26 Mart 1939 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

sîğ,AM POSTASI H..“ Neşriyat Müdürü ID"-RS ân Rasim Us ; '—'*'ıâıı:" Istanbul Ankara catlesi .y._ I4 Talyral adresi : İstasbul HABER işleri telefonu :1 23872 HŞ :NĞ 24370 ĞA LA E ŞARTLARI İ Türtiya Kemeti L M00Kn — 2700Km ( Y00 « H00 , '! .ıî: - &00 » "-ııı"-ıı'imııiııı E NELERDENBERİ — görme * eti Fiştim; hiçbir yerde adının ’ilı bip € Yoktu, Çoktandır. — edebi- tle: Işlı, Mersin'de zannede- Mi FTetle meşguldü. Dört gün ev- *'hüı; hunbm'un bir hastanesinde öl- Haa Hü da gazeteler yazmadı, ben “ha,, Adaştan haber aldım. Hiç ol- ;qcenazesiude bulunmak ister- 4 nasip değilmiş, lüî:îvd_müî severdim; vaktile Gala- '!r,u'mda hocamdı. Fakal kendisini e î;:arn o!duğu için değildir: erslerinde bulunmuş ol- ılm Mselerin çoğunu ancak lü- !:mı » bazılarını da nefret, hattâ Üj h'allrlnrım. Süleyman Bahri w*hdh__v ğim yalnız üç beş hocam 'Eh“şı bana gerçekten bir şey öğ- lesir etmiş olanlar, iıkc:îman Bahri bir zamanlar ol- E*ini hıînlfl_mış bir şairdi; hattâ ken- gy F dühi diye selâmlıyanlar bi- w'.üldi Nu Hiç şüphesiz iyi bir şair Ml“]ln İyi olsaydı bu kadar çabuk bi vi “İîc_ll: Bize sınıfla şiirlerin- i hi" "kısıni ezberletmişti; bunla- Tarih,, diye haylı uzun bir "üım Çeydi. Hafızam oldukça kuv- Ç* Büzel, çirkin, gülünç bir yı- ı:îz_'a bilirim. Süleyman Bahri' ' in bir tanesi bile şimdi ha- Ç Felmiyor. Demek ki ne güzel- 'l:ı he de çirkinlikleri ile öyle %ıcübedecck şeyler — değilmiş, | Yorsam — Hare isimli bir >de İ hikâye,, yazmıştı (o zar ::ı_n'dlb’leri “dram, komedia, pi- !hemck istemez, böyle tuhaf tu- ıhw 'l?r uydururlardı.) Bay Re- ; ile beraber, meklepler için y Sri bir de müntehabat kitabı b 'Bbiz onu okurduk. llm'ı Türk olsun, Fransız olsun, klıı—g 1zin çoğu bize, bir vazile- NİT Ulmak için ders verirlerdi; he Tt şeylere büyük bir ehem- M ÇEmedikleri hallerinden bel ilebi leyman Bahri öyle değildi: Mlya dti sever, beğendiği şiirlerin i kit:;: bize de hissettirmek ister- Çitlr Mma aldığı halde kızdığı aha ler de vardı: onları da sa- p Te öğretmek için değil, alay Üpap' tatsızlıklarını anlatmağa ça- ÇN Okuturdu. Bazan — okuduğu İj , ONa büyük bir heyecan ver- ı&,ag Türdük: bu halleri ile benim 'iq,"ı sevmeme çok tesiri oldu. İ îhı:mda yalnız bir hoca değil, | İıı, Tı, muhabbetleri, — zaafları ılıı Sdamdı. Şüphesiz çok kuvvet- Ş, dam değildi, fakat bir adam- h öğ!'elmıe. makinesi değildi. Bir *'qqo“ar vardır. ki yerlerine bir ha h makinesi veya bir — radio | üyfekülâ kabildir: — Süleyman Ri & değildi. klı'“'!rı;ii; büyük, hiç olmazsa ' Şair olacağını ümit etmiş- '- r_"fmlı' Kilap koleksiyonunu, (Çt , TSeniz, bir karıştırın: onun EL;,'::*Mumclerini bulursunuz. KA İ İYorum, öyle iyi şeyler de- "|a a? sanaline İnanan bir a- ll "ll_dan yazılmış — oldukları h'da îF"Zü büyükte, yehide idi. ; ir doğmuştu, fakat kuüvvelli TİR %Şeğilıli. Bunu, kendisi de Wn , *di; orta halli, — herkesin- ı'hh“arkmz şiirler yazması elbet- yük ©L onu istemedi ve hülyasına l ly:::rlcr veremiyeceği için şiiri, .hü büsbütün bıraktı. Bu fera- '“_lk îük bir hüzün ve bir kahra- klıı ı&ı-d"._ Geçici bir — şöhretin: ni :'ll, sonra tamamile unutul- h Mne Bördü. Elbetle içi yanmış, ! 'l hı-"':t Deklediği şeyleri veremi- llıuıe ö küsmüştür. Hülyasını, ta- h.l,a"'rernediği hülyasını kendi- Üy Pa €r alıp gölürdüğü — topra- ; ?lııa[ uyusun. Belki günün bi- 'E'h) larını merak edip karışlı- a17 Dir adam, onun' manzüme- b TÜ €ndi ruhunu, kendi hayalini BE n Söyliyen birkaç misra bu- “uq ğ:l'" gene hayırla anılmasına | er, Facıadan Ders: İnşaat işlerini mimarlardan başka- sına bırakmamak İâzımdır. APAS köprüsünde beş katlı bir apartıman yıkıldı ve yine birkaç zil'enin hayatı sönâü, yine birkaç vatandaş enkaz altında ca.niverdl. Hiç şüphesiz, bu şehir için olduğu nispette, memleket için de bir facia oldu. Bunun sebebleri üzerinde durmak, hem de hassasiyetle, dik- katle durmak lâzımdır. Mesele, yalnız inşa malzemesinin çürük- lüğünde değildir. Nihayet yirmi senelik bir apartımanm, bir bi- nanm, çürük malzemeden dolayı çökmesi en uzak ihtimal olarak düşünülmelidir. Bu işi daha fazla mimarisinde, plânında, fenni yapılışımda veya yapılmayışında, hesablarında aramak daha doğ. rudur. ' Dünyanm her yerinde bina yapmak işi bir ihtisas meselesi olarak telâkki olunur ve mimarlar bu işin mütehassıslarıdır. Yıl. larca dirsek çürüterek okurlar, ve bu ihtisası edinmek için genç- liklerini, hayatlarınım mühim bir kısmımı bu tahsile hasrederler. Halbuki Türkiyede bina yapmak, apartıman yapmak ve ya- ni bu İhtisası icab ettiren İşlerin altından kalkmak için mekteb tahsiline lüzum yoktur., Bir müddet binalarda amemelik etmiş ve nihayet kalfa olmuş biri, pek âlâ koskoca bir apartımanı çizer, biçer, taahhüd eder, yapar. Fakat işte böyle bir gün gelir ve bu Ihtisıısrzlığıiı, bu ihma- lin, bu lâkaytlığın cezasmı birkaç vatandaş kanlariyle, hayatlari, le çeker, Bir bina, ancak hesapsızlıktan yıkılabilir. Muvazenesizlikten çökebilir. Bir kalfa nihayet bir amele başından başka bir şey değildir. Bina yapmak yalnız tuğlaları üst üste dizmek, üzerle. rine sıya çekmek, icab eden yerlerine beton dökmek demek de- ğildir. Herhangi bir yerinin bir hatası, koskoca bir binanın bir gün bir faclaya sebeb olmasını meydana getirebilir. İnşaat, bir fen, ilim işidir. Gelişigüzel herkes, her kalfa bu işi başarmak hürriyetine sahib bulunursa,_böyle müessif neti- celere daima muntazır olmak İcab eder. Bugün Türkiyede mimarlara iş kalmamıştır — denilebilir, Mülk yaptırmak istiyenler, birkaç yüz liradan kaçınmak suretile manasız ve cahilâne bir tasarrufa meyyaldirler, Mimara çizdiği birkaç çizgi için para vermenin yüksek hedef ve manasmı anlamıyanlar, yarın başlarını böylece taşa vururlar, Bittabi bu işlerde inşa malzemesinin ucuzluğu, fenalığı, çü- rüklüğü de yer alır. İ Görülüyor ki mesele yalnız herhangi bir apartımanın yıkıl, ması gibi basit bir iş değildir. Bir ihtisasa yer verilmemesi gibi bir hâdisedir. Bu kaçıncı oluyor? Yeni yapılmakta olan bir apartımanm çökmesi hâdisesi üze, rinden daha nekadar geçti? e ' Artık' Bundan ders alârak, kat'i tedbiri Ittihaz etmemiz ge- rektir. İnşaat yapacaklar, bu işlerini mimardan gayrisinc vereme- melidirler. Mimarm plânı olmiyan inşaata müsaade olunmama- hdır. ' Yani ihtisasa yer verilmeli, pratisiyenlerin, okuma yazma dahi bilmiyen kalfalarımn, gelişigüzel herkesin bina plânları ya. parak memleketi bu tehlikelere düşürmeleri önüne süratle geçil. melidir. Nasıl bir mütetabbib yanl doktor olmadan doktorluk eden tecziye olunuyorsa, mimar olmadan mimarlık etmek İstiyen de böylece kanunun takibine maruz kalmalıdır. İnşaatta hâkim olan ve maalesef taammüm edip mimarları işsiz bırakan bu bezirgân zihniyetine sed çekmek ve herhangi bir Türkün bir damla kanmın hesabı karşısında bile icab eden müey- yideyi ittihaz etmek en başlıca hedef olmak gerektir. Kaldı ki, bu hâdise Papasköprüsünde olduğu gibi birkaç va- tandaşm hayatına mal olmuştur ve belki daha büyük facialar do. gurabilecek değerdedir. Dal, | bulunan dokuma malzemesi ve ma- Zat maaşlarının iskontosu ' Maliye Vekâletile Ziraat Bankası anlaştılar | kası tekaüd ve yetim maaşlarının |iskonto muamelelerini daha — ko- Maliye Vekâletiyle Ziraat Ban- lay görmek için aralarında bir anlaşma yapmışlardır, Buna göre, maaşlarını iskonto ettireceklerin isimleri bir borldro ile malmüdürlükleri — tarafından tetkik ve tasdik edilecek ve iskon- to muamelesi de bu bordroya gö- re yapılacaktır. Maaşlarına haciz konulmuş o- lanların haciz miktarları da mal- müdürlükleri tarafından bildiri- lecektir . “HABER — Akşam Postası Gün — — — lesi Yerli çoraplar için çıkarılan dedikoduların içyüzü ! Çorap fabrikatörleri, yerli çorap imalâtından zarar görenlerin sakat çorapları yerli gibi gösterip fena propaganda yaptıklarını söyliyorlar Çorap fabrikaları sahipleri, el- birliği ederek Avrupadan bir müte- hassıs celbettiler. Bundaki maksat, evvelce yazdığımız veçhile, piyasa- da yerli mamulâtın dayanıklı olma- dığı etrafındaki dedikoduları önle- mek ve yerli mamulâtını, Avrupa ayarında kuvvetlendirmekti: Mütehassıs geldikten soönrâ fabri- kaları gezerek imalât şekillerini kon trol etmiş ve fabrika sahiplerile gö- rüşerek, çorap imalâtçılığını daha esaslı bir şekilde — tekemmül ettir- mek için alınacak tedbirler üzerine bazı fedakârlıklara sevketmiştir. Bucümleden olarak gerek mevad- dı iptidaiye üzerinde ve gerekse i- malât sırasında yeni bazı makinele- rin tedarikine lüzum görülmüştür. Ancak fabrika sahiplerinden biri, bu mütehassısın faaliyeti etralında çok şayanı dikkat bazı noktalar ile- ri sürmektedir, diyor ki: “Türkiyede imal edilen çorapla- rın dayanıklı olmadığı — etrafında çıkarılan dedikodular bu işten za- rar görmüş olanların işidir. Haki- katte vaziyet katiyen böyledeğildir. Bugün fabrikalarımızda ince, kalm ve her cins üzerine çorap yapılmak- tadır. Avrupa mamulâtı ile karşı: laştırıldığı zaman arada hiçbir fark bulunmadığını görürsünüz, Geçenlerde bir çorap fabrikatörü- nün söylediği gibi bugün elimizde kineler, dünya yüzünde mevcut olan makinelerin en son — sistemleridir. | Yani biz hangi makine üzerinde ça- lışıyorsak ve imalât yapıyorsak Âv- rupa da bu imalâtı ancak bu ma- kineler üzerinde — yparyor. Yalnız onların elinde mevaddı — iptidaiye noktasından daha fazla müsait ze- min vardır. Onların dokudukları, iptidat maddeler, apayrı — bir iştir. Buna rağmen gene — muayyen me- vaddı iptidaiyeden yapılmış çorap- larda ne Avrupadakilerde ne de Tür kiyede imal olunanlarda en küçük bir kalite farkı dahi görülemez, Yalnız bu dedikodu, halkı yerli mamulâtına karşı soğutmuştur. İmalât sırasında bazı çoraplarda ufak tefek hatalar olabilir. Bu da tesadülen en müşkülpesent müş- teri eline geçebilir. Böyle birkaç mi- salin bütün çorap imalâtına teşmil edilmesi haksızlık olur. Asıl mesele- nin iç yüzü, çoraptan anlayan ve yerli mamulâtı — dolayısile — zarar görmüş komisyoncu ve - tacirlerden bazılarının bilhassa böyle sakat ve yaralı çorapları bularak müşterile- rine gösterip Avrupa — mamulâtı ile kıyas etmeğe kalkışmaları davası- dır. Filhakika fabrikalarda itina ile bir seçim yapılır ve bazan sakatlar ayrıca, sakatlığı bildirmek sureti- le piyasaya çıkarılır. Nitekim bazı işporta satışlarında sakat olduğu i- çin asıl kıymetinden çok aşağı satır lan çoraplar görmüşsünüzdür. Bir fabrika düşünülebilinirmi ki kendi firması altında imal ettiği çor raplarımnda umumiyetle böyle bir ih- mal gösterip işini bozsun? En kuv- vetli ustabaşıların idaresi — altında çalışan Türk işçilerine — itimadımız çoktur. Dürüst ve namuslu işçiler- dir. Binaenaleyh kasden böyle bir şey yapılmasına da imkân düşünü- lemez. aht Nihayet şunu söylemek — isterim ki, bu dedikodu, bu yüzden zarar görmüşlerin uydurmalarıdır. Fakat fabrikalar, bu dedikoduları önlemek Ve bilhassa çorap imalâtçılığın- da daha fazla ileri bir hareket gös- terebilmek için bir mütehassıs celbi ne karar verdiler. Mütehassıs geldi. 'Tetkik etti ve umumiyetle imalâtta büyük bir kusur görmedi. — Yalnız daha sağlam — çeşitler çıkarmak için yeni vasıtalara lüzum görüyor Kabul etmek lâzımdır ki ince ço raplar bundan fazla sağlam olamaz lar. Bu mütehassıs işi değil, inceli- ğin icabıdır. Halbuki bugün bütün dünyada revaçta bulunan kadın ço- rapları da incedir, ten renginde ve tene yapışacak kadar — incedir. Bu Ladar ince şeylerin ayakkabı içinde ve yürüme işinde — mütemadiyen, müstemirren kullanılması mümkün müdür? Elbette çabucak hırpalana- cak, bir yeri akacak ve yırtılacak- tır, Baş ve şapka ayaktadır nihayet, Maahaza bir mütehassıs getix- olmaktan dolayı pişman — değil: Kendi noktainazarıma göre mit: hassısa ihtiyaç yoktu. Fakat dahs ileri gitmek için faydalı olacaktır. Bilhassa civar memleketlere ihra- cat yapabilmek için — mütehassısın faydası olacağına inanıyorum. Bu- günkü imalât ancak memleketimizi tatmin edecek derecededir. Halbuki pekâlâ şark — hudutları- muuza komşu devletlere ve Balkan- lara sevkedebiliriz.,, Çorap fabrikaları, —mütehassısın ücretini aralarında taksim — etmiş* lerdir. Binaenaleyh — mütehassıs u- müumiyetle çorap imalâtını — tetkik işini üzerine almış bulunuyor. Bu çorap fabrikası sahibi- nin dediğine göre —mütehassıs pek yakında raporunu hazırlıyarak, fab- rikaları filiyata sevkedecektir. üzerinde — dev Trakyada feyezan Tunca ve Meriç suları yükseldi Edirne, 27 — Bir iki günden- beri yağan şiddetli yağmurlar yü- zünden Tunca ve Meriç suları çok yükselmiş ve ekili bazı araziyi basmıştır. Alâkaldlarlar derhal tedbir al- mağa başlamışlardır. Maamafih suların yükselmesi durmuş gibidir. Tekrar yüksel- meğe başlamazsa feyezan feleâket siz olarak geçiştirilmiş olacaktir. ——— Bir hapishane -kaçağı Bursada yakayı eleverdi İzmit hapishanesinin duvarını delerek kaçan A'dapazarlı Murad zabıta tarafından Bursada yaka- lanmıştır, Bir sivil memuür tarafın- dan pazarda alışveriş eder- ken görülen suçlu, hüviyeti 80- rulunca kaçamaklı tevaplar ver - miş ve karakola götürülmek iste- nince de kalabalıktan istifade e - derek kaçmıştır. Fakat nihayet Demirtaş instasyonunda ele geçi- rilmiştir. Rasgele ve yemiş maskel Ezcümle kabağın teni fevkalâde tirdiği anlaşılmış. Tevekkeli ecdadımız yüzdeki Demek o zamandan bu sırra vâsıl Nurullah ATAÇ kılâb ediyor demektir. « «5 ll ni l — 22T £ B A ai üi Yüz tuvaletinde sebze VRUPADA ve Amerikada yüz tu. A valetinde mühim bir inkılâp başla, mış, Bazı yemişlerin ve sebzelerin yüz te- nini güzelleştirdiği anlaşıldığı için yemiş- ten ve sebzelerden maskeler yapılıyormuş, bir yemişe veya sebzeyoe teşbih etmemişler. Kiraz gibi dudak, elma gibi yanak, zeytin gibi göz, keten helvası gibi saç. Kabak gibi kafa tabirleri bugün hakiki mahiyetinc in, OArlık: — Kabak gibi adam! Deyince teni çok güzel bir insan akla gelecektir. Ve bu maskeler taammüm cdin. ce, burnuna domates, yanağına pancar yap- rağı, kulağına zeytinyağlı dolma, burnuna turfanda bir hıyar sarmış, sarmalamış bir kadım görünce gülmiyecek, şaheseri gibi göreceğiz. Ve bu hareket, sokaklarda ve ayak al- tında sürünen lâhana, prasa, ıspanak ve saire gibi sebzelerin ve her türlü yemişle- rin, eczanelçr(le, ıtriyat depolarımda mute. eri güzelleş- her uzvu na kavanozlarda ve olmuşlar, rer müstahzar gibi satıldığını göreceğiz. Eve sebze almaya gelmiyecek, Yar- gün argın yemeğe dönüldüğü zaman, me, selâ bayanım asma yapraklarını vücuduna yapıştırdığını ve sovanları saçlarma ser. ALAY EURPĞ GK AAA P GBREDRAİ SAĞ TURPGR GÜL REGIRİ A diğini, domatesleri yüzüne bağladığını gö- receğiz. onu güzelliğin ambalâjlar içinde bi. mak şart Pr Bundan böyle, kabak, hıyar, patates gibi İstihfaf için kullanılan adlar biror güzellik mefhumu alacaklar. — Aman! Diyeceğiz. — Dün gece baloda hryar gibi bir ka- dın, şalgam suratlı bir bayla gecenin en gü- zel çifti idiler. Ve bir diğeri cevab verecek: - — Ya patates burunlunun nefasetine ne dersin? : Ve böylece hafazanallah manav ola. bilmek için güzellik akademisi mezunu ol. şalgam, kılmacak, Velhasıl anlaşılıyor ya, gittikçe İn- sanlar balkabaklaşıyorlar, ; Mim. Mersin 'Postasına vapur bulunamıyor “ Sadıkzade ,, kazası birçok vapuriarı işgal etti Sadıkzade vapurunun, Finike ci- varında Adrasan feneri kayalıkları- na oturması, fiırtina — yüzünden Dumlıpınar vapurunun da ayni mevkie sığınması, Mersin ve Ana- farta vapurlarının vaka — mahalline gitmesi ve son olarak Konya vapü- runun da erzak ve tahlis malzeme- si ile Finikeye gönderilmesi üzerine Denizbankm Mersin hattı seferle- ri aksamıştır. Bunun için yarın Mersin hattına kalkması — lâzım- gelen postaya vapur — bulunamadı- ğından bu posta yapılamıyacaktır. Mersine ancak 31 mart cuma günü Karadenizden gelecek olan Tari va- puru gönderilecektir. Tarı salı pos- tasında bulunan iskelelere de ilâve- | ten uğrıyacağı için tabiatile Mersin seferi daha uzun müddette yapıla- taktır. Sadıkzade vapurunun bir — kısım yolcularını almış olan ÂAnafarta va- purunun İzmirden sonra yarın sa” bah şehrimize gelmesi beklenmekte- dir. Mersin vapuru da bugün Sa- dıkzadenin diğer kısım yolcularını hamilen vaka mahallinden ayrıla- cak ve iskelelere uğrıyarak limanı- mıza hareket edecektir. Adrasan feneri civarına iltica etmiş olan Dumlupınar vapuru yo- la çıkmıştır. Konya vapuru ise Sa- dıkzadenin 1100 ton yükünden 500 tonunu alacaklır. Karadenizde yapılacak liman Karadenizde Çatal ağzında in- şası kararlaşmış olan liman hak - kında İngilizlerle Iktısat Vekâle- ti arasındaki müzakereler bitmek üzeredir. Nafıa Vekâleti de ayrı- ca yapılacak liman hakkında tet- kikler yapmaktadır. Yakında bu hususta kat'i karar verilecektir. - LAT Lî':ı—n li

Bu sayıdan diğer sayfalar: