Siyular tazminat istiyor. Şimali Amerikanın Siyu isminde yerli kabileleri var, Bunlar, Birle. şik devletler Amerikasının İova devletine tabi bulunuyorlar. Amerika harbe girince, öteki yer- li kabileler gibi, “Siyu” larda bö" bürlenmiye — başladılar. Bunların iddiasışu: ! — Beyazlar, 1877 senesinde, bu- gün, devlet. arazisi dahilinde bulu" nan, arazımizi elimizden aldılar. Tehditler önünde boyun eğdik v- topraklarımızı elimizden kaplırdık, Diyorlar ve buna mukabil 739 milyon dolar lazminat istiyorlar. Vaşington adliyesi, bu davayı halletmiye — salahiyeti — olmadığını bildirmiş, işi kongreye arzetmiştir. Birleşik devleller anmerikasında, 1792 senesinde, 850,000 yerli vardı, Bunlar, bir asır zarfında, öyle imha edildiler ki, 1888 senesinde, dört" te bire, 246.000 kişiye inmişlerdi. LA S 1888 senesinde, imha — siyaseti gevşedi. Birleşik devletler Ameri. kası hükümeti, bunları himayesi altına aldı, Ellerinden bülün ara- zileri alınmış olan bu yerlileri, Mmuayyen yerlere topladı. Yerliler, katliamlardan kurtulun" ta, tekrar çoğalmaya Laşladılar. 1941 nülus lahririnde, — bunların 361.,186 kişiye yükseldiği anlaşıldı. Birleşik —devletler Amerikası, şimdi, bu yerli kabilelere güler yüz gösteriyor; çünkü yeni ordularında bucesur ve çevik adamlardan dt istiledeye gayret ediyor, / Yerliler, Amerika ordusunda, da. ha çok, geri hatlarda vazile gör cekler. Kahilelerden biri, mahrem emirleri götürmiye memur edilmiş" tir. Şimdi ,Amerika ordüsü Tadyo. larının her birinde, bir yerli bulu” nuyor ve kendi dilleriyle, ordu e- mirlerini tebliğ ediyor, r Siyudan da, ordu hizmetine koşu yorlar; (akat bir taraftan da: — Üyle ya. Amerika, şimdi Si- yuların hizmetine de muhtaç bur lınuyor, Diyerek hoburleıüyorlır. zarar ve ziyan davası açmaya kadar cür'elleniyorlar, Ugğursuz bir adam Hollandalı Jon Sparks isminde birisi, Keçen büyük harple, bir Hollanda vapurunda, telsiz telefon memuru bulunuyormuş, Deniz aga* kin imiş. Vapur, rahat rahat, yolu. na devam ediyormuş. Telgrafçı da, kamarasında, dalğa avcılığı yapı" yormuş, Bu şesnada, nakliye — vapurunu, bir harp gemisi yaklaşmış ve duz* masını bildirmiş, Kaplam. ihtar. dinlemiyerek sıvışmaya kalkışmış. Harp gemisi, nakliye gemisinin kaçmaya - başladığımı görünce, bir borpil sallamış ve gemiyi, en can ulacak yerinden yaralayarak denis zin dibini boylatmış. Tesadüfe bakın,*ki;koskoca gemi den, yalnız -telsiz telgrafçı Jon Sparks kurtulabilmiş, Telsizci, bu felâketten yılmamış, tekrar 'bir: gemiye girmiş, Bu da, yine torpil yiyerek'batmış; fakal lelsiz telgrafçı, yine tek başına kur- tulmüş, Jon Sparks, geçen büyük harbin nihayelinekadar, alti gemi deği;- lirmiş.»Gemilerin altısı yda balmış, hepsinden de, tek kurtulan, kendi" si-olmuş, Bu (hal, bütün Hollanda -gemici. leri tarafından rıiıııvııııım._ı Sulh za- manı olduğu -halde, arlık, 'hiç bir Hemioj, telsizcinin (bulunduğu gemi* e çalışmak*islemiyormuş: —--’---'-”.0—3-ooö-oo.o-.ooo-oooooooooo-boooooooooo—-—oç-oo.o-—oooo-o.o.î" mmam kar —-llusıehı-bıhdırmnlw lacağımı tahmin etmiyorum. ——-Bı&ıdo,llîı lıııh bir Xere gönderirler? l —"Yohdlhıwkmıu a. bonyada kalmak mr istiyorsunuz? — Kim bilir. belki de.. — Evet, yahut hayır, bente ber 'taraf, dünyanm her köşesi mür aavı... — Bu ne kadar kara Pk bir fikir?,. b ni Kemalin k İBnesi .ı.,d. Ve kolu hmdmmth tu, Yeğenine daha ciddi bir dikkat ve alâka ile baktı: — Bu akşam sizj biraz âcaip görilyorum.., Acaba meyus olmak için bir takım — sebeplerin mi var ki, büyle etrafı karanlık görüyor. SUNUuZ ? .. llhiıllüıııudî: — Hayir, .. Meyus ol * tmak icin hiç bir sebep yok, Sonra sörüne devam etti: F K Bez 1 A el 6 L Za *';ı:_ Ş D — Bu adam, hangi gemide bu. tunduysa, gemi batmış. Yalnız ken" disi kurtulmuş, Böyle. başkalarına uğursuzluğu dokunan adamla, na" sıl olur da bir gemide bulunuruz. Diyorlarmış. Bu yüzden de, de. niz kumpanyaları, adamcafıza iş vermiyorlarmış. * * * Jon Sparks, emektarlığını ileri sürerek, bahriye nezaretine mürr- caat etmiş. Nezaret de, onun ehli" yetini bildiği için, limanda bulunan gemilerin telsiz telgraflarını teftiş vazilesine tayin elmiş, ; Telsizci, hayatını, böyle geçirir. “ken, bugünkü harp. başlamış, o da: fursattan İslifade ederek gemiler- den birine, telsiz memuru İstemiş; fakat hangi kumpanyaya müracaat elmişse, oradan red ce“ vabı almış. Sebep de, eski şöhreti imiş. Tuhaf değil mi? Aradan yirmi sene geçtiği halde, Jon Spar«s, hâ- Çâ, eski şöhretini unutturamamış, Hörst'ın altın tabağı Birleşik devletler Amerikası so” kaklarında, herkes, ezberden: *“- kinci cephel!,, diye bağırıp çağrı. şırlarken, yankeler, mevhum nokla- lara yumruk sallarken, şu Mmeşhur gazeleler kıralı ihtiyar Hörst, Ka" liforniyadaki —“San - Simeon” is“ mindeki muazzam — şalosunda, beş aşağı, beş yukarı dolaşarak inzuva içinde yaşıyor. Bu harp, onun ga. zgeleciliğne ltüy dikti, Hörst, Ruzvelt'in harp taralftar- lığına şiddetle muarızdı. Bunun " çin, bütün gazelelerni, radyo neş- riyatı harp aleyhinde kullandı; fa- kat bir netice çıkaramadı, Ruzvelt hükümeti, elindeki bü* tün vasıtalardan istifade — öderek Hörst'ün propagandasını körletmi. ve çalıştı. Nihayet, onun en şid- detlisi olan “Star” 1 da, Ruzvell'in damadı —Boetticher satın almaya muvaffak oldu. Hörst Trostının elinde bulunan radyo neşriyatı da, cümhurreisinin oğlu Elyot'un kontrolü a“tına gir- di. Eski gazeteler kıralı, — varidat menbaları tıkanınca, alıştığı sal'a- natlı hayatı idame edebilmek İcin, eski tablolardan mürekkep olar meşhur — koölleksiyonunu — satmıya mecbur oldu. Bü şatılan eşya arasaında, Hörst“ ün güzel altın tabağı da vardır. O, misafirleriyle kumar oynadığı za- man bu tabağı altınla dolduruyor- | dü ve hepsini de kaybediyordu, Hörst, şimdi, misafirsiz, allın ta” baksız şatosunda, esniyerek mün. zevi bir hayalt yaşıyor. Ne doğru söz: Ne oldum deme- meli, ne olacağım demeli, Yıldırım mektep Japonların her şeyi yıldırım gi. bi.. Yaldırım gibi etraflı zaptettiler, yıldırım gibi iş görüyor'ar, İşte bu yıldırım işlerden biri: Filipinlere, Cavaya vesair yerlere yerleşen Ja- ponlar, — yerlilere, dil ayrılığı yü- zünden, meram — anlatamadıklarını görünce, hemen işe girişmişler, A keri kamplarda —mektepler açmış - lar. Yerli muallimleri huralara top- lamışlar. Sabahın altısında derslere başlanıyor, gecenin önbirinde mi* hayet veriliyor. Otuz günlük ders devreleri esnasında işlerine yara. yacak skadar muallimler — jJaponca, Japonlar da yerli dili öğreniyorlar- mış, olmak | HABER—AIquoıuıı « 5 el Fransız müverrihleri Dantonun | ihtilâlindeki yardımını küçültmek isterler, Bu meyanda ileriye sür- dükleri fikirlerden birisi de bu' dur: “İhtilâller birtakım — sebeplerin zaruri neticeleridir, Danton olma- saydı Fransız ihtilâli yine olacak” u'l’ Biz de bu fikirdeyiz. Danton ol" masaydı 16 ncr Lüjmin ahmakça saltanatı yine deyrilecekti. Fakat ' gu farkla ki bu ihtilâl daha şuur- Usuz, daha karmakarışık ve daha kanlı olacaktı, Ve belki Fransa u- zuün yıllar kendini — toplayamıya" caktı. Danton Fransız ihtilâli ka. zanmın kömürü ve âte$i değil, emniyet süpabıdır, Bazı Fransız tarihlerinin yazdı ğina göre Danton adliye nazırı seçildiği vakit mecliste değildi. Adliye nazırlığına seçildiğini 11 ağustos sabahi arkadaşı meşhur Kamil dö Molen, Fabr dö Glanten. den öğrendi. Yire bu tarihlerin rivayetine göre Kamil dö Molen bu habere müjde olarak adliye nezareti mühürdarlığını, Fabr da ikalem mahsus müdürlüğüniü iste- | di, Bu arzu doğru olabilirdi. Fa- kat muhakkak olan başka bir nok- ta var: Bu adamlar yalnız adliye nezaretine Dantonun arkasında gitmediler, Giyotine de beraber yürüdüler, Danton 11 ağustosta meclis huzurunda şu süretle yemin etti: — İstibdattan bıkan Fransız milleti inlulâbmı yaparken büyük bir. millet olduğunu — göstermek için kıra'la, müstebitlerle anlaş. mı$ ve geçmişi unutmuştu, — tecrü” be bunun yanlış olduğunu, zalim” lerdan hayır gelmiyeceğini — isbat etti.Şimdi millet kakkmı geri âl « muş bulunuüyor. Ben — miülletin bu hakkını koruyacağım, yoksa geç * miş hareketlerin intikamiInı almı” karşısında söz veriyorum - ki, en küçüğünden en büyüğüne kadar tnamun borcudüur. Wepsisin önünde ben varım, Kaorkmasmlar,; başlar . dıkları vazifeye devam - etsinler. Canlarından ben mesulüm, 19 ağustosta mahkemelere gön” derdiği tamimde sunları yazıyor. du: “Adliye nazırlığma kıralın em- riyle değil milletin reyile otur" düm. Ben 1788 da 14 temmuz Ve 1792 de 10 ağastos İnlalâbını ya. Pan kulübün reisiydim, Mahkeme- ler bilsinler ki ben her vakit aynı adamım, Aynı emelleri besliyor, aynı fikirleri güdüyorum, — Sahsın bürriyeti, kanunlarm tam tatbiki birlik, hükümetin kudreti, ahali- nin refahı, hakların birliği, İşte benim sizden istedikklerim.” Danton adliye nazırlığı maka- nuna oturur oburmaz etrafına bir baktı,. Duvardaki asma saatin kadl ranı Fransız — kırallarımın alâmeti clan zambak ş$eklindeydi. Danton bir cekiç İstetti ve kandi eliyle bu zanbağı parcaladı, Bu hâdiseyi kaydeden — Fransız müverrihi “Dantonun yerine Robespiyer ad” liye nazırı olsaydı, diyor, bu kad. raf saklatırdı.,, Dantonun psikolojisi çok garip ” tir; Birden coşar, yıldırım gibi parlar, etrafını yakıp yıkar, fakat ©ant ya kalkasmıvacağım, — Meclisinizin İnkılâbr kuranları korumak — böy-, ranp munfazam söktürür bir ta" öon davasn Toplayan: Muzalfer ESEN aradan biraz zaman geçince dü - şünmeye başlar, Yaptıklarını tadil eder, kırdığı maddi eşyayı yerite getiremez fakat kırdığı gönülleri memnun etmek sırrını. gayet iyi bilir, Fransız ihtilâlinin en bü « yük müverriki şüphe yok ki Miş- ledir. Mişle Dantodan bahseder. ken ona: “Yer yüzündeti hilekâr" larm en yükseği” diyor. Eğer Miş” le bu s«özü söylerken yukarıda vizdiğim insan psikolojisini kaste- diyorsa sözü doğrudur. Yoksa dünyada hile desise bilmeyen ©a- damlarım başmda Danton gelir. Danton dünyanın en samimi en saf adamıdır. Öfkesi, sevgisi, ner yışı, vahseti sam'miliğidendir, saf. lığındandır. Hayatı sever, hayatı çok sevdiği içindir ki ölümü hiçe saymıstır. Hareketlerinde hesan, ölçü bilmez, Kin tutmaz, Kalbi in” cedir, Garaza tenezzül etmez, ken” disine yaplan Tenalkıları unutur, fenalık yapmaya mecbur olduğu vakit çok üzülür hattâ ağlar, Pa. rayı çok sever, fakat para için fenalık yapmaz, insant insan ola - rak kabul eder, Ne kendisinin ne de başkalarmın melek — olduğuna inanmaz, ; Danton ihtilâl adamlarmın en Haber'in bulmacası t 23 465 467 8 9 0du ) Çat | 1 2 3 | & | 5 6 7 8 (9 40 Li Soldan sağla: e G Hcrşeyi güç anlıyan kelime), 2 — ÜÖlüm zamanı, çene. nin süsü, 3 —« Dünyanın onda ye- disi, vâsil oluş, 4 — Feci, . eşez, bir hayvanın tersi, 1 — Namazın kısımlarından, ziraat, 6 — Genişiik, bir Rus kadınının adu 7 — Nazik adam; 8 — Asyada bir nehir, kor* kunç hayvan, 9 — Küçük sevimli bir hayvan, yemek, 10 — Kıymet, zık, tavır, Yukarıdan aşağıya: 1 —- Elemi fazla (iki kelime, 2 — Telâş, hiç kaybolmıyacak V- lan, 3 — Tarihteki milletllerden biri (lcemi), 4 — Çok bilenlere mahsus bir tarzda, garbi Anadolu. $ — Taştan çocuk, 6G — Sahin, A“ rikada bir nehir, 7 — Tüurşuüsü 9. lan — sebzelerden,; - alfübelean — İki harf yan yana, 8 —— Para göliren iratlar, (cemi), İsim, 9 — Cemi 2- dalı, eski bir mahut, kurtuluş, 10— Muayyen bir hararet derecesine gi- riş, 11 — Gürüllüler (cemi). Dünkü bulmacuamızın halli: 1 — Cilâveren, C, 2 e— Etile" rek, Ga, 3 — Mamalika, An, * — İran, Kalori, 5 — L, N, F, T, Töş, Ö .— Esaret, | Tuna, 7 — Lefler Sur, K, 8. e— Eriş, Falaka, 9 — Ra, rah, Yara, 10 — Pedal, Nale, İ1l — Han, Biriken, ti | he üşıkının feryadı, 11 — Büyük ka. | tenbelidir. Rahatmı çok sever, fa” kat icabmda 24 saat fasılasız ça- lşır, Hem dindardır hem — dinsiz. Yüzlerce papazın ölümüne göz yur mabilir, fakat #sinci defu evlenir” ken bir katolik papazının önünde göz yaşları dökecek kadar da din- dardır. — DANTON VE HARP Adliye nazırı ismiyle — Fransız idaresinin başmâ geçen Danton evvelâ milli müdafaayı hazırla" mak, düşmanı Fransadan dışarıya “atmak, hem F'ransıyı hem de ih' Lilâli kurtarmak için çalıştı. Prus. yalılar, Fransız firarileri, muha « cirlerle beraber 19 ağustosta hu" dudu geçerek Parise yürüdüler, Düşman zaferden kat'iyen emindi. Fransayı hiçe sayıyordu. Fransa. dan kaçanlarm maksadı kıralı ve kırallığı kurtarmak, — ihtilâli ez- mekti, Lâkin — Avusturyalılarla Prusyalılarm başka maksatları da vardı: Hazır Fransaya girmişler ” ken Fransız topraklarından kendi- lerine bir aslan payı çıkarmak ar- zusunda idiler. Fransız muhacirlerirle Prusyalı” lardan mürekkep olan bu ordu mareşal Bronsvik komutasmda 80,000 kişilik bir kuvvet teşkil e. Giyordu. İttihatsız bir ordu, bür- riyeti Seven filozof, —ihtiyatlı bir başkumandan, Bronsvik muhare” beye başlamadan evvel ricat hatı Hnt emniyete almak — istiyen kajr deci komutanların en güzellerin ” den biridir, Taarruz ordusunun hakiki sima. &ınr bilmiyen Fransızlar çok kor- kuyorlardı. Fakat hu korkunun kundu. Bütün Fransa s'lüblandı Bc gün içerisinde yazılan gönlüllü: ker 100 taburluk bir kuüvvet teşkil etti. Bu yeni ordu silâhsız, intizamsız hattâ komutansız bir ordu (di, Far at bir meziyeti vardı, — jhtilâle yürekten bağlıydı, Saltanatı devi" ren Marsilyalıların Marseyyerzini söyliverek yürüvorda, Fransanm büyük komutanları bu baldırı çın - lak askarlerin arasından yelisti. Bu intizamsız ordu derhal düş * mana karsı gelemedi. Verdünde hozuldu Düsman Verdüne girdi, İntilâlle uzaktan yakmdan alâkası olan hörkesi kılırtan gecirdi. Paris kortudan titremiye baş " lamıştı. Fransa yvalnız disarıdaki düsmanmdan değil içerideki düş- mandan da toörküyordü. - Kıral mahn-e'nda nasa İcerisimmrleyrdi, htilâllerin psikolojisi — gariptir. Bazan yaptığını yıknuıya kalkar, Mese'â bir gün Parisi; kattınlar s0 kakta Dantonu görürler: “KRoca * İarım'zı, çocu'çlarımızı slimizden a" lan bu adamdn”" derler ve Danto- nu taşa tutarlar, Danton kadınların hüirumuna en keskin s'lâh o'an sözlü jle mukâahe. le eder, kadımiardan, irsanlıktan, vatandan bahseder, Vatan olma » yınca ne İoca ne (e evlât kalaca- ğını anlatır, kocalarmı, çocuklarını unutan kadınlar Fransa icin ağla' mıya başlarlar, Dantonu ellari; üzes rinde taşıyorak meclise kadar gd türür'er, (Devamı var) Fransaya zararı değil faydası do" M akase di ai —e z CA NON Saça 13-“—'*33'.“&'?_-3_”': Heoari mahiyeti haliz ohıımııı küçük İâaları parasız neşrolünur,) Evlenme teklifleri: * Yaş 23, böy 1,60, kilo 62, beyal sarışın, balık etinde, İfj Ve deniz re ginde mav; gözlü, bir bayan, dü yaşi na kadar, sabit geliri 100 iradan aşd ği olmryan bir bayla evlenmek jistet mektedir, (B.P,) remzine müracaat * Yaş 21, boy 1,72, kilo, 64, yeşi gözlü, yakışıklı, üniversite iktisat * kültesi 2, incji sımnıf talebesi bir ba! sön zamanlarda mall vaziyetj bozü duğundan mezun olmasına yardım decek, bilhassa vücudu güzel kız ve) azami 30 yaşmda dul bir kadımla & lenmek istemektedir. (Nezihj seve remzine müracaat. * Orta yaşlı, orta boylu, etine & gün, asil — gileden, ölen kocaami dul kalmış bir bayan, 45.65 yaşlar da, memur veya —emekli bir ba evlenmek istemektedir. Bayanın | küçük bir serveti vardır. (İdeal dm) remzine müracaat. İş ve işçi arıyanlar # Fenni gözlükçülük — kursun mezun, Lise tahsilli bir genç, kız ! lük ticarethanesinde, bütün gün bir Ücretle çalışmak isştemekted! (M.N.Ü,) remzine müracaat. * 18 — yaşında, lise 8 te oku kimsasiz, daktil0 ve muhasebe jl rinden anlayan bir genç; bir tice hanenin yazı ve hesap işleri Üzer çalışmaya amadedir, Bu — veya | benzer daimi ve ciddi bir İş veret cek olan İş sahiplerinin — ÇAnlaş gız) remzine müracaatları, - & Askerliklen yeni terhis ( telefonculukta iyj pişmiş, yüz satıtralı idare edebilecek kab, batçılıktan anlayan, çalışkan, | bir genç, bu gibi işlerde çalışma! mektedir. (A.Ç.K, 152) remzl racant. * Z0 senedenberi ticaretle - ticaret bilgisi fazla, yalnız set az bir bay; dükkân açmak jöt, tedir. Şerik olmak istiyen serm hibi kimselerin Cihangirde, sokağında No, 38/ i numı.rıyı racaat, * Mali vaziyeti dolayısile —| Hse 1 den ayriılmış kimsasiz W resmi veya hususi bir mücsser ya titarethanede çalışmak (la tedir. (Erdemir) remzine mll * Örtamektep mezunu bum. sene Öğretmenlik yapmış ve |* bilen bir genç kız hususl müe: de ve resmi dajrelerde çalışmı - iş aramaktadır. (S.A,) nmn racatları . $ Aldırınız: Aşağıda temizleri yı'niı küuyucülarımızın namıların” mektupları idarebanemizden f ları hariç) hergün sabahtan kadar ve saat 17 den sönra İlurt, (Ateş 68 YVAĞI) — (Buli (F.D.E) (Fen) ç(Holivut) Serbest) (Lâdle 1) (M. (Kıamet) (85. ÂA. E.) x Kongre tehiri Müstakil Ressamlar ve traşlar birliğindeni Ekseriyet haşıl olmadığ relik köngre 9 Eylül D42 Ç günü saaf 16 ya tehir edilir yın âzAların o gün Beyoğlu | ne gelmeleri rjca olımur. —- Esasen ben, prensip itiba. rile hâdiselere tâbi olarak yaşama Bi , istikbale ehemmiyet vermeme, Bi hlııl etmişimdir... Eğer ruhu" mu muğztarip eden bu can sıkımtı- Sabri sustu ve sonra anlaşıl , ı:ııu hamlelerle konuşmasını bitir* ı? — Hayir,. Cesaretim kırılma- dı.. Zaten ben şimdiye kadar da, ima güler yür gösteren — taliimin ters dönmesini üdetâ, istiyorum, . Bu olacak mı? — Bunu düşünmi- yorum bile, sadece mütevelikil bir feylesof gibi, “talilm ne İsterse o olsun,, diye hay&ırıyorum, Ba. kınız bu akşam havada insanı ağ, iatacak kadar derin bir elem var, fakat Sülün harekete hazır, yarın geniş ufuklarına doğru yola çıka” cak, Yarın sabah güneş doğabilir. Fakat yağmur devam ederse de zararı yok, yağmur yağıyor diye göklerle beraber oturup ağlaya * cak değiliz ya, olanı, olduğu gibi karşıdar Ve bir ümide bel baflarız. Meselâ, yağmurlu bir havada *gök yüzü her zaman güneşli olmaz, Bazan da böyle de kapalr olur, fa, * zÜ dikrii Ki A a juvuı-ıı:Aunı—:GıLnın_ B I kat bu hal ebedi değildir,, demek hem yerinde bir tevekkül, hem ye" rinde bir tesellidir. Sabrinin bu &özleri salonda her kesin itirazile karşılandı, — Bu söylediği'niz şeyler, in, sSana yeis veren bir takım düşün" celerdir. — Yalnız yeis vermekle kalmı- yor, aymi zamanda mânâsız da, Ümit müteretldit ve ümitliydi: — Bana kalırsa yarın hava gü yel olacak ve güneş parlayacaktır, . Genç Kkız biraz sustuktan son* ra birden hatırlamiş: — Biliyorsunuz ya,.. Sülünün geçtiği yerlerde sular dalma — sa- kinleşir, ortalık süt liman olür, — Ooh yavrum!,, Bu, bir ma, saldan başka hiç bir *ldymetı ol mayan bir tesellidir. Bakınız, ufku kuşatan gök yü. zü ne kadar durgun ve karanlık, Nakleden: Muzalloı' ESEN Sabri pencereye yaklaştı, gil- üÜkce karanlık bulütları, koyula- şan gök yüzüne, haktı, Tüzgârım uzaklarda nğuldıyırık tehdit e den sesini dinledi. Sabri arkasından gelen Ümidin yambaşında durduğunu fark bile etmaden perçerenin kenarına iliş. ti, boş bafaşlarını, uzak ufuklarda tolaştırdı, Şimdi kendisi de, Ümit de işıklı salondan ve kadınların konuşmalarından cok uzak bir â- lemde yaşıyorlardı, Genç kız bitdenbire, söze baş" ladı, — Vasiciğim,. rica edecektim.. Zavallı Ümid cün,lesini ikmâl edemeden durdu.. Sabri gözlerinin müânidar bir bakışile arzusunu sordu. Bu bakışa Ümid gayet korkak bir eda ile tevap verdi: Sizden birşey —- Bana bundan evvel bir gzün yanmızda, kimse bulunduğunu is. temediğinizi söylemistiniz.. Fakat, Zaanediyorum ki, bu karar kati değildir.. Beni de beraber götür- Menizi o kadar çok istiyorum ki.. Ne o'ur vasiriğim bani dea alınız., Sabrinin bakışları daha açık Ve daha ağır bir suratte Ümide dikildi: — Nicin *.., Genc kız gültimtamağe cnlıstı. —- Çünkü.. Cünkü bu savaha' tin benji memnun edeceğine, e. lendireceğine kanijm de ondan, Sabri, sert denecek bir tavırla itiraz etti: a — Evet olabilir... Fakat bu bâdisenin bende ayni hisleri uyan dırmaması da mümkündür, Ve sonra sizin de düşünmeniz |âzim Kelen bir takım maniler vardır. - Dünva mpüaşseratinde bir genc kı. zın bir adamla başbaşa - hattâ n adam benim gibi vaşlı başlı birisi nlfa bile * yalnızca seynhat etme. sinin hoş görülebileceğine kani değilim,. — Yasş meselesi burada mev- zuubahs defildir. — Evat anlaşıldı.. Ben vasinizim... — Böyle olsa bilı sizin burada daha rahat emin — bir yerde olduğu Tiyorum, Genç kız dişleri arasm yet hafi£ bir sesle mırılda - — Beraterinizde belki * çok dostların!z da bulunaca! —- Hayır, yalnız, tam 1 Te yalnız. külmak, istediğir töylemiştim sanırtm, — Yolda tesadüf — edebi) nizi söylemek iştiyordum .. * — Denizde mi? — ÜÖyle denizte baska /|da vardır, önlarla seyahat ; ırınmda_n launduğu kadar büyük değ Deniz da öyle... İnsan hej halabilir,. Meselâ işte siz... | madığınız halda Rursada b dosta tesadüf ettiniz. Zann onlar!a bu kadar yakm b manda knrsılıııuğmm B nıımrdunnz Ümit alnma düşen bir « ğinma kaldırdı: (Devamı