Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
**.'_ —— —a HAFTA SOHBETİ / Herşey gibi görünmek isteyen kocaman bir hiç: KOCA! Işık çelenkleri — Taçlar ve gerdanlıklar — Heki kızların idealleri neydi? — tu, tu! kırk bir kere maşallah! — Gelin odaları — Paçalıklar — Bu, günkünlerin idealleri nedir?. — Kelebekler gibi — Eski.bir kitabı karış, tirirken — Hayaı paftası — Dışarda aslan, evde pars — Cılız deve — Uyku ilc evleniliz mi? — Gül kokusu, tavşan huyu! — Soba mı, oyuncak gor, farye ml, yoksa köca mı?, - Yazan: Mümir E SKİDEN, genç kızlar, evlen- meyi, yuva kurmayı, çocuk yapmayı yaşamanın Ve saadetin en büyük gayesi sayarlardı. Dü« Bün günü, onlar içimn, bir hayat bayramının arifesiydi. Bembeyaz elbiseler giymek, kar beyazlığında duvak takmak, Ramazan gecele « Tinde, minarelerin kulaklarına ta- Çılan işik çelenkleri gibi, mini mi« ni, penbe kulak memelerine elmas küpeler, takıp onların ziyalariyle gözleri kamaşık başlarına pır. lanta taclar, göğüslerine gerdan. lıklar takmak, düzgünsüz yanak- larına elmas yenler yapışıtrmak isterlerdi. Hele, kocalarının köl- tuklarında, muhteriz, Üütrkek, hat. tâ biraz utangaç bir eda ile, mer- divenlerden çıkmak, ihtiyar —ka. - dınların: —Ç — Görenler Maşallah desin! Sallah! Nâraları, arasında, gelin odası- na girmek, başlarıma paralar ser. pildiğini görmek, en büyük Zevk. p İeriydi; t Gelin görmeğe gelenler ne ka- dar çok olursa, o kadar hoşlarma giderdi. Bah 7, bütün çiçekleri, kelebek ©- Jeri tabiatm üzerine nasıl bir kon, o feti gibi serpip dağıtıyorsa, ma- X hallenin bütün aileleri de, hattâ faljan yerde bir düğün olduğunu dnyanlar da, kızlarmı, karılarını, b:ıyrmnlık göcuğunu giymiş, bıyık, larını fmdık yağiyla bükmüş eli 'gopalı bekçi babam beklediği ka- - pıdan —Aâbir caizse— İçeri püs. © kürürlerdi, | Ne güsel, manzaraydı! Seyirci. © der, gelini fördükten sonra, yatak odasmı, perdesinden kilimine, kon solundan bakır mangalma kadar, titiz ve kıskaç bir gözle tetkik e. derler, perdelerin kumaşıma bas- karlar, hediyeleri gözden geçirir. ler, paçalıklara dikkatle bakar . “'İlal'dı. » Evlenmek, koraya varmak, yal, mı genç kırların değil, dul k>, *ı’dm!:ınn da talbini yakan bir aleyve - di Onlar, bir gelin görmeğe git- tiler mi, içlerinin — tutuştuğunu | çhissederler, gözleri dolu do'a olur 'du, Yüreklerine bir sızı çöker, rmuhavyeltlerındı- müzinim — güzel ıgünlerl canlanır, rahmetli erleri" K e fatıhalar nLıırlardı —) Şimdi böyle mi? — |* Bugünküler tevlenmeyi »bir- kül- | fel sayıyorlar. © Yova"küfmak, on- ir için, bir kümes ku:&a& gibi ür şey: Kolulu seylerle uğraşılır m'!n's;# Kelebekler , gibi, çiçekten p çıgsîfe 'lmna;.ık her tnmurcııktan bal alarak yaşamak, “ işte' hayat gayebri, işte” zamane * kızlarının e kadımnlarnm idealleri! uk yapmak,., Tahammül &. | ikleri Şey.. yır-mfvirmi beş lll'âyı kürtaj ynpanlar, . olduktan . bundan da kolaylıkla kur, : uyoı', Sayet, bir gallet anında, | bir buseyle, bir dans arasımda kas : ıı'ınlıu'mı şişirmişlerse. (” — (| "Ne yazda değil mi? A yi “hagr IZİ&V F. kür: SÜN Saümne, < Y evlenmek saadeti ti tadan (Hazlar, *kadınlar, bugün'lüler gibi *_l,ahırı süblerını düsünmezlerdi, iBımlardan, e!hncl—rındm çorap- darından, şunlardan bımlardan ev (Yel, yuvalarını düşünüzler, kulak, _ Tarmı tablatm kalbi ıueilıo kaya- 4] hul:, onun içindeki SIFr'ı Öğtenme- ' *ğe çsavaşanlar gibi, kocaîırııım ıhaıgı şŞeylerden — hoşlanııklarını ' İ oca"l:mnı rahatğ_ettırmck İçin ne K ımuml.unw el!erınden Ne geliyor. l:ıı “yaparlar, eş'eruıiı,, güzlerinin - İğelerine bnkırlardı Yavraluürının ll""'-rıne titrerler, tufeyli bir mah, b ük saymazlardı, ı Üç beş kadm, bir anraya toplan- dılar mı, —v aradılıx[ıın Yeabı— H dedıkodnva başlarlardı, Fakat, va Seyden evtel, hayatm göze 5i örknen. sezilen pnftumıh Züöz. | Herini en cok hoşnut eden kocala 'n Sildcetiydi. Koc aeları, hiçbir O (farafları aksamadan Iea!plerıııe — jEömülün yertesmislerdi. Ve zibin. wfn RefifTarmdan tör takım aş': İgile telükkilerini güsteren fikir- | dker, kocatarı halıkında bir takım i *îıiıldımlr_-r çıkardı, Kocalarr huay- — YTua! Ta! Kırk bin kere mnî Güz Ga olsa, onları vine överlerdi. ” * /Kâfiri masihat değil, sakiri nimet tler-,. Eski bir kitapta, bir yazıya rast ladım, Sözlerimi kısmen vesika , landımran bir yazı.., On beş kadın toplanmışlar, kocaları hakkında fikirlerini ve bhislerin; söylemişler, İşte bu yazı, bu sözleri tesbit edi- yor. On bir kadımın, kocalarımı tarif ve tavsifleri hoşuma gitti, belii sizin de hoşunuza gider, bü. günün lisanma çevirerek nakeldi. yorunı: 1 —- Kocam dışarıda arslatnı, ev de pars gibidir. Dışarı çıktıkça Löğüsür, eve Belince uyur; 2 — Kocamın huyu güzeldir, e. İi açıktır, Daima güler,; Onun yanmda günlerimi uzun, geceleri. mi kısa buluyorum, 3 — Eşimin iyiliğini benim e. de ve yağımda ve vanaklarımın kır puzrığında görelilirsiniz. Beni böy le sisşiren onun iyiliğidir!. 4 — Benim kocam dağ başmda birakılmış cdız deve etine benzer, Bulunduğu yere zahmet edilip de çıkmağa değmez 5 — Eşim illet sergisi, kumkumasıdır, Eczâacı olsaydım, haljm yaman olur, beni iflâs et. tirirdi, 6 — Kocam, benden ziyade baş. kalariınmdır. Konuklarımızın cök. luğundan beni seyrek hatırlar, ben de ondan ziyade misafirlerimi ze hizmet etmekle vakit gesciririm, ve kendi evimde bir misafir gzibi yaşarım| T — Benimki, kumsala benze. tilir; denize yakın bir kumsala,., Ne soğuktur, ne sıcak, Bundan ötürü de, ondan ne osanılır, ne korkulur. i &8 — Kocam twumakta ybruk tür. Onu sofrada, #Ürahiji başında hay, Tetle Seyre dalarım, Yatakta ise kaybederim Mübârek, adam, be, nimle değil, uyku ile evlenmiş g&i. | bidir!? 9 — Benimkinin ahmak olduğu muhakkak. Beraber yaşadığımız halde, ben, kocasını kaybetmiş Lirkadın (lurumunda)lm 10 — Bznim eşim, gül sihi gü. zel kokuludur. Huyu da, tavsan huyu gibi yumüusaktir, chce-*ii me, zivetleriy' anlt eder, Fakat bana S€Ve SeVe, Sevine Sevine, güle gü. le Yenilir. * 11 —- Köcarmmı anla'amam size,, runkü kelime ile tarife imkân ıoktu:r önü. Eşim her şey gibi görünmek istiyen kocaman bir hite tir. 12 — Kocam melek gibi bir a. damdır. Ensetine vur, lokmayı, agzmdan al. Ben onu deli gibi &e. verim, 13 — Eğşim bir soba gibidir. 9. nuün koynunda öyle mıntyorum ki, 14 — Kocam bir oyucak gibi « dir; fakat ateşten ve buseden bir oyuncak, Besi onun'a öynamkatan okadar hoşlanırım ki.,.. 15 — Kocam bir fa.re gibidir. Ve ben onunla bir kedi gibi ÖYe ş_nanm 4 | Yecekleri meydana çıkarttı! kah. Valtı ve yemek iİçin gemidekileri dokuz postaya ayırdı; kahvaltı | için bir ceyre'; saat, yemek için yarmi saat müddet koydu, Elinde mevcut her şeyi bize verdi. Kahvaltı için çay, portakal mamaladı ve pek az ekmek, Yemek için de bir tabak et, patates, pirinç ve ekmek, Ka' marotlar, yolculara kahvaliş — ve Yemek için hangi saatte galona gideceklerini gösteren biletler da: gıtlılar. Bu biletlerin yalnık üzes rinde yazılı olan santte külünü geç ÜBi İcin herkes, team — zamanında yemek salonunda bulunmağa mec bür oldu, Beyaz ve zenci tayfalar ellerinden gelen her sevi yaptılar; teşkilât yapmanım çok Nizumlu ve çok faydalı bir sey oldüağu buü sü- retle bir üefa daba sabit nldu, ge. mide hiç kimse aç kalmadı, Biz bakikaten talill insanlarmısız! Ha- va Cok güzel gidivor ve kaptanı- muz vaman bir adam. Dalsal; bir denizde tklım tiklim dolu bir ge- mi ile sevyahat etmek anlatılması hmkânsiz bir kâbuş olurdu, Bunun'aberaber ikinri cün — ya ni baziranm on sekizinde— he- detler ileri dert Yemekte içmekte de öyle x | AHABER —AkgamPotr . Devlet resim ve heykel sergisi 'Ankara, S1 (AA,) — Devlet resim ve heykel sergisinil — dör. düncüsü bugün saat İ5 de başveca kilimiz Şükrü Saraçoğlu tarafın - dan muvaffakıyetler dileğiyle açıl zalştır. Bu münasebetle Maarif Vekili Hasan Âli Yücel bir Nutuk söylek miştir. Törende — vekiller, —mebuslar, termiyiz mahkemesi ve devlet şüra sı reisleri, riyaseticümhur umumi kâtibi, Cümhuriyet Halk 'Fartisi umumi kâtibi idare heyeti azala rı, başvekâlet müsteşarı ile vekit, gelenleri ve bir çok seckin davetliler hazır bulunmuş lardir. Sergide 72 ressamın 3di tabloa su bulunmaktadır, Bu ressamlar arasında güzel sanatlar birliğine, D, grupuna, Ankara profesyonel ressamlar grupuna, müstakii refa #am ve heykeltraşlar birliğine da bil olanlarla hiç bir birliğe gir « miyenler de vardır. Sergide Ğ heykeltrasm 10 büstü vardır. Jüri heyetince tetkik edilerek mükâfat verilenler şunlardır. ! — Güzel Sanatlar Akade « misi öğretim heyetinden Zeki Fe. ik İzerin “masa basında,, tablos su, 2 — GCüzel Sanatlar Akâdem', si öğreticilerinden Bedri Rahmi Pyüpoğlunun peysajı, 3 — Anlkara Atatürk lisesi Fesim öğretmeni Eşref' Ürenin (Bira parkı) tablolarıdır, Başvekil ve davetliler açılma töreninden €onra Sergiyi Sezmiş- ler, tabloları ve büstleri birer bi. rer tetkik etmislerdir. Başvekilimiz sergiden ayrmıir. ken maarif vekili tarafından ken disine takdim edilen mükâfat ka. zanan sanatkârlarr ayrr âyri teb- rik etmistir. Sergi yarından itibaren halka açık bulundurulacaktır. , Elektrik fatlarına bugündon itibaren zam yapılıyor Yeni elektrik tarifesinin tatbikine bugünden itibaren başlanacaktır, Ye. nj tarife, yapılan zamlarla birlikte şu şekildedir: Adi tenviraf, birinci tertip kllovat başına 14, jkjnei tertip kilovat basına 9 ve Üçünciü terlip kilovat başma 5 kuruştür, Üçüncü tertip yalnız tica, rethanelere tatbik /olunmaktadır. 1000 vattan fazla bir takatte alet kullaran müşterilerin bütün iİstih . lâklerinden aat 17.21 arasmdUa kijlo, vat başına 14, bu #aatler haricinde & kuruş almaçaktır. Meskenlerinde buz dolabı kullanan aböneler bütün jstihlâkleri için saat 16 22 arasında kilovat başına 14, bu saatler haricinde 5 kuruş ödiyecek lerdir, Ticarethanelerden yalnız buz dolAâ, br istihlâki için saat 16 22 ârasında kilovat başma 14 kürüş — kuruş, bu Saatler haricjnde 5 kuruş alınacaktır, Resmi ve belediye da;relerile ha ç yır müessseszleri tenvlratı adi tarile üzerinden eskisj gibi yüzde elli ten, Zilâta takLidir. Tramvay ve tünel! Üücretlerine ya , pılacak zammın yılbaşımnda — tatbiki he başlanacağı anlaşılmaktadir. memıştır,j | öylesi de gör- doğrusu Sultanahmet civarmda — oturan ve kunduracıilık yapan Ahmet a« dında birisinin başından hayli ga, rip bir vak'a geçmiş ve zavallı haberj olmadan hırsızlık yapmış. üur, Mükemmel bir komed; mev- zuu sayılabilecek olan hâdise şöy- le cereyan etmiştir: Bundan 15 « 20 gün kadar ev. vel Ahmet, dükkânını kapatmış, hafta başı olduğundan işçilerinin paralarını dağıtmış ve eve gitme- den şöyle köse başında ayak üzeri Lbirkaç tane atmağa çıkmıştır. İçki âlemleri malüm,, insan çok Gdela bir iki kadeh içmek üzere Bittiği meyhaneden körkütük ol- muş çıkar. Aynı hal Ahmedin de başma gelmiş, arkadaşları kendi. sini gürünce masalarına çağıra . rak: — Bir tane benden! — Bir tane de senden! Diyerek zavallıyı adamakırlı gar: hoş etitislerdir. Artdi vakit gecikmiş ve bülün Meyhanedekiler Ahmedin arkadaş ları da dahil öldüğü hülde evleri. Ne gitmişlerdir. Ahmet de gide- cektir, Gidecektir, amma, rakıyı fazla lmçırdığmdnn knrısmdan korkmaktadır. Derdini meyhaneciye açmış, meyhaneci de: — Bira iç derhal açılırsm, Tav siyesinde bulunmustur, Ahmet bir şişe briü da icmiş ve sonra sajlana sallana dışarı çıka- rak yola düzülmüştür, İsşte Ahmet bundan sonra hiçbir seyi hatırla. mamaktadır, Ertesi sabah gözlerini evinde, yatağında açmış ve karısını kar 'ı de bir takım erkek elbisesi var. dır ve kaşlartı çatıktır: — Bunlar kimin Ahmet? — Neler? — Neler olacak bu elbiselet, — Ne elbisesi. Karı, sen çıldır. dın mı? — Bir çıldıran var, amma, her halde ben değil, Bunları akşaııı €Ve sen Zgetirdin, — Allah, allah der, bakayım şun lara,, Bu, oldukca eski bir elbisedir, Ahmet teplerini karıştırmış cebin- de voe bulduğu cüzdandaki nüfus kâğıdmda Hüseyin adında birisi. ne âit olduğunu anlamışstır, — Yoksa çaldın mı? — Sus be karı, biraz kenülme geleyim,. iyice düşün, bunları s2- hiden ben mi getirdim, — Aağa yalan mı söyliyeceğim, elbet sengatirdin. Ahmet düşünmüş, taşınmış, İp, kat kafasını ne kadar yormuşm da kimi'n verdiğini veya çalıp çal4ş madığını hatmıyamımıstır Ken. disi namusla tir adanıdır, Müthiş Lir viedan azabı ve koruya düş: müş, nihayet elbiseleri koltuğuna aldığı gibi meyhanetiye kosmuş « tur-. .— Aman beni kurtar, bu elbise İeti gece eve giderkan sarhoşluk. la çalmış olacağım, Hüseyin isim, v Yııııı: Aleksander Vert nüz Fransız kıyısının açıklarıunda demirliyken, telâşli dakikalar ge- çirdik, Bir Alman uçağı Üzerimiz- da daireler çevirme”e başladı; fa, kat bir Fransız av uçağı hu uça- ğ kaçırttı; ili uçak üıı.rinıiule u- çarken mitralvöz ıı.cıruln,rıııı iğeti yorduk, İki ucak yarım adanm ö, teki kıvısma kadar dövüşe dötüşe uctu, orada Alman bambardıman uçağı vere düserek narçalandı ve yandı. Hafif bir infilâk sesi işittik, ve görme şart'arının cok fena ol- masma rağmen uzakta nlevler ve dumanlar çördük, Avtn gün, Hiraz daha sonra uzaklardı üımı ın böm- | ba sesleri de İsitlik, Denize açılmadan hiraz evvel, müak istemiyor, Ben de öyle" za- Çevirent f Muzafter Esen gemideki Fransızlar arasında ga- rip bazı hâdiseler geçti, Fransız« lardan birkaçı garip bir buhran geçirmeğe başladı. Kendilerini bekliyen telilik ; ve iztirap ne ka, dar büyük olursa memleketlerini terketmek istemediklerini, Fransa dan ayrılamıyacakılarını anladılar, Mantle”'in tevkifi Peten Fransn- sında yahuadij aleyhtarlığının but- lamısş olduğunu #rıkça göstermiş. ti Buna rağmen hareketten bir, kac snat evvel Jülyen Ken, ben. den kendisinin ve karısının karas ya çıkmalarına imkân olun olma. dığımı sordu: “Bu bir faciadır, ka, rim Frasiz topraklarından ayrıl » şısında görmüştür. Kadının elin- Çalmiş, çalmış, ama, hiç haberi olmadan çalmış? K birisinin imiş, Ara büul, kendisi- ne ver, karakolluk olmıyalım, Zi- ra bu kadar senelik mnamusum, şerefim, haysiyetim mahvolacak, Meyhancej bu hale çok şaşmış fakat yine mühimsemiyerek: — Sarhoşlukla her hal insanm başma gelir.. Diye kendisini teselli etmistir. Fibisenin de sahibini tanımış- tlır. Bu civar fabrikalarda bekçi: lik yapan birisine Hittir, Ahmet kendisini bilemiyecek de, recede sarhösken bekçinin kulübe kapısını açık görmüş ve o kafa ile ' aklma eserek içeriye dalmış ve elbiseleri alıp evine gitmiştir, Meyhaneej Hüseyini bulmuş, el. biselerini vermiş, fakat bekçi daha evvel karakola baş vürmüş oldu. Kundan Ahmet yakasinı kurtara- mamış, yakalanarak — mah'ar meye Verilmistir. BBK İ | Kunduracı Ahmet sonbaharm havli serin günlerinden birisinde olmamıza rağmen suçlü — yerinde şıpır şıpır ter döküyordu. Alnr ki. rışmış, başı önüne eğilmiş, bitki'ni bir haldeydi, Orta yaşlı, temiz kt. yafetli, efendiden bir adamdı, Ni: hayet ayafa kalktı ve kalkmasiyle beraber de hüngür hüngür ağla. mağa başladı: — Bakınız efendim hicabımdan nasıl ter döküyorum — Nasıl oldu, bu elbiteleri ne suretle çaldım bi'. niyorum, Sabahleyin —uyanınca gördüm ve derhal sahibin; araştı. rarak buldurdum, elbiselerini ver. dim, Eğer halüikaten hırsız olsay dım, böyle hareket eder miydim? Atelyemde bes, altı kisi' çalıştı. ran bir adamım, Hiç hırsızlik ya par mıymı, Amma, büşh gelecek varmış, işte, hirsiz da öoldüm. Hem asd kabahat de meyhane- ekledir, Bana bira İçirdi, büsbü« lün kendimi kaybettim. — Vine içiyor musun ? — Ne münasebet, artık tövbe ettim, zerresini ağzıma koymıyaca ğım, yayee . Hltilan Hâk'm takıldı: ae Ui GALRAK — Amma, s<snij vine her aksam aynı meyhanede görüyorlarmış, — Hâşsa hâşa, artık önünden bile geçmivarum Belki arkadaş « lar zorlar da dayanamam, diye,, Dinl-nen şahitler. de Ahmedin iMadasini teyid ettiler, Neticede mahikeme, kendistini, elbiseleri hırsizlik maksadiyle çaldığına da. ir Bir kanaat edinemedisinden hak kında beraet kararı verdi Hâkim bBabaca bir tavırla: — Hayüj bakalım, dedi, Beraet ettin amma, bir daha bu ziklamı içme, Ahmat yerinde temennalar a- tarak: — Tövbeler tövbesi.. abdlesi al- dim da öyle yemin ettim. Artık kolusu bile haram, Allah uzun ö, Hürler versin,, Diye süylenerek sevine sevine dısarı çıktı, gitti, li K NİHAT SAZİ vaPı adam detin bir ıztırap için- de,, biraz sonra gemi'ye birkaç yol. cu getiren bir motör, Ken ailesini | tekrar Fransız töprağına götürdü. Fransızlar arasında bu çeşit dü- şüncelerea saplananların sayısı e- peyce idi, Gemide gecirdiğimiz iİk gecede bir Fransız kadını kendisi- nin karaya çıkarılması için mrar 1 etmiş; ertesi sabah teirar gemiye (Pelmiş, ikindi vakti tekrar karaya Şeikmağa karar vermişt'. Nihavet on sekiz haziran günü saat altıda demir aldık, — Gündüz bir aralık gökvüzü bulutlanmış de, nizde dalgacıklar görünmüş, fa: kat biraz sonra güneş tekrar mey dana çıkmıştı.. Hareket efterken deniz masmavi ve bir gök kadar sakindı. Durnumuzu doösdoğru gar ba rikalılar âbidesinin müphem çiz. gilerivle berabzt Fransız Tuyıları. n gözden kaybettik. Gürüb bü akşam cok muhtesem olda, gökvü zü, portaokal, meneksşa (âl renkles rinde 1s'k çizgilerile çizgilendi Sa hil kaybalmtış, her seyden uzak, tayız., hattâ zavallı Fransanin ız. tırabmdan ve can çguşmealnılen di KAT ll İ İKİNCİTESRİN — 1942 bir Türk paşası TARIHI tetkik ederken muhüe sara harplerinin eskiden da- Na çok olduğumu görüyoruz, Hes« men her harp uzun süren bir veya sirkaç muhasaranın kahramanlık destanlarile süslenmiştir. Halbu . ki bu harpte böyle hâdizeler çok olmadı, İngilizlerin o kadar güven dikleri Singapur ümit edildiğin « den pek çabuk, hemen hemen hiç muhasara edilmeden düştü, Tob- ruk muhasarası tâm bir muhasara sayılamaz, çünkü kaledekiler de « vizden takviye ve malzeme alryor. lırdı, Fransa harbi muhasarasız bitti, Vateeya ise pek az daynadı, Fakat Sivastöpol epeyce inüt etti; hâlbuki oranın deniz yolu açıktı. Hattâ Leningrad —anavatandan tamamiyle ayrtılmış değildir. Sta « lingradda ise muhasara harbi de- ğil sokak muharebeleri oluyor, Bu yun sebebi her halde eski harp vas sıtalart arasındaki farklardır, Türk tarihinde belki bütün fa , ribin en parlak muhasara harpleri vardır. Bunlardan biri de vatan sairi Namiik Kemzle “Vatan « Si listire” piyesini ilham edeti mühim tarihi hâdisedir, Kumandan Mu« sa Pasanın kahramanlığı dillere destandır,. Halbuki onun kadat cesaret, kahramanlık ve ustalık gösteren bir kumandan var ki & kadar bahsedilmez; hattâ Must Paşanın şöhreti yanında âdeta si Ük kalmıştır; Silistirenin as'â ikinci dereceye düşmiyen ikinci kahramanı Âhmet Rifat Paşadır, İstanbulda 1810 se nesinde dofan ve Çekdiri beyi F min Beyin oğlu olan bu yiğit askel ikinci Mahmut zamanmda Avru « pa usulünde ordu kurulurken bi mesleğe girmişti, Arkadaşları ara sında yüksek kabiliyet gösterdi. Fransanın Sen Sir harbiye okulu na gönderildi Henüz yirmi alt yaşımda iken mDaşalık Tütbesini yüzselmiş ve harbiye mektebi Na , sarlığına tayin edilmiş bulunuyor du, Bu mektep Çiniliköşkte iket 946 da Pangaltıdaki yeni binast na naklolunuürken Rifat Paşa yimniı mektep nazırlığını yapıyordu, 1853 de Rusva ile harp başladığ zaman Edirnede kurulâam asker meclise Teisik ediyordu, Oradat Silistireye gitti. Musa Paşa bu ka le etrafındaki çetin savaşlardı şehit olunca Rifat Paşa kuman dayı âaldı, Rüs ordüsünün başmıdı Poölonya Ve Macar ihtilâllerini bâ tırmakla meşbhur olan genera Vaskiyevile bu'unuyordu; kaledek on beş bin Türk Aaskerine kars doksan bin kisi ile dehşetli hü eumlar yaprvyordu. Fahkat bütül hbücumlar Türk ordusunun kahrit manbfı, Rifat Paşanm yüksek idi resi karsşısında püskürtüldü Har cok zaman toprak fabiyelerde bü ğaz Boğazu ve pek kanlı bir şekil de oluyordu. Ruslar hiçbir muval (akıyet kazanama:lılar; muhasara Yı ka'dırıp cekilmiye mecbür oldu lar, Sultan Abdülmecit, kıymet bi Ten bir hükümdardı; Rifat Paş İstanbula döndüğü zaman Silisti re müdafaasınm hatrrası olara! iftihar aişanını ihdas etti; kend e'iyle paşanın göğsüne taktı; bun dan başka ölünceye kadar devan etmek üzere ona yirmi beş bin ku Tuş yani buğünkü hesaplâ doku çevirdik ve biraz sonra Ame- | K fı..ıJ,, Vin Nra maaş bağladı. Kahraman Ikalrı takdir etmiök de Iızılct Yi kahramanlıktir, KADIRCAN KAFL Suyana içip berdüğini da aşıran adam V ERTMEK fülinin — mânas malüm; bir şeyi bıcakla ve ya herhangi bri şeyle çetele gib kesmok demek,., Bu fiilin kökün bir de adam mânasına man ekli yerek elde ettiği Kertman soyud alan biri, Sirkeciye Nisimin kah vesi'ne gidip bir kahve ısmarlamış kahve ile getirilen suyu içmiz, so; ra da su bardağını kertmeye dalı lüzüm görmiyerek — cebine iudir miş, Olacak a, görülmüş, Yaka 'anmış bardağa fiyat takdir edile rek kendisi makkemeye verilmiş Mer kuruş icin bir süne, tepyekür yirmi güne mahküm edilmiş. Soy:ıdmm kendisine — verdiğ & ılqı-îye gümenğn mst, * ' —. AA