Voleybol Tan kızlar arasında — terlip Bun îl(ı mektepleri arasındaki İtarruü! SAT ea maçları FM Mekltepleri spor bölgesi f da her iki taraf la neliceyi kendi g“llvbol müsabakalarına Pa kız muallim moktebin- T edilmiştir, . 11. €n mühim — müsabakasını Hakki lisesile kız müallim lakımları yaptılar.. *İlk bakaya her iki fakım da .Tmı.u Ça TAkkir Türkân (kaptan), ( ürktn, Aliye Ruhsan. İ Üsllirm: Fevziye (kaplan), _La Melâhat, Fatma Hayriye. hkem komitesi h etmiş değildir | 'Sabah gazetesinin p"itı tekzip ediliyor çıkan Yeni Sabah, İs- '*”sesı hakem komitesinin q!qğ'hıl yaşıyordu. Buna se- | da futbolümüzdeki hk'*l) ve bölge ile genel di« & çalışanların maaşlı bu- NĞmon kendilerinin a- % lmnı ileri öürüyordu. Usta salâhiyetli bir ma- | t yapan bir muhar- h'cnı Sabahın sürdüğü ve. Ssılsız olduğunu öğren * Ş'inku Ankıı'ıda.ki hakem tamamiyle %"Rk çal:şn-lır Hattâ fut. h'îâyon reisi — bile hiçbir Möaz, Hal böyleyken, İs - hı erin maaşsız oldukları K, ettikleri doğru olamaz. İstanbul hakem koml- ;mımmuaqmm.um İI' tanesi şahsi işlerinin Abdullah da bu şe - ::'“W&wsmdan iştifa et. *Komitenin üçüncü azası 'tely değildir. ortada ne istifa et * *Wnite. ne de genel direk- Sahısanlar maaşlıdır iddi- Olttur, Yeni Sabahın bu a- tekzib ederiz. —AY ——— :"tesi günü yapıla- futbol maçları İladı; ıL'tliseri Salih Özlü, Yü- iaı; — Haydarpaşa L, saat €m Tarık Özerengin. . îm L. — Kabataş L. sa- p Skem S. Açıköney, $tadı: _:mlserı İhsan Varaş, Tak ,_ Şişli Terakki L. saat 13, Adem Rİ;'V f -—'ışık L. sant 14, Iİasaı'zıylıların tılmi ;"thlu- yurdundan: “'. muhtelif senelerin îa'lt.tlıu'uıı ve Galatasa. vakalara ait hatıra: lehlerine çevirmek iİçin bülün ener- lilerini garfediyorlardı. Bilhassa — muallim- mektebinde Fevziye ile Hayriye âdeta günün ası oldular. İlk seti kız muallim mektebi 1547 kazandı. İkinci set daha heyecanlı bir çekişme halinde davam — eltti, Bu setlte de Şişli Terakkiden Ayşe ve İclâl güzel bir oyun çıkardılar. Fakat biraz daha hâkim oynıyan kız muallim mektebi ikinci seli de 15-60 kazandı. İstiklâl — Boğaziçi; Günün ikinci karşılaşmasını İstik lâl ile Boğaziçci takımları yaptı. Rakiplerin> nazaran daha güzel oynıyan Boğaziçi — neticede 15-7, 1544 kazanmışlır. Erenköy - İstanbul lisesi: Günün son müsabakasını bul lisesile Erenköy lakımları yap- mişlır. Maça takımlar şöyle çıktılar: İstanbul: Selma (kaptan), Telâl, Ülker, Semahat, Melek, Hatice.. Erenktöy: Süheylâ (kaptan), Ây- şe, Fazilet, Mukaddes, — Muzafler, Mübeccel. Geçen haftaya nazaran daha gü- zel bir oyun oynıyan Erenköylüler neticede — 15-4, 15-12 ve 15-4 kaza narak geçen. senenin şampiyon la- kımını ilk defa mağlüp etmeğe mu- vaflak oldular. Voleybol müsabakaları Beyoğlu halkevi — salonunda bu cumartesi yapılacak yoleyboöl mü- sabakaları : Erkek muallim M. — Hayriye L. saat 14, hakem Selim Duru, İstiklâl L. — Darüşşalaka L, sa- at 14,30, hakem Selim Duru, Boğaziçi L. — Ticaret L. Sant 15, hakem Selim Duru. . B. Sanat M. — Vefa L. saat 15,30 hakem SŞelim Duru. ——— Kız mektepleri arasında Gelecek haftadan — ilibaren Kız mektepleri arasında kır — koğşuları tertip edilmiştir. Bu koşular da Şişlide, — erkek mektepler — koşularının — yapıldığı yerde - olacaktır. Mekteplei- kır koşuları Pazar günü yapılacak olan bu ke- şulara aşağıda isimleri yazılı mek- tepler en az lü, en çak — 20 kişilik takırmlarla iştirak edecek ve koşu- lara girecek talebe koşu günü tam saant 9 da Şişli Tramvay — deposu yanındaki 42 inci ilkmektebe gel- miş olacaklardır. Erkek muallim M. — Boğazivi L. Hayriye L. — — Darüşşafaka L. — İst, Erkek lisesi — Galatasaray L. Haydarpaşa Ie — İstiklâl L. Işık L. Velfa L. — Kabalaş L. Pertevniyal L. Şişli Terakki L. Taksim L. — Ticaret L. Yüca Ülkü L., — B, Sanat ' İstan-. Kız, her gün — Bu ceza nedir? — Kız vücudunu damla damla çşürütüp döken bir illetin kurtla- rına isırtıldıktan sonra ölünceye kadar güneş görmemek üzere bir yeraltı deliğine kapatılmıştır: Bu kız, yedi senedir. orada — dünya yüzünü görmekten mahrum halde yaşıyor! Vücudu da her ser ne bir parça dökülüyor! Yavaş ya- vaş böyle eriyecektir! Bütün — tüylerim ürpermişti. Hint ormanlarında bir kadın ka- bilesi bir aşkın cezasını bu kadar korkunç bir şekilde vermeye na- sıl kryabiliyor? Bu ne müthiş ceza idi böyle? Cuhi dedi ki: — Sen Nogava, Nogava (Tu:- fan, tufan) deyip duruyorsun! İş- te bu isimde bir kabilenin — kızı bizde var.. Bu aklıma geldi! Fil- hakika, bir isim — benzerliğinden Cuhi gayet mühim bir — meseleyi âdeta keşfetmiş oluyordu. — Zira, eşasen (Noguva)nın tufan — keli- mesi olması çok dikkate şayandır. Malümdur ki tufan — hâdisesi bütün dünyaya (Nuh) kelimesini tanıtmıştır. Nuh veya Nug keli- meleri işe (navigation, navire, na- val) gibi hemen bütün dünya dil- lerinde (gemi) kelimesi olarak a- lem olmuştur. Cuhinin bahsettiği bu — kabile: nin ismi Nogava - Humi olduğu- na göre, humi kelimesi de hemen bütün dillerlerde (home, homa) şeklinde (insanlar) manasına gel- diği için, k bakışta (Nuh nisanr ları - Nuh evlâtları) — manasına geldiği anlaşılıyordu. leyh Cuhinin bahsettiği bu kabi: le bu bakımdan dikkate şayandı. Diğer taraftan (Nuh evlâtları) kabilesinden bir genç — kızın sıri kabile retsi Dumgbalarım bir göz" desine aşkı yüzünden (Dugi) de- nilen müthiş cezaya duçar edil- mesi de ayrıca daha az ehemmi- yette bir hâdise değildi. Cuhiye sordum: — Bu zavallı kız hâlâ yaşıyor demek? ÇCihi: — Evet! diye başını — salladı. Fakat dediğim gibi hergün etle- rinden bir parça döküle döküle bir gün hiç kalmıyacak! — Ne müthiş! — Evet! Hakikaten az bir şey değil! — Peki ama, Cuhi, böyle ceza- larınm en korkuncuna — uğratılmış bir kızlarını kurtarmak için onun mensup olduğu kabile hiçbir te- şebbüste bulunmadı mı? — Hayır! — Nasıl olur? Sizin kabileniz- den mi korkuyorlar? — Korkup — korkmadıklarıniı bilmem! Fakat bu kıza Dumgba- lanın verdiği cezayı kızın kabile- si de lâyık gördü! Ondan dolayı seslerini çıkarmadılar! —— Vah zavallı kızcağız! Cuhi benim müthiş bir merha- metle mütehassis olduâımm gör rünce: Hindistanda dünyanın en eski lasanları arasında bir. Binaena- | Yazan: . Buseh 35 yılını vahşiler arasında geçirmiş bir Alman seyyabı ellerinden bir parça döküle, döküle ölecekli — Evet, hakikaten zavallı kız- cağız! dedi. Bulunduğu — hal bin defa ölümden daha beterdir! Cuhiye hemen teklif ettim: — Cuhi! bu kızı bana göstere- bilir misin? Cuhi; — Evet.. dedi. nın herkese ibaret her istiyen görebilir! — ÜÖyleyse bu — dünyanın en bedbaht zavallı — kızcağızını he- men görmek isterim! — Şimdi mi? — Mümkünse şimdi! Demindenberi bir erkek gibi ba na gözdağı vermek, beni yıldır- mak tecrübelerinde bulunan Cu: hi, galiba bu defa da arzularıma mümanceat etmeyi de denemek he- vesinde bulunmuş olacak ki: — Pekâlâ! Dedi. Sonra birdenbire arka: sına dönerek, gayet âmirane bir sesle, hâlâ yorgun argın danset. mekte olan biçare erkeklere: — Heyl.. durun!.. yeter artık..! diye bağırdı. Artık gidip yemek- lerinizi yeyin! Adamlar hemen — durdular. Ve galiba, yemek yemek için nihayet müşterek karılarının insafa gel: miş olmasına da pek sevindiler! Cuhi sonra varı çıplak omuz- ları üzerine ağaç lifinden örülmüş bir şal attı, bana döndü; — Bu kızı pek mi merak ettin? Haydi öyleyse, düş önüme! Derhal kalktım ve Cuhiyi taki- be başladım. Cuhi önümde bir kauçuk fıçı yuvarlarmış gibi yürüyordu. Ormanım, kabilenin garip taşlar dikilmiş mabedi bulunan kısmın- dan geçtik. Mâbedi dönünce sık bir ağaçir ğın içine girdi, Her taraf dikenli ağaçlarla doluydu. Cuhi bir ağaçtan kopardığı ka- İmrm dalla bü dikenli ağaçları aralık ederek pek müşkülâtla geçmiye çalışıyordu. Bazan ona ben yar dım ediyordum. Cuhi suratını asmıştı. — Buranm bütün kabahati bu- dur! diye söylendi. Ecinniler bile bu dikenlerin arasından kolay ko- lay geçemez! Bütün — günahlılar buraya gömüldüğü için — burada hep dikenli ağaçlar fışkırıyor! Bu dikenli ağaçların arasından geçtikten sonra bataklık bir yere geldik. Bu bataklığın içinde — yürüme- miz büsbütün güçleşmişti. Fakat Cuhi çıplak ayaklarile bu bataklıktan hiç pervasızca yürü- düğü için ben de onu taklide mec bur oluyordum. Bilhassa ceza:- olması için Nihayet ağaçlarının sık ve ka- | lın oluşlarından âdeta — karanlık kesilmiş bir yere geldik. Cuhi ellerile ve başile — garip işaretler yaparak bir takım — cin duaları mırıldandı. Sonra yerde bir tümsek üzeri- ne yığılmış olan odunları aralık etmeye başladı. (Devamı var) sında Afrikanın Ülümden kurtardı. ve Kolcuların kumandastı bu ilei gocuğun Köbeğlüdü yapayalnın kaldılar, Alrikada fil ıvvıhlıu yapan ve fildişi tleşretini idara ıdııı ' yanlarına aldı. gekâlarını, idarelerini beğendi. Ve İhsanla Balmi keşif tglerinde k:ı Yazan : — Dünkü sayımızdan devam —ı Onu iki senedir görmedim. Son yazdığı mektuplarda evvelki dü - şüncelerinin büsbütün aksine de- rin ve sonsuz bir aşktan bahse * diyordu. Yazdığına bakılırsa bu kadın şimdiye kadar gördüğü kadınlardan büsbütün — baskay- mış, Sedat bu kadını sevmiş, la- kat kadın evliymiş, kocasını da çok seviyormuş. Yeni aldığım bir mektupta yine ondan uzun uzun bahsetmiş, O mektubu —demincek elime geçmişti. İstersen oku. İşte şurada al.... Kacamın — uzattığı. mektubu mümkün mertebe tabilleştirmeğe çalıştığım bir tavırla aldım. Bu uzun bir mektuptu ki, birçok yer leri hâlâ ezberimdedir. “Biz insanlar, kendimizi tali - he karşı ne kadar kuvvetli ve hâ- kim olduğumuzu iddia — edersek edelim, tesadüfün esiri olmaktan gene kurtulamıyoruz. İşte benim sevgim de böyle oldu. Heyhat ki, fena bir tesadüf — ihtimal ki kırdığım kadın kalpler rinin İntikamını almak için ola- cak — onu yolumun üstüne çıkar mıiştı. O birçok ediplerin, şairlerin tasvir ettikleri sevgililer gibi al- tın saçlı, engin denizleri hatırla tan hülyalı, yeşil — gözlü, fidan boylu fevkalâde yaratılmış - bir kadın değildi. Her tarafta gördü ğgümüz alelâde kumral bir kızca- Bızdı, fakat o kadar hareketli, se vimli, cana yakındı ki, hayat ve neşe dolu yüzü, güneş gibi insa nın kalbini ısıtiyordu. Ne yaptı- ğını, nereye bastığını görmiyen savruk sarsak hareketleri ona baş ka bir cazibe veriyor, daha gü - zelleştiriyordu. İptida onu yolcu salonunda sav rük bir hareketle bana çarpmasın dan tanıdım, sonra vapurda ta- nıştım. Yazık, çok yazık ki bu evli ve kocasını seven küçük kadıncağızı seymek bedbahtlığında — bulun- dum. Ah benim ilk düşündüğüm gibi başka bir erkeğe bağlantısı olmrıyan bir kızcağız olsaydı o- nunla hayatımı birleştirmekle ne kadar mesut olacaktım. Ona aşkıma ait bir kelimecik hattâ yarım kelimecik bile söy - lemedim. Aşk bazı insanı şair, bazısını dâhi, kahraman yapar mış; beni ise çekingen ve dilsiz yapmıştı. Bu büyük aşk ve küçük kadın karşısında cesaretim kırıl mıştı. Zaten söylesem de neye yarar- dı. O kocasını seviyor, öndan öy le bir sevgi ile bahsediyordu. ki.,; Taş gibi donan — vücudumda kollarımı zorla hareket ettirerek mektubu Necatiye iade ettim. Söylediğim yalanın bana bütün bir saadete mal olduğunu görü - yordum. Kocam, mektubu diğer lüzum suz mektuplar gibi buruşturdu ve yanan sobanm alevlerine ıttı Hüsnıye Balkanlı Necati bana gene ondan bahset d 'Sedattan mektup aldım.. de di, Gene aşkından — uzün — uzün yazıyor ve “senin gibi bir şeyta- ni avlayan uslandıran bu kurnaz kadını görmek isterdim., diyor, Ben de davet ettim, senin de, onu artık mektuplarından, resmin den tanıdığını kendisile de tanış maktan çok memnun kalacağını yazdım. Dört gözle beklediğimizi, ilk fırsatta gelmesini de ilâve ettim. Ve ona beraber çektirdiği miz resimlerinden birini de gön - derdim. Necatinin sözlerini nasıl din- lediğimi bilmiyorum. Onunla kar şılaşmak düşüncesi beni fena hal- de korkutuyordu. Fakat korktuğum olmadı. Se - dat gelmedi ve artık mektup ta, yazmadı. Fakat bu pişmanlığın büyük acısı hâlâ kalbimi gizli bir yara gibi sızlatıyor... Hüsniye Balkank —SOÖN— ilhak edilen ara- zideki Polonyalılar Alman hükümeti bunla: rı kovmak niyetinde ! Paris, 20 ÇAA,) — — Polonya hükümeti, istihbarat — ve vesalt merkezi tarafından neşredilen bir bir tebliğde, Alman propaganda nezareti yüksek memurlarından birinin Berliner Börsen Zeitung gazetesinde intişar eden bir maka. lesine göre, Alman hükümetinin, sakat bırakılmış bir Polonya dey" leti teşkilini düşünmedikten b ka, bilâkis Almanyaya ilhak eâr len arazideki Polonyalı — ahaliyi tamamen tardetmek niyetinde ol. duğu söylenilmektedir, Bu Almanların Rstgbiet adını verdik* leri umumi vali Frankın emrinde: ki arazive ve-leştirilecektir, Tebliğde, bu ahalinin acıklı â- kibeti tebarüz ettiriliyor. Kapalı spor salonları Edirnede yapılacak kapalı spot salonları ve &por klüpleri İçin taş- dikli iki plân gelmiş ve bu işin Hi- zumu olan para da — toplanmıştır. Bugünlerde fenni şartnamesi yapıla rak eksiltmeye konacaktır. 1940 Senesi 1TOGO Albümü Her senekinden — dakta ı—l' Bundan bir hafta sonra karikatürler ve mizah yazıla- LPILLER BİSTARINDA * Dünyada başından İhsan —Arar'la Saim Bulur kadar maçera geçmiş ikl gocük bulmak mürnkün değildir. Tişi gocuk vabyi hayvanlarla çarpıştılar, mwyan eden kabileleri yendiler, bu guretle kolculara büyük yardımları — dokun. ahatırdı. h yardımları dokunmuştur. Salm, bir Pars'i kendirime ve ona yıldırm İamilal verâ Bu Pars'ın gecuklara birgok yerlerde büyük ,GfıuER GELİYOR! 'GĞen önsek oda N iy “"6:45'30