkü ben bunlardan birini tanıyorum: Dün Bağdat çarşılarından jiki bin İjralık mal satın aldı, — Ne diyorsun, Haşim? Bir kabi, le relsi pazardan jikj bin liralık alış veriş yaplı, öyle mi? — BSoruşturabilirsiniz, velinimetim bu adama, istediğiniz bin altımı bir. den verseniz bile onu avlamış olamaz, BINtZ, — O hâlde ne yapmalı? Daha fazx la veremez miylz? — Veoririz... fakat, yarım belki biz de zarurete düşeriz.. Parasız kalırız, — Haniya sen zenginlerden çok ver gi alryordun? Ne oldu bu paralar? — Efendimiz müsaade buyrulursa bu paraların nerelere sarfedildiğini arzedeyim, Seyit Haşim, başveziri — aleyhinde TARİHİ .Töğ. YAZAN: söz söylemek fırsatını kaçırmadı; ağ Zzinı açtı: — Reşidin masrafma sizjn bhazjne. leriniz tahammül edemez, efendimiz! O, Bağdatta ikinej bir halife — gibi, İhtişam ve debdebe içinde — yaşıyar, ye çevirsek, ona gene para yetiştire, moeyiz, — Ne söylüyorsun, Haşim? Başve. zir bu derece müsrif mijdir? — Müsrif demek de nimetim? Onun dünyada öşj yoktuür. Bir sünzer suyu nasıl çekerse, o da hatineden öyle para çeker, — O halde bundan sonra ona güve ., nim kalmadı, Kendisine — maaşından başka bir akçe dahi vermiyeceksin! — YVermesem de, o para | çerecek Bağdadın bütün fırmlarıni darbhane, | JAf mr, vili, | Amerikada petrol meselesi Bu yüzden, mühim isthlâk merker" ler, petrol ve esans ihliyaçlarını te minde güçlük çekiyor'ar. Birleşik devleller ril noksanı ile 3,400,000 varile dirildi. Teksas eyaleli gibi, petroi kuyusu en bol bir yerde bile, kuyu: lar, pazardan maada haftanın diger iki gününde de işlelilmiyor; çünkü 'e ç N ROMAN ISKENDER F. SERTELLİ kimseleri benden iyi bilir., — Bu da ne demek? — Ne demek mi? Zenginleri tebdit ederek, vergileri kend; cellâfları va. sıtasjle tahsil ettirir. Gene maksadına erişir , Halife hiddetinden yerinde otura, madı.. Odanın içinde dolaşmağa başladı: — Şu halde bundan kurtulmak için ne yapmalı? — Kulunuz onun vazifesini gör , meğe ve sizi memnun etmeğe hazı. rim — yveljinlmetyim! Zaten o artık ihtiyarlamıştır., kadından, sefahatten eğlenceden başka bir şey düşünmü , yor. Ümmedi muhammed ülkenizde pek sefli ve muavenete muhtaç bir haldedir. Bu işin sonunu ben çok teh, Amerikası , V4 1942 senesi başında günde,, ** 4300,000 varil islihsal eriyordu, Ni san ayında, bu mikdar, 900,000 va- ine Di Tramvay Bayezit meydanını dö“ nüyotdu, Bahardan daha taze, Şa” faktanadaha parlak genç kız peniçte reye “dayaamış arkadaşile konuşur Awr.-sııımrooclkler gibi civıldaşı “yorlafdı. Biraz — daha - ölede uzan “boylu;Gökiparlak gözlü bir delikan _:lıîarî!üinğhpumı asılmış sicak bakışlarile kızı- süzüyordu. Genç kız ara smwa bâşını çeviriyor, bakı- şıyorlar, İkisi de genç, dışarda çÇi çekleri açtıran ılık Mayıs güneşi gönülleri de ısıtıyor, kalpler sevgi ihtiyacile titriyordu. Travmay Bayezil meydanını dü nüyordu. Genç kız gülerek yanın- daki parlak gözlü delikarftıya bir şeyler anlatıyordu, Genç adam bir az ona doğru eğilmişti. Sözlerinden ziyade bu sesin , bu dudakların tee sirile yanan sevgi dolu bakışlarile dinliyordu, Onu ©o kadar kendine yakın görüyor, o kadar hasretmek istiyorduki, başkalarıngn elbisesine bile dokunmaması için kollarından parmaklığa bir siner vücude geli- riyordu. Şüphesiz onlar — sevişiyorlardı.. O kadar şen mesut idiler ki, bu çok saadetlerini etraflarına taşırmaktan çekinmiyorlardı. Bir genç kız gıpla ile baktı, Bir delikanlı “ideal bir çift, diye —murıldandı. Örta yaşlı bir adam gülümsedi, İhtiyar kadın da bizim gençliğimizde böyle kepa zelikler yoktu, gibilerden dudaklar rını büzdü. ; Oh onlar birbirlerine ne kadar lâyıktılar. —— ..... ” Tramvay Bayezit meydanını dü“ nüyordu. Genç kız yalnızdı. Başını pençereden — dışarı çevirmiş , küe ranlık düşüncelere dalmıştı. Ya ©o parlak gözlü aşık da nerede idi? Şüphesiz ki, uzaklarda, — ihtimal ki, şu-dakikada diger-bir sevgilinin sicak bakışlarla gözlerinin içine La karak aşk destanları okuyor. İşt: aylardanberi mektüp yok, unulmuş- tu, , Dişarda rüzgârlı yağmurlu bir sonbahar günü, birkaç kişi şapka" larını tutarak acele acele meydanı geçiyorlar, şemsiyeli, — muşambalı, erkekler telaşlı yürüyüşlerile evle. rine dönüyorlardı, - Duraklar dolu. Çiçekler sararmış, kuru yaprakları rüzgâr meydanlığa sürüklüyor, kar did dallarında tek kök — yapraklar titreşen ağaçlara — bakıyor, Bunlar onun ölen aşkına ne kadar benzi: yorlar. Fakat onlar iki mevsim son ra gene Taze yapraklarla süslenecek Amerika sahillerine petrol nakleden sarnıçlı vapurlar, gittikçe azalıyor Memlekettn merkezindeki kuyula » rın petrolleri demiryolları sayesin- de, daha kolaylıkla, etrafa gönderi lebiliyor., l Şimdi, Birleşik devletler Ameri- kası, şark eyaletlerine, evvelki sar/ ettiklerinin yüzde 80 nini göndere biliyor. Bu hal, ne vakta kadar de vam eder? Hiç şüphesiz, harp de« vam ettiği müddetçe., Belkide sev* kiyat daha güçleşir, Bundan dola: yı, hükümet, şark — eyaletlerindeki petrol ve benzin istihlâkini karla YOLCULUK <Z ler, halbuki, onuh sararan göğlüne de bir daha olmasına imkân yoktu. ' » ..... , Tramvay Bayezit meydanını dö nüyordu."Genç kız gözlerini kaldır- dı, nişanlısına baktı. Gülümsediler. O bu gözlere emniyetle bakabiliyor dü, bunlar o kadar parlak değildi- ler, Göz alıcı —yalancı taşlar gibi yanmıyorlardı. Fakat bir elmasın asilâne donukluğunu — taşıyorlardı, O kadar ateşli değildiler fakat de- vamlı'”bir sükünet bir eiddiyet var: dı, bir şefkat titriyordu, genç kız bu farkı anlıyor, gene — emniyetle genç adama gülümsüyordu. Tramvay Bayezit meydanını dö nüyordu. Genç kadınnın kollarında tuttüğu dört beş yaşlarında kadar güzel tombul bir bebek , sevimli şaklabanlıklarile bütün yolcuların sempatisini üstüne celp ediyor, sev gi dolu bakışlari topluyordu. Her kes onu okşamak, takılmak için bir bahane bulüyoördü. Kız çocuğuna göslterilen bu —alâkadan memnur gene kadın ara sira gözlerini kaldı rıyor iftiharla dolan müteşekkir bu kışlarını yolcuların üzerinde gerdi- riyordu, Travmay Bayezit meydanını dö" nüyoördu. Genç bir kızm yahnında duran orla yaşlı kederli bir kadın üniversiteyi İşaret etti ve sen - burada okuyorsun değil mi, şükür bu sene bitiyor. Rahmetli Bahan da sağ olsa idi de