Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Tavandan damlıyan İ -— b & eee —i M akilahiltilm v&nâmiut- | ler bu Yesenin'e attılar, “tuttular.. $ 4 kırmızılık ... Elimde bir kitap.. Okuyorum.. Bun- lar, Rusça şiirlerdir. Ve dostlarıma ağızdan tercüme ediyorum, izahat ve- riyorum : — “Ben yeni şarkıları eski usul üze- re söylerim..,, diyen Yesenin, Sovyet- ler zamanmda yetişen en büyük şair- lerdendi.. Bir köylü çocuğu imiş.. İh- tilâlin rüzgârma kapılmış. Yerini, yur- dunu terk etmiş.. Şehirlerde serserilik ederek münevver muhitinin içine ka- dar yükselmiş. İstidatlı olduğundan herkes tarafından şımartılmış.. Fakat tabında Bohemlik var.. Rusyanın en meşhur aktrislerinden birile evlendiği halde onu betbaht ettiği icin kadınca- Faz. başka bir kocaya (meşhur rejisör 'Meyerhold'a) gitmeğe mecbur kal- mış.. Yesenin, annesine hitaben yazdı- ğı bir meşhur manzum mektupta, köy halinden hayatının sadeliğini bıraktı- gından dolayı teessüfler ediyor.. Kendi , halinden gikâyetçidir, nefsini yerlere batırıyor.. “Ben karımı ellere verdim, çocuklarımı dört bucağa saçtım!,, di- * yor.; Bu şairin hususiyeti, cidden, “ye- ni şarkıları eski usul üzere,, söylemek- ti. Rus edebiyatmı, kübikler, fütürist- ler, dadaistler istilâ ettiği bir sırada, o, böyle garabetlere kapılmamış, alı- şılmış tarzdan ayrılmamış, fakat (o tarzın içinde yeni nağmeler bulmuştur. Bizde spor kavgaları neyse, Sovyet- lerde de edebiyat kavgaları öyleydi.. (Şimdi kalmamakla beraber, eskiden -bizde de hececilik, arzuculuk, edebiyatı cedidecilik, Fecriâticilik vardı ya.. O- Adamcağızın ne geri kafalılığımnı bı- raktılar, ne de irtica kışkırtıcılığını!.. Fakat, o, sadece bir şairdi.. Ruhu, vü- cudunun kafesine sığamayıp göklerde serazad bir kuş gibi uçmak istiyen bir şair.. Bu taşkımlık, coşkunluk, nihayet, kati felâketine sebebiyet verdi.. Bir ötel odasında bileklerini keserek ve kanile duvara şiir yazarak intihar etti Romaantikliğin bu kadarı da görülme- miştir.. Bundan kendi felsefesi için bir tefevvuk iddlası ve tefahür vesilesiçı- kardı. “İşte! o haleti ruhiye insanı ne- lere sürükler..,, dediler. Hatta, Yese- nin'in en meşhur muhalifi olan Maya- kovski bunu fırsat ittihaz ederek bed- bin zihniyetin saçmalığı hakkmda nutuklar da verdi. İşin garibi bu nikbin şairde ömrünü intiharla bitirmiştir., Arkadaşlarım, hep birlikte: — Saçma şeydir! - diyorlar.. — Evet.. İntihar saçmadır.. Biran duruyorum.. Gözlerim — dalı- yor.. ye Birdenbire dedim ki: — Maamafih, insan bazan şeytana uyar!.. Meselâ ilk gençliğilimde, baba- mm mezarıma giderek orada tabanca ile kendimi vurmak fikrine ben de ka- pılmiştim.. Her'şeyi tamamaldım.. Bir /— hatırat defterim vardı.. Ona, bütün İti V eri İ o tasavvurumu kuveden fijile çıkaracak- 4 h düşüncelerimi yazdım.. Sonra, meşhur Kâmil paşanım oğlu Nazımım bir dave- tine gittim.. Eğlendim, hoşça vakit ge- ı:iı-dtm Bunu kendi kendime bir veda .Ziyafeti addetmiştim.. Metin bir halde tim.. — “Nasıl olsa aile kabrimize beni gömecekler.. Kendiliğimden oraya gi- deyim de kimseye fazla külfet olma- al_n!,, diye düşünüyordum.. Fakat, ga- rip tesadüf, meğer dostum Âli Müker Tem yatak odama serbestçe girdiği için hatrrat defterimi okurmuş. — Yine oku Müs.. Tasavvurlarımı anneme haber| * ; Beü. Nn.zmı Kâmilden cıkarkern “sen |deli misin? Bizi çıldırtacak mısm?, diye önümü kesmezler mi?.. Annemin « —— —- göz yaşları içinde bir boynuma sarılı- şı vardı ki hâlâ unutmam.. Bir gün de İspanyada intihara karar verdim.. Tam o esnada, sefir Yahya Kemal, hızır gi- bi yetişti.. Teşebbüsümü tehir ettim.. Fakat tesadüfen beni o kadar neşeli yerlere götürdü ve hoöşsohbetile benli- ğimi öyle bir nikbin hava içine soktu ki, bir daha intiharr aklıma getir- medim.. Dostlarımdan biri: — Aman, öf! - dedi, - Böyle şeyleri ne demeğe konuşuyoruz.. Başka lâf mi kalmadı.. Ben, dayrandım: | — Gevezeliği kökünden kesip azıcık çalışmağa gitsem daha iyi ederim.. Üst kattaki odama çıktım.. Fakat her şeyden evvel, ötemi berimi yerleş- tirmek fikrine kapıldım.. Kitaplarımı yeni yaptırdığım etajer kütüphanenin raflarma dizdim... Sumenimin içine bir tertip verdim.. Kâğıtlarımı tasnif et- tim. “İyi ki İstanbuldan bu defterleri kâğıtları, mürekkepleri bir senelik toptan almışım.. - diye düşünüyordum. Yoksa, burada bulabilir miydim, bula- maz mıydım, Allah kerim!,, Meselâ işte, bir kiloluk şişeyle stilo mürekke- bi.. Bir de yarım kiloluk kırmızı mü- rekkeî;aîıâ:n hep şöyle şimdilik du- var k koydum.. Sonra, büyük ansiklopedilerimi yerlerine sıralamağa başladım.. Ne de sakarım, yok mu hani.. İşte, koca ciltler yere yuvarlandı.. Kaldır- dım., Yine yerlerine koydum., Ö esnada aşafıda bir çığlıktır kop- tü.. Herkes yukarr koşuşuyor.. İsmimi du?.. Bir şey anlamağa imkân yok... Kapının kanadı, ardıma kadar açıl- dı., — Ne yaptın?.. Ah ne yaptın?.. Ça- buk sargı.. Oksijene!., Doktor.. - diye haykırışıyorlar.. “— Ne yaptım?,, diyorum.. Şaşkmlığrgna payan yok.. — Haydi kendine acımadın, bizede mi acımıyorsun? Bileklerimi yakaladılar.. — Kanm akmasmma mani olmalıyız doktor gelinceye kadar.. Ah kuş be- yinli.. Birdenbire, ellerimin kıpkırmızı kan içinde olduğunu görüyorum.. Sahi... Bu da ne acaba? — İki bileğini de mi kestin? - diye soruyorlar. İşte o zaman meseleyi anlayıp bir kahkaha koyuverdim.. — Kitapları düşürmüştüm,. Yerdeki kırmızı mürekkep şişesi devrilmiş ya- hu. Ansiklopedilerimi kaldırırken el- lerime bulaşmış.. * * & , Meğer, tavandan asağıya, masanın | beyaz örtüsüne kırmızılık damlamış.. Onlar da, deminki intihar mevzuundan kendilerini kuürtaramayıp körküne sşey- ler kçnuşmakta devam- etmişlermiş.. Yesenin,in duvara kanile şiir yazması ve tavandan kırmızı mürekkep damla- ması garip bir tevarüd husule getir- miş., Akılları başlarından oynamış... — Yahu! Görmediniz mi, sizden ne- sSil neşe, nikbinlik ve hayatiyet içinde ayrıldım.. Bu haleti ruhiyedeki bir adam intihar eder mi? Hışkırarak — etrafim dolaşiyor lardı: İ — Ne bilelim?.. Hani, o gün de Na- zım Kâmilden çıkarken de neşeli ha- lin varmış ya.. İnsanım ne düşündüğü belli olur mu?.. - , HABER'in Güzellik Co'toru Kucdonu: | berylerrayor bari; Dunu kaldım..Ne visi — Tonton Amca kundura boyama makinesi Yazan: Niyazi Ahmet | . HABER AKSAM POSTASI IDARE EVİi istanbul Ankara Caddesi Posta kutusu : İstanbul 214 Telgraf adresi; Istanbul HABER Yazı işleri telofonu . 29872 idâreve'ilân . — : 24370 ABÖNE ŞARTLARI Türkiye Eenebi Sanölik 400 Kr 2700 Kr. 6 aylık 730 ,i taso , 3 aytik 800 «& 800 ,, 1 aylık 5o » 300 . Suhıbi ve N?şrıynl Müdürü: Hasan Rasim Us Basıldığı yer (VAKIT) matbaası || 402 sene evvel bugün Padişaha müjde getiren Alemdara beşyüz altın hediyeden başka koca bir sancak beyliği ihsan edildi Osmanlı tarihinde en çok ne idam, ne İsyan ne de azil var, bunun yerine ihsan, dua ve devlet kuşu — Osmanlı tarihinde çarpan şey nedir? Diye bir sual sorulsa, az çok tarih o- kumuüş olanalr birkaç cevap - verebilir- ler: — İdam.. — İsyan... — Âzil,, Ve saire cevaplarını verirler. en çok göze Gerçi bunun bir statistiği yapılmış değildir. Bütün bir ömür, altı yüz bu kadar yıllık tarihi didik didik ederek ba zı statistikler çıkarır, fakat buna lüzum gömeden diyebiliriz ki, Osmanlı t_arîhîn de en çok “ihsan, dua ve halk tabiriyle devlet kuşu,, vardı, Bu devir tarihin her safhasında bunlardan birine rastlarsınız. Burada bir vaka ile buna işaret ede ceğiz: & * * Padişah Süleyman İstanbulun muha- fazasını bir sancak beyine küçük Asya- nın muhafazasını da Saruhan valisi şeh- zade Mustafaya brraktıktan sonra İrana hareket etti. Konyada Celâdeddini Ruminin tür- besini ziyaret etti. Padişah Seyitgazi İshakın kabirlerini ziyaret etti. Veziri de Seyit Battalın Erzurumda şeyh Ebu azamı İbrahim paşaya Erciyesten Emir Mehmet vasıtasiyle krymetli hediyeler gönderdi. ııııı divanda seraskere, beylerbeylerine, ağa- lara, defterdar İskender Çelebiye, reis Celâl zade Mustafa Çelebiye, nişancı Seydi beye teşrif hil'atleri verildi. Padi şahım hassa Aaskerelrine, yeniçerilere, sipahilere adam başına bin akçe, yahut yirmi duka ihsan edildi. İran şahr Tah- masb'dan kaçan — Mehmet bey, Şahrih beyin oğlu ve İran ülmerasından diğer beş kişiye hil'at, kavuk ve kendilerini geçindirecek para ihsan edildi. Veziri azam, bu esnada Bağdada girmişti. Padişah, bu zapt müjdesini getiren adama beş yüz altın ile o zama- nın varidatr ile üç yüz bin akçe veridi. 1534 yılr 31 ilkkânun günü, 402 sene evvel bugün. İhsan ve hediyeler devam etti. İ Veziri azam yirmi bin altın aldıktan başka tahsisatı Mısır varidatından ve- tilmek üzere ve bir misli daha arttırıldı. Bundan sonra kurulan divanda beyler- beyleri, beyler, ağalar padişahın elini üpmek şerefine nail oldular, Hepsine birer terakki verildi. Yani her bırımş başına maruf tabiriyle birer "devletî, kuşu,, kondu. 1 Birkaç satır daha devam edelim. — Reisülküttap olan Mustafa Çelebi ni şancılığa yükseldi ve has'dan kendisine yüz seksen bin akçelik, yahut üç bim altı yüz altımnlık bir malikâne, kendisinin eski yerine gelene de elli bin akçelik, yahut bin dukalık, tezkereciye on sekiz bin akçelik, yani üç yüz altmış'altınlık malikâne tahsis olundu. ! İşte bir sefer ve kısa bir müddet zar- fındaki ihsanlar... ) * rine bildirir. hıdır. , Mühim ilân Türk Anonim Elektrik Şirketinden: Erektrik Şirketi, memurinin 1936 senesine ait “yeşil” renkte ve mustatil şekilde hüviyet kartlarınm 1 İkincikânun 1937 den itibaren iptal edilerek 1937 senesi için muteber olmak üzere “pembe” renkte ve “mustatil şeklinde” kartlarla tebdiledileceğini muhterem müşterile- Mezkür kartlarm baş tarafında şirketin ünvanı yani “TÜRK ANONİM ELEKTRİK ŞİRKETİ” ve eğri olarak 1937 ibaresi yazı- Bu evsafı muhtevi olmryan kartlar usulüne gayri muvafık adde- dilerek hâmilleri hemen polise ihbar olunmalıdır. Şirket, müşterile- rin işbu ihbarnameye riayet etmemelerinden tevellüt edebilecek olan neticeler için her mes'uliyeti şimdiden reddeyler. DİREKTÖRLÜK 4 Aİ * lerine arzeder. zılıdır. . .. u y A - Mühim ilân ,_ ) Istanbu'da Hava Gazı ve Elektrik ve Teşeh- © büsatı Sınatye Türk Anonim Şirketinden . İstanbulda Hava Gazı ve Elek'rik ve Teşebbüsatı Smaiye Türk | AÂnonim Şirketi memurinin 1936 senesine ait “kül” renkte ve “mus- tatil” şekilde hüviyet kartlarının 1 İkincikânun 1937 den itibaren ip- Ğ tal edilerek 1937 senesi için muteber olamk üzere “turunç” - renkte £ | ve “mustatil” şekilde kartlarla tebdil edileceğini muhterem müsteri- Mezkür kartların baş tarafında şirketin ünvanı yani “İSTAN- BULDA HAVA GAZI VE ELEKTRİK VE TEŞEBBÜSATI S- NAİYE TÜRK ANONİM ŞİRKETİ” ve eğri olarak 1937 ibaresi ya- | Bu evsafı muhtevi olmuyan kartlar usulüne ga;nfi muvafık adde- £ dilerek hâmilleri hemen polise ihbar olunmalıdır. rin işbu ihbarnameye riayet etmemelerinden tevellüt edebilecek olan | teticeler için her mes'uliyeti şimdiden reddeyler. DİRE.KTÖRLÜIŞŞ_ |