Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
T * uayaaa Ğ Ai İLErN Vö rE e elye, — ae e e HABER — Akşam Postası Çilr Yağmur, bugünün şık kadını İç felâket — Sayılamaz ! in bir Kış günlerinde erksık bahar ha- tırlanır, bahar eğlenceleri, bahar tuyalet. leri teşkil eder. konuşmada çok şık giyinmekle ta- - nınmış bir bayan baharın rivayet edilen güzelliğine âdeta isyan etti. ve: ; — İlkbahar, hiçte methedildiği gibi güzel bir mevsim değildir. Dşününüz bir kere. Mart müte- madi soğuklariyle kışın tabii bir mütemmimidir.. Hem de zevksiz bir devamı.. Kışın kendisine mah- sus eğlenceleri, baloları ve sairesi ./vardır. Fakat mart gelince artık, bahar geldi diye bütün bu eğlen. celeri bırakırız. Halbuki soğuk, bahar eğlencelerinden istifademize mâni olur. Nisan, yağmuraliyle bi- zi usandırır. Geriye, göz açıp ka- payıncıya kadan biten mayıs kalı. yor. Halbuki bu bayanın rok müba- lâğa etiği muhakkatır. Yalmur bu günün güzel ve şık kadını irin bir felâket sayılmaz artık.. Eski mec- muaları karıştıran bir bayan eski zamanların yağmurlu sahnelerini biraz gülünç bulur. Fakat şimlidi o zamanlardan çok uzaktayız. İnsanlar, yağmurdan kurtulmak dçin Aaçık renkli empermeabller, çok zarif şemsiyeler icat ettiler. Yağmurlu havalarda bayan mar tosunu giyer, Şosonlarını ayağına geçirir, şemsiyesini alır ve kork. l madan sokağa çıkar. Bugün kaldı- |& rımları muntazam bir parke yolda, || yahut Aasfalt caddeler üzerinde Yağmurda yürümek artık bir zah. (© met değil bir zevk halini almıştır. Bugün yağmurlu havalarda gi. |* yilen elbiseler iki türlüdür: 1) Yağmur için giyildiği bakı- lınca belli olanlar, 2) Belli olmıyanlar. Yağmurlu havalar için yapıldı- gı belil olanlar arasında eski za. || man arabacılarının giydikleri mu- şambaları hatırlatan düz, İsveç bi- |" çimi kaoçuk turvakarlar, üzeri ka. uçuklu trved, sellüloyddan yapıl. || mış şeffaf muşambalar.. Dört nu. (| maralı şekilde görülen başlıklı an. | * diks denilen su geçmez kumaştanı || yapılmış-ince ve hafif mantolar, 5 numaralı şekilde gönülen sabit baş lıklı Ankara kumaşından mantolar || hatıra gelir. Spora daha çok meraklı, dağda, kırda çok gezen bayanlar içinse, | dışı siyah, yahut mavi renkte ge- “mici müşambasından yapılmış mar tolar tavsiye edilir. Bunlardan gü- zel bir Örneği altımer şekilde gör. mek mümkündür. Yağmur için giyildiği belli ol. —miıyan empermeabller ise su geç- konuşmaların zeminini Gene böyle bir mez bir hale getirilmiş gabardin. den, yünlü, pamuklu kumaşlardan hattâ krep döşinden yapılan man. tolar ve elbiselerdir. Bunlaridan bazıları düğmeleri yakaları ve dış- tan cepleriyle çok basit ve basitliği nisbetinde de rahat elbiselerdir. Diğerleri de giyenlere şahsi bir hüviyet veren İskoç kumaşların- dan yapılmış taşınması kolay, da.- ha fantazi mantolardır. Bunlardan güzel bir Örneği (şekil 7)'de gö- rüyorsunuz., lanları da vardır. Bugünün güzel bir örneği (şekil 8) dedir. Yazının içerisinde görülen mo. kelleri tetkik ederken aşağıdaki kısa izahatı da okursanız bu ör- nekler hakkında daha iyi bir fikir edinmiş olursunuz: ; Şekil IV — İngiliz fabrikaları- nın bu sene meydana çıkardıkları öndiks denilen su geçmez kumaş. lardan yapılmış empermeabler ü. zerinde takılması ve kolay bir kukulâtası var. Yağ - 1939 Paris güzeli 1939 paris güzeli olarak 19 yaşırn- daki matmazel Odet Verşfal seçil- miştir. Paris güzeli, Fransız güzel- lik kraliçesi için yakında yapılacak müsabakaya iştirak edecektir. Bu empermeabllerin kürklü o- çıkarılması murla çok hoşa giden gayet rahat bir moldeldir. Şekil V — Üzerine kaoçuk sü. rülmüş Ankara kumaşından yapıl mış empermeabi. Kukulâtası sabit. tir. Bu empermeabl orijinal man- zarasını bir parça kırmızı bakır dan. yapılmış düğmelerine borçlu. * duüur. Şekil VI — Üstü mavi renkli gemici muşambasından” yapılmış empermeabi.. Yakası ve önü ma. |deni düğmelerle kapatılmış olan bu empermeabl sporcu bayanlar için kırlarda dolaşırken giyilir, Şekil VII — Kauçuklu kadife -| den yapılmış çok zarif su geçmez manto, Bu kumaş, kaplan derisini taklid ederek yapılmıştır. Manto ve kumaş o kadar zarif ve o kadar kibardır ki insan Bunu bir balo elbisesi üzerine giyerek yağmur. lu bir gecede bir müsamereye gi.- debilir. Şekil VII — Mevsimin en v- rijinal empermeabllerden birisi.. Kenarları kürklerle süslenmiş o. İan bu empermeabl, ateş renkli, fa- kat su geçmez hale getirilmiş ipek li İskoç kumaşınlları yapılmıştır. Tavsiyeler * Kauçuk elbiseler uzun müddet kullanılmazlarsa sertleşirler. Onla - rı yeniden yumuşatmak icab edince içersine az miktarda amonyak ilâve edilmiş bir leğen dolusu süyun içer- sine batırmak kâfidir. * Beyaz ipek bluzlardaki yağlı boya lekesini çıkarmak için leke . A|nin üzerini Arabsabunu ile siliniz. Ve sabun Üüzerinde kalmak şartile birkaç saât brrakmız, Sonra küru - yan sabunu bir bıçak ucuyla kazıyı, nız. Daha sonra da benzin ile siler- SİNİZ, Sorgulara cevap * Edirnekapı, bayan S, Üşenmez soruyor: “İkindi üzeri gelen bir misafire çay ikram etmek istediğim vakit muhakkak çayla beraber bir likör | ikram etmek lâzım mıdır?,, Avrupada verilen ikindi çayla - e| rımda çayla beraber daima tatlı bir sarab veyahut likör ikram etmek tdet olmuştur. Fakat bizde bunu, müuhakkak yapılması lâzım bir neza ket ve zarafet eserl olarak kabul etmek şart değildir. Çay ve biskili ile de misafirinizi ağırlıyabilirsiniz. İza İi Ka südddrk AAAi ddi AAi aei ge n Fransız Tıkrası Petrikovariçi Limbakomayabiçe- | nin nişanlısı ağır hastaydı ve has- retlerinden birinde kara haberi aldı: — Nişanlınız sizlere ömür! Üzüldü, Hastasına bakan hemşi- reyi buldu ve sordu: mi bari? Hemşire cevap verdi: — Evet, kısmen.. Sarhoşsşlar arasında — Sarhoş olduğum zaman bur- numun ucundarı ötesini göremem, Burnu pek uzun — olduğu arkadaşı alay etti: — Brâyo! Epey uzağı görüyorsun demektir. Zaman İki çocuk saç saça başbaşa kav- ga ediyorlardı. Yoldan geçen bir ih- tiyar çocukların pek kıyasıya dö- ğüştüklerini görünce müdahale etti: — Yapmayın çocuklar — ayıptır, Haydi kavgayı bırakın da size beşer kuruş vereyim. Çocuklardan biri kavgayı bırak- madan cevap verdi: — Öyle şey olur mu ya? Galib gelene on kuruş veririm demelisin! Teşvik Serseriyi bakkaldan tereyağı ça:- larken yakalamışlardı. Karakolda: — Kabahat benim değil. — dedi. Beni bu hırsızlığa teşvik eden var. — Kim bu? — Doktoör. — Doktor mu? — Evet doktorum. Sabahları ba: na tereyağı yememi tavsiye etmiş- ti. için |* taneye yatırılmıştı. Kızcağız ziya- | —- — Son nefesinde ismimi söyledi | i— — Rica ederim, sık sık pozunu zu bozmayınız bayan. Aksl takdir. de akşama kadar heykelinizi yetişt İremem, 5 FÜ Vç Fransız karüilü/ Fatografçıda Hasisliğini bilmiyen yoktur. Fo- toğrafçıya gitti ve altı fotoğraf ç- kartmak istediğini söyledi. — Kaç kuruşa olur? Fotoğrafçı: — İsterseniz, dedi, ücreti sonra konuşalım. — Niçin? — Fotoğraflarda mütebessim du- rabilmeniz için.. Şilrler — Yeni şiirlerinizi tam iki kere okudum. Bugün bir kere daha oku- yacağım. — Benim için ne saadet! — Öyle mi? Ben hâlâ anlayama- pdım da... — y - d Mi e- A M Rm ÇAM ASEBE| D Tahslllerlnlv ayni smıfta yap tılar,.. Hlile Mesleğinin bütün &ırlarına vâkıf boksör üçüncü ravndda yere düş. müştü.., Hakem saymağa başladı: — Bir, iki, 3, dört, beş, altı, ye. di... Boöksör uzandığı yerden başını kaldırdı: — Pardon, kulaklarım biraz sağırdır, tekrar sayar mısınız?, Aşk Parkta yanyana — otürüyorlardı. Erkek âşık, kadın ise lâkaytti. Er- kek mırıldandı: — Kalbimde sana ayrıdığım yeri bilsen! Kadın: — Ya, dedi, biraz öteye gidip ka- napede de yer ayırsan fena — olmı- vo çh Ni — c Kadım — Görlüyorsun rum, babanın ay dedeye ne imkân yok, Parola Berber kalfası, müşterinil î_ pal nü traş ederken kesmişti. D'ğğn git fanın kesiş şekli pek tuhafi el ” miş olmalı ki müşteriye düY dan sordu: yü — Bu ne hal ayol? Bu 8%,1: zünü iki üç traşta bir M : kesiyorsun, y — Ne yapayım birader! H"âî ; sile sevişiyoruz.,, Bu akşam böyle lım,, demek istediğim zamâf — ög yapıyorum. Mektup uzün 5 , rinde telefon da yok. gi Ü. Saat ; HUĞ L ar Hasis, seyahatteydi. Otel Epey pazarlıktan sonra İU daya çıkınca penceredef ccfeden Manzara yoktu, fakat ?ensaatrgö' kasabanın meydanındaki çu ol rünmekteydi. Hasis pek M yacak! e du ve kendi saatîğujdjd/ — Ah Corc, bu kadar âyrılıkta — Corc mu? Ben Corc değilim. yerde arayın! - “ z DU e! U D am *—S?r;_:ş z N'X S S :—'* w&ş— - ge GA n sonra nihayet seni buldum. Geminize dönün ve Corcu başka — İngiliz karikatürü — ,' el S CN eg Öür Pi £ —4