görseydi.. Kadımın sesi bir acı İle bitiyor. Genç kır boynunu büküp susuyordu. * — Tramvay Bayezit meydanını Ü5- nüyordu. Genç bir kız kolunda ih: dın yorğun ve halsizdi, kalktı yer verdi. İhtiyar kadın teşekkür etti, ayak ta düracak Hall yoktu. Genç kir sordu.. Büyük anne rahat olurdun mu? Bu alâkalı sorgudan memnun kalmıştı, buruşuk yüzünden bir sc vinç parıltısı geçti . torununa gü lümsedi. Bir geliç Tramvay Bayezit meydanını dö- nüyordu, yavaşladı. Dört beş otaomo bilin takip ettiği bir cenaze araba- sı yolunu kesmişti. beş — dakikada kara araha ve otomobiller meyda- nı geçtiler, yolculardan ihtiyar bir kadın içini çekti, dudaklarında bir dua mırıldandı. Örta yaşlı bir kas dın da Cenabıhak taksiratını affet. sin dedi, Genç bir kız. sevgilisine sokuldu. “Seninle ilk tramvaya bi- nişte cenazeye rast geldik, bu uğur değildir,, dedi, Digerleti alâka göse termediler, tramvay yoluna devanı C"j. “-. t a Gaziantep müdafii Aslan gömüldü Evvelki gün vefat eden Örü İ. Care mehkemeleri evrak ve daire müdürü ve Gazi Antep müdafile. . rcinden Kilisli yüzbaşı Arslanın cenazesi dün merasimle kaldırıl. boşür, Merasimde bir askeri kıta, merhumun ailesi erkânı ve İcstla. rı hazır bulunmuşlardır. tabi tutmayı da düşünüyor, Hkeli görüyorum, Halife Nâsır başvezirine — o kadar kapılmıştı ki, Seyit Haşimin ba söz. leri halifenin Reşit — hakkımdaki iti, maç ve teveccühünü zerre kadar sar, samamıştı . Seyit Haşimi de kırmak istemiyor. du. — Peki. Ben bu meğeleyi düşünece, Bim, Sen vazjfene sadakatle — devam Dedi, Hazine — nazırmın getirdiği bin altını aldı,., Seyit Haşimı halifenin huzurundan Çıkarken: — Halifeyi yarı yaşıya olsan kân, dırdrm., diye seviniyordu. Bir gün önce Reşit, bugün de Seyit Haşim dalkavuklukta hemen hemen yarışa çıkmışlardı. Halife Nâsır dâalkavukluktan — çok hoşlandığı için, —ikjsinin aözleri de guürür ve arzametin| okşıyor.. ikisin , den de vazezeçmiyordu, Zaten haljfenin bir fena huyu var, dı: Bağdatta bu ikj vezir kadar ona dalkayukluk eden kimse — yoktu.. ve ©, bu İkj vezire candan bağlanmış — VDevamı Var) Pile İzmir Cenaze saat 11 de Örtaköyde Dereboyundaki evinden alımmış, Ortaköy namii civarında bulunan möotörle Üsküdara geçirilmiştır. Cenaze namazı Yenicamide kılın. dıktan sonra, merhumun tabutu dostlarının elleri üzerinde Kara. eAahmetteki aile mezarlığına gö. türülerek ebhedi istirahatgâhma tevdi edilmiştir. r — Sovyet sefaretinde Jünhği resmikabul Ankaradan bildirildiğine göre, dün Sovyetler Birliğinin yıldönü mü münasebetiyle Sovyet Sefaret . hüüesinde saat 17 den 20,89 a kadar devam eden bir resmi kabul yapılmıştır. Toplantıda Başvekil, — Harici, ye Vekili, Vekiller Riyaseticilmhur başkâtibi, kalem mahsus müdürü, demokrat milletler sefirlerti ve bir â(: şahsiyatlar — - bulynmuşlar. İzmir ve Canakkale valileri takdir edildi Ankara: 7, VALA.Y —Devlet h- bubat hisselerini yüzde yüz ME eden Çanakkale valisi Fehmi Ural valisi Sabri Övey dahili. y o çi akdir edilmişlerdir. FAEANELI AŞACI "e b T GOT SA TEZLİ d İ W REN tiyar bir kadını içeri getirdi. Ka İan Â

Bu sayıdan diğer sayfalar: